19Meryem Suresi
Kuran Sırası: 19
İniş Sırası: 44
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|ƶikru: bu, anmasıdır
| raHmeti: rahmetini
| rabbike: Rabbinin
| ǎbdehu: kulu
| zekeriyyā: Zekeriyya'ya
| (19:2)

| raHmeti: rahmetini
| rabbike: Rabbinin
| ǎbdehu: kulu
| zekeriyyā: Zekeriyya'ya
| (19:2)|iƶ: hani
| nādā: yalvarmıştı
| rabbehu: Rabbine
| nidā'en: bir seslenişle
| ḣafiyyen: gizli
| (19:3)

| nādā: yalvarmıştı
| rabbehu: Rabbine
| nidā'en: bir seslenişle
| ḣafiyyen: gizli
| (19:3)|ḳāle: dedi
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| vehene: gevşedi
| l-ǎZmu: kemik(lerim)
| minnī: benim
| veşteǎle: ve tutuştu
| r-ra'su: başım
| şeyben: ihtiyarlık aleviyle
| velem: ve
| ekun: olmadım
| biduǎāike: sana du'a ile
| rabbi: Rabbim
| şeḳiyyen: bahtsız
| (19:4)

| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| vehene: gevşedi
| l-ǎZmu: kemik(lerim)
| minnī: benim
| veşteǎle: ve tutuştu
| r-ra'su: başım
| şeyben: ihtiyarlık aleviyle
| velem: ve
| ekun: olmadım
| biduǎāike: sana du'a ile
| rabbi: Rabbim
| şeḳiyyen: bahtsız
| (19:4)|ve innī: doğrusu ben
| ḣiftu: korktum
| l-mevāliye: yerime geçecek yakınlarımdan
| min:
| verāī: arkamdan
| ve kāneti: ve
| mraetī: karım da
| ǎāḳiran: kısırdır
| feheb: (Ne olur) lutfet
| lī: bana
| min:
| ledunke: katından
| veliyyen: bir veli(aht)
| (19:5)

| ḣiftu: korktum
| l-mevāliye: yerime geçecek yakınlarımdan
| min:
| verāī: arkamdan
| ve kāneti: ve
| mraetī: karım da
| ǎāḳiran: kısırdır
| feheb: (Ne olur) lutfet
| lī: bana
| min:
| ledunke: katından
| veliyyen: bir veli(aht)
| (19:5)|yeriṧunī: bana mirasçı olsun
| ve yeriṧu: ve mirasçı olsun
| min:
| āli: oğullarına
| yeǎ'ḳūbe: Ya'kub
| vec'ǎlhu: ve onu yap
| rabbi: Rabbim
| raDiyyen: razı olduklarından
| (19:6)

| ve yeriṧu: ve mirasçı olsun
| min:
| āli: oğullarına
| yeǎ'ḳūbe: Ya'kub
| vec'ǎlhu: ve onu yap
| rabbi: Rabbim
| raDiyyen: razı olduklarından
| (19:6)|yā: EY/HEY/AH
| zekeriyyā: Zekeriyya
| innā: şüphesiz biz
| nubeşşiruke: sana müjdeleriz
| biğulāmin: bir oğul
| ismuhu: onun adı
| yeHyā: Yahya'dır
| lem:
| nec'ǎl: yapmadık
| lehu: ona
| min:
| ḳablu: daha önce
| semiyyen: adaş
| (19:7)

| zekeriyyā: Zekeriyya
| innā: şüphesiz biz
| nubeşşiruke: sana müjdeleriz
| biğulāmin: bir oğul
| ismuhu: onun adı
| yeHyā: Yahya'dır
| lem:
| nec'ǎl: yapmadık
| lehu: ona
| min:
| ḳablu: daha önce
| semiyyen: adaş
| (19:7)|ḳāle: dedi ki
| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl olur?
| yekūnu:
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| vekāneti: ve
| mraetī: karım da
| ǎāḳiran: kısırdır
| ve ḳad: ve gerçekten
| beleğtu: ben ulaştım
| mine:
| l-kiberi: ihtiyarlığın
| ǐtiyyen: son sınırına
| (19:8)

| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl olur?
| yekūnu:
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| vekāneti: ve
| mraetī: karım da
| ǎāḳiran: kısırdır
| ve ḳad: ve gerçekten
| beleğtu: ben ulaştım
| mine:
| l-kiberi: ihtiyarlığın
| ǐtiyyen: son sınırına
| (19:8)|ḳāle: dedi ki
| keƶālike: öyledir
| ḳāle: dedi
| rabbuke: senin Rabbin
| huve: O
| ǎleyye: bana
| heyyinun: kolaydır
| ve ḳad: ve gerçekten
| ḣaleḳtuke: seni de yaratmıştım
| min:
| ḳablu: daha önce
| velem: ve değilken
| teku: sen
| şey'en: hiçbir şey
| (19:9)

| keƶālike: öyledir
| ḳāle: dedi
| rabbuke: senin Rabbin
| huve: O
| ǎleyye: bana
| heyyinun: kolaydır
| ve ḳad: ve gerçekten
| ḣaleḳtuke: seni de yaratmıştım
| min:
| ḳablu: daha önce
| velem: ve değilken
| teku: sen
| şey'en: hiçbir şey
| (19:9)|ḳāle: dedi
| rabbi: Rabbim
| c'ǎl: (öyle ise) ver
| lī: bana
| āyeten: bir işaret
| ḳāle: dedi
| āyetuke: senin işaretin
| ellā:
| tukellime: konuşamamandır
| n-nāse: insanlarla
| ṧelāṧe: üç
| leyālin: gece
| seviyyen: sapasağlam olduğun halde
| (19:10)

| rabbi: Rabbim
| c'ǎl: (öyle ise) ver
| lī: bana
| āyeten: bir işaret
| ḳāle: dedi
| āyetuke: senin işaretin
| ellā:
| tukellime: konuşamamandır
| n-nāse: insanlarla
| ṧelāṧe: üç
| leyālin: gece
| seviyyen: sapasağlam olduğun halde
| (19:10)|feḣarace: çıkıp
| ǎlā: karşısına
| ḳavmihi: kavminin
| mine: -den
| l-miHrābi: ma'bed-
| fe evHā: işaret etti
| ileyhim: onlara
| en: diye
| sebbiHū: tesbih edin
| bukraten: sabah
| ve ǎşiyyen: ve akşam
| (19:11)

| ǎlā: karşısına
| ḳavmihi: kavminin
| mine: -den
| l-miHrābi: ma'bed-
| fe evHā: işaret etti
| ileyhim: onlara
| en: diye
| sebbiHū: tesbih edin
| bukraten: sabah
| ve ǎşiyyen: ve akşam
| (19:11)|yā: EY/HEY/AH
| yeHyā: YaHya
| ḣuƶi: tut
| l-kitābe: Kitabı
| biḳuvvetin: kuvvetle
| ve āteynāhu: ve ona verdik
| l-Hukme: hikmet
| Sabiyyen: çocuk iken
| (19:12)

| yeHyā: YaHya
| ḣuƶi: tut
| l-kitābe: Kitabı
| biḳuvvetin: kuvvetle
| ve āteynāhu: ve ona verdik
| l-Hukme: hikmet
| Sabiyyen: çocuk iken
| (19:12)|ve Hanānen: ve bir rahmet
| min:
| ledunnā: katımızdan
| ve zekāten: ve temizlik
| ve kāne: ve oldu
| teḳiyyen: sakınan (bir kimse)
| (19:13)

| min:
| ledunnā: katımızdan
| ve zekāten: ve temizlik
| ve kāne: ve oldu
| teḳiyyen: sakınan (bir kimse)
| (19:13)|ve berran: ve iyilik ediciydi
| bivālideyhi: ana babasına
| velem: ve
| yekun: değildi
| cebbāran: baş kaldıran
| ǎSiyyen: bir zorba
| (19:14)

| bivālideyhi: ana babasına
| velem: ve
| yekun: değildi
| cebbāran: baş kaldıran
| ǎSiyyen: bir zorba
| (19:14)|ve selāmun: selam olsun!
| ǎleyhi: ona
| yevme: gün
| vulide: doğduğu
| ve yevme: ve gün
| yemūtu: öleceği
| ve yevme: ve gün
| yub'ǎṧu: kaldırılacağı
| Hayyen: diri olarak
| (19:15)

| ǎleyhi: ona
| yevme: gün
| vulide: doğduğu
| ve yevme: ve gün
| yemūtu: öleceği
| ve yevme: ve gün
| yub'ǎṧu: kaldırılacağı
| Hayyen: diri olarak
| (19:15)|veƶkur: an (hatırla)
| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| meryeme: Meryem'i
| iƶi: bir zaman
| ntebeƶet: o ayrılıp çekilmişti
| min:
| ehlihā: ailesinden
| mekānen: bir yere
| şerḳiyyen: doğu yönünde
| (19:16)

| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| meryeme: Meryem'i
| iƶi: bir zaman
| ntebeƶet: o ayrılıp çekilmişti
| min:
| ehlihā: ailesinden
| mekānen: bir yere
| şerḳiyyen: doğu yönünde
| (19:16)|fetteḣaƶet: çekmişti
| min:
| dūnihim: onlarla arasına
| Hicāben: bir perde
| feerselnā: biz de gönderdik
| ileyhā: ona
| rūHanā: ruhumuzu (Cebrail'i)
| fetemeṧṧele: göründü
| lehā: ona
| beşeran: bir insan şeklinde
| seviyyen: düzgün
| (19:17)

| min:
| dūnihim: onlarla arasına
| Hicāben: bir perde
| feerselnā: biz de gönderdik
| ileyhā: ona
| rūHanā: ruhumuzu (Cebrail'i)
| fetemeṧṧele: göründü
| lehā: ona
| beşeran: bir insan şeklinde
| seviyyen: düzgün
| (19:17)|ḳālet: (Meryem) dedi ki
| innī: şüphesiz ben
| eǔƶu: sığınırım
| bir-raHmāni: Rahman'a
| minke: senden
| in: eğer
| kunte: isen
| teḳiyyen: korkuyor
| (19:18)

| innī: şüphesiz ben
| eǔƶu: sığınırım
| bir-raHmāni: Rahman'a
| minke: senden
| in: eğer
| kunte: isen
| teḳiyyen: korkuyor
| (19:18)|ḳāle: dedi ki
| innemā: sadece
| enā: ben
| rasūlu: elçisiyim
| rabbiki: Rabbinin
| liehebe: hediye edeyim diye
| leki: sana
| ğulāmen: bir erkek çocuğu
| zekiyyen: tertemiz
| (19:19)

| innemā: sadece
| enā: ben
| rasūlu: elçisiyim
| rabbiki: Rabbinin
| liehebe: hediye edeyim diye
| leki: sana
| ğulāmen: bir erkek çocuğu
| zekiyyen: tertemiz
| (19:19)|ḳālet: dedi
| ennā: nasıl
| yekūnu: olur
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| velem:
| yemsesnī: bana dokunmadı
| beşerun: bir insan
| velem: ve
| eku: ben değilim
| beğiyyen: iffetsiz
| (19:20)

| ennā: nasıl
| yekūnu: olur
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| velem:
| yemsesnī: bana dokunmadı
| beşerun: bir insan
| velem: ve
| eku: ben değilim
| beğiyyen: iffetsiz
| (19:20)|ḳāle: dedi
| keƶāliki: öyledir
| ḳāle: dedi
| rabbuki: Rabbin
| huve: O
| ǎleyye: bana
| heyyinun: kolaydır
| velinec'ǎlehu: onu kılmak için
| āyeten: bir mu'cize
| linnāsi: insanlara
| ve raHmeten: ve bir rahmet
| minnā: bizden
| ve kāne: ve olup
| emran: iş
| meḳDiyyen: karara bağlanarak
| (19:21)

| keƶāliki: öyledir
| ḳāle: dedi
| rabbuki: Rabbin
| huve: O
| ǎleyye: bana
| heyyinun: kolaydır
| velinec'ǎlehu: onu kılmak için
| āyeten: bir mu'cize
| linnāsi: insanlara
| ve raHmeten: ve bir rahmet
| minnā: bizden
| ve kāne: ve olup
| emran: iş
| meḳDiyyen: karara bağlanarak
| (19:21)|feHamelethu: ona gebe kaldı
| fentebeƶet: ve çekildi
| bihi: onunla
| mekānen: bir yere
| ḳaSiyyen: uzak
| (19:22)

| fentebeƶet: ve çekildi
| bihi: onunla
| mekānen: bir yere
| ḳaSiyyen: uzak
| (19:22)|feecā'ehā: ve onu getirdi
| l-meḣāDu: doğum sancısı
| ilā:
| ciƶ'ǐ: dalı(nın altı)na
| n-neḣleti: bir hurma
| ḳālet: dedi
| yā: EY/HEY
| leytenī: keşke ben
| mittu: ölseydim
| ḳable: önce
| hāƶā: bundan
| ve kuntu: ve idim
| nesyen: unutulsa
| mensiyyen: unutulanlar gibi
| (19:23)

| l-meḣāDu: doğum sancısı
| ilā:
| ciƶ'ǐ: dalı(nın altı)na
| n-neḣleti: bir hurma
| ḳālet: dedi
| yā: EY/HEY
| leytenī: keşke ben
| mittu: ölseydim
| ḳable: önce
| hāƶā: bundan
| ve kuntu: ve idim
| nesyen: unutulsa
| mensiyyen: unutulanlar gibi
| (19:23)|fenādāhā: ona şöyle seslendi
| min:
| teHtihā: altından
| ellā:
| teHzenī: üzülme
| ḳad: gerçekten
| ceǎle: var etti
| rabbuki: Rabbin
| teHteki: alt tarafında
| seriyyen: bir su arkı
| (19:24)

| min:
| teHtihā: altından
| ellā:
| teHzenī: üzülme
| ḳad: gerçekten
| ceǎle: var etti
| rabbuki: Rabbin
| teHteki: alt tarafında
| seriyyen: bir su arkı
| (19:24)|ve huzzī: silkele
| ileyki: sana doğru
| biciƶ'ǐ: dalını
| n-neḣleti: hurma
| tusāḳiT: dökülsün
| ǎleyki: üzerine
| ruTaben: olgun hurma
| ceniyyen: taze
| (19:25)

| ileyki: sana doğru
| biciƶ'ǐ: dalını
| n-neḣleti: hurma
| tusāḳiT: dökülsün
| ǎleyki: üzerine
| ruTaben: olgun hurma
| ceniyyen: taze
| (19:25)|fekulī: ye
| veşrabī: ve iç
| ve ḳarrī: ve aydın olsun
| ǎynen: gözün
| fe immā: eğer
| terayinne: görürsen
| mine: -dan
| l-beşeri: insanlar-
| eHaden: birini
| feḳūlī: de ki
| innī: şüphesiz ben
| neƶertu: adadım
| lirraHmāni: Rahman için
| Savmen: oruç
| felen: asla
| ukellime: konuşmayacağım
| l-yevme: bugün
| insiyyen: hiçbir insanla
| (19:26)

| veşrabī: ve iç
| ve ḳarrī: ve aydın olsun
| ǎynen: gözün
| fe immā: eğer
| terayinne: görürsen
| mine: -dan
| l-beşeri: insanlar-
| eHaden: birini
| feḳūlī: de ki
| innī: şüphesiz ben
| neƶertu: adadım
| lirraHmāni: Rahman için
| Savmen: oruç
| felen: asla
| ukellime: konuşmayacağım
| l-yevme: bugün
| insiyyen: hiçbir insanla
| (19:26)|feetet: getirdi
| bihi: onu
| ḳavmehā: kavmine
| teHmiluhu: taşıyarak
| ḳālū: dediler
| yā : EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| leḳad: gerçekten
| ci'ti: sen yaptın
| şey'en: bir iş
| feriyyen: tuhaf, korkunç
| (19:27)

| bihi: onu
| ḳavmehā: kavmine
| teHmiluhu: taşıyarak
| ḳālū: dediler
| yā : EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| leḳad: gerçekten
| ci'ti: sen yaptın
| şey'en: bir iş
| feriyyen: tuhaf, korkunç
| (19:27)|yā: EY/HEY/AH
| uḣte: kızkardeşi
| hārūne: Harun'un
| mā:
| kāne: değildi
| ebūki: baban
| mrae: bir adam
| sev'in: kötü
| ve mā: ve
| kānet: değildi
| ummuki: annen de
| beğiyyen: iffetsiz
| (19:28)

| uḣte: kızkardeşi
| hārūne: Harun'un
| mā:
| kāne: değildi
| ebūki: baban
| mrae: bir adam
| sev'in: kötü
| ve mā: ve
| kānet: değildi
| ummuki: annen de
| beğiyyen: iffetsiz
| (19:28)|feeşārat: (çocuğu) gösterdi
| ileyhi: onlara
| ḳālū: dediler ki
| keyfe: nasıl
| nukellimu: konuşuruz
| men: kimseyle
| kāne: olan
| fī:
| l-mehdi: beşikte
| Sabiyyen: çocukla
| (19:29)

| ileyhi: onlara
| ḳālū: dediler ki
| keyfe: nasıl
| nukellimu: konuşuruz
| men: kimseyle
| kāne: olan
| fī:
| l-mehdi: beşikte
| Sabiyyen: çocukla
| (19:29)|ḳāle: (Çocuk) dedi
| innī: şüphesiz ben
| ǎbdu: kuluyum
| llahi: Allah'ın
| ātāniye: bana verdi
| l-kitābe: Kitabı
| ve ceǎlenī: ve beni yaptı
| nebiyyen: peygamber
| (19:30)

| innī: şüphesiz ben
| ǎbdu: kuluyum
| llahi: Allah'ın
| ātāniye: bana verdi
| l-kitābe: Kitabı
| ve ceǎlenī: ve beni yaptı
| nebiyyen: peygamber
| (19:30)|ve ceǎlenī: ve beni kıldı
| mubāraken: bereketli
| eyne: nerede
| mā:
| kuntu: olursam
| ve evSānī: ve bana emretti
| biS-Salāti: SaLâT ile/Destek ile
| ve zzekāti: ve zekat/arınma ile
| mā:
| dumtu: olduğum sürece
| Hayyen: sağ
| (19:31)

| mubāraken: bereketli
| eyne: nerede
| mā:
| kuntu: olursam
| ve evSānī: ve bana emretti
| biS-Salāti: SaLâT ile/Destek ile
| ve zzekāti: ve zekat/arınma ile
| mā:
| dumtu: olduğum sürece
| Hayyen: sağ
| (19:31)|ve berran: ve iyilik eder (kıldı)
| bivālidetī: anneme
| velem:
| yec'ǎlnī: ve beni yapmadı
| cebbāran: bir zorba
| şeḳiyyen: baş kaldıran
| (19:32)

| bivālidetī: anneme
| velem:
| yec'ǎlnī: ve beni yapmadı
| cebbāran: bir zorba
| şeḳiyyen: baş kaldıran
| (19:32)|ve sselāmu: ve esenlik verilmiştir
| ǎleyye: bana
| yevme: gün
| vulidtu: doğduğum
| ve yevme: ve gün
| emūtu: öleceğim
| ve yevme: ve gün
| ub'ǎṧu: kaldırılacağım
| Hayyen: diri olarak
| (19:33)

| ǎleyye: bana
| yevme: gün
| vulidtu: doğduğum
| ve yevme: ve gün
| emūtu: öleceğim
| ve yevme: ve gün
| ub'ǎṧu: kaldırılacağım
| Hayyen: diri olarak
| (19:33)|ƶālike: işte
| ǐysā: Îsa
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| ḳavle: söz
| l-Haḳḳi: gerçek
| lleƶī:
| fīhi: hakkında
| yemterūne: şüphe edip ayrılığa düştükleri
| (19:34)

| ǐysā: Îsa
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| ḳavle: söz
| l-Haḳḳi: gerçek
| lleƶī:
| fīhi: hakkında
| yemterūne: şüphe edip ayrılığa düştükleri
| (19:34)|mā:
| kāne: yakışmaz
| lillahi: Allah'a
| en:
| yetteḣiƶe: edinmek
| min: hiçbir
| veledin: çocuk
| subHānehu: O'nun şanı yücedir
| iƶā: zaman
| ḳaDā: hükmettiği
| emran: bir işi
| feinnemā: sadece
| yeḳūlu: der
| lehu: ona
| kun: ol!
| fe yekūnu: (o da) olur
| (19:35)

| kāne: yakışmaz
| lillahi: Allah'a
| en:
| yetteḣiƶe: edinmek
| min: hiçbir
| veledin: çocuk
| subHānehu: O'nun şanı yücedir
| iƶā: zaman
| ḳaDā: hükmettiği
| emran: bir işi
| feinnemā: sadece
| yeḳūlu: der
| lehu: ona
| kun: ol!
| fe yekūnu: (o da) olur
| (19:35)|ve inne: ve şüphesiz
| llahe: Allah
| rabbī: benim Rabbimdir
| ve rabbukum: ve sizin Rabbinizdir
| feǎ'budūhu: O'na kulluk edin
| hāƶā: işte budur
| SirāTun: yol
| musteḳīmun: dosdoğru
| (19:36)

| llahe: Allah
| rabbī: benim Rabbimdir
| ve rabbukum: ve sizin Rabbinizdir
| feǎ'budūhu: O'na kulluk edin
| hāƶā: işte budur
| SirāTun: yol
| musteḳīmun: dosdoğru
| (19:36)|feḣtelefe: ayrılığa düştüler
| l-eHzābu: hizipler
| min:
| beynihim: kendi aralarından
| feveylun: artık vay haline
| lilleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar eden
| min: ötürü
| meşhedi: görmekten
| yevmin: bir günü
| ǎZīmin: büyük
| (19:37)

| l-eHzābu: hizipler
| min:
| beynihim: kendi aralarından
| feveylun: artık vay haline
| lilleƶīne: kimselerin
| keferū: inkar eden
| min: ötürü
| meşhedi: görmekten
| yevmin: bir günü
| ǎZīmin: büyük
| (19:37)|esmiǎ': ne güzel işitirler
| bihim: onlar
| ve ebSir: ne güzel görürler
| yevme: gün
| ye'tūnenā: bize geldikleri
| lākini: ama
| Z-Zālimūne: zalimler
| l-yevme: bugün
| fī: içindedirler
| Delālin: sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (19:38)

| bihim: onlar
| ve ebSir: ne güzel görürler
| yevme: gün
| ye'tūnenā: bize geldikleri
| lākini: ama
| Z-Zālimūne: zalimler
| l-yevme: bugün
| fī: içindedirler
| Delālin: sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (19:38)|ve enƶirhum: onları uyar
| yevme: gününe (karşı)
| l-Hasrati: hasret
| iƶ: o zaman
| ḳuDiye: hükmedilir
| l-emru: işe
| ve hum: onlar
| fī: içinde iken
| ğafletin: gaflet
| ve hum: ve onlar
| lā:
| yu'minūne: iman etmezlerken
| (19:39)

| yevme: gününe (karşı)
| l-Hasrati: hasret
| iƶ: o zaman
| ḳuDiye: hükmedilir
| l-emru: işe
| ve hum: onlar
| fī: içinde iken
| ğafletin: gaflet
| ve hum: ve onlar
| lā:
| yu'minūne: iman etmezlerken
| (19:39)|innā: ancak biz
| neHnu: biz
| neriṧu: varis oluruz
| l-erDe: dünyaya
| ve men: ve bulunanlara
| ǎleyhā: onun üzerinde
| ve ileynā: ve bize
| yurceǔne: döndürülürler
| (19:40)

| neHnu: biz
| neriṧu: varis oluruz
| l-erDe: dünyaya
| ve men: ve bulunanlara
| ǎleyhā: onun üzerinde
| ve ileynā: ve bize
| yurceǔne: döndürülürler
| (19:40)|veƶkur: an (hatırla)
| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| ibrāhīme: İbrahim'i
| innehu: gerçekten o
| kāne: idi
| Siddīḳan: çok doğru
| nebiyyen: bir peygamber
| (19:41)

| fī:
| l-kitābi: Kitapta
| ibrāhīme: İbrahim'i
| innehu: gerçekten o
| kāne: idi
| Siddīḳan: çok doğru
| nebiyyen: bir peygamber
| (19:41)|iƶ: hani
| ḳāle: demişti ki
| liebīhi: babasına
| yā: EY/HEY/AH
| ebeti: babacığım
| lime: niçin?
| teǎ'budu: tapıyorsun
| mā: şeylere
| lā:
| yesmeǔ: işitmeyen
| ve lā: ve
| yubSiru: görmeyen
| ve lā: ve
| yuğnī: yararı olmayan
| ǎnke: sana
| şey'en: hiçbir
| (19:42)

| ḳāle: demişti ki
| liebīhi: babasına
| yā: EY/HEY/AH
| ebeti: babacığım
| lime: niçin?
| teǎ'budu: tapıyorsun
| mā: şeylere
| lā:
| yesmeǔ: işitmeyen
| ve lā: ve
| yubSiru: görmeyen
| ve lā: ve
| yuğnī: yararı olmayan
| ǎnke: sana
| şey'en: hiçbir
| (19:42)|yā: EY/HEY/AH
| ebeti: babacığım
| innī: bana
| ḳad: elbette
| cā'enī: bana geldi
| mine:
| l-ǐlmi: bir bilgi
| mā:
| lem:
| ye'tike: sana gelmeyen
| fettebiǎ'nī: bana uy
| ehdike: seni ileteyim
| SirāTen: bir yola
| seviyyen: düzgün
| (19:43)

| ebeti: babacığım
| innī: bana
| ḳad: elbette
| cā'enī: bana geldi
| mine:
| l-ǐlmi: bir bilgi
| mā:
| lem:
| ye'tike: sana gelmeyen
| fettebiǎ'nī: bana uy
| ehdike: seni ileteyim
| SirāTen: bir yola
| seviyyen: düzgün
| (19:43)|yā: EY/HEY/AH
| ebeti: babacığım
| lā:
| teǎ'budi: tapma
| ş-şeyTāne: şeytana
| inne: çünkü
| ş-şeyTāne: şeytan
| kāne:
| lirraHmāni: Rahman'a
| ǎSiyyen: isyan etmiştir
| (19:44)

| ebeti: babacığım
| lā:
| teǎ'budi: tapma
| ş-şeyTāne: şeytana
| inne: çünkü
| ş-şeyTāne: şeytan
| kāne:
| lirraHmāni: Rahman'a
| ǎSiyyen: isyan etmiştir
| (19:44)|yā: EY/HEY/AH
| ebeti: babacığım
| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yemesseke: sana dokunacak
| ǎƶābun: bir azab
| mine: -dan
| r-raHmāni: Rahman-
| fetekūne: o zaman olursun
| lişşeyTāni: şeytanın
| veliyyen: dostu
| (19:45)

| ebeti: babacığım
| innī: elbette ben
| eḣāfu: korkuyorum
| en: diye
| yemesseke: sana dokunacak
| ǎƶābun: bir azab
| mine: -dan
| r-raHmāni: Rahman-
| fetekūne: o zaman olursun
| lişşeyTāni: şeytanın
| veliyyen: dostu
| (19:45)|ḳāle: dedi ki
| erāğibun: yüz mü çeviriyorsun?
| ente: sen
| ǎn: -dan
| ālihetī: benim tanrılarım-
| yā: EY/HEY/AH
| ibrāhīmu: İbrahim
| lein: eğer
| lem:
| tentehi: vazgeçmezsen
| leercumenneke: andolsun seni taşlarım
| vehcurnī: benden ayrıl, git
| meliyyen: uzun süre
| (19:46)

| erāğibun: yüz mü çeviriyorsun?
| ente: sen
| ǎn: -dan
| ālihetī: benim tanrılarım-
| yā: EY/HEY/AH
| ibrāhīmu: İbrahim
| lein: eğer
| lem:
| tentehi: vazgeçmezsen
| leercumenneke: andolsun seni taşlarım
| vehcurnī: benden ayrıl, git
| meliyyen: uzun süre
| (19:46)|ḳāle: dedi
| selāmun: selam
| ǎleyke: sana
| seesteğfiru: mağfiret dileyeceğim
| leke: senin için
| rabbī: Rabbimden
| innehu: çünkü O
| kāne:
| bī: bana
| Hafiyyen: çok lutufkardır
| (19:47)

| selāmun: selam
| ǎleyke: sana
| seesteğfiru: mağfiret dileyeceğim
| leke: senin için
| rabbī: Rabbimden
| innehu: çünkü O
| kāne:
| bī: bana
| Hafiyyen: çok lutufkardır
| (19:47)|ve eǎ'tezilukum: sizden ayrılıyorum
| ve mā: ve
| ted'ǔne: yalvardıklarınızdan
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| ve ed'ǔ: ve yalnız yalvarıyorum
| rabbī: Rabbime
| ǎsā: umarım ki
| ellā:
| ekūne: olmam
| biduǎā'i: yalvarmakla
| rabbī: Rabbime
| şeḳiyyen: bahtsız
| (19:48)

| ve mā: ve
| ted'ǔne: yalvardıklarınızdan
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| ve ed'ǔ: ve yalnız yalvarıyorum
| rabbī: Rabbime
| ǎsā: umarım ki
| ellā:
| ekūne: olmam
| biduǎā'i: yalvarmakla
| rabbī: Rabbime
| şeḳiyyen: bahtsız
| (19:48)|felemmā: ne zaman ki
| ǎ'tezelehum: onlardan ayrıldı
| ve mā: ve
| yeǎ'budūne: onların taptıklarından
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| vehebnā: biz armağan ettik
| lehu: ona
| isHāḳa: İshak'ı
| ve yeǎ'ḳūbe: ve Ya'kub'u
| ve kullen: ve hepsini
| ceǎlnā: yaptık
| nebiyyen: peygamber
| (19:49)

| ǎ'tezelehum: onlardan ayrıldı
| ve mā: ve
| yeǎ'budūne: onların taptıklarından
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| vehebnā: biz armağan ettik
| lehu: ona
| isHāḳa: İshak'ı
| ve yeǎ'ḳūbe: ve Ya'kub'u
| ve kullen: ve hepsini
| ceǎlnā: yaptık
| nebiyyen: peygamber
| (19:49)|ve vehebnā: ve lutfettik
| lehum: onlara
| min: -den
| raHmetinā: rahmetimiz-
| ve ceǎlnā: ve verdik
| lehum: onlar için
| lisāne: dili
| Sidḳin: bir doğruluk
| ǎliyyen: yüce
| (19:50)

| lehum: onlara
| min: -den
| raHmetinā: rahmetimiz-
| ve ceǎlnā: ve verdik
| lehum: onlar için
| lisāne: dili
| Sidḳin: bir doğruluk
| ǎliyyen: yüce
| (19:50)