Allâh hükmü gelmiştir; (görmeniz için) aceleye gerek yok! O, onların şirk koştuklarından Subhan'dır, Âli'dir.(16:1)
O, şe'ninden olan hakikat ilmini, kuvveleriyle kullarından dilediğine inzâl ederek (buyurur ki): "Şu gerçekle uyarın: Tanrı yok; sadece Ben! O hâlde benden çekinin!"(16:2)
Semâları ve arzı Hak olarak (El Esmâ ül Hüsnâ'sıyla) yarattı. . . Onların ortak koştuklarından Âli'dir!(16:3)
İnsanı bir spermden yarattı. . . Bir de bakarsın ki o apaçık bir kafa tutan olmuş!(16:4)
Evcil hayvanları da O yarattı. . . Onlarda sizin için dif (enerji ve giysi) ve başka faydalar vardır. . . Onlardan yersiniz de.(16:5)
Akşamları (otlağından) getirdiğinizde ve sabahları (o otlağa) saldığınızda onlarda sizin için bir güzellik vardır.(16:6)
Yüklerinizi taşırlar; (onlarsız) meşakkatsiz ulaşamayacağınız pek çok yere ulaştırırlar! Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.(16:7)
Onlara binmeniz ve bir zevk almanız için atları, katırları ve eşekleri de (yarattı). . . Daha bilmediğiniz neler yaratır.(16:8)
Hedefe giden yol Allâh'adır! Ondan sapan da vardır. . . Eğer dileseydi elbette sizi toptan hakikate erdirirdi!(16:9)
"HÛ"; ki sizin için semâdan bir su indirdi. . . İçilen de ondandır, (hayvanları) otlatmakta olduğunuz bitkiler de ondandır.(16:10)
Onunla (o su ile) sizin için ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her türlüsünden bitirir. Muhakkak ki bunlarda düşünen toplum için bir işaret vardır!(16:11)
Geceyi, gündüzü, Güneş'i (enerji kaynağı olması) ve Ay'ı (çekim gücüyle hormonları harekete geçirip tüm duyularınızı etkilemesi ile) size hizmet veren kıldı. . . Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O'nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir. . . Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen topluluk için bir işaret vardır!(16:12)
Gene sizin için arzda, muhtelif renklerde yarattığı şeyleri de (size hizmet veren kılmıştır). . . Muhakkak ki bu işaret üzerinde düşünecekler için ne dersler var!(16:13)
"HÛ"; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi. . . Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün. . . O'nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.(16:14)
Sizi sarsmaması için arzda sâbit dağlar (sâbit işlevli organlar); yolunuzu bulup hakikate eresiniz diye nehirler (ilim akıtan zevât) ve (meşrebinize uygun) yollar (anlayışlar) oluşturdu.(16:15)
Yaratan, yaratmayan gibi midir? Düşünüp değerlendiremiyor musunuz?(16:17)
Eğer Allâh nimetlerini saymaya kalksanız, onların ne olduğunu bilerek saymayı başaramazsınız! Muhakkak ki Allâh Ğafûr'dur, Rahıym'dir.(16:18)
Allâh gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir.(16:19)
Allâh dûnunda yöneldikleri, kendileri yaratılmış oldukları için bir şey yaratamazlar.(16:20)
Hayy (hakikat ilmi) olmayan (yaşayan) ölülerdir. . . Ne zaman bâ's olunacaklarının da (yeni bir yapıyla yaratılacaklarının) şuurunda değildirler.(16:21)
İlâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi BİR'dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkâr kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)!(16:22)
Elbette ki Allâh gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir. . . Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez.(16:23)
Onlara: "Rabbiniz ne inzâl etti?" denildiğinde, "Öncekilerin efsanelerini" dediler.(16:24)
Kıyamet günü hem kendi veballerini bütünüyle yüklenip taşımaları ve ilimsizce saptırdıkları kimselerin veballerinden de (bir kısmını) yüklenmeleri için (böyle söylerler). . . Kesinlikle bilin ki, yüklendikleri ne kötüdür!(16:25)
Onlardan öncekiler mekr yaptı. . . Allâh, onların binalarına temellerinden geldi! Tavan, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkında olmadıkları taraftan geldi (umulmadık noktadan girip, umulmadık yerden yıktı)!(16:26)
Sonra kıyamet sürecinde onları rezil - rüsva eder ve der ki: "Nerede onlar yüzünden bana karşı çıkıp düşman kesildiğiniz ortaklarım?". . . Kendilerine ilim verilenler: "Bugün rezil - rüsvalık ve kötülük, hakikat bilgisini inkâr edenleredir" dediler.(16:27)
Nefslerine zulmedici olarak (şirk ile) yaşarken meleklerin vefat ettirdiği kimseler: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. . . "Hayır! Muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı Aliym'dir. "(16:28)
"O hâlde, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere cehennemin kapılarına girin! Mütekebbirun'un (benlikli - kibirlilerin) yeri ne kötüdür!"(16:29)
Allâh'tan korunanlara: "Rabbiniz ne inzâl etti?" denildi. . . "Hayır" dediler. . . Şu dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. . . Gelecekteki vatan ise elbette daha hayırlıdır. . . Muttakilerin vatanı ne güzeldir!(16:30)
(Muttakilerin vatanı) Adn cennetleri. . . Altlarından nehirler akan o cennetlere dâhil olurlar. . . Orada her diledikleri kendilerinindir. . . Allâh, takva ehlini işte böyle cezalandırır!(16:31)
Melekler, temiz inançlı oldukları hâlde vefat ettirdiği (bedenden ayırdığı) o kimselere: "Selâmun aleyküm! Yaptıklarınızın getirisi olarak, girin cennete!" derler.(16:32)
(Onlar iman etmek için) ille meleklerin gelmesini (fiziki ölüm) yahut Rabbinin hükmünün (bir azabın) gelmesini mi bekliyorlar?. . Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı! Allâh onlara zulmetmedi; onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.(16:33)
Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isâbet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.(16:34)
Şirk koşanlar dediler ki: "Eğer Allâh dileseydi biz de atalarımız da O'ndan başka bir şeye tapınmaz ve O'nun dediğinden başka bir şeyi haram etmezdik". . . Kendilerinden öncekiler de işte böyle yapmıştı. . . Rasûllerin görevi, apaçık tebliğden başka ne olabilir?(16:35)
Andolsun ki, her ümmet içinde: "Allâh'a kulluk edin ve taguttan kaçının!" diye bir Rasûl bâ's ettik. . . Onlardan kimine Allâh hidâyet etti. . . Onlardan kiminin de üzerine dalâlet hak oldu. . . (Hadi) arzda seyredin (gezinin) de yalanlayanların sonu nasıl oldu bakın?(16:36)
Onların hakikate ermeleri için hırs yapsan da; Allâh, saptırdığı kimseyi hakikate erdirmez! Onların hiçbir yardımcıları yoktur.(16:37)
(Onlar) en ağır yeminleri ile: "Allâh, ölen kimseyi bâ'setmez" diye Allâh adına yemin ettiler. . . Hayır, O'nun üzerine hak bir vaattir (ki ölen, vefatın hemen sonraki anında bâ'solacaktır ölümü tatmış olarak)! Fakat insanların çoğunluğu bilmezler.(16:38)
Hakkında ihtilaf ettikleri şeyi kendilerine açıklasın ve hakikat bilgisini inkâr edenler kendilerinin yalancılar olduklarını bilsin diye (her ölümü tadanı bâ'sedecektir).(16:39)
Bir şeyi (olmasını) irade ettiğimizde kavlimiz ona yalnızca: "Ol" dememizdir. . . (Artık) o olur!(16:40)
Zulmedildikten sonra Allâh'ta muhacir olanlara gelince; elbette onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. . . Gelecekteki mükâfatı ise elbette çok büyüktür. Eğer bilselerdi!(16:41)
Onlar ki, sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler.(16:42)
Senden önce, kendilerine erkeklerden başkasını, vahiy ile irsâl etmedik. . . Eğer bilmiyorsanız, geçmiş hakkında bilgi sahibi kişilere sorun.(16:43)
Apaçık deliller, mucizeler ve Zeburlar (hikmet bilgileri) ile (irsâl ettik). . . Sana da Zikri (hatırlatıcıyı) inzâl ettik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve onlar da tefekkür etsinler.(16:44)
Kötülükleri yapmak için planlayıp tuzak kuranlar, Allâh'ın kendilerini arza batırmayacağından yahut fark edemedikleri bir taraftan kendilerine azap gelmeyeceğinden emin mi oldular?(16:45)
Yahut onları dönüp dolaşırlarken aniden yakalamayacağından (emin mi oldular)? Onlar (Allâh'ı) âciz bırakamazlar!(16:46)
Yahut yavaş yavaş tüketerek yakalamayacağından (yana emin mi oldular)? Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.(16:47)
Allâh'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki, gölgeleri (varlıkları) boyun bükerek, Allâh'a (hakikatleri olan Esmâ'ya) secde eder hâlde, sağdan (hidâyet) ve sollardan (dalâlet) döner durur.(16:48)
Semâlar ve arzda bulunan (tüm) canlılar ve melâike (ruhanî ve cismanî âlemlere ait varlıklar ve kuvveler), hiç kibirlenmeksizin (benliğe kapılmaksızın) Allâh'a secde ederler (Allâh'a mutlak teslimiyet hâlindedirler). (49. âyet secde âyetidir. )(16:49)
Derûnlarından hükmeden Rablerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar.(16:50)