35Fâtir Suresi
Kuran Sırası: 35
İniş Sırası: 43
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|El-Hamdu: hamd olsun
| lillahi: Allah'a
| fāTiri: yoktan var eden
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDi: ve yeri
| cāǐli: yapan
| l-melāiketi: melekleri
| rusulen: elçiler
| ūlī: sahibi
| ecniHatin: kanatlar
| meṧnā: ikişer
| veṧulāṧe: ve üçer
| verubāǎ: ve dörder
| yezīdu: artırır
| fī:
| l-ḣalḳi: yaratmada
| mā: ne kadar
| yeşā'u: dilerse
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeyi
| ḳadīrun: yapabilendir
| (35:1)

| lillahi: Allah'a
| fāTiri: yoktan var eden
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDi: ve yeri
| cāǐli: yapan
| l-melāiketi: melekleri
| rusulen: elçiler
| ūlī: sahibi
| ecniHatin: kanatlar
| meṧnā: ikişer
| veṧulāṧe: ve üçer
| verubāǎ: ve dörder
| yezīdu: artırır
| fī:
| l-ḣalḳi: yaratmada
| mā: ne kadar
| yeşā'u: dilerse
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeyi
| ḳadīrun: yapabilendir
| (35:1)|mā: ne ki
| yefteHi: (Allah) açar
| llahu: Allah
| linnāsi: insanlar için
| min: -ten
| raHmetin: rahmet-
| felā: olamaz
| mumsike: tutan
| lehā: onu
| ve mā: ve ne ki
| yumsik: (Allah) tutar
| felā: olmaz
| mursile: salıverecek
| lehu: onu
| min:
| beǎ'dihi: O'ndan sonra
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (35:2)

| yefteHi: (Allah) açar
| llahu: Allah
| linnāsi: insanlar için
| min: -ten
| raHmetin: rahmet-
| felā: olamaz
| mumsike: tutan
| lehā: onu
| ve mā: ve ne ki
| yumsik: (Allah) tutar
| felā: olmaz
| mursile: salıverecek
| lehu: onu
| min:
| beǎ'dihi: O'ndan sonra
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (35:2)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| hel: var mı?
| min: hiç
| ḣāliḳin: yaratıcı
| ğayru: -tan başka
| llahi: Allah-
| yerzuḳukum: size rızık verecek
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| vel'erDi: ve yerden
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| feennā: nasıl oluyor da?
| tu'fekūne: çevriliyorsunuz
| (35:3)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| hel: var mı?
| min: hiç
| ḣāliḳin: yaratıcı
| ğayru: -tan başka
| llahi: Allah-
| yerzuḳukum: size rızık verecek
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| vel'erDi: ve yerden
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| feennā: nasıl oluyor da?
| tu'fekūne: çevriliyorsunuz
| (35:3)|ve in: ve eğer
| yukeƶƶibūke: seni yalanlıyorlarsa
| feḳad: elbette
| kuƶƶibet: yalanlanmıştır
| rusulun: elçiler (de)
| min:
| ḳablike: senden önceki
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'a
| turceǔ: döndürülecektir
| l-umūru: bütün işler
| (35:4)

| yukeƶƶibūke: seni yalanlıyorlarsa
| feḳad: elbette
| kuƶƶibet: yalanlanmıştır
| rusulun: elçiler (de)
| min:
| ḳablike: senden önceki
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'a
| turceǔ: döndürülecektir
| l-umūru: bütün işler
| (35:4)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| inne: elbette
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| felā: asla
| teğurrannekumu: sizi aldatmasın
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| ve lā: ve
| yeğurrannekum: sizi aldatmasın
| billahi: Allah ile
| l-ğarūru: o aldatıcı
| (35:5)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| inne: elbette
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| felā: asla
| teğurrannekumu: sizi aldatmasın
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| ve lā: ve
| yeğurrannekum: sizi aldatmasın
| billahi: Allah ile
| l-ğarūru: o aldatıcı
| (35:5)|inne: şüphesiz
| ş-şeyTāne: şeytan
| lekum: size
| ǎduvvun: düşmandır
| fetteḣiƶūhu: siz de onu edinin
| ǎduvven: düşman
| innemā: şüphesiz o
| yed'ǔ: çağırır
| Hizbehu: taraftarlarını
| liyekūnū: olmağa
| min: -ndan
| eSHābi: halkı-
| s-seǐyri: alevli ateşin
| (35:6)

| ş-şeyTāne: şeytan
| lekum: size
| ǎduvvun: düşmandır
| fetteḣiƶūhu: siz de onu edinin
| ǎduvven: düşman
| innemā: şüphesiz o
| yed'ǔ: çağırır
| Hizbehu: taraftarlarını
| liyekūnū: olmağa
| min: -ndan
| eSHābi: halkı-
| s-seǐyri: alevli ateşin
| (35:6)|elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| velleƶīne: kimseler ise
| āmenū: inanan(lar)
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlara vardır
| meğfiratun: mağfiret
| ve ecrun: ve bir mükafat
| kebīrun: büyük
| (35:7)

| keferū: inkar eden(ler)
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| velleƶīne: kimseler ise
| āmenū: inanan(lar)
| ve ǎmilū: ve yapanlar
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlara vardır
| meğfiratun: mağfiret
| ve ecrun: ve bir mükafat
| kebīrun: büyük
| (35:7)|efemen: kimse (de) mi?
| zuyyine: süslendirilen
| lehu: kendisine
| sū'u: kötü
| ǎmelihi: işi
| ferāhu: ve onu gören
| Hasenen: güzel
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuDillu: sapıklık içinde bırakır
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve yehdī: ve yola iletir
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| felā: asla
| teƶheb: gitmesin
| nefsuke: canın
| ǎleyhim: onlar için
| Haserātin: hasretlere
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: biliyor
| bimā: şeyleri
| yeSneǔne: onların yaptıkları
| (35:8)

| zuyyine: süslendirilen
| lehu: kendisine
| sū'u: kötü
| ǎmelihi: işi
| ferāhu: ve onu gören
| Hasenen: güzel
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuDillu: sapıklık içinde bırakır
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve yehdī: ve yola iletir
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| felā: asla
| teƶheb: gitmesin
| nefsuke: canın
| ǎleyhim: onlar için
| Haserātin: hasretlere
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: biliyor
| bimā: şeyleri
| yeSneǔne: onların yaptıkları
| (35:8)|vallahu: Allah'tır ki
| lleƶī:
| ersele: gönderir
| r-riyāHa: rüzgarları
| fetuṧīru: ve kaldırır
| seHāben: bir bulut
| fe suḳnāhu: böylece onu süreriz
| ilā:
| beledin: bir ülkeye
| meyyitin: ölü
| fe eHyeynā: ve diriltiriz
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: öldükten
| keƶālike: işte böyledir
| n-nuşūru: diriltme
| (35:9)

| lleƶī:
| ersele: gönderir
| r-riyāHa: rüzgarları
| fetuṧīru: ve kaldırır
| seHāben: bir bulut
| fe suḳnāhu: böylece onu süreriz
| ilā:
| beledin: bir ülkeye
| meyyitin: ölü
| fe eHyeynā: ve diriltiriz
| bihi: onunla
| l-erDe: yeri
| beǎ'de: sonra
| mevtihā: öldükten
| keƶālike: işte böyledir
| n-nuşūru: diriltme
| (35:9)|men: kim
| kāne: ise
| yurīdu: istiyor
| l-ǐzzete: şeref
| felillahi: Allah'ındır
| l-ǐzzetu: şeref
| cemīǎn: tamamen
| ileyhi: O'na
| yeS'ǎdu: çıkar
| l-kelimu: söz
| T-Tayyibu: güzel
| vel'ǎmelu: ve amel
| S-SāliHu: iyi
| yerfeǔhu: onu yükseltir
| velleƶīne: (gelince)
| yemkurūne: tuzak kuranlara
| s-seyyiāti: kötü şeyleri
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| ve mekru: ve tuzağı
| ulāike: onların
| huve: o
| yebūru: bozulacaktır
| (35:10)

| kāne: ise
| yurīdu: istiyor
| l-ǐzzete: şeref
| felillahi: Allah'ındır
| l-ǐzzetu: şeref
| cemīǎn: tamamen
| ileyhi: O'na
| yeS'ǎdu: çıkar
| l-kelimu: söz
| T-Tayyibu: güzel
| vel'ǎmelu: ve amel
| S-SāliHu: iyi
| yerfeǔhu: onu yükseltir
| velleƶīne: (gelince)
| yemkurūne: tuzak kuranlara
| s-seyyiāti: kötü şeyleri
| lehum: onlar için vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| ve mekru: ve tuzağı
| ulāike: onların
| huve: o
| yebūru: bozulacaktır
| (35:10)|vallahu: ve Allah
| ḣaleḳakum: sizi yarattı
| min: -tan
| turābin: toprak-
| ṧumme: sonra
| min: -den
| nuTfetin: nutfe(sperm)-
| ṧumme: sonra
| ceǎlekum: sizi yaptı
| ezvācen: çift çift
| ve mā:
| teHmilu: gebe kalamaz
| min: hiçbir
| unṧā: dişi
| ve lā: ve
| teDeǔ: doğuramaz
| illā: dışında
| biǐlmihi: O'nun bilgisi
| ve mā: ve verilmez
| yuǎmmeru: ömür
| min: hiçbir
| muǎmmerin: canlıya
| ve lā: ve
| yunḳaSu: azaltılmaz
| min: -nden
| ǔmurihi: onun ömrü-
| illā: (yazılmadıkça)
| fī:
| kitābin: Kitapta
| inne: şüphesiz
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīrun: kolaydır
| (35:11)

| ḣaleḳakum: sizi yarattı
| min: -tan
| turābin: toprak-
| ṧumme: sonra
| min: -den
| nuTfetin: nutfe(sperm)-
| ṧumme: sonra
| ceǎlekum: sizi yaptı
| ezvācen: çift çift
| ve mā:
| teHmilu: gebe kalamaz
| min: hiçbir
| unṧā: dişi
| ve lā: ve
| teDeǔ: doğuramaz
| illā: dışında
| biǐlmihi: O'nun bilgisi
| ve mā: ve verilmez
| yuǎmmeru: ömür
| min: hiçbir
| muǎmmerin: canlıya
| ve lā: ve
| yunḳaSu: azaltılmaz
| min: -nden
| ǔmurihi: onun ömrü-
| illā: (yazılmadıkça)
| fī:
| kitābin: Kitapta
| inne: şüphesiz
| ƶālike: bu
| ǎlā: göre
| llahi: Allah'a
| yesīrun: kolaydır
| (35:11)|ve mā: ve olmaz
| yestevī: eşit
| l-beHrāni: iki deniz
| hāƶā: şu
| ǎƶbun: tatlıdır
| furātun: susuzluğu keser
| sāiğun: (boğazdan) kayar
| şerābuhu: içimi
| ve hāƶā: şu da
| milHun: tuzludur
| ucācun: acıdır
| ve min: ve
| kullin: hepsinden
| te'kulūne: yersiniz
| leHmen: et
| Tariyyen: taze
| ve testeḣricūne: ve çıkarırsınız
| Hilyeten: süs
| telbesūnehā: takındığınız
| ve terā: ve görürsün
| l-fulke: gemilerin
| fīhi: orada
| mevāḣira: (denizi) yarıp gittiğini
| litebteğū: payınızı aramanız için
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| veleǎllekum: ve umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (35:12)

| yestevī: eşit
| l-beHrāni: iki deniz
| hāƶā: şu
| ǎƶbun: tatlıdır
| furātun: susuzluğu keser
| sāiğun: (boğazdan) kayar
| şerābuhu: içimi
| ve hāƶā: şu da
| milHun: tuzludur
| ucācun: acıdır
| ve min: ve
| kullin: hepsinden
| te'kulūne: yersiniz
| leHmen: et
| Tariyyen: taze
| ve testeḣricūne: ve çıkarırsınız
| Hilyeten: süs
| telbesūnehā: takındığınız
| ve terā: ve görürsün
| l-fulke: gemilerin
| fīhi: orada
| mevāḣira: (denizi) yarıp gittiğini
| litebteğū: payınızı aramanız için
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| veleǎllekum: ve umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (35:12)|yūlicu: sokar
| l-leyle: geceyi
| fī: içine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yūlicu: ve sokar
| n-nehāra: gündüzü
| fī: içine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve buyruğu altına almıştır
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gider
| liecelin: bir süreye kadar
| musemmen: belirtilmiş
| ƶālikumu: işte budur
| llahu: Allah
| rabbukum: Rabbiniz
| lehu: O'nundur
| l-mulku: mülk
| velleƶīne:
| ted'ǔne: yalvardıklarınız
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| mā: değillerdir
| yemlikūne: sahip
| min: -na bile
| ḳiTmīrin: bir çekirdek zarı-
| (35:13)

| l-leyle: geceyi
| fī: içine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yūlicu: ve sokar
| n-nehāra: gündüzü
| fī: içine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve buyruğu altına almıştır
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gider
| liecelin: bir süreye kadar
| musemmen: belirtilmiş
| ƶālikumu: işte budur
| llahu: Allah
| rabbukum: Rabbiniz
| lehu: O'nundur
| l-mulku: mülk
| velleƶīne:
| ted'ǔne: yalvardıklarınız
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| mā: değillerdir
| yemlikūne: sahip
| min: -na bile
| ḳiTmīrin: bir çekirdek zarı-
| (35:13)|in: eğer
| ted'ǔhum: onları çağırsanız
| lā:
| yesmeǔ: işitmezler
| duǎā'ekum: sizin çağırmanızı
| velev: şayet
| semiǔ: işitseler bile
| mā:
| stecābū: cevap veremezler
| lekum: size
| ve yevme: ve günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| yekfurūne: inkar ederler
| bişirkikum: sizin ortak koşmanızı
| ve lā: ve
| yunebbiuke: hiç kimse sana haber veremez
| miṧlu: gibi
| ḣabīrin: herşeyi bilen
| (35:14)

| ted'ǔhum: onları çağırsanız
| lā:
| yesmeǔ: işitmezler
| duǎā'ekum: sizin çağırmanızı
| velev: şayet
| semiǔ: işitseler bile
| mā:
| stecābū: cevap veremezler
| lekum: size
| ve yevme: ve günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| yekfurūne: inkar ederler
| bişirkikum: sizin ortak koşmanızı
| ve lā: ve
| yunebbiuke: hiç kimse sana haber veremez
| miṧlu: gibi
| ḣabīrin: herşeyi bilen
| (35:14)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| entumu: siz
| l-fuḳarā'u: muhtaçsınız
| ilā:
| llahi: Allah'a
| vallahu: Allah ise
| huve: O'dur
| l-ğaniyyu: zengin olan
| l-Hamīdu: ve hamde layık olan
| (35:15)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| entumu: siz
| l-fuḳarā'u: muhtaçsınız
| ilā:
| llahi: Allah'a
| vallahu: Allah ise
| huve: O'dur
| l-ğaniyyu: zengin olan
| l-Hamīdu: ve hamde layık olan
| (35:15)|in: eğer
| yeşe': dilese
| yuƶhibkum: sizi götürür
| ve ye'ti: ve getirir
| biḣalḳin: bir halk
| cedīdin: yeni
| (35:16)

| yeşe': dilese
| yuƶhibkum: sizi götürür
| ve ye'ti: ve getirir
| biḣalḳin: bir halk
| cedīdin: yeni
| (35:16)|ve lā: ve
| teziru: çekmez
| vāziratun: hiçbir günahkar
| vizra: günahını
| uḣrā: başkasının
| ve in: ve eğer
| ted'ǔ: (başkalarını) çağırsa
| muṧḳaletun: yükü ağır gelen kimse
| ilā:
| Himlihā: onu taşımak için
| lā:
| yuHmel: taşınmaz
| minhu: ondan (yükünden)
| şey'un: hiçbir şey
| velev: ve şayet
| kāne: (dahi) olsa
| ƶā: akrabası
| ḳurbā: akrabası
| innemā: sen ancak
| tunƶiru: uyarırsın
| elleƶīne: kimseleri
| yeḣşevne: -ürken
| rabbehum: Rablerinin
| bil-ğaybi: bilinmezliğiyle-
| ve eḳāmū: ve -doğrularak
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve men: ve -den/dan
| tezekkā: arındıran-
| feinnemā: Kİ -şey-
| yetezekkā: arınacakları-
| linefsihi: canları/kendileri için
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'adır
| l-meSīru: dönüş
| (35:18)

| teziru: çekmez
| vāziratun: hiçbir günahkar
| vizra: günahını
| uḣrā: başkasının
| ve in: ve eğer
| ted'ǔ: (başkalarını) çağırsa
| muṧḳaletun: yükü ağır gelen kimse
| ilā:
| Himlihā: onu taşımak için
| lā:
| yuHmel: taşınmaz
| minhu: ondan (yükünden)
| şey'un: hiçbir şey
| velev: ve şayet
| kāne: (dahi) olsa
| ƶā: akrabası
| ḳurbā: akrabası
| innemā: sen ancak
| tunƶiru: uyarırsın
| elleƶīne: kimseleri
| yeḣşevne: -ürken
| rabbehum: Rablerinin
| bil-ğaybi: bilinmezliğiyle-
| ve eḳāmū: ve -doğrularak
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve men: ve -den/dan
| tezekkā: arındıran-
| feinnemā: Kİ -şey-
| yetezekkā: arınacakları-
| linefsihi: canları/kendileri için
| ve ilā: ve
| llahi: Allah'adır
| l-meSīru: dönüş
| (35:18)|ve mā: ve olmaz
| yestevī: eşit
| l-eHyā'u: dirilerle
| ve lā: ve
| l-emvātu: ölüler
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yusmiǔ: işittirir
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve mā: yoksa değilsin
| ente: sen
| bimusmiǐn: işittirecek
| men: kimselere
| fī: içindeki
| l-ḳubūri: kabirler
| (35:22)

| yestevī: eşit
| l-eHyā'u: dirilerle
| ve lā: ve
| l-emvātu: ölüler
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yusmiǔ: işittirir
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve mā: yoksa değilsin
| ente: sen
| bimusmiǐn: işittirecek
| men: kimselere
| fī: içindeki
| l-ḳubūri: kabirler
| (35:22)|innā: şüphesiz biz
| erselnāke: seni gönderdik
| bil-Haḳḳi: gerçek ile
| beşīran: müjdeleyici
| ve neƶīran: ve uyarıcı
| ve in: ve yoktur
| min: hiçbir
| ummetin: millet
| illā: olmayan
| ḣalā: (gelip) geçmiş
| fīhā: içinde
| neƶīrun: bir uyarıcı
| (35:24)

| erselnāke: seni gönderdik
| bil-Haḳḳi: gerçek ile
| beşīran: müjdeleyici
| ve neƶīran: ve uyarıcı
| ve in: ve yoktur
| min: hiçbir
| ummetin: millet
| illā: olmayan
| ḣalā: (gelip) geçmiş
| fīhā: içinde
| neƶīrun: bir uyarıcı
| (35:24)|ve in: ve eğer
| yukeƶƶibūke: seni yalanlıyorlarsa
| feḳad: elbette
| keƶƶebe: yalanlamışlardı
| elleƶīne: kimseler de
| min:
| ḳablihim: bunlardan önceki
| cā'ethum: onlara getirmişlerdi
| rusuluhum: elçileri
| bil-beyyināti: açık kanıtlar
| ve bil-zzuburi: ve sahifeler
| ve bil-kitābi: ve Kitap
| l-munīri: aydınlatıcı
| (35:25)

| yukeƶƶibūke: seni yalanlıyorlarsa
| feḳad: elbette
| keƶƶebe: yalanlamışlardı
| elleƶīne: kimseler de
| min:
| ḳablihim: bunlardan önceki
| cā'ethum: onlara getirmişlerdi
| rusuluhum: elçileri
| bil-beyyināti: açık kanıtlar
| ve bil-zzuburi: ve sahifeler
| ve bil-kitābi: ve Kitap
| l-munīri: aydınlatıcı
| (35:25)|ṧumme: sonra
| eḣaƶtu: ben de yakaladım
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: inkar eden(leri)
| fe keyfe: nasıl?
| kāne: oldu
| nekīri: benim inkarım
| (35:26)

| eḣaƶtu: ben de yakaladım
| elleƶīne: kimseleri
| keferū: inkar eden(leri)
| fe keyfe: nasıl?
| kāne: oldu
| nekīri: benim inkarım
| (35:26)|elem:
| tera: görmedin mi
| enne: elbette
| llahe: Allah
| enzele: indirdi
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: su
| feeḣracnā: böylece çıkardık
| bihi: onunla
| ṧemerātin: meyvalar
| muḣtelifen: çeşit çeşit
| elvānuhā: renkleri
| ve mine: ve
| l-cibāli: dağlardan
| cudedun: yollar
| bīDun: beyaz
| ve Humrun: ve kırmızı
| muḣtelifun: değişik
| elvānuhā: renklerde
| ve ğarābību: ve simsiyah
| sūdun: kara
| (35:27)

| tera: görmedin mi
| enne: elbette
| llahe: Allah
| enzele: indirdi
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: su
| feeḣracnā: böylece çıkardık
| bihi: onunla
| ṧemerātin: meyvalar
| muḣtelifen: çeşit çeşit
| elvānuhā: renkleri
| ve mine: ve
| l-cibāli: dağlardan
| cudedun: yollar
| bīDun: beyaz
| ve Humrun: ve kırmızı
| muḣtelifun: değişik
| elvānuhā: renklerde
| ve ğarābību: ve simsiyah
| sūdun: kara
| (35:27)|ve mine: -dan vardır
| n-nāsi: insanlar-
| ve ddevābbi: ve hayvanlardan
| vel'en'ǎāmi: ve davarlardan
| muḣtelifun: türlü
| elvānuhu: renkte olanlar
| keƶālike: böyle
| innemā: ancak
| yeḣşā: (gereğince) korkar
| llahe: Allah'tan
| min: içinden
| ǐbādihi: kulları
| l-ǔlemā'u: bilginler
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| (35:28)

| n-nāsi: insanlar-
| ve ddevābbi: ve hayvanlardan
| vel'en'ǎāmi: ve davarlardan
| muḣtelifun: türlü
| elvānuhu: renkte olanlar
| keƶālike: böyle
| innemā: ancak
| yeḣşā: (gereğince) korkar
| llahe: Allah'tan
| min: içinden
| ǐbādihi: kulları
| l-ǔlemā'u: bilginler
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| (35:28)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: -kimseler
| yetlūne: okuyan-
| kitābe: Kitabını
| llahi: Allah'ın
| ve eḳāmū: ve -doğrularak
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve enfeḳū: ve harcarlar
| mimmā: -şeyden
| razeḳnāhum: rızıklandırıldıkları-
| sirran: gizli
| ve ǎlāniyeten: ve açık
| yercūne: umarlar
| ticāraten: bir ticaret
| len: asla
| tebūra: batmayacak
| (35:29)

| elleƶīne: -kimseler
| yetlūne: okuyan-
| kitābe: Kitabını
| llahi: Allah'ın
| ve eḳāmū: ve -doğrularak
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve enfeḳū: ve harcarlar
| mimmā: -şeyden
| razeḳnāhum: rızıklandırıldıkları-
| sirran: gizli
| ve ǎlāniyeten: ve açık
| yercūne: umarlar
| ticāraten: bir ticaret
| len: asla
| tebūra: batmayacak
| (35:29)|liyuveffiyehum: onlara tam ödesin diye
| ucūrahum: ücretlerini
| ve yezīdehum: ve fazlasını vermesi için
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| innehu: çünkü O
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| şekūrun: çok karşılık verendir
| (35:30)

| ucūrahum: ücretlerini
| ve yezīdehum: ve fazlasını vermesi için
| min: -ndan
| feDlihi: lutfu-
| innehu: çünkü O
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| şekūrun: çok karşılık verendir
| (35:30)|velleƶī:
| evHaynā: vahyettiğimiz
| ileyke: sana
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| huve: O
| l-Haḳḳu: gerçektir
| muSaddiḳan: doğrulayan
| limā:
| beyne: kendinden öncekini
| yedeyhi: kendinden öncekini
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| biǐbādihi: kullarını
| leḣabīrun: haber alandır
| beSīrun: görendir
| (35:31)

| evHaynā: vahyettiğimiz
| ileyke: sana
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| huve: O
| l-Haḳḳu: gerçektir
| muSaddiḳan: doğrulayan
| limā:
| beyne: kendinden öncekini
| yedeyhi: kendinden öncekini
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| biǐbādihi: kullarını
| leḣabīrun: haber alandır
| beSīrun: görendir
| (35:31)|ṧumme: sonra
| evraṧnā: miras verdik
| l-kitābe: Kitabı
| elleƶīne:
| STafeynā: seçtiklerimize
| min: (arasın)dan
| ǐbādinā: kullarımız
| fe minhum: onlardan kimi
| Zālimun: zulmedendir
| linefsihi: nefsine
| ve minhum: ve kimi
| muḳteSidun: orta gidendir
| ve minhum: ve kimi de
| sābiḳun: öne geçendir
| bil-ḣayrāti: hayırlarda
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte budur
| huve: O
| l-feDlu: lutuf
| l-kebīru: büyük
| (35:32)

| evraṧnā: miras verdik
| l-kitābe: Kitabı
| elleƶīne:
| STafeynā: seçtiklerimize
| min: (arasın)dan
| ǐbādinā: kullarımız
| fe minhum: onlardan kimi
| Zālimun: zulmedendir
| linefsihi: nefsine
| ve minhum: ve kimi
| muḳteSidun: orta gidendir
| ve minhum: ve kimi de
| sābiḳun: öne geçendir
| bil-ḣayrāti: hayırlarda
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ƶālike: işte budur
| huve: O
| l-feDlu: lutuf
| l-kebīru: büyük
| (35:32)|cennātu: cennetleri
| ǎdnin: Adn
| yedḣulūnehā: oraya girerler
| yuHallevne: takınırlar
| fīhā: orada
| min:
| esāvira: bilezikler
| min:
| ƶehebin: altından
| velu'lu'en: ve inci(ler)
| velibāsuhum: ve giysileri
| fīhā: orada
| Harīrun: ipektir
| (35:33)

| ǎdnin: Adn
| yedḣulūnehā: oraya girerler
| yuHallevne: takınırlar
| fīhā: orada
| min:
| esāvira: bilezikler
| min:
| ƶehebin: altından
| velu'lu'en: ve inci(ler)
| velibāsuhum: ve giysileri
| fīhā: orada
| Harīrun: ipektir
| (35:33)|ve ḳālū: ve dediler ki
| l-Hamdu: hamdolsun
| lillahi: Allah'a
| lleƶī:
| eƶhebe: gideren
| ǎnnā: bizden
| l-Hazene: tasayı
| inne: doğrusu
| rabbenā: Rabbimiz
| leğafūrun: çok bağışlayandır
| şekūrun: çok karşılık verendir
| (35:34)

| l-Hamdu: hamdolsun
| lillahi: Allah'a
| lleƶī:
| eƶhebe: gideren
| ǎnnā: bizden
| l-Hazene: tasayı
| inne: doğrusu
| rabbenā: Rabbimiz
| leğafūrun: çok bağışlayandır
| şekūrun: çok karşılık verendir
| (35:34)|Elleƶī: O (Rab) ki
| eHallenā: bizi kondurdu
| dāra: yurda
| l-muḳāmeti: durulacak
| min:
| feDlihi: lutfuyla
| lā: asla
| yemessunā: bize dokunmaz
| fīhā: orada
| neSabun: bir yorgunluk
| ve lā: ve ne de
| yemessunā: bize dokunmaz
| fīhā: orada
| luğūbun: bir usanç
| (35:35)

| eHallenā: bizi kondurdu
| dāra: yurda
| l-muḳāmeti: durulacak
| min:
| feDlihi: lutfuyla
| lā: asla
| yemessunā: bize dokunmaz
| fīhā: orada
| neSabun: bir yorgunluk
| ve lā: ve ne de
| yemessunā: bize dokunmaz
| fīhā: orada
| luğūbun: bir usanç
| (35:35)|velleƶīne: ve
| keferū: inkar edenler
| lehum: onlara vardır
| nāru: ateşi
| cehenneme: cehennem
| lā:
| yuḳDā: hükmedilmez
| ǎleyhim: onlara
| feyemūtū: ölsünler
| ve lā: ve
| yuḣaffefu: hafifletilmez
| ǎnhum: onlardan
| min:
| ǎƶābihā: onun azabı
| keƶālike: işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| kulle: her
| kefūrin: nankörü
| (35:36)

| keferū: inkar edenler
| lehum: onlara vardır
| nāru: ateşi
| cehenneme: cehennem
| lā:
| yuḳDā: hükmedilmez
| ǎleyhim: onlara
| feyemūtū: ölsünler
| ve lā: ve
| yuḣaffefu: hafifletilmez
| ǎnhum: onlardan
| min:
| ǎƶābihā: onun azabı
| keƶālike: işte böyle
| neczī: cezalandırırız
| kulle: her
| kefūrin: nankörü
| (35:36)|ve hum: ve onlar
| yeSTariḣūne: feryadederler
| fīhā: orada
| rabbenā: Rabbimiz
| eḣricnā: bizi çıkar
| neǎ'mel: yapalım
| SāliHen: iyi işler
| ğayra: başka olarak
| lleƶī:
| kunnā: olduğumuz
| neǎ'melu: yapmış
| evelem:
| nuǎmmirkum: sizi yaşatmadık mı?
| mā:
| yeteƶekkeru: öğüt alacağı kadar
| fīhi: orada
| men: kimsenin
| teƶekkera: öğüt alacak
| ve cā'ekumu: ve size geldi
| n-neƶīru: uyarıcı
| feƶūḳū: öyle ise (azabı) tadın
| femā: artık yoktur
| liZZālimīne: zalimlerin
| min: hiçbir
| neSīrin: yardımcısı
| (35:37)

| yeSTariḣūne: feryadederler
| fīhā: orada
| rabbenā: Rabbimiz
| eḣricnā: bizi çıkar
| neǎ'mel: yapalım
| SāliHen: iyi işler
| ğayra: başka olarak
| lleƶī:
| kunnā: olduğumuz
| neǎ'melu: yapmış
| evelem:
| nuǎmmirkum: sizi yaşatmadık mı?
| mā:
| yeteƶekkeru: öğüt alacağı kadar
| fīhi: orada
| men: kimsenin
| teƶekkera: öğüt alacak
| ve cā'ekumu: ve size geldi
| n-neƶīru: uyarıcı
| feƶūḳū: öyle ise (azabı) tadın
| femā: artık yoktur
| liZZālimīne: zalimlerin
| min: hiçbir
| neSīrin: yardımcısı
| (35:37)|inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎālimu: bilendir
| ğaybi: gaybını
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| innehu: şüphesiz O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (35:38)

| llahe: Allah
| ǎālimu: bilendir
| ğaybi: gaybını
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| innehu: şüphesiz O
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (35:38)|huve: O'dur
| lleƶī:
| ceǎlekum: sizi yapan
| ḣalāife: halifeler (yöneticiler)
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe men: artık kim
| kefera: nankörlük ederse
| feǎleyhi: kendi zararınadır
| kufruhu: nankörlüğü
| ve lā: ve
| yezīdu: artırmaz
| l-kāfirīne: kafirlerin
| kufruhum: küfrü
| ǐnde: yanında
| rabbihim: Rableri
| illā: başka bir şey
| meḳten: gazabdan
| ve lā: ve ne de
| yezīdu: artırmaz
| l-kāfirīne: kafirlerin
| kufruhum: küfrü
| illā: başka bir şey
| ḣasāran: ziyandan
| (35:39)

| lleƶī:
| ceǎlekum: sizi yapan
| ḣalāife: halifeler (yöneticiler)
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe men: artık kim
| kefera: nankörlük ederse
| feǎleyhi: kendi zararınadır
| kufruhu: nankörlüğü
| ve lā: ve
| yezīdu: artırmaz
| l-kāfirīne: kafirlerin
| kufruhum: küfrü
| ǐnde: yanında
| rabbihim: Rableri
| illā: başka bir şey
| meḳten: gazabdan
| ve lā: ve ne de
| yezīdu: artırmaz
| l-kāfirīne: kafirlerin
| kufruhum: küfrü
| illā: başka bir şey
| ḣasāran: ziyandan
| (35:39)|ḳul: de ki
| eraeytum: siz gördünüz mü?
| şurakā'ekumu: ortaklarınızı
| elleƶīne:
| ted'ǔne: yalvardığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| erūnī: bana gösterin
| māƶā: hangi şeyi?
| ḣaleḳū: yarattılar
| mine: -den
| l-erDi: yer-
| em: yoksa
| lehum: onların var (mı?)
| şirkun: ortaklıkları
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| em: yoksa
| āteynāhum: biz onlara verdik de
| kitāben: bir Kitap
| fehum: onlar da
| ǎlā: üzerindeler
| beyyinetin: bir delil
| minhu: ondan
| bel: hayır
| in:
| yeǐdu: va'detmiyorlar
| Z-Zālimūne: o zalimler
| beǎ'Duhum: birbirlerine
| beǎ'Dan: birbirlerine
| illā: başka bir şey
| ğurūran: aldatmakdan
| (35:40)

| eraeytum: siz gördünüz mü?
| şurakā'ekumu: ortaklarınızı
| elleƶīne:
| ted'ǔne: yalvardığınız
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| erūnī: bana gösterin
| māƶā: hangi şeyi?
| ḣaleḳū: yarattılar
| mine: -den
| l-erDi: yer-
| em: yoksa
| lehum: onların var (mı?)
| şirkun: ortaklıkları
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| em: yoksa
| āteynāhum: biz onlara verdik de
| kitāben: bir Kitap
| fehum: onlar da
| ǎlā: üzerindeler
| beyyinetin: bir delil
| minhu: ondan
| bel: hayır
| in:
| yeǐdu: va'detmiyorlar
| Z-Zālimūne: o zalimler
| beǎ'Duhum: birbirlerine
| beǎ'Dan: birbirlerine
| illā: başka bir şey
| ğurūran: aldatmakdan
| (35:40)|inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yumsiku: tutmaktadır
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| en:
| tezūlā: yıkılmamaları için
| velein: andolsun
| zāletā: ikisi yıkılsa
| in:
| emsekehumā: onları tutamaz
| min: hiç
| eHadin: kimse
| min:
| beǎ'dihi: ondan sonra
| innehu: şüphesiz O
| kāne:
| Halīmen: halimdir
| ğafūran: çok bağışlayandır
| (35:41)

| llahe: Allah
| yumsiku: tutmaktadır
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| en:
| tezūlā: yıkılmamaları için
| velein: andolsun
| zāletā: ikisi yıkılsa
| in:
| emsekehumā: onları tutamaz
| min: hiç
| eHadin: kimse
| min:
| beǎ'dihi: ondan sonra
| innehu: şüphesiz O
| kāne:
| Halīmen: halimdir
| ğafūran: çok bağışlayandır
| (35:41)|ve eḳsemū: ve yemin ettiler
| billahi: Allah'a
| cehde: bütün gücüyle
| eymānihim: yeminlerinin
| lein: andolsun eğer
| cā'ehum: kendilerine gelirse
| neƶīrun: bir uyarıcı (peygamber)
| leyekūnunne: olacaklarına
| ehdā: daha çok doğru yolda
| min:
| iHdā: herbir
| l-umemi: milletten
| felemmā: fakat
| cā'ehum: gelince
| neƶīrun: uyarıcı
| mā:
| zādehum: onların arttırmadı
| illā: başka bir şey
| nufūran: nefretten
| (35:42)

| billahi: Allah'a
| cehde: bütün gücüyle
| eymānihim: yeminlerinin
| lein: andolsun eğer
| cā'ehum: kendilerine gelirse
| neƶīrun: bir uyarıcı (peygamber)
| leyekūnunne: olacaklarına
| ehdā: daha çok doğru yolda
| min:
| iHdā: herbir
| l-umemi: milletten
| felemmā: fakat
| cā'ehum: gelince
| neƶīrun: uyarıcı
| mā:
| zādehum: onların arttırmadı
| illā: başka bir şey
| nufūran: nefretten
| (35:42)|İstikbāran: büyüklük taslama(larını)
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| ve mekra: ve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)
| s-seyyii: kötü
| velā: oysa
| yeHīḳu: dolanmaz
| l-mekru: tuzak
| s-seyyiu: kötü
| illā: başkasına
| biehlihi: sahibi(nden)
| fehel: -mı?
| yenZurūne: bekliyorlar
| illā: başkasını-
| sunnete: yasasından
| l-evvelīne: öncekilerin
| felen: halbuki
| tecide: bulamazsın
| lisunneti: yasasında
| llahi: Allah'ın
| tebdīlen: bir değişme
| velen: ve
| tecide: bulamazsın
| lisunneti: yasasında
| llahi: Allah'ın
| teHvīlen: bir sapma
| (35:43)

| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| ve mekra: ve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)
| s-seyyii: kötü
| velā: oysa
| yeHīḳu: dolanmaz
| l-mekru: tuzak
| s-seyyiu: kötü
| illā: başkasına
| biehlihi: sahibi(nden)
| fehel: -mı?
| yenZurūne: bekliyorlar
| illā: başkasını-
| sunnete: yasasından
| l-evvelīne: öncekilerin
| felen: halbuki
| tecide: bulamazsın
| lisunneti: yasasında
| llahi: Allah'ın
| tebdīlen: bir değişme
| velen: ve
| tecide: bulamazsın
| lisunneti: yasasında
| llahi: Allah'ın
| teHvīlen: bir sapma
| (35:43)|evelem:
| yesīrū: hiç gez(ip dolaş)madılar mı?
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe yenZurū: görsünler
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğunu
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablihim: kendilerinden önceki
| ve kānū: onlar idiler
| eşedde: daha güçlü
| minhum: bunlardan
| ḳuvveten: kuvvet bakımından
| vemā: ve yoktur
| kāne:
| llahu: Allah'ı
| liyuǎ'cizehu: engelleyecek
| min: hiçbir
| şey'in: şey
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ve yoktur
| fī:
| l-erDi: yerde
| innehu: şüphesiz O
| kāne:
| ǎlīmen: bilendir
| ḳadīran: güçlüdür
| (35:44)

| yesīrū: hiç gez(ip dolaş)madılar mı?
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fe yenZurū: görsünler
| keyfe: nasıl
| kāne: olduğunu
| ǎāḳibetu: sonunun
| elleƶīne: kimselerin
| min:
| ḳablihim: kendilerinden önceki
| ve kānū: onlar idiler
| eşedde: daha güçlü
| minhum: bunlardan
| ḳuvveten: kuvvet bakımından
| vemā: ve yoktur
| kāne:
| llahu: Allah'ı
| liyuǎ'cizehu: engelleyecek
| min: hiçbir
| şey'in: şey
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve lā: ve yoktur
| fī:
| l-erDi: yerde
| innehu: şüphesiz O
| kāne:
| ǎlīmen: bilendir
| ḳadīran: güçlüdür
| (35:44)|velev: ve eğer
| yu'āḣiƶu: cezalandıracak olsaydı
| llahu: Allah
| n-nāse: insanları
| bimā: yüzünden
| kesebū: yaptıkları işler
| mā:
| terake: bırakmazdı
| ǎlā: üzerinde (yeryüzünde)
| Zehrihā: onun sırtı
| min: hiçbir
| dābbetin: canlı
| velākin: fakat
| yu'eḣḣiruhum: onları erteliyor
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belirtilmiş
| fe iƶā: zaman
| cā'e: geldiği
| eceluhum: süreleri
| feinne: kuşkusuz
| llahe: Allah
| kāne:
| biǐbādihi: kullarını
| beSīran: görmektedir
| (35:45)

| yu'āḣiƶu: cezalandıracak olsaydı
| llahu: Allah
| n-nāse: insanları
| bimā: yüzünden
| kesebū: yaptıkları işler
| mā:
| terake: bırakmazdı
| ǎlā: üzerinde (yeryüzünde)
| Zehrihā: onun sırtı
| min: hiçbir
| dābbetin: canlı
| velākin: fakat
| yu'eḣḣiruhum: onları erteliyor
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belirtilmiş
| fe iƶā: zaman
| cā'e: geldiği
| eceluhum: süreleri
| feinne: kuşkusuz
| llahe: Allah
| kāne:
| biǐbādihi: kullarını
| beSīran: görmektedir
| (35:45)