| فِيهَا: orada
| رَوَاسِيَ: dağlar
| شَامِخَاتٍ: yüksek yüksek
| وَأَسْقَيْنَاكُمْ: ve size içirmedik mi?
| مَاءً: su(lar)
| فُرَاتًا: tatlı
| (77:27)
| إِلَىٰ:
| مَا: şeye
| كُنْتُمْ: olduğunuz
| بِهِ: onu
| تُكَذِّبُونَ: yalanlamış
| (77:29)
| إِلَىٰ:
| ظِلٍّ: bir gölgeye
| ذِي: olan
| ثَلَاثِ: üç
| شُعَبٍ: dalı
| (77:30)
| ظَلِيلٍ: gölgelendirmez
| وَلَا: ve ne de
| يُغْنِي: korumaz
| مِنَ: -den
| اللَّهَبِ: alev-
| (77:31)
| تَرْمِي: saçar
| بِشَرَرٍ: kıvılcım(lar)
| كَالْقَصْرِ: kütük gibi
| (77:32)
| يُؤْذَنُ: izin verilmez
| لَهُمْ: kendilerine
| فَيَعْتَذِرُونَ: özür dilesinler
| (77:36)
| يَوْمُ: günüdür
| الْفَصْلِ: hüküm
| جَمَعْنَاكُمْ: sizi bir araya topladık
| وَالْأَوَّلِينَ: ve öncekileri
| (77:38)
| كَانَ: varsa
| لَكُمْ: sizin
| كَيْدٌ: bir hileniz
| فَكِيدُونِ: haydi bana hile yapın
| (77:39)
| الْمُتَّقِينَ: muttakiler ise
| فِي: altındadır
| ظِلَالٍ: gölgeler
| وَعُيُونٍ: ve çeşme başındadırlar
| (77:41)
| مِمَّا: şeylerden
| يَشْتَهُونَ: gönüllerinin çektiği
| (77:42)
| وَاشْرَبُوا: ve için
| هَنِيئًا: afiyetle
| بِمَا: karşılık
| كُنْتُمْ: olduğunuza
| تَعْمَلُونَ: yapıyor(sunuz)
| (77:43)
| كَذَٰلِكَ: böyle
| نَجْزِي: mükafatlandırırız
| الْمُحْسِنِينَ: güzel davrananları
| (77:44)
| وَتَمَتَّعُوا: ve sefa sürün
| قَلِيلًا: azıcık
| إِنَّكُمْ: siz
| مُجْرِمُونَ: suçlularsınız
| (77:46)
| قِيلَ: dendiği
| لَهُمُ: onlara
| ارْكَعُوا: rüku' edin
| لَا:
| يَرْكَعُونَ: rüku' etmezler
| (77:48)