Önceki Sonraki

48:26Fetih Suresi 26. Ayet

Kuran Sırası: 48 İniş Sırası: 111
1234567891011121314151617181920212223242526272829

48:26Fetih Suresi 26. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
إذ
|
o zaman
Kombi Müfredat
جعل
ceǎle
CAL|ج ع ل
koymuşlardı
3
الذين
elleƶīne
|
kimseler
Kombi Müfredat
كفروا
keferū
KFR|ك ف ر
inkar eden(ler)
5
في
|
Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbihimu
GLB|ق ل ب
kalblerine
Kombi Müfredat
الحمية
l-Hamiyyete
ḪMY|ح م ي
öfke ve gayreti
Kombi Müfredat
حمية
Hamiyyete
ḪMY|ح م ي
öfke ve gayretini
Kombi Müfredat
الجاهلية
l-cāhiliyyeti
CHL|ج ه ل
cahiliyye (çağının)
10 Kombi Müfredat
فأنزل
feenzele
NZL|ن ز ل
ve indirdi
11
الله
llahu
|
Allah
12 Kombi Müfredat
سكينته
sekīnetehu
SKN|س ك ن
huzur ve güvenini
13
على
ǎlā
|
üzerine
14 Kombi Müfredat
رسوله
rasūlihi
RSL|ر س ل
Elçisi
15
وعلى
ve ǎlā
|
ve üzerine
16 Kombi Müfredat
المؤمنين
l-mu'minīne
EMN|ا م ن
mü'minlere
17 Kombi Müfredat
وألزمهم
ve elzemehum
LZM|ل ز م
ve onları bağladı
18 Kombi Müfredat
كلمة
kelimete
KLM|ك ل م
kelimesine
19 Kombi Müfredat
التقوى
t-teḳvā
VGY|و ق ي
takva
20 Kombi Müfredat
وكانوا
ve kānū
KVN|ك و ن
zaten onlar idiler
21 Kombi Müfredat
أحق
eHaḳḳa
ḪGG|ح ق ق
daha layık
22
بها
bihā
|
buna
23 Kombi Müfredat
وأهلها
ve ehlehā
EHL|ا ه ل
ve ehil
24 Kombi Müfredat
وكان
ve kāne
KVN|ك و ن
ve
25
الله
llahu
|
Allah
26 Kombi Müfredat
بكل
bikulli
KLL|ك ل ل
her
27 Kombi Müfredat
شيء
şey'in
ŞYE|ش ي ا
şeyi
28 Kombi Müfredat
عليما
ǎlīmen
ALM|ع ل م
bilendir
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |إِذْ: o zaman | جَعَلَ: koymuşlardı | الَّذِينَ: kimseler | كَفَرُوا: inkar eden(ler) | فِي: | قُلُوبِهِمُ: kalblerine | الْحَمِيَّةَ: öfke ve gayreti | حَمِيَّةَ: öfke ve gayretini | الْجَاهِلِيَّةِ: cahiliyye (çağının) | فَأَنْزَلَ: ve indirdi | اللَّهُ: Allah | سَكِينَتَهُ: huzur ve güvenini | عَلَىٰ: üzerine | رَسُولِهِ: Elçisi | وَعَلَى: ve üzerine | الْمُؤْمِنِينَ: mü'minlere | وَأَلْزَمَهُمْ: ve onları bağladı | كَلِمَةَ: kelimesine | التَّقْوَىٰ: takva | وَكَانُوا: zaten onlar idiler | أَحَقَّ: daha layık | بِهَا: buna | وَأَهْلَهَا: ve ehil | وَكَانَ: ve | اللَّهُ: Allah | بِكُلِّ: her | شَيْءٍ: şeyi | عَلِيمًا: bilendir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |إذ ÎZ̃ o zaman | جعل CAL koymuşlardı | الذين ELZ̃YN kimseler | كفروا KFRWE inkar eden(ler) | في FY | قلوبهم GLWBHM kalblerine | الحمية ELḪMYT öfke ve gayreti | حمية ḪMYT öfke ve gayretini | الجاهلية ELCEHLYT cahiliyye (çağının) | فأنزل FÊNZL ve indirdi | الله ELLH Allah | سكينته SKYNTH huzur ve güvenini | على AL üzerine | رسوله RSWLH Elçisi | وعلى WAL ve üzerine | المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlere | وألزمهم WÊLZMHM ve onları bağladı | كلمة KLMT kelimesine | التقوى ELTGW takva | وكانوا WKENWE zaten onlar idiler | أحق ÊḪG daha layık | بها BHE buna | وأهلها WÊHLHE ve ehil | وكان WKEN ve | الله ELLH Allah | بكل BKL her | شيء ŞYÙ şeyi | عليما ALYME bilendir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |: o zaman | ceǎle: koymuşlardı | elleƶīne: kimseler | keferū: inkar eden(ler) | : | ḳulūbihimu: kalblerine | l-Hamiyyete: öfke ve gayreti | Hamiyyete: öfke ve gayretini | l-cāhiliyyeti: cahiliyye (çağının) | feenzele: ve indirdi | llahu: Allah | sekīnetehu: huzur ve güvenini | ǎlā: üzerine | rasūlihi: Elçisi | ve ǎlā: ve üzerine | l-mu'minīne: mü'minlere | ve elzemehum: ve onları bağladı | kelimete: kelimesine | t-teḳvā: takva | ve kānū: zaten onlar idiler | eHaḳḳa: daha layık | bihā: buna | ve ehlehā: ve ehil | ve kāne: ve | llahu: Allah | bikulli: her | şey'in: şeyi | ǎlīmen: bilendir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |ÎZ̃: o zaman | CAL: koymuşlardı | ELZ̃YN: kimseler | KFRVE: inkar eden(ler) | FY: | GLVBHM: kalblerine | ELḪMYT: öfke ve gayreti | ḪMYT: öfke ve gayretini | ELCEHLYT: cahiliyye (çağının) | FÊNZL: ve indirdi | ELLH: Allah | SKYNTH: huzur ve güvenini | AL: üzerine | RSVLH: Elçisi | VAL: ve üzerine | ELMÙMNYN: mü'minlere | VÊLZMHM: ve onları bağladı | KLMT: kelimesine | ELTGV: takva | VKENVE: zaten onlar idiler | ÊḪG: daha layık | BHE: buna | VÊHLHE: ve ehil | VKEN: ve | ELLH: Allah | BKL: her | ŞYÙ: şeyi | ALYME: bilendir | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : O sırada, kâfir olanların yüreklerinde coşup kabaran gayret ve kızgınlık, câhiliyet devrine âit bir gayret ve kızgınlıktı; derken Allah, Peygamberine ve inananlara sükûn ve huzur verdi ve onlara, çekinme sözünü gerekli kıldı ve bu, Tanrının birliğini bildiren söze de zâten onlar, daha lâyıktı ve o sözün ehliydi onlar ve Allah, her şeyi bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : O zaman hakikat bilgisini inkâr edenler, kalplerine hamiyeti (köylülük - cahillik gururu), cehalet tutuculuğunu (yeniye kapalılık) yerleştirmişlerdi. . . Allâh, Rasûlüne ve iman edenlere sekine inzâl etti ve onları kelime-i takva (lâ ilâhe illAllâh) anlayışında sâbitledi. . . Onlar bu sözü bizâtihi yaşayarak hak etmiş ve ehil kimselerdi. . . Allâh her şeyi Aliym'dir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : O zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler kalplerine, kafalarına İslâm dışı, cahiliyet değeri, hamiyet anlayışını; küstahça büyüklenmeyi, yiğitlik gösterisini, inadı yerleştirmişlerdi. Allah da Rasulüne ve mü’minlere sükûnet ve güven indirdi. Onlara kelime-i tevhidi, takva esaslarını-Kur’ân esaslarını hayata geçirerek korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma fikrini, takvaya dayalı düzeni benimsetti. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Her şey Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : İnkar edenler kalplerine taasubu, o cahiliye taassubunu koyunca Allah da Peygamber'ine ve mü'minlere kendi güvenini indirdi ve onları takva sözüne bağlı kıldı. Onlar da zaten buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Hani o inkâr edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Hani o kâfir olanlar, kalblerindeki taassuba= cahiliyyet gayretine sarıldıkları sıra; Allah, Rasûlünün ve müminlerin üzerine manevî huzuru indirmişti. Onlara takvâ kelimesini (şehadet ve tevhid sözünü) de ilham etmişti. Onlar da buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi kemal üzre bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Inkar edenler, gonullerindeki cahiliyye caginin asabiyet atesini ateslendirdiklerinde, Allah, peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onlarin takva sozunu tutmalarini sagladi. Onlar, bu soze layik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilmektedir.*Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Hani o inkâra sapanlar kalblerinde Cahiliyye Devri'nin gurur ve taassubunu alevlendirdikleri zaman Allah, Peygamberi ve mü'minler üzerine güven, huzur ve kalb sükûneti indirdi de onlara takva sözünü gerekli kıldı. Zaten onlar bu söze daha lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : İnkar edenler, gönüllerindeki cahiliyye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : İnkar edenler, gönüllerindeki öfke ve bağnazlığı, cahiliyye döneminin fanatizmini ateşlediklerinde, ALLAH elçisinin ve inananların üzerine huzurunu indirmiş ve onların erdemlilik sözünü tutmalarını sağlamıştı. Onlar buna tam yaraşan ve hakkeden kimselerdi. ALLAH herşeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O küfredenler kalplerinde o taassubu, cahiliye taassubunu kaynattığı sırada Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine sükunet ve güvenini indirdi, onlara kelime-i takvayı (barış antlaşmasını) yükledi. Zaten onlar, buna layık ve ehliyetli idiler. Allah, herşeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : O küfredenler kalblerinde o hamiyyeti; Cahiliyye hamiyyetini kaynattığı sıra, ki o vakıt Allah Resulünün ve mü'minlerin üzerine sekînetini indirdi ve onlara kelime-i tekvâyı ilzam buyurdu, onlar da ona ehakk-u ehl idiler, evet, Allah her şeye alîm bulunuyor.Dinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : O zaman inkar edenler, kalplerine öfke ve gayretin cahiliyye çağının öfke ve gayretini koymuşlardı. Allah da elçisine ve mü'minlere huzur ve güveni indirdi; onları takva sözüne tutunmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Hani o küfredenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Tanrı, elçisinin ve inançlıların üzerine 'güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları 'takva sözü' üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu'. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Tanrı, her şeyi hakkıyla bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Hani kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden o kimseler, cahiliye kalıntısı gurur ve soy asabiyetini, tutuculuğu kendi kalplerinde alevlendirip kışkırttıkları zaman, hemen Allah, Elçisi'nin ve mü’minlerin üzerine kalbi teskin eden güven ve yatışma duygusunu/ morali indirmiş ve o mü’minlerin “takvâ/Allah'ın koruması altına girme” sözüne ilzam etmişti/sadık kalmalarını sağlamıştı. Zaten onlar, buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi en iyi bilendir. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : O küfredenler kalblerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerleşdirdiği sırada idi ki hemen Allah, resulünün ve mü'minlerin üzerine kuvve-i ma'neviyyesini indirdi, onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok lâyık ve buna ehil idiler. Allah her şey'i hakkıyle bilendir. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : O zaman, inkâr edenler kalblerine taassubu, câhiliye taassubunu yerleştirmişlerdi; Allah da Resûlünün ve mü’minlerin üzerine (kalblere huzur veren) sükûnetini indirdi ve onları takvâ sözüne (kelime-i şehâdete) bağlı kıldı. Zâten (onlar), buna çok lâyık, buna ehil idiler. Allah ise, herşeyi hakkıyla bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : O küfredenler kalblerinde hamiyyeti, cahiliyyet hamiyyetini ateşlendirdiklerinde Allah; sekinetini peygamberine ve mü'minlerin üzerine indirdi. Ve onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar, buna daha layık ve ehil kimselerdi. Allah; her şeyi bilmekte olandır.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Kâfirler hamiyeti, cahiliye taassubunu kalplerine yerleştirince, Allah da Resûl'ünün ve mü'minlerin üzerine sekînetini indirdi. Ve takva sözü onlara elzem oldu (hakettiler). Ve onu (takva sahibi olmayı), en çok onlar hakettiler. Ve ona ehil (lâyık) oldular. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Hakikati inkara şartlanmış olanlar kalplerinde küstahça bir büyüklük duygusu -cahiliyye ürünü bir duygu- taşırken Allah (da) Elçisi'ne ve müminlere iç huzuru (nimetini) ihsan etmiş ve onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusu aşılamıştır; çünkü onlar bu (ilahi armağana) en çok layık olanlardı ve onu pekala hak etmişlerdi. Ve Allah her şeyi tam bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : O vakit ki, o kâfirler kalblerinde hamiyyeti, hamiyyet-i cahiliyyeyi yerleştirmişler idi. Allah Teâlâ da Peygamberinin üzerine ve mü'minlerin üzerlerine sekîneti indirdi ve onlara takvâ kelimesini ilzam buyurdu. Onlar da buna hakkıyla layık ve bunun ehli bulunuyorlardı. Allah da her şeyi bihakkın bilicidir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : O kâfirler kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirdikleri zaman Allah, Peygamber'ine ve müminlerin üzerine huzur ve sükûnu indirdi, onları takvâ kelimesi üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna daha lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Kafir olan kimselerin kalplerinde bir asabiyet meydana getirdi. Allah, Peygamberine ve müminlerin üzerine huzur indirdi ve onları “takva” sözüne bağlı tuttu. Onlar, zaten bunu gerçekleştirmişler ve ona sahip çıkmışlardı. Allah ise her şeyi bilmekteydi.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Kâfirlerin kalplerine taassubu, Cahiliye taassup ve tarafgirliğini yerleştirdikleri o sırada, Allah da Resûlüne ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu verdi. Onlara takva kelimesini gerekli kıldı. Zaten onlar bu söze pek layık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkiyle bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : O zaman inkâr edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o câhiliyye (çağının) öfke ve gayretini koymuşlardı, Allâh da Elçisine ve mü'minlere huzûr ve güvenini indirdi; onları takvâ kelimesine (sebâta ve ahde vefâya) bağladı. Zeten onlar, buna lâyık ve ehil idiler. Allâh, her şeyi bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Hani o küfretmekte olanlar, kendi kalpleri içinde, 'öfkeli soy koruyuculuğunu', (hamiyet), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah Rasulünün ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları «takva sözü» üzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : İnkâr edenler, cahiliyet taassubundan ibaret olan o hamiyeti kalplerine yerleştirdiklerinde, Allah da Peygamberine ve mü'minlere güven ve huzur indirdi ve takvâ sözüne tutunmalarını nasip etti ki, zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah ise herşeyi hakkıyla bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : İnkâr edenler, kalplerine öfkeli taassubu, o cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise huzur ve mutluluğunu resulünün, inananların üstüne indirmişti. Onları, takva kelimesine bağlı tutmuştu. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.