| fī: var
| ƶālike: bunda
| ḳasemun: bir yemin
| liƶī: sahibi için
| Hicrin: akıl
| (89:5)
| lem:
| yuḣleḳ: yaratılmamıştı
| miṧluhā: onun eşi
| fī:
| l-bilādi: ülkeler arasında
| (89:8)
| ǎleyhim: onların üzerine
| rabbuke: Rabbin
| sevTa: kırbacını
| ǎƶābin: azab
| (89:13)
| l-insānu: insan
| iƶā: zaman
| mā: ne
| btelāhu: kendisini sınasa
| rabbuhu: Rabbi
| fe ekramehu: ve ona ikramda bulunsa
| ve neǎǎmehu: ve ona ni'met verse
| feyeḳūlu: der ki
| rabbī: Rabbim
| ekrameni: bana ikram etti
| (89:15)
| iƶā: zaman
| mā: ne
| btelāhu: onu sınasa
| fe ḳadera: ve daraltsa
| ǎleyhi: ona
| rizḳahu: rızkını
| feyeḳūlu: der ki
| rabbī: Rabbim
| ehāneni: beni alçalttı
| (89:16)
| teHāDDūne: teşvik etmiyorsunuz
| ǎlā:
| Taǎāmi: yedirmeğe
| l-miskīni: yoksula
| (89:18)
| iƶā: zaman
| dukketi: dümdüz edildiği
| l-erDu: yer
| dekken: sarsıla
| dekken: sarsıla
| (89:21)
| rabbuke: Rabbine
| velmeleku: melekler
| Saffen: sıra
| Saffen: sıra
| (89:22)
| yevmeiƶin: o gün
| bicehenneme: cehennem
| yevmeiƶin: işte o gün
| yeteƶekkeru: anlar
| l-insānu: insan
| veennā: artık ne (yararı) var?
| lehu: kendisine
| ƶ-ƶikrā: anlamanın
| (89:23)
| yā : EY/HEY/AH
| leytenī: keşke ben
| ḳaddemtu: (iyi işler) gönderseydim
| liHayātī: bu hayatım için
| (89:24)
| lā:
| yuǎƶƶibu: azab edemez
| ǎƶābehu: O'nun yapacağı azabı
| eHadun: hiç kimse
| (89:25)
| ilā:
| rabbiki: Rabbine
| rāDiyeten: razı olarak
| merDiyyeten: rızasını kazanarak
| (89:28)