73Müzzemmil Suresi
Kuran Sırası: 73
İniş Sırası: 3
Kırık Meal (Arapça) Meali
|نِصْفَهُ: onun yarısında
| أَوِ: yahut
| انْقُصْ: eksilt
| مِنْهُ: bundan
| قَلِيلًا: biraz
| (73:3)

| أَوِ: yahut
| انْقُصْ: eksilt
| مِنْهُ: bundan
| قَلِيلًا: biraz
| (73:3)|أَوْ: veya
| زِدْ: artır
| عَلَيْهِ: bunu
| وَرَتِّلِ: ve oku
| الْقُرْانَ: Kur'an
| تَرْتِيلًا: ağır ağır
| (73:4)

| زِدْ: artır
| عَلَيْهِ: bunu
| وَرَتِّلِ: ve oku
| الْقُرْانَ: Kur'an
| تَرْتِيلًا: ağır ağır
| (73:4)|إِنَّا: doğrusu biz
| سَنُلْقِي: bırakacağız
| عَلَيْكَ: senin üzerine
| قَوْلًا: bir söz
| ثَقِيلًا: ağır
| (73:5)

| سَنُلْقِي: bırakacağız
| عَلَيْكَ: senin üzerine
| قَوْلًا: bir söz
| ثَقِيلًا: ağır
| (73:5)|إِنَّ: gerçekten
| نَاشِئَةَ: kalkmak
| اللَّيْلِ: gece
| هِيَ: o
| أَشَدُّ: daha
| وَطْئًا: tesirlidir
| وَأَقْوَمُ: ve daha sağlamdır
| قِيلًا: söz(ler)
| (73:6)

| نَاشِئَةَ: kalkmak
| اللَّيْلِ: gece
| هِيَ: o
| أَشَدُّ: daha
| وَطْئًا: tesirlidir
| وَأَقْوَمُ: ve daha sağlamdır
| قِيلًا: söz(ler)
| (73:6)|إِنَّ: çünkü
| لَكَ: senin vardır
| فِي:
| النَّهَارِ: gündüzde
| سَبْحًا: uğraşacağın şeyler
| طَوِيلًا: uzun süre
| (73:7)

| لَكَ: senin vardır
| فِي:
| النَّهَارِ: gündüzde
| سَبْحًا: uğraşacağın şeyler
| طَوِيلًا: uzun süre
| (73:7)|وَاذْكُرِ: ve an
| اسْمَ: adını
| رَبِّكَ: Rabbinin
| وَتَبَتَّلْ: ve yönel
| إِلَيْهِ: O'na
| تَبْتِيلًا: bütün gönlünle
| (73:8)

| اسْمَ: adını
| رَبِّكَ: Rabbinin
| وَتَبَتَّلْ: ve yönel
| إِلَيْهِ: O'na
| تَبْتِيلًا: bütün gönlünle
| (73:8)|رَبُّ: Rabbidir
| الْمَشْرِقِ: doğunun
| وَالْمَغْرِبِ: ve batının
| لَا: yoktur
| إِلَٰهَ: tanrı
| إِلَّا: başka
| هُوَ: O'ndan
| فَاتَّخِذْهُ: yalnız O'nu edin
| وَكِيلًا: vekil
| (73:9)

| الْمَشْرِقِ: doğunun
| وَالْمَغْرِبِ: ve batının
| لَا: yoktur
| إِلَٰهَ: tanrı
| إِلَّا: başka
| هُوَ: O'ndan
| فَاتَّخِذْهُ: yalnız O'nu edin
| وَكِيلًا: vekil
| (73:9)|وَاصْبِرْ: sabret
| عَلَىٰ:
| مَا: şeylere
| يَقُولُونَ: onların dedikleri
| وَاهْجُرْهُمْ: ve onlardan ayrıl
| هَجْرًا: bir ayrılışla
| جَمِيلًا: güzel
| (73:10)

| عَلَىٰ:
| مَا: şeylere
| يَقُولُونَ: onların dedikleri
| وَاهْجُرْهُمْ: ve onlardan ayrıl
| هَجْرًا: bir ayrılışla
| جَمِيلًا: güzel
| (73:10)|وَذَرْنِي: beni yalnız bırak
| وَالْمُكَذِّبِينَ: ve yalanlayıcıları
| أُولِي: sahibi
| النَّعْمَةِ: ni'met
| وَمَهِّلْهُمْ: ve onlara mühlet ver
| قَلِيلًا: biraz
| (73:11)

| وَالْمُكَذِّبِينَ: ve yalanlayıcıları
| أُولِي: sahibi
| النَّعْمَةِ: ni'met
| وَمَهِّلْهُمْ: ve onlara mühlet ver
| قَلِيلًا: biraz
| (73:11)|إِنَّ: doğrusu
| لَدَيْنَا: bizim yanımızda vardır
| أَنْكَالًا: bukağılar
| وَجَحِيمًا: ve cehennem
| (73:12)

| لَدَيْنَا: bizim yanımızda vardır
| أَنْكَالًا: bukağılar
| وَجَحِيمًا: ve cehennem
| (73:12)|وَطَعَامًا: ve bir yiyecek
| ذَا:
| غُصَّةٍ: boğazı tırmalayan
| وَعَذَابًا: ve bir azab
| أَلِيمًا: acı veren
| (73:13)

| ذَا:
| غُصَّةٍ: boğazı tırmalayan
| وَعَذَابًا: ve bir azab
| أَلِيمًا: acı veren
| (73:13)|يَوْمَ: o gün
| تَرْجُفُ: sarsılır
| الْأَرْضُ: yer
| وَالْجِبَالُ: ve dağlar
| وَكَانَتِ: ve olur
| الْجِبَالُ: dağlar
| كَثِيبًا: kum yığınları
| مَهِيلًا: dağılan
| (73:14)

| تَرْجُفُ: sarsılır
| الْأَرْضُ: yer
| وَالْجِبَالُ: ve dağlar
| وَكَانَتِ: ve olur
| الْجِبَالُ: dağlar
| كَثِيبًا: kum yığınları
| مَهِيلًا: dağılan
| (73:14)|إِنَّا: doğrusu biz
| أَرْسَلْنَا: gönderdik
| إِلَيْكُمْ: size
| رَسُولًا: bir elçi
| شَاهِدًا: tanıklık edecek
| عَلَيْكُمْ: aleyhinize
| كَمَا: gibi
| أَرْسَلْنَا: gönderdiğimiz
| إِلَىٰ:
| فِرْعَوْنَ: Fir'avn'a
| رَسُولًا: bir elçi
| (73:15)

| أَرْسَلْنَا: gönderdik
| إِلَيْكُمْ: size
| رَسُولًا: bir elçi
| شَاهِدًا: tanıklık edecek
| عَلَيْكُمْ: aleyhinize
| كَمَا: gibi
| أَرْسَلْنَا: gönderdiğimiz
| إِلَىٰ:
| فِرْعَوْنَ: Fir'avn'a
| رَسُولًا: bir elçi
| (73:15)|فَعَصَىٰ: karşı geldi
| فِرْعَوْنُ: Fir'avn
| الرَّسُولَ: elçiye
| فَأَخَذْنَاهُ: biz de onu yakaladık
| أَخْذًا: bir yakalayışla
| وَبِيلًا: ağır
| (73:16)

| فِرْعَوْنُ: Fir'avn
| الرَّسُولَ: elçiye
| فَأَخَذْنَاهُ: biz de onu yakaladık
| أَخْذًا: bir yakalayışla
| وَبِيلًا: ağır
| (73:16)|فَكَيْفَ: peki nasıl?
| تَتَّقُونَ: kendinizi kurtaracaksınız
| إِنْ: eğer
| كَفَرْتُمْ: inkar ederseniz
| يَوْمًا: o günden
| يَجْعَلُ: yapan
| الْوِلْدَانَ: çocukları
| شِيبًا: ihtiyar
| (73:17)

| تَتَّقُونَ: kendinizi kurtaracaksınız
| إِنْ: eğer
| كَفَرْتُمْ: inkar ederseniz
| يَوْمًا: o günden
| يَجْعَلُ: yapan
| الْوِلْدَانَ: çocukları
| شِيبًا: ihtiyar
| (73:17)|السَّمَاءُ: gök
| مُنْفَطِرٌ: yarılır
| بِهِ: onun sebebiyle
| كَانَ: olmuştur
| وَعْدُهُ: O'nun va'di
| مَفْعُولًا: mutlaka yapılmıştır
| (73:18)

| مُنْفَطِرٌ: yarılır
| بِهِ: onun sebebiyle
| كَانَ: olmuştur
| وَعْدُهُ: O'nun va'di
| مَفْعُولًا: mutlaka yapılmıştır
| (73:18)|إِنَّ: şüphesiz
| هَٰذِهِ: bu
| تَذْكِرَةٌ: bir öğüttür
| فَمَنْ: kimse
| شَاءَ: dileyen
| اتَّخَذَ: tutar
| إِلَىٰ: varan
| رَبِّهِ: Rabbine
| سَبِيلًا: bir yol
| (73:19)

| هَٰذِهِ: bu
| تَذْكِرَةٌ: bir öğüttür
| فَمَنْ: kimse
| شَاءَ: dileyen
| اتَّخَذَ: tutar
| إِلَىٰ: varan
| رَبِّهِ: Rabbine
| سَبِيلًا: bir yol
| (73:19)|إِنَّ: şüphesiz
| رَبَّكَ: Rabbin
| يَعْلَمُ: biliyor
| أَنَّكَ: senin
| تَقُومُ: kalktığını
| أَدْنَىٰ: daha azında
| مِنْ: -nden
| ثُلُثَيِ: üçte ikisi-
| اللَّيْلِ: gecenin
| وَنِصْفَهُ: ve yarısında
| وَثُلُثَهُ: ve onun üçte birinde
| وَطَائِفَةٌ: bir topluluğun da
| مِنَ: -dan
| الَّذِينَ: bulunanlar-
| مَعَكَ: seninle beraber
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يُقَدِّرُ: takdir eder
| اللَّيْلَ: geceyi
| وَالنَّهَارَ: ve gündüzü
| عَلِمَ: bildi
| أَنْ:
| لَنْ: asla
| تُحْصُوهُ: sizin onu sayamayacağınızı
| فَتَابَ: bu yüzden affetti
| عَلَيْكُمْ: sizi
| فَاقْرَءُوا: artık okuyun
| مَا: şeyi
| تَيَسَّرَ: kolayınıza gelen
| مِنَ: -dan
| الْقُرْانِ: Kur'an-
| عَلِمَ: bilmiştir
| أَنْ:
| سَيَكُونُ: bulunacağını
| مِنْكُمْ: içinizden
| مَرْضَىٰ: hastalar
| وَاخَرُونَ: ve başka kimseler
| يَضْرِبُونَ: gezip
| فِي:
| الْأَرْضِ: yeryüzünde
| يَبْتَغُونَ: arayan
| مِنْ: -ndan
| فَضْلِ: lutfu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَاخَرُونَ: ve başka insanlar
| يُقَاتِلُونَ: savaşan
| فِي:
| سَبِيلِ: yolunda
| اللَّهِ: Allah
| فَاقْرَءُوا: Zira okuyun
| مَا: -şeyi
| تَيَسَّرَ: kolayınıza gelen-
| مِنْهُ: O'ndan-
| وَأَقِيمُوا: ve doğrulun
| الصَّلَاةَ: SaLâTe/Desteğe
| وَاتُوا: ve verin
| الزَّكَاةَ: zekatı
| وَأَقْرِضُوا: ve borç verin
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borçla
| حَسَنًا: güzel
| وَمَا: ve
| تُقَدِّمُوا: verdiklerinizi
| لِأَنْفُسِكُمْ: kendiniz için
| مِنْ: -dan
| خَيْرٍ: hayır-
| تَجِدُوهُ: bulacaksınız
| عِنْدَ: katında
| اللَّهِ: Allah
| هُوَ: o
| خَيْرًا: daha hayırlıdır
| وَأَعْظَمَ: ve daha büyüktür
| أَجْرًا: mükafatça
| وَاسْتَغْفِرُوا: ve mağfiret dileyin
| اللَّهَ: Allah'tan
| إِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| غَفُورٌ: çok bağışlayandır
| رَحِيمٌ: çok esirgeyendir
| (73:20)

| رَبَّكَ: Rabbin
| يَعْلَمُ: biliyor
| أَنَّكَ: senin
| تَقُومُ: kalktığını
| أَدْنَىٰ: daha azında
| مِنْ: -nden
| ثُلُثَيِ: üçte ikisi-
| اللَّيْلِ: gecenin
| وَنِصْفَهُ: ve yarısında
| وَثُلُثَهُ: ve onun üçte birinde
| وَطَائِفَةٌ: bir topluluğun da
| مِنَ: -dan
| الَّذِينَ: bulunanlar-
| مَعَكَ: seninle beraber
| وَاللَّهُ: ve Allah
| يُقَدِّرُ: takdir eder
| اللَّيْلَ: geceyi
| وَالنَّهَارَ: ve gündüzü
| عَلِمَ: bildi
| أَنْ:
| لَنْ: asla
| تُحْصُوهُ: sizin onu sayamayacağınızı
| فَتَابَ: bu yüzden affetti
| عَلَيْكُمْ: sizi
| فَاقْرَءُوا: artık okuyun
| مَا: şeyi
| تَيَسَّرَ: kolayınıza gelen
| مِنَ: -dan
| الْقُرْانِ: Kur'an-
| عَلِمَ: bilmiştir
| أَنْ:
| سَيَكُونُ: bulunacağını
| مِنْكُمْ: içinizden
| مَرْضَىٰ: hastalar
| وَاخَرُونَ: ve başka kimseler
| يَضْرِبُونَ: gezip
| فِي:
| الْأَرْضِ: yeryüzünde
| يَبْتَغُونَ: arayan
| مِنْ: -ndan
| فَضْلِ: lutfu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَاخَرُونَ: ve başka insanlar
| يُقَاتِلُونَ: savaşan
| فِي:
| سَبِيلِ: yolunda
| اللَّهِ: Allah
| فَاقْرَءُوا: Zira okuyun
| مَا: -şeyi
| تَيَسَّرَ: kolayınıza gelen-
| مِنْهُ: O'ndan-
| وَأَقِيمُوا: ve doğrulun
| الصَّلَاةَ: SaLâTe/Desteğe
| وَاتُوا: ve verin
| الزَّكَاةَ: zekatı
| وَأَقْرِضُوا: ve borç verin
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borçla
| حَسَنًا: güzel
| وَمَا: ve
| تُقَدِّمُوا: verdiklerinizi
| لِأَنْفُسِكُمْ: kendiniz için
| مِنْ: -dan
| خَيْرٍ: hayır-
| تَجِدُوهُ: bulacaksınız
| عِنْدَ: katında
| اللَّهِ: Allah
| هُوَ: o
| خَيْرًا: daha hayırlıdır
| وَأَعْظَمَ: ve daha büyüktür
| أَجْرًا: mükafatça
| وَاسْتَغْفِرُوا: ve mağfiret dileyin
| اللَّهَ: Allah'tan
| إِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| غَفُورٌ: çok bağışlayandır
| رَحِيمٌ: çok esirgeyendir
| (73:20)