Kırık Meal (Arapça) : |وَالَّذِينَ: kimseler | جَاءُوا: gelen(ler) | مِنْ: | بَعْدِهِمْ: onlardan sonra | يَقُولُونَ: derler ki | رَبَّنَا: Rabbimiz | اغْفِرْ: bağışla | لَنَا: bizi | وَلِإِخْوَانِنَا: ve kardeşlerimizi | الَّذِينَ: | سَبَقُونَا: bizden önce | بِالْإِيمَانِ: inanmış olan | وَلَا: ve | تَجْعَلْ: bırakma | فِي: | قُلُوبِنَا: kalblerimizde | غِلًّا: bir kin | لِلَّذِينَ: karşı | امَنُوا: inananlara | رَبَّنَا: Rabbimiz | إِنَّكَ: elbette sen | رَءُوفٌ: çok şefkatli | رَحِيمٌ: çok merhametlisin |
Kırık Meal (Harekesiz) : |والذين WELZ̃YNkimseler | جاءوا CEÙWEgelen(ler) | من MN | بعدهم BAD̃HMonlardan sonra | يقولون YGWLWNderler ki | ربنا RBNERabbimiz | اغفر EĞFRbağışla | لنا LNEbizi | ولإخواننا WLÎḢWENNEve kardeşlerimizi | الذين ELZ̃YN | سبقونا SBGWNEbizden önce | بالإيمان BELÎYMENinanmış olan | ولا WLEve | تجعل TCALbırakma | في FY | قلوبنا GLWBNEkalblerimizde | غلا ĞLEbir kin | للذين LLZ̃YNkarşı | آمنوا ËMNWEinananlara | ربنا RBNERabbimiz | إنك ÎNKelbette sen | رءوف RÙWFçok şefkatli | رحيم RḪYMçok merhametlisin |
Kırık Meal (Okunuş) : |velleƶīne: kimseler | cā'ū: gelen(ler) | min: | beǎ'dihim: onlardan sonra | yeḳūlūne: derler ki | rabbenā: Rabbimiz | ğfir: bağışla | lenā: bizi | veliiḣvāninā: ve kardeşlerimizi | elleƶīne: | sebeḳūnā: bizden önce | bil-īmāni: inanmış olan | ve lā: ve | tec'ǎl: bırakma | fī: | ḳulūbinā: kalblerimizde | ğillen: bir kin | lilleƶīne: karşı | āmenū: inananlara | rabbenā: Rabbimiz | inneke: elbette sen | ra'ūfun: çok şefkatli | raHīmun: çok merhametlisin |
Kırık Meal (Transcript) : |VELZ̃YN: kimseler | CEÙVE: gelen(ler) | MN: | BAD̃HM: onlardan sonra | YGVLVN: derler ki | RBNE: Rabbimiz | EĞFR: bağışla | LNE: bizi | VLÎḢVENNE: ve kardeşlerimizi | ELZ̃YN: | SBGVNE: bizden önce | BELÎYMEN: inanmış olan | VLE: ve | TCAL: bırakma | FY: | GLVBNE: kalblerimizde | ĞLE: bir kin | LLZ̃YN: karşı | ËMNVE: inananlara | RBNE: Rabbimiz | ÎNK: elbette sen | RÙVF: çok şefkatli | RḪYM: çok merhametlisin |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onlardan sonra gelenler de Rabbimiz derler, suçlarımızı ört bizim ve bizden önce inanan kardeşlerimize ve inananlara karşı gönlümüze bir kin, bir haset verme; Rabbimiz, şüphe yok ki sen esirgeyicisin, rahîmsin.
Adem Uğur : Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!
Ahmed Hulusi : Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ve imanda bizden öne geçmiş olan kardeşlerimizi mağfiret et, kalplerimizde iman etmiş olanlar için hatalı düşünce ve duygu oluşturma. . . Rabbimiz! Muhakkak ki sen Raûf'sun, Rahıym'sin. "
Ahmet Tekin : Bu ganimet malları, bunların ardından gelen:
'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman ile öne geçmiş kardeşlerimizi koruma kalkanına al, bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, sen çok şefkatli, engin merhamet sahibisin.' diyen nesillerindir.
Ahmet Varol : Onlardan sonra gelenler de derler ki: 'Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçen kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimize bir kin koyma. Rabbimiz! Şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin.'
Ali Bulaç : Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin."
Ali Fikri Yavuz : Onlardan (Muhacirlerle Ensar’dan) sonra gelenler şöyle derler: “- Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ile bizden evvel geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; iman etmiş olanlar için kalblerimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Raûf’sun= çok şefkatlisin, Rahîm’sin= çok merhametlisin.”
Bekir Sadak : Onlardan sonra gelenler: «Rabbimiz! Bizi ve bizden once inanmis olan kardeslirimizi bagisla; kalbimizde muminlere karsi kin birakma; Rabbimiz! suphesiz Sen sefkatlisin, merhametlisin» derler. *
Celal Yıldırım : Bunlardan sonra (imânları uğruna hicret edip) gelenler ise, «ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imân eden kardeşlerimizi bağışla. Kalblerimizde imân edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli ve çok merhametlisin» (dediler).
Diyanet İşleri : Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”
Diyanet İşleri (eski) : Onlardan sonra gelenler: 'Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin' derler.
Diyanet Vakfi : Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!
Edip Yüksel : Onlardan sonra gelenler, 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizi inananlara karşı kin beslemekten koru. Rabbimiz, sen şefkatlisin, Rahimsin,' derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlardan sonra gelenler derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve şunlar ki, onların arkalarından gelmişlerdir. Şöyle derler: «Ey Rabbimiz, bizleri ve önceden iman ederek bizleri geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve gönüllerimizde, iman etmiş olanlara karşı kin tutturma! Ey Rabbimiz, şüphe yok ki, Sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!»
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve şunlar ki arkalarından gelmişlerdir, Şöyle derler: ya Rabbena bizlere ve önden iyman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur ve gönüllerimizde iyman etmiş olanlara karşı kin tutturma ya Rabbena şübhe yok ki sen raufsun, rahîmsin.
Fizilal-il Kuran : Onlardan sonra gelenler derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin!»
Gültekin Onan : Bir de onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma rabbimiz; gerçekten sen çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin."
Hakkı Yılmaz : Ve Peygamber dönemindeki inananlardan sonra gelen kimseler, “Rabbimiz! Bizi ve iman ile bizi öne geçmiş kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde iman etmiş kimseler için kin oluşturma! Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkat ve merhamet gösteren, çok esirgeyen, kolaylık sağlayansın, engin merhamet sahibisin!” derler.
Hasan Basri Çantay : Bunların arkasından gelenler (şöyle) derler: «Ey Rabbimiz, bizi ve îman ile daha önden bizi geçmiş olan (dîn) kardeşlerimizi yarlığa îman etmiş olanlar için kalblerinizde bir kîn bırakma. Ey Rabbimiz, şübhesiz ki sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin».
Hayrat Neşriyat : Onlardan (Muhâcirlerle Ensâr’dan) sonra gelenler ise derler ki: 'Rabbimiz! Bize ve îmân (ciheti) ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret eyle! Kalblerimizde îmân edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Şübhesiz ki sen, Raûf (çok şefkat eden)sin, Rahîm (çok merhamet eden)sin!'
İbni Kesir : Onlardan sonra gelenler ise derler ki: Rabbımız, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Ve iman etmiş olanlar için kalblerimizde kin bırakma. Rabbımız, muhakkak ki Sen; Rauf'sun, Rahim'sin.
İskender Evrenosoğlu : Ve onlardan sonra gelenler: “Rabbimiz bizi ve bizden önce îmân ile geçmiş (göç etmiş) olan kardeşlerimizi mağfiret et. Ve kalplerimizde âmenû olanlara karşı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen; Rauf'sun, Rahîm'sin.” derler.
Muhammed Esed : Onlardan sonra gelenler, "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve imana ermiş olan(lardan hiçbiri)ne karşı kalplerimizde yersiz ve uygunsuz düşünce veya duygulara yer bırakma. Ey Rabbimiz! Sen şefkat Sahibisin, rahmet kaynağısın!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve o kimseler ki bunlardan sonra gelmişlerdir. Derler ki: «Ey Rabbimiz! Bizim için ve imân ile bizi geçmiş olan kardeşlerimiz için mağfiret buyur ve bizim kalblerimizde imân etmiş olanlar için bir kin bulundurma. Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki Sen çok esirgeyicisin, çok rahmet sahibisin.»
Ömer Öngüt : Bunların ardından gelenler de şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ile daha önce bizi geçmiş din kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde inananlara karşı hiçbir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin. "
Şaban Piriş : Onlardan sonra gelenler de: -Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalbimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin! dediler.
Suat Yıldırım : Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek müminler): "Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden önceki mümin kardeşlerimizi affeyle! İçimizde müminlere karşı hiçbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ya Rabbenâ, çünkü Sen raufsun, rahîmsin!" (şefkat ve ihsanın son derece fazladır).
Süleyman Ateş : Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, Sen çok şefkatli çok merhametlisin!"
Tefhim-ul Kuran : Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman etmiş olanlara karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.»
Ümit Şimşek : Onlardan sonra gelenler de 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.'
Yaşar Nuri Öztürk : Onlardan sonra gelenler de şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde, inananlara karşı bir düşmanlık bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"