70Me’âric Suresi
Kuran Sırası: 70
İniş Sırası: 79
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|teǎ'rucu: çıkar
| l-melāiketu: melekler
| ve rrūHu: ve ruh
| ileyhi: O'na
| fī: içinde
| yevmin: bir gün
| kāne: olan
| miḳdāruhu: miktarı
| ḣamsīne: elli
| elfe: bin
| senetin: yıl
| (70:4)

| l-melāiketu: melekler
| ve rrūHu: ve ruh
| ileyhi: O'na
| fī: içinde
| yevmin: bir gün
| kāne: olan
| miḳdāruhu: miktarı
| ḣamsīne: elli
| elfe: bin
| senetin: yıl
| (70:4)|yubeSSarūnehum: birbirlerine gösterilirler
| yeveddu: ister
| l-mucrimu: suçlu olan
| lev: keşke
| yeftedī: fidye versin
| min: -ndan (kurtarmak için)
| ǎƶābi: azabı-
| yevmiiƶin: o günün
| bibenīhi: oğullarını
| (70:11)

| yeveddu: ister
| l-mucrimu: suçlu olan
| lev: keşke
| yeftedī: fidye versin
| min: -ndan (kurtarmak için)
| ǎƶābi: azabı-
| yevmiiƶin: o günün
| bibenīhi: oğullarını
| (70:11)|ve men: ve bulunanları
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: hepsini
| ṧumme: sonra
| yuncīhi: kendisini kurtarsın
| (70:14)

| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: hepsini
| ṧumme: sonra
| yuncīhi: kendisini kurtarsın
| (70:14)|velleƶīne: ve
| fī: vardır
| emvālihim: onların mallarında
| Haḳḳun: bir hak (hisse)
| meǎ'lūmun: belli
| (70:24)

| fī: vardır
| emvālihim: onların mallarında
| Haḳḳun: bir hak (hisse)
| meǎ'lūmun: belli
| (70:24)|velleƶīne: ve
| hum: onlar
| min: -ndan
| ǎƶābi: azabı-
| rabbihim: Rablerinin
| muşfiḳūne: korkarlar
| (70:27)

| hum: onlar
| min: -ndan
| ǎƶābi: azabı-
| rabbihim: Rablerinin
| muşfiḳūne: korkarlar
| (70:27)|illā: dışındadır
| ǎlā:
| ezvācihim: eşleri
| ev: ya da
| mā:
| meleket: altında bulunanlar
| eymānuhum: ellerinin
| feinnehum: şüphesiz onlar
| ğayru:
| melūmīne: kınanmazlar
| (70:30)

| ǎlā:
| ezvācihim: eşleri
| ev: ya da
| mā:
| meleket: altında bulunanlar
| eymānuhum: ellerinin
| feinnehum: şüphesiz onlar
| ğayru:
| melūmīne: kınanmazlar
| (70:30)|femeni: ama kim
| bteğā: ararsa
| verā'e: ötesini
| ƶālike: bundan
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-ǎādūne: (sınırı) aşanlardır
| (70:31)

| bteğā: ararsa
| verā'e: ötesini
| ƶālike: bundan
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-ǎādūne: (sınırı) aşanlardır
| (70:31)|velleƶīne: ve
| hum: onlar
| liemānātihim: emanetlerini
| ve ǎhdihim: ve ahidlerini
| rāǔne: gözetirler
| (70:32)

| hum: onlar
| liemānātihim: emanetlerini
| ve ǎhdihim: ve ahidlerini
| rāǔne: gözetirler
| (70:32)|velleƶīne: ve -kimseler
| hum: onlar
| ǎlā:
| Salātihim: desteklerinde
| yuHāfiZūne: korumacı-
| (70:34)

| hum: onlar
| ǎlā:
| Salātihim: desteklerinde
| yuHāfiZūne: korumacı-
| (70:34)|femāli: ne oluyor?
| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| ḳibeleke: sana doğru
| muhTiǐyne: koşuyorlar
| (70:36)

| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden(lere)
| ḳibeleke: sana doğru
| muhTiǐyne: koşuyorlar
| (70:36)|ǎni: -dan
| l-yemīni: sağ-
| ve ǎni: ve
| ş-şimāli: soldan
| ǐzīne: ayrı ayrı gruplar halinde
| (70:37)

| l-yemīni: sağ-
| ve ǎni: ve
| ş-şimāli: soldan
| ǐzīne: ayrı ayrı gruplar halinde
| (70:37)|eyeTmeǔ: umuyor mu?
| kullu: her
| mriin: biri
| minhum: onlardan
| en:
| yudḣale: sokulacağını
| cennete: cennetine
| neǐymin: ni'met
| (70:38)

| kullu: her
| mriin: biri
| minhum: onlardan
| en:
| yudḣale: sokulacağını
| cennete: cennetine
| neǐymin: ni'met
| (70:38)|kellā: hayır
| innā: elbette biz
| ḣaleḳnāhum: onları yarattık
| mimmā: şeyden
| yeǎ'lemūne: bildikleri
| (70:39)

| innā: elbette biz
| ḣaleḳnāhum: onları yarattık
| mimmā: şeyden
| yeǎ'lemūne: bildikleri
| (70:39)|felā: hayır
| uḳsimu: yemin ederim ki
| birabbi: Rabbine
| l-meşāriḳi: doğuların
| velmeğāribi: ve batıların
| innā: elbette bizim
| leḳādirūne: gücümüz yeter
| (70:40)

| uḳsimu: yemin ederim ki
| birabbi: Rabbine
| l-meşāriḳi: doğuların
| velmeğāribi: ve batıların
| innā: elbette bizim
| leḳādirūne: gücümüz yeter
| (70:40)|ǎlā:
| en:
| nubeddile: onları değiştirmeğe
| ḣayran: daha hayırlısıyla
| minhum: kendilerinden
| ve mā: ve değil(iz)
| neHnu: biz
| bimesbūḳīne: önüne geçilecek
| (70:41)

| en:
| nubeddile: onları değiştirmeğe
| ḣayran: daha hayırlısıyla
| minhum: kendilerinden
| ve mā: ve değil(iz)
| neHnu: biz
| bimesbūḳīne: önüne geçilecek
| (70:41)|feƶerhum: bırak onları
| yeḣūDū: dalsınlar
| ve yel'ǎbū: ve oynasınlar
| Hattā: kadar
| yulāḳū: kavuşuncaya
| yevmehumu: günlerine
| lleƶī:
| yūǎdūne: kendilerine va'dedilen
| (70:42)

| yeḣūDū: dalsınlar
| ve yel'ǎbū: ve oynasınlar
| Hattā: kadar
| yulāḳū: kavuşuncaya
| yevmehumu: günlerine
| lleƶī:
| yūǎdūne: kendilerine va'dedilen
| (70:42)|yevme: o gün
| yeḣrucūne: çıkarlar
| mine: -den
| l-ecdāṧi: kabirler-
| sirāǎn: hızlı hızlı
| keennehum: onlar gibidirler
| ilā: doğru
| nuSubin: dikilenlere (putlara)
| yūfiDūne: koşuyorlar
| (70:43)

| yeḣrucūne: çıkarlar
| mine: -den
| l-ecdāṧi: kabirler-
| sirāǎn: hızlı hızlı
| keennehum: onlar gibidirler
| ilā: doğru
| nuSubin: dikilenlere (putlara)
| yūfiDūne: koşuyorlar
| (70:43)|ḣāşiǎten: korkulu
| ebSāruhum: gözleri
| terheḳuhum: onları bürümüş
| ƶilletun: alçaklık
| ƶālike: işte budur
| l-yevmu: gün
| lleƶī:
| kānū: olan
| yūǎdūne: onlara va'dedilmiş
| (70:44)

| ebSāruhum: gözleri
| terheḳuhum: onları bürümüş
| ƶilletun: alçaklık
| ƶālike: işte budur
| l-yevmu: gün
| lleƶī:
| kānū: olan
| yūǎdūne: onlara va'dedilmiş
| (70:44)