39Zümer Suresi
Kuran Sırası: 39
İniş Sırası: 59
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|tenzīlu: indirilmesi
| l-kitābi: Kitabını
| mine: tarafındandır
| llahi: Allah
| l-ǎzīzi: aziz
| l-Hakīmi: hüküm ve hikmet sahibi
| (39:1)

| l-kitābi: Kitabını
| mine: tarafındandır
| llahi: Allah
| l-ǎzīzi: aziz
| l-Hakīmi: hüküm ve hikmet sahibi
| (39:1)|innā: elbette biz
| enzelnā: indirdik
| ileyke: sana
| l-kitābe: bu Kitabı
| bil-Haḳḳi: hak ile
| feǎ'budi: sen kulluk et
| llahe: Allah'a
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| (39:2)

| enzelnā: indirdik
| ileyke: sana
| l-kitābe: bu Kitabı
| bil-Haḳḳi: hak ile
| feǎ'budi: sen kulluk et
| llahe: Allah'a
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| (39:2)|elā: iyi bil ki
| lillahi: yalnız Allah'ındır
| d-dīnu: din
| l-ḣāliSu: halis
| velleƶīne: ve kimseler
| tteḣaƶū: edinen
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| evliyā'e: dostlar
| mā:
| neǎ'buduhum: biz bunlara tapmıyoruz
| illā: dışıda (bir sebeple)
| liyuḳarribūnā: bizi yaklaştırmaları
| ilā:
| llahi: Allah'a
| zulfā: daha yakın
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| yeHkumu: hükmünü verecektir
| beynehum: onlar arasında
| fī:
| mā: ne ki
| hum: onlar
| fīhi: onun hakkında
| yeḣtelifūne: ayrılığa düşüyorlar
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| lā:
| yehdī: doğru yola iletmez
| men: olanı
| huve: o
| kāƶibun: yalancı
| keffārun: nankör
| (39:3)

| lillahi: yalnız Allah'ındır
| d-dīnu: din
| l-ḣāliSu: halis
| velleƶīne: ve kimseler
| tteḣaƶū: edinen
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| evliyā'e: dostlar
| mā:
| neǎ'buduhum: biz bunlara tapmıyoruz
| illā: dışıda (bir sebeple)
| liyuḳarribūnā: bizi yaklaştırmaları
| ilā:
| llahi: Allah'a
| zulfā: daha yakın
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| yeHkumu: hükmünü verecektir
| beynehum: onlar arasında
| fī:
| mā: ne ki
| hum: onlar
| fīhi: onun hakkında
| yeḣtelifūne: ayrılığa düşüyorlar
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| lā:
| yehdī: doğru yola iletmez
| men: olanı
| huve: o
| kāƶibun: yalancı
| keffārun: nankör
| (39:3)|lev: eğer
| erāde: isteseydi
| llahu: Allah
| en:
| yetteḣiƶe: edinmek
| veleden: çocuk
| lāSTafā: elbette seçerdi
| mimmā:
| yeḣluḳu: yarattıklarından
| mā: ne
| yeşā'u: diliyorsa
| subHānehu: O (bundan münezzehtir) yücedir
| huve: O
| llahu: Allah'tır
| l-vāHidu: tek
| l-ḳahhāru: kahredici
| (39:4)

| erāde: isteseydi
| llahu: Allah
| en:
| yetteḣiƶe: edinmek
| veleden: çocuk
| lāSTafā: elbette seçerdi
| mimmā:
| yeḣluḳu: yarattıklarından
| mā: ne
| yeşā'u: diliyorsa
| subHānehu: O (bundan münezzehtir) yücedir
| huve: O
| llahu: Allah'tır
| l-vāHidu: tek
| l-ḳahhāru: kahredici
| (39:4)|ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| bil-Haḳḳi: hak ile
| yukevviru: örter
| l-leyle: geceyi
| ǎlā: üzerine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yukevviru: ve örter
| n-nehāra: gündüzü
| ǎlā: üzerine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve buyruğu altına almıştır
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gitmektedir
| liecelin: süreye kadar
| musemmen: belli bir
| elā: iyi bil ki
| huve: O
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-ğaffāru: ve çok bağışlayandır
| (39:5)

| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| bil-Haḳḳi: hak ile
| yukevviru: örter
| l-leyle: geceyi
| ǎlā: üzerine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yukevviru: ve örter
| n-nehāra: gündüzü
| ǎlā: üzerine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve buyruğu altına almıştır
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gitmektedir
| liecelin: süreye kadar
| musemmen: belli bir
| elā: iyi bil ki
| huve: O
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-ğaffāru: ve çok bağışlayandır
| (39:5)|ḣaleḳakum: sizi yarattı
| min: -dan
| nefsin: can-
| vāHidetin: bir tek
| ṧumme: sonra
| ceǎle: meydana getirdi
| minhā: ondan
| zevcehā: eşini
| ve enzele: ve indirdi
| lekum: sizin için
| mine: -dan
| l-en'ǎāmi: davarlar-
| ṧemāniyete: sekiz
| ezvācin: çift
| yeḣluḳukum: ve sizi yaratmaktadır
| fī:
| buTūni: karınlarında
| ummehātikum: annelerinizin
| ḣalḳan: yaratılışla
| min:
| beǎ'di: sonra
| ḣalḳin: bir yaratılıştan
| fī: içinde
| Zulumātin: karanlık(lar)
| ṧelāṧin: üç
| ƶālikumu: işte budur
| llahu: Allah
| rabbukum: Rabbiniz
| lehu: O'nundur
| l-mulku: mülk
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: dışında
| huve: O'nun
| feennā: nasıl?
| tuSrafūne: çevriliyorsunuz
| (39:6)

| min: -dan
| nefsin: can-
| vāHidetin: bir tek
| ṧumme: sonra
| ceǎle: meydana getirdi
| minhā: ondan
| zevcehā: eşini
| ve enzele: ve indirdi
| lekum: sizin için
| mine: -dan
| l-en'ǎāmi: davarlar-
| ṧemāniyete: sekiz
| ezvācin: çift
| yeḣluḳukum: ve sizi yaratmaktadır
| fī:
| buTūni: karınlarında
| ummehātikum: annelerinizin
| ḣalḳan: yaratılışla
| min:
| beǎ'di: sonra
| ḣalḳin: bir yaratılıştan
| fī: içinde
| Zulumātin: karanlık(lar)
| ṧelāṧin: üç
| ƶālikumu: işte budur
| llahu: Allah
| rabbukum: Rabbiniz
| lehu: O'nundur
| l-mulku: mülk
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: dışında
| huve: O'nun
| feennā: nasıl?
| tuSrafūne: çevriliyorsunuz
| (39:6)|in: eğer
| tekfurū: inkar ederseniz
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğaniyyun: zengindir
| ǎnkum: sizden
| ve lā: fakat
| yerDā: razı olmaz
| liǐbādihi: kulları için
| l-kufra: küfre
| ve in: ve eğer
| teşkurū: şükrederseniz
| yerDehu: ona razı olur
| lekum: sizin için
| ve lā:
| teziru: (günahını) çekmez
| vāziratun: hiçbir günahkar
| vizra: günahını
| uḣrā: diğerinin
| ṧumme: sonra
| ilā:
| rabbikum: Rabbinizedir
| merciǔkum: dönüşünüz
| feyunebbiukum: size haber verir
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyorlar
| innehu: çünkü O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (39:7)

| tekfurū: inkar ederseniz
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğaniyyun: zengindir
| ǎnkum: sizden
| ve lā: fakat
| yerDā: razı olmaz
| liǐbādihi: kulları için
| l-kufra: küfre
| ve in: ve eğer
| teşkurū: şükrederseniz
| yerDehu: ona razı olur
| lekum: sizin için
| ve lā:
| teziru: (günahını) çekmez
| vāziratun: hiçbir günahkar
| vizra: günahını
| uḣrā: diğerinin
| ṧumme: sonra
| ilā:
| rabbikum: Rabbinizedir
| merciǔkum: dönüşünüz
| feyunebbiukum: size haber verir
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teǎ'melūne: yapıyorlar
| innehu: çünkü O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (39:7)|ve iƶā: zaman
| messe: dokunduğu
| l-insāne: insana
| Durrun: bir zarar
| deǎā: hemen du'a eder
| rabbehu: Rabbine
| munīben: içtenlikle yönelerek
| ileyhi: O'na
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| ḣavvelehu: ona verdiği
| niǎ'meten: bir ni'met
| minhu: kendisinden
| nesiye: unutur
| mā:
| kāne: olduğunu
| yed'ǔ: yalvarmakta
| ileyhi: O'na
| min:
| ḳablu: önceden
| ve ceǎle: ve koşar
| lillahi: Allah'a
| endāden: eşler
| liyuDille: saptırmak için
| ǎn: -ndan
| sebīlihi: O'nun yolu-
| ḳul: de ki
| temetteǎ': yaşa
| bikufrike: küfrünle
| ḳalīlen: azıcık
| inneke: şüphesiz sen
| min: -ndan(sın)
| eSHābi: halkı-
| n-nāri: ateş
| (39:8)

| messe: dokunduğu
| l-insāne: insana
| Durrun: bir zarar
| deǎā: hemen du'a eder
| rabbehu: Rabbine
| munīben: içtenlikle yönelerek
| ileyhi: O'na
| ṧumme: sonra
| iƶā: zaman
| ḣavvelehu: ona verdiği
| niǎ'meten: bir ni'met
| minhu: kendisinden
| nesiye: unutur
| mā:
| kāne: olduğunu
| yed'ǔ: yalvarmakta
| ileyhi: O'na
| min:
| ḳablu: önceden
| ve ceǎle: ve koşar
| lillahi: Allah'a
| endāden: eşler
| liyuDille: saptırmak için
| ǎn: -ndan
| sebīlihi: O'nun yolu-
| ḳul: de ki
| temetteǎ': yaşa
| bikufrike: küfrünle
| ḳalīlen: azıcık
| inneke: şüphesiz sen
| min: -ndan(sın)
| eSHābi: halkı-
| n-nāri: ateş
| (39:8)|emmen: yoksa gibi midir?
| huve: o
| ḳānitun: ibadet eden
| ānā'e: sa'atlerinde
| l-leyli: gece
| sāciden: secde ederek
| ve ḳāimen: ve ayakta durarak
| yeHƶeru: korkan
| l-āḣirate: ahiretten
| ve yercū: ve uman
| raHmete: rahmetini
| rabbihi: Rabbinin
| ḳul: de ki
| hel: -midir?
| yestevī: eşit-
| elleƶīne: kimselerle
| yeǎ'lemūne: bilen(lerle)
| velleƶīne: ve kimseler
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmeyen(ler)
| innemā: doğrusu ancak
| yeteƶekkeru: öğüt alır
| ūlū: sahipleri
| l-elbābi: sağduyu
| (39:9)

| huve: o
| ḳānitun: ibadet eden
| ānā'e: sa'atlerinde
| l-leyli: gece
| sāciden: secde ederek
| ve ḳāimen: ve ayakta durarak
| yeHƶeru: korkan
| l-āḣirate: ahiretten
| ve yercū: ve uman
| raHmete: rahmetini
| rabbihi: Rabbinin
| ḳul: de ki
| hel: -midir?
| yestevī: eşit-
| elleƶīne: kimselerle
| yeǎ'lemūne: bilen(lerle)
| velleƶīne: ve kimseler
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmeyen(ler)
| innemā: doğrusu ancak
| yeteƶekkeru: öğüt alır
| ūlū: sahipleri
| l-elbābi: sağduyu
| (39:9)|ḳul: de ki
| yā: EY/HEY/AH
| ǐbādi: kullarım
| elleƶīne:
| āmenū: inanan
| tteḳū: korkun
| rabbekum: Rabbinizden
| lilleƶīne: kimselere vardır
| eHsenū: güzel davranan(lara)
| fī:
| hāƶihi: bu
| d-dunyā: dünyada
| Hasenetun: güzellik
| ve erDu: ve yeri
| llahi: Allah'ın
| vāsiǎtun: geniştir
| innemā: ancak
| yuveffā: ödenecektir
| S-Sābirūne: sabredenlere
| ecrahum: ödülleri
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesabı
| (39:10)

| yā: EY/HEY/AH
| ǐbādi: kullarım
| elleƶīne:
| āmenū: inanan
| tteḳū: korkun
| rabbekum: Rabbinizden
| lilleƶīne: kimselere vardır
| eHsenū: güzel davranan(lara)
| fī:
| hāƶihi: bu
| d-dunyā: dünyada
| Hasenetun: güzellik
| ve erDu: ve yeri
| llahi: Allah'ın
| vāsiǎtun: geniştir
| innemā: ancak
| yuveffā: ödenecektir
| S-Sābirūne: sabredenlere
| ecrahum: ödülleri
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesabı
| (39:10)|ḳul: de ki
| innī: muhakkak bana
| umirtu: emredildi
| en:
| eǎ'bude: kulluk etmem
| llahe: Allah'a
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| (39:11)

| innī: muhakkak bana
| umirtu: emredildi
| en:
| eǎ'bude: kulluk etmem
| llahe: Allah'a
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| d-dīne: dini
| (39:11)|ve umirtu: ve bana emredildi
| lien:
| ekūne: olmam
| evvele: ilki
| l-muslimīne: müslümanların
| (39:12)

| lien:
| ekūne: olmam
| evvele: ilki
| l-muslimīne: müslümanların
| (39:12)|ḳul: de ki
| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkarım
| in: eğer
| ǎSaytu: isyan edersem
| rabbī: Rabbime
| ǎƶābe: azabından
| yevmin: bir günün
| ǎZīmin: büyük
| (39:13)

| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkarım
| in: eğer
| ǎSaytu: isyan edersem
| rabbī: Rabbime
| ǎƶābe: azabından
| yevmin: bir günün
| ǎZīmin: büyük
| (39:13)|ḳuli: de ki
| llahe: Allah'a
| eǎ'budu: kulluk ediyorum
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| dīnī: dinimi
| (39:14)

| llahe: Allah'a
| eǎ'budu: kulluk ediyorum
| muḣliSen: halis kılarak
| lehu: yalnız O'na
| dīnī: dinimi
| (39:14)|feǎ'budū: siz de kulluk edin
| mā:
| şi'tum: dilediğinize
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| ḳul: de ki
| inne: şüphesiz
| l-ḣāsirīne: ziyan edenlerdir
| elleƶīne:
| ḣasirū: ziyana uğrayanlar
| enfusehum: kendilerini
| ve ehlīhim: ve ailelerini
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| elā: dikkat edin
| ƶālike: işte
| huve: bu
| l-ḣusrānu: bir ziyandır
| l-mubīnu: apaçık
| (39:15)

| mā:
| şi'tum: dilediğinize
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| ḳul: de ki
| inne: şüphesiz
| l-ḣāsirīne: ziyan edenlerdir
| elleƶīne:
| ḣasirū: ziyana uğrayanlar
| enfusehum: kendilerini
| ve ehlīhim: ve ailelerini
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| elā: dikkat edin
| ƶālike: işte
| huve: bu
| l-ḣusrānu: bir ziyandır
| l-mubīnu: apaçık
| (39:15)|lehum: onların vardır
| min:
| fevḳihim: üstlerinden
| Zulelun: gölgeler
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| ve min: ve
| teHtihim: altlarından
| Zulelun: (ateşten) gölgeler
| ƶālike: işte
| yuḣavvifu: korkutur
| llahu: Allah
| bihi: bu durumdan
| ǐbādehu: kullarını
| yā: EY/HEY/AH
| ǐbādi: kullarım
| fetteḳūni: benden korkun
| (39:16)

| min:
| fevḳihim: üstlerinden
| Zulelun: gölgeler
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| ve min: ve
| teHtihim: altlarından
| Zulelun: (ateşten) gölgeler
| ƶālike: işte
| yuḣavvifu: korkutur
| llahu: Allah
| bihi: bu durumdan
| ǐbādehu: kullarını
| yā: EY/HEY/AH
| ǐbādi: kullarım
| fetteḳūni: benden korkun
| (39:16)|velleƶīne: kimselere
| ctenebū: kaçınan(lara)
| T-Tāğūte: Tağut'a
| en:
| yeǎ'budūhā: kulluk etmekten
| ve enābū: ve yönelenlere
| ilā:
| llahi: Allah'a
| lehumu: onlar için vardır
| l-buşrā: müjde
| febeşşir: müjdele
| ǐbādi: kullarımı
| (39:17)

| ctenebū: kaçınan(lara)
| T-Tāğūte: Tağut'a
| en:
| yeǎ'budūhā: kulluk etmekten
| ve enābū: ve yönelenlere
| ilā:
| llahi: Allah'a
| lehumu: onlar için vardır
| l-buşrā: müjde
| febeşşir: müjdele
| ǐbādi: kullarımı
| (39:17)|elleƶīne: onlar ki
| yestemiǔne: dinlerler
| l-ḳavle: sözü
| feyettebiǔne: ve uyarlar
| eHsenehu: onun en güzeline
| ulāike: işte onlar
| elleƶīne: kimselerdir
| hedāhumu: doğru yola ilettikleri
| llahu: Allah'ın
| ve ulāike: ve işte
| hum: onlar
| ūlū: sahipleridir
| l-elbābi: sağduyu
| (39:18)

| yestemiǔne: dinlerler
| l-ḳavle: sözü
| feyettebiǔne: ve uyarlar
| eHsenehu: onun en güzeline
| ulāike: işte onlar
| elleƶīne: kimselerdir
| hedāhumu: doğru yola ilettikleri
| llahu: Allah'ın
| ve ulāike: ve işte
| hum: onlar
| ūlū: sahipleridir
| l-elbābi: sağduyu
| (39:18)|efemen: kimse mi?
| Haḳḳa: hak olan
| ǎleyhi: üzerine
| kelimetu: kararı
| l-ǎƶābi: azab
| efeente: sen mi?
| tunḳiƶu: kurtaracaksın
| men: bulunanı
| fī:
| n-nāri: ateşte
| (39:19)

| Haḳḳa: hak olan
| ǎleyhi: üzerine
| kelimetu: kararı
| l-ǎƶābi: azab
| efeente: sen mi?
| tunḳiƶu: kurtaracaksın
| men: bulunanı
| fī:
| n-nāri: ateşte
| (39:19)|lākini: fakat
| elleƶīne: onlar ki
| tteḳav: korkarlar
| rabbehum: Rablerinden
| lehum: onlara vardır
| ğurafun: odalar
| min:
| fevḳihā: üstüste
| ğurafun: odalar
| mebniyyetun: yapılmış
| tecrī: akmaktadır
| min:
| teHtihā: altından
| l-enhāru: ırmaklar
| veǎ'de: (bu) va'didir
| llahi: Allah'ın
| lā:
| yuḣlifu: caymaz
| llahu: Allah
| l-mīǎāde: va'dinden
| (39:20)

| elleƶīne: onlar ki
| tteḳav: korkarlar
| rabbehum: Rablerinden
| lehum: onlara vardır
| ğurafun: odalar
| min:
| fevḳihā: üstüste
| ğurafun: odalar
| mebniyyetun: yapılmış
| tecrī: akmaktadır
| min:
| teHtihā: altından
| l-enhāru: ırmaklar
| veǎ'de: (bu) va'didir
| llahi: Allah'ın
| lā:
| yuḣlifu: caymaz
| llahu: Allah
| l-mīǎāde: va'dinden
| (39:20)|elem:
| tera: görmedin mi?
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| enzele: indirdi
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| fe selekehu: sonra onu geçirdi
| yenābīǎ: kaynaklara
| fī: içindeki
| l-erDi: yerin
| ṧumme: sonra
| yuḣricu: çıkarıyor
| bihi: onunla
| zer'ǎn: ekin
| muḣtelifen: çeşitli
| elvānuhu: renklerde
| ṧumme: sonra
| yehīcu: (ekin) kurur
| fe terāhu: ve onu görürsün
| muSferran: sararmış
| ṧumme: sonra
| yec'ǎluhu: onu yapar
| HuTāmen: bir çöp
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| leƶikrā: bir ibret
| liūlī: sahipleri için
| l-elbābi: sağduyu
| (39:21)

| tera: görmedin mi?
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| enzele: indirdi
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| fe selekehu: sonra onu geçirdi
| yenābīǎ: kaynaklara
| fī: içindeki
| l-erDi: yerin
| ṧumme: sonra
| yuḣricu: çıkarıyor
| bihi: onunla
| zer'ǎn: ekin
| muḣtelifen: çeşitli
| elvānuhu: renklerde
| ṧumme: sonra
| yehīcu: (ekin) kurur
| fe terāhu: ve onu görürsün
| muSferran: sararmış
| ṧumme: sonra
| yec'ǎluhu: onu yapar
| HuTāmen: bir çöp
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| leƶikrā: bir ibret
| liūlī: sahipleri için
| l-elbābi: sağduyu
| (39:21)|efemen: kimse değil midir?
| şeraHa: açtığı
| llahu: Allah'ın
| Sadrahu: göğsünü
| lilislāmi: İslam'a
| fehuve: o
| ǎlā: üzerinde
| nūrin: bir nur
| min: -nden
| rabbihi: Rabbi-
| feveylun: yazıklar olsun
| lilḳāsiyeti: katılaşmış olanlara
| ḳulūbuhum: yürekleri
| min: karşı
| ƶikri: anmağa
| llahi: Allah'ı
| ulāike: onlar
| fī: içindedirler
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (39:22)

| şeraHa: açtığı
| llahu: Allah'ın
| Sadrahu: göğsünü
| lilislāmi: İslam'a
| fehuve: o
| ǎlā: üzerinde
| nūrin: bir nur
| min: -nden
| rabbihi: Rabbi-
| feveylun: yazıklar olsun
| lilḳāsiyeti: katılaşmış olanlara
| ḳulūbuhum: yürekleri
| min: karşı
| ƶikri: anmağa
| llahi: Allah'ı
| ulāike: onlar
| fī: içindedirler
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (39:22)|Allahu: Allah
| nezzele: indirdi
| eHsene: en güzelini
| l-Hadīṧi: sözün
| kitāben: bir Kitap halinde
| muteşābihen: birbirine benzer
| meṧāniye: ikişerli
| teḳşeǐrru: ürperir
| minhu: ondan
| culūdu: derileri
| elleƶīne: kimselerin
| yeḣşevne: korkanların
| rabbehum: Rablerinden
| ṧumme: sonra
| telīnu: yumuşar
| culūduhum: derileri
| ve ḳulūbuhum: ve kalbleri
| ilā:
| ƶikri: zikrine
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte bu
| hudā: rehberidir
| llahi: Allah'ın
| yehdī: doğru yola iletir
| bihi: bununla
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve men: ama kimi
| yuDlili: sapıklığında bırakırsa
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: ona
| min: hiçbir
| hādin: yol gösteren
| (39:23)

| nezzele: indirdi
| eHsene: en güzelini
| l-Hadīṧi: sözün
| kitāben: bir Kitap halinde
| muteşābihen: birbirine benzer
| meṧāniye: ikişerli
| teḳşeǐrru: ürperir
| minhu: ondan
| culūdu: derileri
| elleƶīne: kimselerin
| yeḣşevne: korkanların
| rabbehum: Rablerinden
| ṧumme: sonra
| telīnu: yumuşar
| culūduhum: derileri
| ve ḳulūbuhum: ve kalbleri
| ilā:
| ƶikri: zikrine
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte bu
| hudā: rehberidir
| llahi: Allah'ın
| yehdī: doğru yola iletir
| bihi: bununla
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve men: ama kimi
| yuDlili: sapıklığında bırakırsa
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: ona
| min: hiçbir
| hādin: yol gösteren
| (39:23)|efemen: kimse mi?
| yetteḳī: korunmağa çalışan
| bivechihi: yüzüyle
| sū'e: en kötü
| l-ǎƶābi: azabdan
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve ḳīle: ve denilir
| liZZālimīne: zalimlere
| ƶūḳū: tadın
| mā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teksibūne: kazanıyor
| (39:24)

| yetteḳī: korunmağa çalışan
| bivechihi: yüzüyle
| sū'e: en kötü
| l-ǎƶābi: azabdan
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve ḳīle: ve denilir
| liZZālimīne: zalimlere
| ƶūḳū: tadın
| mā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| teksibūne: kazanıyor
| (39:24)|keƶƶebe: yalanladılar
| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan öncekiler
| feetāhumu: böylece onlara geldi
| l-ǎƶābu: azab
| min:
| Hayṧu: bir yönden
| lā:
| yeş'ǔrūne: hiç farkına varmadıkları
| (39:25)

| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan öncekiler
| feetāhumu: böylece onlara geldi
| l-ǎƶābu: azab
| min:
| Hayṧu: bir yönden
| lā:
| yeş'ǔrūne: hiç farkına varmadıkları
| (39:25)|feeƶāḳahumu: onlara taddırdı
| llahu: Allah
| l-ḣizye: rezillik
| fī:
| l-Hayāti: hayatında
| d-dunyā: dünya
| veleǎƶābu: azabı ise
| l-āḣirati: ahiret
| ekberu: daha büyüktür
| lev: keşke
| kānū:
| yeǎ'lemūne: bilselerdi
| (39:26)

| llahu: Allah
| l-ḣizye: rezillik
| fī:
| l-Hayāti: hayatında
| d-dunyā: dünya
| veleǎƶābu: azabı ise
| l-āḣirati: ahiret
| ekberu: daha büyüktür
| lev: keşke
| kānū:
| yeǎ'lemūne: bilselerdi
| (39:26)|veleḳad: ve andolsun
| Derabnā: biz anlattık
| linnāsi: insanlara
| fī:
| hāƶā: bu
| l-ḳurāni: Kur'an'da
| min:
| kulli: her
| meṧelin: temsili
| leǎllehum: umulur ki
| yeteƶekkerūne: öğüt alırlar
| (39:27)

| Derabnā: biz anlattık
| linnāsi: insanlara
| fī:
| hāƶā: bu
| l-ḳurāni: Kur'an'da
| min:
| kulli: her
| meṧelin: temsili
| leǎllehum: umulur ki
| yeteƶekkerūne: öğüt alırlar
| (39:27)|ḳur'ānen: Kur'an'dır (bu)
| ǎrabiyyen: Arapça
| ğayra: olmayan
| ƶī:
| ǐvecin: pürüzü
| leǎllehum: umulur ki
| yetteḳūne: sakınırlar
| (39:28)

| ǎrabiyyen: Arapça
| ğayra: olmayan
| ƶī:
| ǐvecin: pürüzü
| leǎllehum: umulur ki
| yetteḳūne: sakınırlar
| (39:28)|Derabe: örnek verdi
| llahu: Allah
| meṧelen: (şöyle bir) misalle
| raculen: bir adam (köle)
| fīhi:
| şurakā'u: ortakları
| muteşākisūne: birbiriyle çekişen
| ve raculen: ve bir adam
| selemen: bağlı olan
| liraculin: yalnız bir kişiye
| hel: midir?
| yesteviyāni: eşit
| meṧelen: ikisinin durumu
| l-Hamdu: hamd
| lillahi: yalnız Allah'a mahsustur
| bel: fakat
| ekṧeruhum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmiyorlar
| (39:29)

| llahu: Allah
| meṧelen: (şöyle bir) misalle
| raculen: bir adam (köle)
| fīhi:
| şurakā'u: ortakları
| muteşākisūne: birbiriyle çekişen
| ve raculen: ve bir adam
| selemen: bağlı olan
| liraculin: yalnız bir kişiye
| hel: midir?
| yesteviyāni: eşit
| meṧelen: ikisinin durumu
| l-Hamdu: hamd
| lillahi: yalnız Allah'a mahsustur
| bel: fakat
| ekṧeruhum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmiyorlar
| (39:29)|inneke: şüphesiz sen
| meyyitun: öleceksin
| ve innehum: ve onlar da
| meyyitūne: ölecekler
| (39:30)

| meyyitun: öleceksin
| ve innehum: ve onlar da
| meyyitūne: ölecekler
| (39:30)|ṧumme: sonra
| innekum: şüphesiz siz
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ǐnde: divanında
| rabbikum: Rabbinizin
| teḣteSimūne: davalaşacaksınız
| (39:31)

| innekum: şüphesiz siz
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ǐnde: divanında
| rabbikum: Rabbinizin
| teḣteSimūne: davalaşacaksınız
| (39:31)|femen: kim olabilir?
| eZlemu: daha zalim
| mimmen: kimseden
| keƶebe: yalan uydurandan
| ǎlā: hakkında
| llahi: Allah
| ve keƶƶebe: ve yalanlayandan
| biS-Sidḳi: doğruyu
| iƶ: zaman
| cā'ehu: kendisine geldiği
| eleyse: yok mudur?
| fī:
| cehenneme: cehennemde
| meṧven: bir yer
| lilkāfirīne: kafirler için
| (39:32)

| eZlemu: daha zalim
| mimmen: kimseden
| keƶebe: yalan uydurandan
| ǎlā: hakkında
| llahi: Allah
| ve keƶƶebe: ve yalanlayandan
| biS-Sidḳi: doğruyu
| iƶ: zaman
| cā'ehu: kendisine geldiği
| eleyse: yok mudur?
| fī:
| cehenneme: cehennemde
| meṧven: bir yer
| lilkāfirīne: kafirler için
| (39:32)|velleƶī: ve kimseler
| cā'e: getiren(ler)
| biS-Sidḳi: doğruyu
| ve Saddeḳa: ve doğrulayanlar
| bihi: onu
| ulāike: işte
| humu: onlardır
| l-mutteḳūne: korunanlar
| (39:33)

| cā'e: getiren(ler)
| biS-Sidḳi: doğruyu
| ve Saddeḳa: ve doğrulayanlar
| bihi: onu
| ulāike: işte
| humu: onlardır
| l-mutteḳūne: korunanlar
| (39:33)|lehum: onlara vardır
| mā: her şey
| yeşā'ūne: diledikleri
| ǐnde: yanında
| rabbihim: Rablerinin
| ƶālike: işte budur
| cezā'u: mükafatı
| l-muHsinīne: güzel davrananların
| (39:34)

| mā: her şey
| yeşā'ūne: diledikleri
| ǐnde: yanında
| rabbihim: Rablerinin
| ƶālike: işte budur
| cezā'u: mükafatı
| l-muHsinīne: güzel davrananların
| (39:34)|liyukeffira: örtmesi içindir
| llahu: Allah'ın
| ǎnhum: onlardan
| esvee: en kötülerini
| lleƶī:
| ǎmilū: yaptıklarının
| ve yecziyehum: ve mükafatlandırması içindir
| ecrahum: ecirlerini
| bieHseni: en güzeliyle
| lleƶī:
| kānū: olduklarının
| yeǎ'melūne: yapıyorlar
| (39:35)

| llahu: Allah'ın
| ǎnhum: onlardan
| esvee: en kötülerini
| lleƶī:
| ǎmilū: yaptıklarının
| ve yecziyehum: ve mükafatlandırması içindir
| ecrahum: ecirlerini
| bieHseni: en güzeliyle
| lleƶī:
| kānū: olduklarının
| yeǎ'melūne: yapıyorlar
| (39:35)|eleyse: değil mi?
| llahu: Allah
| bikāfin: kâfi
| ǎbdehu: kuluna
| ve yuḣavvifūneke: ve seni korkutuyorlar
| bielleƶīne: kinselerle
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| ve men: ve kimi
| yuDlili: şaşırtırsa
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: onu
| min: hiçbir
| hādin: yola getiren
| (39:36)

| llahu: Allah
| bikāfin: kâfi
| ǎbdehu: kuluna
| ve yuḣavvifūneke: ve seni korkutuyorlar
| bielleƶīne: kinselerle
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| ve men: ve kimi
| yuDlili: şaşırtırsa
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: onu
| min: hiçbir
| hādin: yola getiren
| (39:36)|ve men: ve kime
| yehdi: yol gösterirse
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: onu
| min: hiçbir
| muDillin: şaşırtan
| eleyse: değil midir?
| llahu: Allah
| biǎzīzin: aziz
| ƶī: sahibi
| ntiḳāmin: intikam
| (39:37)

| yehdi: yol gösterirse
| llahu: Allah
| femā: artık olmaz
| lehu: onu
| min: hiçbir
| muDillin: şaşırtan
| eleyse: değil midir?
| llahu: Allah
| biǎzīzin: aziz
| ƶī: sahibi
| ntiḳāmin: intikam
| (39:37)|velein: ve andolsun şayet
| seeltehum: onlara sorsan
| men: kim?
| ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| leyeḳūlunne: elbette derler
| llahu: Allah
| ḳul: de ki
| eferaeytum: o halde gördünüz mü?
| mā: şeyleri
| ted'ǔne: yalvardığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| in: eğer
| erādeniye: bana istese
| llahu: Allah
| biDurrin: bir zarar vermek
| hel: mı?
| hunne: onlar
| kāşifātu: kaldıracaklar
| Durrihi: O'nun zararını
| ev: yahut
| erādenī: bana dilese
| biraHmetin: bir rahmet
| hel: mı?
| hunne: onlar
| mumsikātu: durduracaklar
| raHmetihi: O'nun rahmetini
| ḳul: de ki
| Hasbiye: bana yeter
| llahu: Allah
| ǎleyhi: O'na
| yetevekkelu: dayanırlar
| l-mutevekkilūne: tevekkül edenler
| (39:38)

| seeltehum: onlara sorsan
| men: kim?
| ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| leyeḳūlunne: elbette derler
| llahu: Allah
| ḳul: de ki
| eferaeytum: o halde gördünüz mü?
| mā: şeyleri
| ted'ǔne: yalvardığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| in: eğer
| erādeniye: bana istese
| llahu: Allah
| biDurrin: bir zarar vermek
| hel: mı?
| hunne: onlar
| kāşifātu: kaldıracaklar
| Durrihi: O'nun zararını
| ev: yahut
| erādenī: bana dilese
| biraHmetin: bir rahmet
| hel: mı?
| hunne: onlar
| mumsikātu: durduracaklar
| raHmetihi: O'nun rahmetini
| ḳul: de ki
| Hasbiye: bana yeter
| llahu: Allah
| ǎleyhi: O'na
| yetevekkelu: dayanırlar
| l-mutevekkilūne: tevekkül edenler
| (39:38)|ḳul: de ki
| yā : EY/HEY/AH
| ḳavmi: kavmim
| ǎ'melū: yapın
| ǎlā: göre
| mekānetikum: durumunuza
| innī: elbette ben de
| ǎāmilun: yapıyorum
| fesevfe: yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| (39:39)

| yā : EY/HEY/AH
| ḳavmi: kavmim
| ǎ'melū: yapın
| ǎlā: göre
| mekānetikum: durumunuza
| innī: elbette ben de
| ǎāmilun: yapıyorum
| fesevfe: yakında
| teǎ'lemūne: bileceksiniz
| (39:39)|men: kime?
| ye'tīhi: geliyor
| ǎƶābun: azab
| yuḣzīhi: onu rezil eden
| ve yeHillu: ve (kimin) konuyor?
| ǎleyhi: üzerine
| ǎƶābun: azab
| muḳīmun: sürekli
| (39:40)

| ye'tīhi: geliyor
| ǎƶābun: azab
| yuḣzīhi: onu rezil eden
| ve yeHillu: ve (kimin) konuyor?
| ǎleyhi: üzerine
| ǎƶābun: azab
| muḳīmun: sürekli
| (39:40)|innā: elbette biz
| enzelnā: indirdik
| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| linnāsi: insanlar için
| bil-Haḳḳi: hak ile
| femeni: artık kim
| htedā: doğru yola gelirse
| felinefsihi: kendi yararınadır
| ve men: ve kim de
| Delle: saparsa
| feinnemā: şüphesiz
| yeDillu: sapmış olur
| ǎleyhā: kendi zararına
| ve mā: ve değil(sin)
| ente: sen
| ǎleyhim: onların üzerinde
| bivekīlin: vekil
| (39:41)

| enzelnā: indirdik
| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| linnāsi: insanlar için
| bil-Haḳḳi: hak ile
| femeni: artık kim
| htedā: doğru yola gelirse
| felinefsihi: kendi yararınadır
| ve men: ve kim de
| Delle: saparsa
| feinnemā: şüphesiz
| yeDillu: sapmış olur
| ǎleyhā: kendi zararına
| ve mā: ve değil(sin)
| ente: sen
| ǎleyhim: onların üzerinde
| bivekīlin: vekil
| (39:41)|Allahu: Allah
| yeteveffā: vefat ettirir
| l-enfuse: canları
| Hīne: sırasında
| mevtihā: ölümleri
| velletī: ve kimseleri
| lem:
| temut: ölmeyen(leri)
| fī:
| menāmihā: uykularında
| feyumsiku: sonra yanında tutar
| lletī: kimseleri
| ḳaDā: hükmettiği
| ǎleyhā: üzerlerinde
| l-mevte: ölümüne
| ve yursilu: ve salıverir
| l-uḣrā: ötekilerini
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belirli
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (39:42)

| yeteveffā: vefat ettirir
| l-enfuse: canları
| Hīne: sırasında
| mevtihā: ölümleri
| velletī: ve kimseleri
| lem:
| temut: ölmeyen(leri)
| fī:
| menāmihā: uykularında
| feyumsiku: sonra yanında tutar
| lletī: kimseleri
| ḳaDā: hükmettiği
| ǎleyhā: üzerlerinde
| l-mevte: ölümüne
| ve yursilu: ve salıverir
| l-uḣrā: ötekilerini
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belirli
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| liḳavmin: bir toplum için
| yetefekkerūne: düşünen
| (39:42)|emi: yoksa
| tteḣaƶū: -mi edindiler?
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| şufeǎā'e: şefa'atçiler
| ḳul: de ki
| evelev: bile mi?
| kānū: olsalar
| lā:
| yemlikūne: onlar malik olmayan
| şey'en: hiçbir şeye
| ve lā: ve
| yeǎ'ḳilūne: düşünmeyen
| (39:43)

| tteḣaƶū: -mi edindiler?
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| şufeǎā'e: şefa'atçiler
| ḳul: de ki
| evelev: bile mi?
| kānū: olsalar
| lā:
| yemlikūne: onlar malik olmayan
| şey'en: hiçbir şeye
| ve lā: ve
| yeǎ'ḳilūne: düşünmeyen
| (39:43)|ḳul: de ki
| lillahi: Allah'ındır
| ş-şefāǎtu: şefa'at
| cemīǎn: tamamen
| lehu: O'nundur
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ṧumme: sonra
| ileyhi: O'na
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (39:44)

| lillahi: Allah'ındır
| ş-şefāǎtu: şefa'at
| cemīǎn: tamamen
| lehu: O'nundur
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ṧumme: sonra
| ileyhi: O'na
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (39:44)|ve iƶā: ve zaman
| ƶukira: anıldığı
| llahu: Allah
| veHdehu: tek olarak
| şmeezzet: ürker
| ḳulūbu: kalbleri
| elleƶīne: kimselerin
| lā:
| yu'minūne: inanmayan(ların)
| bil-āḣirati: ahirete
| ve iƶā: ve zaman
| ƶukira: anıldığı
| elleƶīne: kimseler
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| iƶā: hemen
| hum: onlar
| yestebşirūne: sevinirler
| (39:45)

| ƶukira: anıldığı
| llahu: Allah
| veHdehu: tek olarak
| şmeezzet: ürker
| ḳulūbu: kalbleri
| elleƶīne: kimselerin
| lā:
| yu'minūne: inanmayan(ların)
| bil-āḣirati: ahirete
| ve iƶā: ve zaman
| ƶukira: anıldığı
| elleƶīne: kimseler
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| iƶā: hemen
| hum: onlar
| yestebşirūne: sevinirler
| (39:45)|ḳuli: de ki
| llahumme: Allah'ım
| fāTira: yoktan var eden
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDi: ve yeri
| ǎālime: bilen
| l-ğaybi: görülmeyeni
| ve şşehādeti: ve görüleni
| ente: (ancak) sen
| teHkumu: hükmedersin
| beyne: arasında
| ǐbādike: kullarının
| fī:
| mā: şeylerde
| kānū: oldukları
| fīhi: hakkında
| yeḣtelifūne: ayrılığa düştükleri
| (39:46)

| llahumme: Allah'ım
| fāTira: yoktan var eden
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDi: ve yeri
| ǎālime: bilen
| l-ğaybi: görülmeyeni
| ve şşehādeti: ve görüleni
| ente: (ancak) sen
| teHkumu: hükmedersin
| beyne: arasında
| ǐbādike: kullarının
| fī:
| mā: şeylerde
| kānū: oldukları
| fīhi: hakkında
| yeḣtelifūne: ayrılığa düştükleri
| (39:46)|velev: ve eğer olsaydı
| enne: ve eğer olsaydı
| lilleƶīne: o kimseler için ki
| Zelemū: zulmedenlerin
| mā: bulunanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: tümü
| ve miṧlehu: ve bir misli daha
| meǎhu: onunla beraber
| lāftedev: mutlaka fidye verirlerdi
| bihi: onu
| min: -dan (kurtulmak için)
| sū'i: kötü
| l-ǎƶābi: azab-
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve bedā: ve karşılarına çıkmıştır
| lehum: onların
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| mā: şeyler
| lem: hiç
| yekūnū:
| yeHtesibūne: hesabetmedikleri
| (39:47)

| enne: ve eğer olsaydı
| lilleƶīne: o kimseler için ki
| Zelemū: zulmedenlerin
| mā: bulunanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: tümü
| ve miṧlehu: ve bir misli daha
| meǎhu: onunla beraber
| lāftedev: mutlaka fidye verirlerdi
| bihi: onu
| min: -dan (kurtulmak için)
| sū'i: kötü
| l-ǎƶābi: azab-
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve bedā: ve karşılarına çıkmıştır
| lehum: onların
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| mā: şeyler
| lem: hiç
| yekūnū:
| yeHtesibūne: hesabetmedikleri
| (39:47)|ve bedā: ve görünmüştür
| lehum: kendilerine
| seyyiātu: kötülükleri
| mā:
| kesebū: yaptıkları işlerin
| ve Hāḳa: ve kuşatmıştır
| bihim: onları
| mā: şey
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ediyor(lar)
| (39:48)

| lehum: kendilerine
| seyyiātu: kötülükleri
| mā:
| kesebū: yaptıkları işlerin
| ve Hāḳa: ve kuşatmıştır
| bihim: onları
| mā: şey
| kānū: oldukları
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ediyor(lar)
| (39:48)|feiƶā: zaman
| messe: dokunduğu
| l-insāne: insana
| Durrun: bir zarar
| deǎānā: bize du'a eder
| ṧumme: sonra
| iƶā: vakit
| ḣavvelnāhu: ona verdiğimiz
| niǎ'meten: bir ni'met
| minnā: bizden
| ḳāle: der
| innemā: elbette
| ūtītuhu: bu bana verildi
| ǎlā: sayesinde
| ǐlmin: bilgi(m)
| bel: hayır
| hiye: o
| fitnetun: bir imtihandır
| velākinne: fakat
| ekṧerahum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmiyorlar
| (39:49)

| messe: dokunduğu
| l-insāne: insana
| Durrun: bir zarar
| deǎānā: bize du'a eder
| ṧumme: sonra
| iƶā: vakit
| ḣavvelnāhu: ona verdiğimiz
| niǎ'meten: bir ni'met
| minnā: bizden
| ḳāle: der
| innemā: elbette
| ūtītuhu: bu bana verildi
| ǎlā: sayesinde
| ǐlmin: bilgi(m)
| bel: hayır
| hiye: o
| fitnetun: bir imtihandır
| velākinne: fakat
| ekṧerahum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmiyorlar
| (39:49)|ḳad: elbette
| ḳālehā: bunu demişlerdi
| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan öncekiler
| femā: ama olmadı
| eğnā: yararı
| ǎnhum: kendilerine
| mā: şeyler
| kānū:
| yeksibūne: kazandıkları
| (39:50)

| ḳālehā: bunu demişlerdi
| elleƶīne: kimseler
| min:
| ḳablihim: onlardan öncekiler
| femā: ama olmadı
| eğnā: yararı
| ǎnhum: kendilerine
| mā: şeyler
| kānū:
| yeksibūne: kazandıkları
| (39:50)