| CALNEH: onu yaptık
| GR ËNE: bir Kur'an
| ARBYE: Arapça
| LALKM: umulur ki
| TAGLVN: düşünüp anlarsınız
| (43:3)
| FY: içindedir
| ÊM: ana
| ELKTEB: Kitap
| LD̃YNE: katımızda bulunan
| LALY: elbette yücedir
| ḪKYM: hikmetlidir
| (43:4)
| ANKM: sizi
| ELZ̃KR: uyarmaktan
| ṦFḪE: vazgeçip
| ÊN: diye
| KNTM: oldunuz
| GVME: bir kavim
| MSRFYN: aşırı giden
| (43:5)
| ÊRSLNE: biz gönderdik
| MN:
| NBY: peygamber
| FY: içinde
| ELÊVLYN: önce gelenler
| (43:6)
| YÊTYHM: onlara gelmezdi
| MN: hiçbir
| NBY: peygamber
| ÎLE:
| KENVE: etmedikleri
| BH: onunla
| YSTHZÙVN: alay
| (43:7)
| ÊŞD̃: daha güçlü olanı
| MNHM: bunlardan
| BŦŞE: yakalayarak
| VMŽ: ve geçti
| MS̃L: örneği
| ELÊVLYN: öncekilerin
| (43:8)
| SÊLTHM: onlara sorsan
| MN: kim?
| ḢLG: yarattı
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| LYGVLN: elbette diyecekler ki
| ḢLGHN: onları yarattı
| ELAZYZ: çok üstün olan
| ELALYM: çok bilen
| (43:9)
| CAL: kılandır
| LKM: sizin için
| ELÊRŽ: yeri
| MHD̃E: bir beşik
| VCAL: ve yapandır
| LKM: size
| FYHE: orada
| SBLE: yollar
| LALKM: umulur ki
| THTD̃VN: hidayete eresiniz
| (43:10)
| NZL: indirendir
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök-
| MEÙ: su
| BGD̃R: bir ölçü ile
| FÊNŞRNE: böylece canlandırdık
| BH: onunla
| BLD̃T: bir ülkeyi
| MYTE: ölü
| KZ̃LK: işte öyle
| TḢRCVN: siz de çıkarılacaksınız
| (43:11)
| ḢLG: yaratandır
| ELÊZVEC: çiftleri
| KLHE: bütün
| VCAL: ve var edendir
| LKM: size
| MN:
| ELFLK: gemiler
| VELÊNAEM: ve hayvanlar
| ME:
| TRKBVN: bineceğiniz
| (43:12)
| AL: üzerine
| ƵHVRH: onların sırtları
| S̃M: sonra
| TZ̃KRVE: anmanız için
| NAMT: ni'metini
| RBKM: Rabbinizin
| ÎZ̃E: zaman
| ESTVYTM: bindiğiniz
| ALYH: onlara
| VTGVLVE: ve (şöyle) demeniz için
| SBḪEN: şanı yücedir
| ELZ̃Y:
| SḢR: hizmetimize verenin
| LNE: bizim
| HZ̃E: bunu
| VME: yoksa
| KNE: biz değildik
| LH: bunu
| MGRNYN: (hizmetimize) yanaştıracak
| (43:13)
| LH: O'na
| MN: -ndan
| ABED̃H: kulları-
| CZÙE: bir parça
| ÎN: gerçekten
| ELÎNSEN: insan
| LKFVR: bir nankördür
| MBYN: apaçık
| (43:15)
| ETḢZ̃: kendisine aldı (mı?)
| MME:
| YḢLG: yarattıklarından
| BNET: kızları
| VÊṦFEKM: ve size seçti
| BELBNYN: oğulları
| (43:16)
| BŞR: müjdelense
| ÊḪD̃HM: onlardan birine
| BME:
| ŽRB: anlattığı
| LLRḪMN: Rahman'a
| MS̃LE: benzer olarak
| ƵL: kesilir
| VCHH: yüzü
| MSVD̃E: kapkara
| VHV: ve o
| KƵYM: öfkesinden yutkunup durur
| (43:17)
| YNŞÊ: yetiştirilen
| FY: içinde
| ELḪLYT: süs
| VHV: ve
| FY:
| ELḢṦEM: mücadelede
| ĞYR: olmayan
| MBYN: açık
| (43:18)
| ELMLEÙKT: melekleri
| ELZ̃YN: olan
| HM: onlar
| ABED̃: kulları
| ELRḪMN: Rahman'ın
| ÎNES̃E: dişi
| ÊŞHD̃VE: şahid mi oldular?
| ḢLGHM: onların yaratılışlarına
| STKTB: yazılacaktır
| ŞHED̃THM: şahidlikleri
| VYSÊLVN: ve (bundan) sorulacaklardır
| (43:19)
| LV: eğer
| ŞEÙ: dileseydi
| ELRḪMN: Rahman
| ME:
| ABD̃NEHM: biz onlara tapmazdık
| ME: yoktur
| LHM: onların
| BZ̃LK: bu hususta
| MN: hiçbir
| ALM: bilgileri
| ÎN:
| HM: onlar
| ÎLE: sadece
| YḢRṦVN: saçmalıyorlar
| (43:20)
| ËTYNEHM: onlara (mı) vermişiz?
| KTEBE: bir Kitap
| MN:
| GBLH: bundan önce
| FHM: onlar
| BH: ona
| MSTMSKVN: sarılıyorlar
| (43:21)
| GELVE: dediler ki
| ÎNE: elbette biz
| VCD̃NE: bulduk
| ËBEÙNE: babalarımızı
| AL: üzerinde
| ÊMT: bir din
| VÎNE: ve elbette biz de
| AL: üzerinde
| ËS̃ERHM: onların izleri
| MHTD̃VN: gidiyoruz
| (43:22)
| ME:
| ÊRSLNE: göndermedik
| MN:
| GBLK: senden önce
| FY: herhangi
| GRYT: bir kente
| MN: hiçbir
| NZ̃YR: uyarıcı
| ÎLE: dışında
| GEL: diyenlerden
| MTRFVHE: oranın zenginleri
| ÎNE: elbette biz
| VCD̃NE: bulduk
| ËBEÙNE: babalarımızı
| AL: üzerinde
| ÊMT: bir din
| VÎNE: ve biz de
| AL:
| ËS̃ERHM: onların izlerine
| MGTD̃VN: uyarız
| (43:23)
| ÊVLV: şayet
| CÙTKM: ben size getirsem de mi?
| BÊHD̃: daha doğrusunu
| MME: şeyden
| VCD̃TM: bulduğunuz
| ALYH: üzerinde
| ËBEÙKM: babalarınızı
| GELVE: dediler
| ÎNE: doğrusu biz
| BME: şeyi
| ÊRSLTM: sizinle gönderilen
| BH: onu
| KEFRVN: inkar ediyoruz
| (43:24)
| MNHM: onlardan
| FENƵR: bak
| KYF: nasıl
| KEN: oldu
| AEGBT: sonu
| ELMKZ̃BYN: yalanlayanların
| (43:25)
| GEL: demişti ki
| ÎBREHYM: İbrahim
| LÊBYH: babasına
| VGVMH: ve kavmine
| ÎNNY: şüphesiz ben
| BREÙ: uzağım
| MME: şeylerden
| TABD̃VN: sizin taptığınız
| (43:26)
| ELZ̃Y:
| FŦRNY: beni yaratana
| FÎNH: çünkü O
| SYHD̃YN: bana doğru yolu gösterecektir
| (43:27)
| KLMT: bir söz
| BEGYT: kalıcı
| FY: arasında
| AGBH: kendinden sonrakiler
| LALHM: umulur ki
| YRCAVN: dönerler (diye)
| (43:28)
| MTAT: yaşattım
| HÙLEÙ: bunları
| V ËBEÙHM: ve babalarını
| ḪT: dek
| CEÙHM: kendilerine gelinceye
| ELḪG: gerçek söz
| VRSVL: ve elçi
| MBYN: açıklayan
| (43:29)
| CEÙHM: onlara gelince
| ELḪG: gerçek
| GELVE: dediler
| HZ̃E: bu
| SḪR: büyüdür
| VÎNE: ve elbette biz
| BH: onu
| KEFRVN: tanımayız
| (43:30)
| LVLE: değil miydi?
| NZL: indirilmeli
| HZ̃E: bu
| ELGR ËN: Kur'an
| AL:
| RCL: bir adama
| MN: -ten
| ELGRYTYN: iki kent-
| AƵYM: büyük
| (43:31)
| YGSMVN: bölüştürüyorlar
| RḪMT: rahmetini
| RBK: Rabbinin
| NḪN: biz
| GSMNE: taksim ettik
| BYNHM: aralarında
| MAYŞTHM: onların geçimliklerini
| FY:
| ELḪYET: hayatında
| ELD̃NYE: dünya
| VRFANE: ve üstün kıldık
| BAŽHM: onlardan kimini
| FVG: üzerine
| BAŽ: ötekiler
| D̃RCET: derecelerle
| LYTḢZ̃: edinmeleri için
| BAŽHM: biri
| BAŽE: diğerine
| SḢRYE: hizmetçi, çalışan
| VRḪMT: ve rahmeti
| RBK: Rabbinin
| ḢYR: daha hayırlıdır
| MME: şeylerden
| YCMAVN: onların toplayıp yığdıkları
| (43:32)
| ÊN:
| YKVN: olması
| ELNES: insanların
| ÊMT: ümmet
| VEḪD̃T: bir tek
| LCALNE: yapardık
| LMN: kimseler için
| YKFR: inkar eden
| BELRḪMN: Rahman'ı
| LBYVTHM: evlerine
| SGFE: tavanlar
| MN: -ten
| FŽT: gümüş-
| VMAERC: ve merdivenler
| ALYHE: üzerine
| YƵHRVN: binip çıkacakları
| (43:33)
| ÊBVEBE: kapılar
| VSRRE: ve koltuklar
| ALYHE: üzerine
| YTKÙVN: yaslanacakları
| (43:34)
| VÎN: (başka) değil
| KL: bütün
| Z̃LK: bunlar
| LME: sadece
| MTEA: geçici menfaatleridir
| ELḪYET: hayatının
| ELD̃NYE: dünya
| VEL ËḢRT: ahiret ise
| AND̃: katında
| RBK: Rabbinin
| LLMTGYN: muttakiler içindir
| (43:35)
| YAŞ: yüz çevirirse
| AN: -nden
| Z̃KR: zikri-
| ELRḪMN: Rahman'ın
| NGYŽ: sardırırız
| LH: ona
| ŞYŦENE: bir şeytanı
| FHV: artık o
| LH: onun
| GRYN: arkadaşı olur
| (43:36)
| LYṦD̃VNHM: onları engellerler
| AN: -dan
| ELSBYL: yol-
| VYḪSBVN: fakat sanırlar
| ÊNHM: bunlar
| MHTD̃VN: doğru yolda olduklarını
| (43:37)
| ÎZ̃E: zaman
| CEÙNE: bize geldiği
| GEL: der ki
| YE: EY/HEY/AH
| LYT: Keşke!
| BYNY: benimle
| VBYNK: senin aranda
| BAD̃: kadar uzaklık
| ELMŞRGYN: iki doğu
| FBÙS: meğer ne kötü
| ELGRYN: arkadaş(mışsın)
| (43:38)
| YNFAKM: size bir yarar sağlamaz
| ELYVM: bugün
| ÎZ̃: çünkü
| ƵLMTM: zulmettiniz
| ÊNKM: siz
| FY:
| ELAZ̃EB: azabda
| MŞTRKVN: ortaksınız
| (43:39)
| TSMA: işittireceksin
| ELṦM: sağıra
| ÊV: yahut
| THD̃Y: yola ileteceksin
| ELAMY: körü
| VMN: ve kimseyi
| KEN: olan
| FY:
| ŽLEL: sapıklıkta
| MBYN: apaçık
| (43:40)
| NZ̃HBN: biz alıp götürsek
| BK: seni
| FÎNE: muhakkak biz
| MNHM: onlardan
| MNTGMVN: öc alırız
| (43:41)
| NRYNK: sana gösteririz
| ELZ̃Y: şeyi
| VAD̃NEHM: onları uyardığımız
| FÎNE: şüphesiz bizim
| ALYHM: onlara
| MGTD̃RVN: gücümüz yeter
| (43:42)
| BELZ̃Y:
| ÊVḪY: vahyedilene
| ÎLYK: sana
| ÎNK: çünkü sen
| AL: üzerindesin
| ṦREŦ: yol
| MSTGYM: doğru
| (43:43)
| LZ̃KR: bir Zikir'dir
| LK: sana
| VLGVMK: ve kavmine
| VSVF: ve yakında
| TSÊLVN: sorulacaksınız
| (43:44)
| MN: kimseye
| ÊRSLNE: gönderdiğimiz
| MN:
| GBLK: senden önce
| MN: -den
| RSLNE: elçilerimiz-
| ÊCALNE: yapmış mıyız?
| MN:
| D̃VN: başka
| ELRḪMN: Rahman'dan
| ËLHT: tanrılar
| YABD̃VN: tapılacak
| (43:45)
| ÊRSLNE: biz gönderdik
| MVS: Musa'yı
| B ËYETNE: ayetlerimizle
| ÎL:
| FRAVN: Fir'avn'a
| VMLÙH: ve ileri gelen adamlarına
| FGEL: dedi
| ÎNY: elbette ben
| RSVL: elçisiyim
| RB: Rabbinin
| ELAELMYN: alemlerin
| (43:46)
| CEÙHM: onlara gelince
| B ËYETNE: ayetlerimizle
| ÎZ̃E: hemen
| HM: onlar
| MNHE: onlarla
| YŽḪKVN: (alay edip) gülmeğe başladılar
| (43:47)
| NRYHM: onlara göstermeyiz
| MN: hiçbir
| ËYT: mu'cize
| ÎLE: başkasını
| HY: o
| ÊKBR: daha büyük (olandan)
| MN: -nden
| ÊḢTHE: öteki-
| VÊḢZ̃NEHM: ve onları yakaladık
| BELAZ̃EB: azab(lar) ile
| LALHM: umulur ki
| YRCAVN: dönerler
| (43:48)
| YE: EY/HEY/AH
| ÊYH: SİZ!
| ELSEḪR: büyücü
| ED̃A: du'a et
| LNE: bizim için
| RBK: Rabbine
| BME: hürmetine
| AHD̃: söz
| AND̃K: sana verdiği
| ÎNNE: artık biz
| LMHTD̃VN: yola geleceğiz
| (43:49)
| KŞFNE: biz kaldırınca
| ANHM: onlardan
| ELAZ̃EB: azabı
| ÎZ̃E: hemen
| HM: onlar
| YNKS̃VN: sözlerinden dönüyorlar
| (43:50)
| FRAVN: Fir'avn
| FY: içinde
| GVMH: kavminin
| GEL: dedi ki
| YE: EY/HEY/AH
| GVM: kavmim
| ÊLYS: değil mi?
| LY: benim
| MLK: mülkü
| MṦR: Mısır
| VHZ̃H: ve şu
| ELÊNHER: ırmaklar
| TCRY: akıp giden
| MN:
| TḪTY: altımdan
| ÊFLE:
| TBṦRVN: görmüyor musunuz?
| (43:51)
| ÊNE: ben
| ḢYR: daha iyi
| MN: -ndan
| HZ̃E: şu-
| ELZ̃Y: ki
| HV: o
| MHYN: aşağılıktır
| VLE: ve olmayandır
| YKED̃: nerdeyse
| YBYN: söz anlatacak durumda
| (43:52)
| ÊLGY: atılmalı
| ALYH: üzerine
| ÊSVRT: bilezikler
| MN: -dan
| Z̃HB: altın-
| ÊV: yahut
| CEÙ: gelmeli (değil miydi?)
| MAH: yanında
| ELMLEÙKT: melekler
| MGTRNYN: yakın
| (43:53)
| GVMH: kavmini
| FÊŦEAVH: onlar da ona boyun eğdiler
| ÎNHM: çünkü onlar
| KENVE: idiler
| GVME: bir kavim
| FESGYN: yoldan çıkmış
| (43:54)
| ËSFVNE: onlar bizi kızdırınca
| ENTGMNE: biz de öc aldık
| MNHM: onlardan
| FÊĞRGNEHM: ve onları boğduk
| ÊCMAYN: hepsini
| (43:55)
| SLFE: geçmiş ataları
| VMS̃LE: ve örneği
| LL ËḢRYN: sonradan gelenlerin
| (43:56)
| ŽRB: anlatılınca
| EBN: oğlu
| MRYM: Meryem
| MS̃LE: bir misal olarak
| ÎZ̃E: hemen
| GVMK: kavmin
| MNH: ondan ötürü
| YṦD̃VN: yaygarayı bastılar
| (43:57)
| Ê ËLHTNE: bizim tanrılarımız mı?
| ḢYR: hayırlıdır
| ÊM: yoksa
| HV: o mu?
| ME:
| ŽRBVH: bunu misal vermediler
| LK: sana
| ÎLE: dışında bir sebeple
| CD̃LE: tartışmak
| BL: doğrusu
| HM: onlar
| GVM: bir toplumdur
| ḢṦMVN: kavgacı
| (43:58)
| HV: O
| ÎLE: başkası
| ABD̃: bir kul(dan)
| ÊNAMNE: ni'met verdiğimiz
| ALYH: kendisine
| VCALNEH: ve kıldığımız
| MS̃LE: örnek
| LBNY: oğullarına
| ÎSREÙYL: İsrail
| (43:59)
| NŞEÙ: dileseydik
| LCALNE: elbette yapardık
| MNKM: sizden
| MLEÙKT: melekler
| FY:
| ELÊRŽ: (şu) dünyada
| YḢLFVN: yerinize geçen
| (43:60)
| LALM: ilmidir
| LLSEAT: kıyametin
| FLE: hiç
| TMTRN: şüphe etmeyin
| BHE: ondan
| VETBAVN: ve bana uyun
| HZ̃E: budur
| ṦREŦ: yol
| MSTGYM: doğru
| (43:61)
| YṦD̃NKM: sizi (bundan) alıkoymasın
| ELŞYŦEN: şeytan
| ÎNH: çünkü o
| LKM: sizin için
| AD̃V: bir düşmandır
| MBYN: açık
| (43:62)
| CEÙ: gelince
| AYS: Îsa
| BELBYNET: açık kanıtlarla
| GEL: dedi ki
| GD̃: elbette
| CÙTKM: ben size geldim
| BELḪKMT: hikmet ile
| VLÊBYN: ve açıklamak için (geldim)
| LKM: size
| BAŽ: bir kısmını
| ELZ̃Y: şeylerden
| TḢTLFVN: ayrılığa düştünüğünüz
| FYH: onda
| FETGVE: o halde korkun
| ELLH: Allah'tan
| VÊŦYAVN: ve bana ita'at edin
| (43:63)
| ELLH: Allah
| HV: O'dur
| RBY: benim Rabbim
| VRBKM: ve sizin Rabbiniz
| FEABD̃VH: O'na tapın
| HZ̃E: budur
| ṦREŦ: yol
| MSTGYM: doğru
| (43:64)
| ELÊḪZEB: guruplar
| MN:
| BYNHM: aralarından çıkan
| FVYL: vay haline
| LLZ̃YN:
| ƵLMVE: zulmedenlerin
| MN: -ndan
| AZ̃EB: azabı-
| YVM: bir günün
| ÊLYM: acıklı
| (43:65)
| YNƵRVN: bekliyorlar
| ÎLE: başkasını-
| ELSEAT: sa'atin
| ÊN:
| TÊTYHM: başlarına gelmesinden
| BĞTT: ansızın
| VHM: ve onlar
| LE: hiç
| YŞARVN: farkında değillerken
| (43:66)
| YVMÙZ̃: o gün
| BAŽHM: bir kısmı
| LBAŽ: diğerine
| AD̃V: düşmandır
| ÎLE: dışında
| ELMTGYN: muttakiler
| (43:67)
| ABED̃: kullarım
| LE: yoktur
| ḢVF: korku
| ALYKM: size
| ELYVM: bugün
| VLE: ve ne de
| ÊNTM: siz
| TḪZNVN: üzülmeyeceksiniz
| (43:68)
| ËMNVE: iman eden(ler)
| B ËYETNE: ayetlerimize
| VKENVE: ve olanlar
| MSLMYN: müslüman
| (43:69)
| ELCNT: cennete
| ÊNTM: siz
| VÊZVECKM: ve eşleriniz
| TḪBRVN: ağırlanıp sevindirileceksiniz
| (43:70)
| ALYHM: onların önünde
| BṦḪEF: tepsiler
| MN: -dan
| Z̃HB: altın-
| VÊKVEB: ve kadehler
| VFYHE: orada vardır
| ME: her şey
| TŞTHYH: canların çektiği
| ELÊNFS: nefislerinin
| VTLZ̃: ve hoşlandığı
| ELÊAYN: gözlerin
| VÊNTM: ve siz
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: ebedi kalacaksınız
| (43:71)
| ELCNT: cennet
| ELTY:
| ÊVRS̃TMVHE: size miras verilen
| BME: karşılık
| KNTM: olduklarınıza
| TAMLVN: yapıyor(lar)
| (43:72)
| FYHE: orada
| FEKHT: meyva
| KS̃YRT: çok
| MNHE: onlardan
| TÊKLVN: yersiniz
| (43:73)
| ELMCRMYN: suçlular
| FY:
| AZ̃EB: azabında
| CHNM: cehennem
| ḢELD̃VN: sürekli kalacaklardır
| (43:74)
| YFTR: hafifletilmeyecektir
| ANHM: kendilerinden
| VHM: ve onlar
| FYH: onun içinde
| MBLSVN: umutsuzdurlar
| (43:75)
| ƵLMNEHM: biz onlara zulmetmedik
| VLKN: fakat
| KENVE: idiler
| HM: onlar
| ELƵELMYN: zalimler
| (43:76)
| YE: EY/HEY/AH
| MELK: Malik
| LYGŽ: hüküm versin
| ALYNE: bizim hakkımızda
| RBK: Rabbin
| GEL: dedi
| ÎNKM: siz
| MEKS̃VN: kalacaksınız
| (43:77)
| CÙNEKM: biz size getirdik
| BELḪG: hakkı
| VLKN: fakat
| ÊKS̃RKM: sizin çoğunuz
| LLḪG: haktan
| KERHVN: hoşlanmıyorsunuz
| (43:78)
| ÊBRMVE: kararlaştırdılar (mı?)
| ÊMRE: bir iş
| FÎNE: elbette biz de
| MBRMVN: kararlıyız
| (43:79)
| YḪSBVN: sanıyorlar (mı?)
| ÊNE: biz
| LE:
| NSMA: işitmiyoruz
| SRHM: onların sırlarını
| VNCVEHM: ve gizli konuşmalarını
| BL: hayır (işitiriz)
| VRSLNE: ve elçilerimiz
| LD̃YHM: yanlarında bulunan
| YKTBVN: yazarlar
| (43:80)
| ÎN: eğer
| KEN: olsaydı
| LLRḪMN: Rahman'ın
| VLD̃: çocuğu
| FÊNE: ben olurdum
| ÊVL: ilki
| ELAEBD̃YN: tapanların
| (43:81)
| RB: Rabbi
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| RB: Rabbi
| ELARŞ: Arş'ın
| AME: -nden
| YṦFVN: onların nitelendirmeleri-
| (43:82)
| YḢVŽVE: dalsınlar
| VYLABVE: ve oynasınlar
| ḪT: kadar
| YLEGVE: kavuşuncaya
| YVMHM: günlerine
| ELZ̃Y:
| YVAD̃VN: kendilerine vadedilen
| (43:83)
| ELZ̃Y: ki
| FY:
| ELSMEÙ: gökte
| ÎLH: Tanrı'dır
| VFY: ve
| ELÊRŽ: yerde
| ÎLH: Tanrı'dır
| VHV: ve O
| ELḪKYM: hakimdir
| ELALYM: bilendir
| (43:84)
| ELZ̃Y:
| LH: kendisine ait olan
| MLK: mülkü
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VME: ve bulunan her şeyin
| BYNHME: ikisi arasında
| VAND̃H: O'nun yanındadır
| ALM: bilgisi
| ELSEAT: sa'atin
| VÎLYH: ve O'na
| TRCAVN: döndürüleceksiniz
| (43:85)
| YMLK: sahip
| ELZ̃YN: şeyler
| YD̃AVN: yalvardıkları
| MN:
| D̃VNH: O'ndan başka
| ELŞFEAT: şefa'at (yetkisin)e
| ÎLE: ancak bunun dışındadır
| MN: kimseler
| ŞHD̃: şahidlik eden
| BELḪG: hakka
| VHM: ve onlar
| YALMVN: bilerek
| (43:86)
| SÊLTHM: onlara sorsan
| MN: kim?
| ḢLGHM: onları yarattı
| LYGVLN: elbette derler
| ELLH: Allah
| FÊN: o halde nasıl?
| YÙFKVN: çevriliyorlar
| (43:87)
| YE: EY/HEY/AH
| RB: Rabbi
| ÎN: şüphesiz
| HÙLEÙ: bunlar
| GVM: bir kavimdir
| LE:
| YÙMNVN: inanmayan
| (43:88)
| ANHM: onlardan
| VGL: ve de ki
| SLEM: selam olsun
| FSVF: yakında
| YALMVN: bileceklerdir
| (43:89)