Abdulbaki Gölpınarlı 🔊 Meali
İsteyen biri, istedi gelip çatacak azâbı.(70:1)

O azâbı ki kâfirlerin başından defedecek yok.(70:2)

Yüksek dereceler sahibi Allah'tandır.(70:3)

Melekler ve Rûh, kendilerine emredilen yere çıkarlar bir günde ki miktarı elli bin yıldır.(70:4)

Artık sabret güzel bir sabırla.(70:5)

Şüphe yok ki onlar uzak görürler onu.(70:6)

Ve bizse pek yakın görürüz onu.(70:7)

O gün gök, yağ tortusuna döner.(70:8)

Ve dağlar, atılmış renk renk pamuğa benzer.(70:9)

Ve hiçbir dost, dostunu sormaz.(70:10)

Birbirlerini görüp tanırlar da ve suçlu, o günün azâbına karşılık oğlunu da vermek ister.(70:11)

Kendisini barındıran kabîle halkını da.(70:13)

Ve kim varsa yeryüzünde hepsini de fedâ etmek ve sonra da kendini kurtarmak ister.(70:14)

Fakat imkânı yok; şüphe yok ki cehennem alev alev yanmadadır.(70:15)

Ne el bırakmadadır, ne ayak, ne et bırakmadadır, ne deri.(70:16)

Şüphe yok ki insan haris yaratılmıştır.(70:19)

Bir şerre uğrarsa bağırır, sızlanır.(70:20)

Ve bir hayır elde ederse vermez, kıskanır.(70:21)

Ancak müstesnâdır namaz kılanlar.(70:22)

Öylesine kılanlar ki namazlarını dâimâ kılarlar.(70:23)

Ve öyle kişilerdir onlar ki mallarında malûm bir hak var.(70:24)

Ve öyle kişilerdir onlar ki cezâ gününü gerçek bilirler.(70:26)

Ve öyle kişilerdir onlar ki Rablerinin azâbından korkarlar.(70:27)

şüphe yok ki Rablerinin azâbından da kimse emîn olamaz.(70:28)

Ve öyle kişilerdir onlar ki ırzlarını korurlar.(70:29)

Ancak eşleri ve temellük ettikleri müstesnâ ve artık bu hususta da kınanmazlar onlar.(70:30)

Bunlardan başkasını isteyenlere gelince, onlardır haddi aşanların ta kendileri.(70:31)

Ve öyle kişilerdir onlar ki emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.(70:32)

Ve öyle kişilerdir onlar ki tanıklıklarında doğrudurlar.(70:33)

Ve öyle kişilerdir onlar ki namazlarını korurlar.(70:34)

İşte onlardır cennetlerde ağırlananlar.(70:35)

Ne oluyor kâfirlere ki sana doğru koşmadalar.(70:36)

Sağdan ve soldan parça parça ve bölük bölük.(70:37)

Onların her biri, Naîm cennetine sokulacaklarını mı umuyorlar?(70:38)

Fakat imkânı yok; şüphe yok ki biz, onları, onların da bildikleri şeyden yarattık.(70:39)

Andolsun doğuların Rabbine ve batıların Rabbine, gerçekten de bizim gücümüz yeter.(70:40)

Onlardan daha hayırlısını, yerlerine geçirmeye ve kimse önümüze geçemez.(70:41)

Bırak artık onları dalsınlar daldıklarına ve oynasınlar oynadıklarıyla, kendilerine vaadedilen güne kavuşuncaya dek.(70:42)

O gün, kabirlerinden çıkarlar da koşmaya başlarlar, sanki dikilmiş hedeflere yelmedeler.(70:43)

Gözleri yerde, üstlerine aşağılık çökmüş; işte onlara vaadedilen gün, bugündür.(70:44)
