63Münâfikûn Suresi
Kuran Sırası: 63
İniş Sırası: 104
Kırık Meal (Arapça) Meali
|إِذَا: zaman
| جَاءَكَ: sana geldikleri
| الْمُنَافِقُونَ: münafıklar
| قَالُوا: derler
| نَشْهَدُ: tanıklık ederiz
| إِنَّكَ: muhakkak ki senin
| لَرَسُولُ: elçisi olduğuna
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يَعْلَمُ: bilir (ki)
| إِنَّكَ: sen muhakkak
| لَرَسُولُهُ: onun elçisisin
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يَشْهَدُ: tanıklık eder
| إِنَّ: şüphesiz
| الْمُنَافِقِينَ: münafıkların
| لَكَاذِبُونَ: yalancılıklarına
| (63:1)

| جَاءَكَ: sana geldikleri
| الْمُنَافِقُونَ: münafıklar
| قَالُوا: derler
| نَشْهَدُ: tanıklık ederiz
| إِنَّكَ: muhakkak ki senin
| لَرَسُولُ: elçisi olduğuna
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يَعْلَمُ: bilir (ki)
| إِنَّكَ: sen muhakkak
| لَرَسُولُهُ: onun elçisisin
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يَشْهَدُ: tanıklık eder
| إِنَّ: şüphesiz
| الْمُنَافِقِينَ: münafıkların
| لَكَاذِبُونَ: yalancılıklarına
| (63:1)|اتَّخَذُوا: yaptılar
| أَيْمَانَهُمْ: yeminlerini
| جُنَّةً: kalkan
| فَصَدُّوا: engel oldular
| عَنْ: -ndan
| سَبِيلِ: yolu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| إِنَّهُمْ: elbette onların
| سَاءَ: ne kötüdür
| مَا: şeyler
| كَانُوا: oldukları
| يَعْمَلُونَ: yapmış
| (63:2)

| أَيْمَانَهُمْ: yeminlerini
| جُنَّةً: kalkan
| فَصَدُّوا: engel oldular
| عَنْ: -ndan
| سَبِيلِ: yolu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| إِنَّهُمْ: elbette onların
| سَاءَ: ne kötüdür
| مَا: şeyler
| كَانُوا: oldukları
| يَعْمَلُونَ: yapmış
| (63:2)|ذَٰلِكَ: bu
| بِأَنَّهُمْ: onların sebebiyledir
| امَنُوا: inanmaları
| ثُمَّ: sonra da
| كَفَرُوا: inkar etmeleri
| فَطُبِعَ: bu yüzden mühürlendi
| عَلَىٰ: üzeri
| قُلُوبِهِمْ: kalblerinin
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يَفْقَهُونَ: anlamazlar
| (63:3)

| بِأَنَّهُمْ: onların sebebiyledir
| امَنُوا: inanmaları
| ثُمَّ: sonra da
| كَفَرُوا: inkar etmeleri
| فَطُبِعَ: bu yüzden mühürlendi
| عَلَىٰ: üzeri
| قُلُوبِهِمْ: kalblerinin
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يَفْقَهُونَ: anlamazlar
| (63:3)|وَإِذَا: ve zaman
| رَأَيْتَهُمْ: onları gördüğün
| تُعْجِبُكَ: hoşuna gider
| أَجْسَامُهُمْ: cisimleri
| وَإِنْ: ve eğer
| يَقُولُوا: konuşsalar
| تَسْمَعْ: dinlersin
| لِقَوْلِهِمْ: sözlerini
| كَأَنَّهُمْ: onlar gibidirler
| خُشُبٌ: odunlar
| مُسَنَّدَةٌ: dayatılmış
| يَحْسَبُونَ: sanırlar
| كُلَّ: her
| صَيْحَةٍ: bağırtıyı
| عَلَيْهِمْ: kendi aleyhlerinde
| هُمُ: onlar
| الْعَدُوُّ: düşmandır
| فَاحْذَرْهُمْ: onlardan sakın
| قَاتَلَهُمُ: onları kahretsin
| اللَّهُ: Allah
| أَنَّىٰ: nasıl da?
| يُؤْفَكُونَ: döndürülüyorlar
| (63:4)

| رَأَيْتَهُمْ: onları gördüğün
| تُعْجِبُكَ: hoşuna gider
| أَجْسَامُهُمْ: cisimleri
| وَإِنْ: ve eğer
| يَقُولُوا: konuşsalar
| تَسْمَعْ: dinlersin
| لِقَوْلِهِمْ: sözlerini
| كَأَنَّهُمْ: onlar gibidirler
| خُشُبٌ: odunlar
| مُسَنَّدَةٌ: dayatılmış
| يَحْسَبُونَ: sanırlar
| كُلَّ: her
| صَيْحَةٍ: bağırtıyı
| عَلَيْهِمْ: kendi aleyhlerinde
| هُمُ: onlar
| الْعَدُوُّ: düşmandır
| فَاحْذَرْهُمْ: onlardan sakın
| قَاتَلَهُمُ: onları kahretsin
| اللَّهُ: Allah
| أَنَّىٰ: nasıl da?
| يُؤْفَكُونَ: döndürülüyorlar
| (63:4)|وَإِذَا: ve zaman
| قِيلَ: dendiği
| لَهُمْ: onlara
| تَعَالَوْا: gelin
| يَسْتَغْفِرْ: mağfiret dilesin
| لَكُمْ: sizin için
| رَسُولُ: Elçisi
| اللَّهِ: Allah'ın
| لَوَّوْا: çevirirler
| رُءُوسَهُمْ: başlarını
| وَرَأَيْتَهُمْ: ve onları görürsün
| يَصُدُّونَ: yüz çevirdiklerini
| وَهُمْ: ve onlar
| مُسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslarlar
| (63:5)

| قِيلَ: dendiği
| لَهُمْ: onlara
| تَعَالَوْا: gelin
| يَسْتَغْفِرْ: mağfiret dilesin
| لَكُمْ: sizin için
| رَسُولُ: Elçisi
| اللَّهِ: Allah'ın
| لَوَّوْا: çevirirler
| رُءُوسَهُمْ: başlarını
| وَرَأَيْتَهُمْ: ve onları görürsün
| يَصُدُّونَ: yüz çevirdiklerini
| وَهُمْ: ve onlar
| مُسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslarlar
| (63:5)|سَوَاءٌ: eşittir
| عَلَيْهِمْ: onlara
| أَسْتَغْفَرْتَ: mağfiret dilesen de
| لَهُمْ: onlar için
| أَمْ: ya da
| لَمْ:
| تَسْتَغْفِرْ: mağfiret dilemesen de
| لَهُمْ: onlar için
| لَنْ: asla
| يَغْفِرَ: bağışlamayacaktır
| اللَّهُ: Allah
| لَهُمْ: onları
| إِنَّ: çünkü
| اللَّهَ: Allah
| لَا:
| يَهْدِي: yola iletmez
| الْقَوْمَ: topluluğu
| الْفَاسِقِينَ: yoldan çıkan
| (63:6)

| عَلَيْهِمْ: onlara
| أَسْتَغْفَرْتَ: mağfiret dilesen de
| لَهُمْ: onlar için
| أَمْ: ya da
| لَمْ:
| تَسْتَغْفِرْ: mağfiret dilemesen de
| لَهُمْ: onlar için
| لَنْ: asla
| يَغْفِرَ: bağışlamayacaktır
| اللَّهُ: Allah
| لَهُمْ: onları
| إِنَّ: çünkü
| اللَّهَ: Allah
| لَا:
| يَهْدِي: yola iletmez
| الْقَوْمَ: topluluğu
| الْفَاسِقِينَ: yoldan çıkan
| (63:6)|هُمُ: onlar
| الَّذِينَ: ki
| يَقُولُونَ: diyorlar
| لَا:
| تُنْفِقُوا: bir şey vermeyin
| عَلَىٰ:
| مَنْ: bulunanlara
| عِنْدَ: yanında
| رَسُولِ: Elçisinin
| اللَّهِ: Allah'ın
| حَتَّىٰ:
| يَنْفَضُّوا: dağılıp gitsinler
| وَلِلَّهِ: Allah'ındır
| خَزَائِنُ: hazineleri
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| وَلَٰكِنَّ: fakat
| الْمُنَافِقِينَ: münafıklar
| لَا:
| يَفْقَهُونَ: anlamazlar
| (63:7)

| الَّذِينَ: ki
| يَقُولُونَ: diyorlar
| لَا:
| تُنْفِقُوا: bir şey vermeyin
| عَلَىٰ:
| مَنْ: bulunanlara
| عِنْدَ: yanında
| رَسُولِ: Elçisinin
| اللَّهِ: Allah'ın
| حَتَّىٰ:
| يَنْفَضُّوا: dağılıp gitsinler
| وَلِلَّهِ: Allah'ındır
| خَزَائِنُ: hazineleri
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| وَلَٰكِنَّ: fakat
| الْمُنَافِقِينَ: münafıklar
| لَا:
| يَفْقَهُونَ: anlamazlar
| (63:7)|يَقُولُونَ: diyorlar ki
| لَئِنْ: andolsun eğer
| رَجَعْنَا: dönersek
| إِلَى:
| الْمَدِينَةِ: Medine'ye
| لَيُخْرِجَنَّ: mutlaka çıkaracaktır
| الْأَعَزُّ: üstün olan
| مِنْهَا: oradan
| الْأَذَلَّ: alçak olanı
| وَلِلَّهِ: Allah'a mahsustur
| الْعِزَّةُ: üstünlük
| وَلِرَسُولِهِ: ve Elçisine
| وَلِلْمُؤْمِنِينَ: ve ve mü'minlere
| وَلَٰكِنَّ: fakat
| الْمُنَافِقِينَ: münafıklar
| لَا:
| يَعْلَمُونَ: bilmezler
| (63:8)

| لَئِنْ: andolsun eğer
| رَجَعْنَا: dönersek
| إِلَى:
| الْمَدِينَةِ: Medine'ye
| لَيُخْرِجَنَّ: mutlaka çıkaracaktır
| الْأَعَزُّ: üstün olan
| مِنْهَا: oradan
| الْأَذَلَّ: alçak olanı
| وَلِلَّهِ: Allah'a mahsustur
| الْعِزَّةُ: üstünlük
| وَلِرَسُولِهِ: ve Elçisine
| وَلِلْمُؤْمِنِينَ: ve ve mü'minlere
| وَلَٰكِنَّ: fakat
| الْمُنَافِقِينَ: münafıklar
| لَا:
| يَعْلَمُونَ: bilmezler
| (63:8)|يَا : EY/HEY/AH
| أَيُّهَا: SİZ!
| الَّذِينَ: kimseler
| امَنُوا: inanan(lar)
| لَا:
| تُلْهِكُمْ: sizi alıkoymasın
| أَمْوَالُكُمْ: mallarınız
| وَلَا: ve ne de
| أَوْلَادُكُمْ: çocuklarınız
| عَنْ: -tan
| ذِكْرِ: anmak-
| اللَّهِ: Allah'ı
| وَمَنْ: ve kim
| يَفْعَلْ: yaparsa
| ذَٰلِكَ: bunu
| فَأُولَٰئِكَ: işte
| هُمُ: onlar
| الْخَاسِرُونَ: ziyana uğrayanlardır
| (63:9)

| أَيُّهَا: SİZ!
| الَّذِينَ: kimseler
| امَنُوا: inanan(lar)
| لَا:
| تُلْهِكُمْ: sizi alıkoymasın
| أَمْوَالُكُمْ: mallarınız
| وَلَا: ve ne de
| أَوْلَادُكُمْ: çocuklarınız
| عَنْ: -tan
| ذِكْرِ: anmak-
| اللَّهِ: Allah'ı
| وَمَنْ: ve kim
| يَفْعَلْ: yaparsa
| ذَٰلِكَ: bunu
| فَأُولَٰئِكَ: işte
| هُمُ: onlar
| الْخَاسِرُونَ: ziyana uğrayanlardır
| (63:9)|وَأَنْفِقُوا: sadaka verin
| مِنْ:
| مَا:
| رَزَقْنَاكُمْ: size verdiğimiz rızıktan
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| أَنْ:
| يَأْتِيَ: gelmeden
| أَحَدَكُمُ: birinize
| الْمَوْتُ: ölüm
| فَيَقُولَ: ve demeden
| رَبِّ: Rabbim
| لَوْلَا: keşke
| أَخَّرْتَنِي: beni erteleseydin
| إِلَىٰ: kadar
| أَجَلٍ: bir süreye
| قَرِيبٍ: yakın
| فَأَصَّدَّقَ: sadaka verseydim
| وَأَكُنْ: ve olsaydım
| مِنَ: -den
| الصَّالِحِينَ: iyiler-
| (63:10)

| مِنْ:
| مَا:
| رَزَقْنَاكُمْ: size verdiğimiz rızıktan
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| أَنْ:
| يَأْتِيَ: gelmeden
| أَحَدَكُمُ: birinize
| الْمَوْتُ: ölüm
| فَيَقُولَ: ve demeden
| رَبِّ: Rabbim
| لَوْلَا: keşke
| أَخَّرْتَنِي: beni erteleseydin
| إِلَىٰ: kadar
| أَجَلٍ: bir süreye
| قَرِيبٍ: yakın
| فَأَصَّدَّقَ: sadaka verseydim
| وَأَكُنْ: ve olsaydım
| مِنَ: -den
| الصَّالِحِينَ: iyiler-
| (63:10)|وَلَنْ: ve asla
| يُؤَخِّرَ: ertelemez
| اللَّهُ: Allah
| نَفْسًا: hiçbir canı
| إِذَا:
| جَاءَ: geldiğinde
| أَجَلُهَا: süresi
| وَاللَّهُ: ve Allah
| خَبِيرٌ: haber alandır
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| (63:11)

| يُؤَخِّرَ: ertelemez
| اللَّهُ: Allah
| نَفْسًا: hiçbir canı
| إِذَا:
| جَاءَ: geldiğinde
| أَجَلُهَا: süresi
| وَاللَّهُ: ve Allah
| خَبِيرٌ: haber alandır
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| (63:11)