(Eski devirlerde müminlere çeşitli eziyetler yapan ve) Ashab-ı Uhdûd (diye adlanan kavim lânet edildiği gibi, Mekke müşrikleri de) lânetlenmiştir.(85:4)
O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;(85:6)
Ve müminlere yaptıklarına, (onları yakmalarına) şahid bulunuyorlardı.(85:7)
Müminlere kızdıkları da, ancak Azîz, Hamîd olan Allah’a iman etmeleri idi.(85:8)
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü O’nundur; ve Allah her şeye şahiddir.(85:9)
Muhakkak ki, mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe etmiyenler (var ya), işte onlara cehennem azabı var ve onlara yangın azabı var...(85:10)
İman edib salih ameller işliyenlere gelince; onlara (ağaçları ve evleri) altından ırmaklar akar cennetler var. İşte büyük kurtuluş budur... (*) Dikkat! Secde âyetidir.(85:11)
Gerçekten Rabbinin (zalimleri azabla) yakalayıvermesi çok şiddetlidir.(85:12)
Çünkü O, (mahlûkâtı yoktan var edib) yaratır ve, (sonra öldürüb tekrar) diriltir.(85:13)
Bununla beraber O, Gafûr’dur = tevbe edenleri bağışlayandır. Vedûd’dur = itaatkârları sevendir.(85:14)
Arşın sahibidir, Mecîd’dir = zâtında ve sıfatında pek büyüktür.(85:15)
(Ey Rasûlüm) geldi ya sana haberleri (o kâfirler topluluğu) orduların:(85:17)
Firavun’un ve Semûd’un... (Bunların, peygamberlerini tekzib edişlerini ve sonunda helâk edilişlerini biliyorsun. O halde sen müşriklerin eziyetlerine sabret ve onları böyle bir akıbetle korkut).(85:18)