57Hadîd Suresi
Kuran Sırası: 57
İniş Sırası: 94
Kırık Meal (Arapça) Meali
|سَبَّحَ: tesbih etmiştir
| لِلَّهِ: Allah'ı
| مَا: her şey
| فِي: bulunan
| السَّمَاوَاتِ: göklerde
| وَالْأَرْضِ: ve yerde
| وَهُوَ: O
| الْعَزِيزُ: azizdir
| الْحَكِيمُ: hakimdir
| (57:1)

| لِلَّهِ: Allah'ı
| مَا: her şey
| فِي: bulunan
| السَّمَاوَاتِ: göklerde
| وَالْأَرْضِ: ve yerde
| وَهُوَ: O
| الْعَزِيزُ: azizdir
| الْحَكِيمُ: hakimdir
| (57:1)|لَهُ: O'nundur
| مُلْكُ: mülkü
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| يُحْيِي: yaşatır
| وَيُمِيتُ: ve öldürür
| وَهُوَ: ve O
| عَلَىٰ: üzerine
| كُلِّ: her
| شَيْءٍ: şey
| قَدِيرٌ: kadirdir
| (57:2)

| مُلْكُ: mülkü
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| يُحْيِي: yaşatır
| وَيُمِيتُ: ve öldürür
| وَهُوَ: ve O
| عَلَىٰ: üzerine
| كُلِّ: her
| شَيْءٍ: şey
| قَدِيرٌ: kadirdir
| (57:2)|هُوَ: O
| الْأَوَّلُ: ilktir
| وَالْاخِرُ: ve sondur
| وَالظَّاهِرُ: ve zahirdir
| وَالْبَاطِنُ: ve batındır
| وَهُوَ: ve O
| بِكُلِّ: her
| شَيْءٍ: şeyi
| عَلِيمٌ: bilendir
| (57:3)

| الْأَوَّلُ: ilktir
| وَالْاخِرُ: ve sondur
| وَالظَّاهِرُ: ve zahirdir
| وَالْبَاطِنُ: ve batındır
| وَهُوَ: ve O
| بِكُلِّ: her
| شَيْءٍ: şeyi
| عَلِيمٌ: bilendir
| (57:3)|هُوَ: O'dur
| الَّذِي:
| خَلَقَ: yaratan
| السَّمَاوَاتِ: gökleri
| وَالْأَرْضَ: ve yeri
| فِي:
| سِتَّةِ: altı
| أَيَّامٍ: günde
| ثُمَّ: sonra
| اسْتَوَىٰ: oturan
| عَلَى: üzerine
| الْعَرْشِ: Arş
| يَعْلَمُ: bilir
| مَا: şeyi
| يَلِجُ: giren
| فِي:
| الْأَرْضِ: yere
| وَمَا: ve şeyi
| يَخْرُجُ: çıkan
| مِنْهَا: ondan
| وَمَا: ve şeyi
| يَنْزِلُ: inen
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| وَمَا: ve şeyi
| يَعْرُجُ: çıkan
| فِيهَا: ona
| وَهُوَ: ve O
| مَعَكُمْ: sizinle beraberdir
| أَيْنَ: nerede
| مَا:
| كُنْتُمْ: olsanız
| وَاللَّهُ: Allah
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| بَصِيرٌ: görmektedir
| (57:4)

| الَّذِي:
| خَلَقَ: yaratan
| السَّمَاوَاتِ: gökleri
| وَالْأَرْضَ: ve yeri
| فِي:
| سِتَّةِ: altı
| أَيَّامٍ: günde
| ثُمَّ: sonra
| اسْتَوَىٰ: oturan
| عَلَى: üzerine
| الْعَرْشِ: Arş
| يَعْلَمُ: bilir
| مَا: şeyi
| يَلِجُ: giren
| فِي:
| الْأَرْضِ: yere
| وَمَا: ve şeyi
| يَخْرُجُ: çıkan
| مِنْهَا: ondan
| وَمَا: ve şeyi
| يَنْزِلُ: inen
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| وَمَا: ve şeyi
| يَعْرُجُ: çıkan
| فِيهَا: ona
| وَهُوَ: ve O
| مَعَكُمْ: sizinle beraberdir
| أَيْنَ: nerede
| مَا:
| كُنْتُمْ: olsanız
| وَاللَّهُ: Allah
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| بَصِيرٌ: görmektedir
| (57:4)|لَهُ: O'nundur
| مُلْكُ: mülkü
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| وَإِلَى: ve
| اللَّهِ: Allah'a
| تُرْجَعُ: döndürülecektir
| الْأُمُورُ: bütün işler
| (57:5)

| مُلْكُ: mülkü
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| وَإِلَى: ve
| اللَّهِ: Allah'a
| تُرْجَعُ: döndürülecektir
| الْأُمُورُ: bütün işler
| (57:5)|يُولِجُ: sokar
| اللَّيْلَ: geceyi
| فِي: içine
| النَّهَارِ: gündüzün
| وَيُولِجُ: ve sokar
| النَّهَارَ: gündüzü
| فِي: içine
| اللَّيْلِ: gecenin
| وَهُوَ: ve O
| عَلِيمٌ: bilir
| بِذَاتِ: özünü
| الصُّدُورِ: göğüslerin
| (57:6)

| اللَّيْلَ: geceyi
| فِي: içine
| النَّهَارِ: gündüzün
| وَيُولِجُ: ve sokar
| النَّهَارَ: gündüzü
| فِي: içine
| اللَّيْلِ: gecenin
| وَهُوَ: ve O
| عَلِيمٌ: bilir
| بِذَاتِ: özünü
| الصُّدُورِ: göğüslerin
| (57:6)|امِنُوا: inanın
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرَسُولِهِ: ve Elçisine
| وَأَنْفِقُوا: ve infak edin
| مِمَّا: şeylerden
| جَعَلَكُمْ: sizi kıldığı
| مُسْتَخْلَفِينَ: hakim
| فِيهِ: onda
| فَالَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: inanan(lara)
| مِنْكُمْ: sizden
| وَأَنْفَقُوا: ve infak edenlere
| لَهُمْ: onlar için vardır
| أَجْرٌ: mükafat
| كَبِيرٌ: büyük
| (57:7)

| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرَسُولِهِ: ve Elçisine
| وَأَنْفِقُوا: ve infak edin
| مِمَّا: şeylerden
| جَعَلَكُمْ: sizi kıldığı
| مُسْتَخْلَفِينَ: hakim
| فِيهِ: onda
| فَالَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: inanan(lara)
| مِنْكُمْ: sizden
| وَأَنْفَقُوا: ve infak edenlere
| لَهُمْ: onlar için vardır
| أَجْرٌ: mükafat
| كَبِيرٌ: büyük
| (57:7)|وَمَا: ve ne?
| لَكُمْ: oluyor size
| لَا:
| تُؤْمِنُونَ: güvenmiyorsunuz
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَالرَّسُولُ: ve elçi
| يَدْعُوكُمْ: sizi çağırdığı (halde)
| لِتُؤْمِنُوا: inanmağa
| بِرَبِّكُمْ: Rabbinize
| وَقَدْ: ve muhakkak
| أَخَذَ: aldığı (halde)
| مِيثَاقَكُمْ: sizin sağlam sözünüzü
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| مُؤْمِنِينَ: inananlar
| (57:8)

| لَكُمْ: oluyor size
| لَا:
| تُؤْمِنُونَ: güvenmiyorsunuz
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَالرَّسُولُ: ve elçi
| يَدْعُوكُمْ: sizi çağırdığı (halde)
| لِتُؤْمِنُوا: inanmağa
| بِرَبِّكُمْ: Rabbinize
| وَقَدْ: ve muhakkak
| أَخَذَ: aldığı (halde)
| مِيثَاقَكُمْ: sizin sağlam sözünüzü
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| مُؤْمِنِينَ: inananlar
| (57:8)|هُوَ: O'dur
| الَّذِي:
| يُنَزِّلُ: indiren
| عَلَىٰ: üzerine
| عَبْدِهِ: kulu
| ايَاتٍ: ayetler
| بَيِّنَاتٍ: açık açık
| لِيُخْرِجَكُمْ: sizi çıkarmak için
| مِنَ: -dan
| الظُّلُمَاتِ: karanlıklar-
| إِلَى:
| النُّورِ: aydınlığa
| وَإِنَّ: ve şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| بِكُمْ: size karşı
| لَرَءُوفٌ: çok şefkatlidir
| رَحِيمٌ: çok merhametlidir
| (57:9)

| الَّذِي:
| يُنَزِّلُ: indiren
| عَلَىٰ: üzerine
| عَبْدِهِ: kulu
| ايَاتٍ: ayetler
| بَيِّنَاتٍ: açık açık
| لِيُخْرِجَكُمْ: sizi çıkarmak için
| مِنَ: -dan
| الظُّلُمَاتِ: karanlıklar-
| إِلَى:
| النُّورِ: aydınlığa
| وَإِنَّ: ve şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| بِكُمْ: size karşı
| لَرَءُوفٌ: çok şefkatlidir
| رَحِيمٌ: çok merhametlidir
| (57:9)|وَمَا: ve ne?
| لَكُمْ: oluyor size
| أَلَّا:
| تُنْفِقُوا: infak etmiyorsunuz
| فِي:
| سَبِيلِ: yolunda
| اللَّهِ: Allah
| وَلِلَّهِ: zaten Allah'ındır
| مِيرَاثُ: mirası
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| لَا:
| يَسْتَوِي: bir olmaz
| مِنْكُمْ: içinizden
| مَنْ: kimseler
| أَنْفَقَ: infak eden
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| الْفَتْحِ: fetihden
| وَقَاتَلَ: ve savaşanlar
| أُولَٰئِكَ: onların
| أَعْظَمُ: daha büyüktür
| دَرَجَةً: derecesi
| مِنَ: -den
| الَّذِينَ: kimseler-
| أَنْفَقُوا: infak eden(ler)
| مِنْ:
| بَعْدُ: sonradan
| وَقَاتَلُوا: ve savaşanlar(dan)
| وَكُلًّا: ve hepsine
| وَعَدَ: va'detmiştir
| اللَّهُ: Allah
| الْحُسْنَىٰ: en güzel (sonucu)
| وَاللَّهُ: ve Allah
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| خَبِيرٌ: haber almaktadır
| (57:10)

| لَكُمْ: oluyor size
| أَلَّا:
| تُنْفِقُوا: infak etmiyorsunuz
| فِي:
| سَبِيلِ: yolunda
| اللَّهِ: Allah
| وَلِلَّهِ: zaten Allah'ındır
| مِيرَاثُ: mirası
| السَّمَاوَاتِ: göklerin
| وَالْأَرْضِ: ve yerin
| لَا:
| يَسْتَوِي: bir olmaz
| مِنْكُمْ: içinizden
| مَنْ: kimseler
| أَنْفَقَ: infak eden
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| الْفَتْحِ: fetihden
| وَقَاتَلَ: ve savaşanlar
| أُولَٰئِكَ: onların
| أَعْظَمُ: daha büyüktür
| دَرَجَةً: derecesi
| مِنَ: -den
| الَّذِينَ: kimseler-
| أَنْفَقُوا: infak eden(ler)
| مِنْ:
| بَعْدُ: sonradan
| وَقَاتَلُوا: ve savaşanlar(dan)
| وَكُلًّا: ve hepsine
| وَعَدَ: va'detmiştir
| اللَّهُ: Allah
| الْحُسْنَىٰ: en güzel (sonucu)
| وَاللَّهُ: ve Allah
| بِمَا: şeyleri
| تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız
| خَبِيرٌ: haber almaktadır
| (57:10)|مَنْ: kimdir?
| ذَا:
| الَّذِي: olan kimse
| يُقْرِضُ: borç verecek
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borç ile
| حَسَنًا: güzel
| فَيُضَاعِفَهُ: ki o kat kat artırsın
| لَهُ: ona
| وَلَهُ: ve onlar
| أَجْرٌ: bir mükafat
| كَرِيمٌ: değerli
| (57:11)

| ذَا:
| الَّذِي: olan kimse
| يُقْرِضُ: borç verecek
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borç ile
| حَسَنًا: güzel
| فَيُضَاعِفَهُ: ki o kat kat artırsın
| لَهُ: ona
| وَلَهُ: ve onlar
| أَجْرٌ: bir mükafat
| كَرِيمٌ: değerli
| (57:11)|يَوْمَ: o gün
| تَرَى: görürsün
| الْمُؤْمِنِينَ: inanan erkekleri
| وَالْمُؤْمِنَاتِ: ve inanan kadınları
| يَسْعَىٰ: koşar durumda
| نُورُهُمْ: ışıkları
| بَيْنَ: önlerinde
| أَيْدِيهِمْ: önlerinde
| وَبِأَيْمَانِهِمْ: ve sağlarında
| بُشْرَاكُمُ: müjdeniz
| الْيَوْمَ: bugün
| جَنَّاتٌ: cennetlerdir
| تَجْرِي: akan
| مِنْ:
| تَحْتِهَا: altlarından
| الْأَنْهَارُ: ırmaklar
| خَالِدِينَ: ebedi kalacağınız
| فِيهَا: içinde
| ذَٰلِكَ: işte budur
| هُوَ: o
| الْفَوْزُ: başarı
| الْعَظِيمُ: büyük
| (57:12)

| تَرَى: görürsün
| الْمُؤْمِنِينَ: inanan erkekleri
| وَالْمُؤْمِنَاتِ: ve inanan kadınları
| يَسْعَىٰ: koşar durumda
| نُورُهُمْ: ışıkları
| بَيْنَ: önlerinde
| أَيْدِيهِمْ: önlerinde
| وَبِأَيْمَانِهِمْ: ve sağlarında
| بُشْرَاكُمُ: müjdeniz
| الْيَوْمَ: bugün
| جَنَّاتٌ: cennetlerdir
| تَجْرِي: akan
| مِنْ:
| تَحْتِهَا: altlarından
| الْأَنْهَارُ: ırmaklar
| خَالِدِينَ: ebedi kalacağınız
| فِيهَا: içinde
| ذَٰلِكَ: işte budur
| هُوَ: o
| الْفَوْزُ: başarı
| الْعَظِيمُ: büyük
| (57:12)|يَوْمَ: o gün
| يَقُولُ: derler ki
| الْمُنَافِقُونَ: münafık erkekler
| وَالْمُنَافِقَاتُ: ve münafık kadınlar
| لِلَّذِينَ:
| امَنُوا: mü'minlere
| انْظُرُونَا: bize bakın
| نَقْتَبِسْ: yararlanalım
| مِنْ: -dan
| نُورِكُمْ: sizin nurunuz-
| قِيلَ: denilir ki
| ارْجِعُوا: dönün
| وَرَاءَكُمْ: arkanıza
| فَالْتَمِسُوا: ve arayın
| نُورًا: nur
| فَضُرِبَ: sonra çekilir
| بَيْنَهُمْ: aralarına
| بِسُورٍ: bir sur
| لَهُ: olan
| بَابٌ: kapısı
| بَاطِنُهُ: onun içinde
| فِيهِ: vardır
| الرَّحْمَةُ: rahmet
| وَظَاهِرُهُ: ve dış
| مِنْ:
| قِبَلِهِ: yönünde
| الْعَذَابُ: azab
| (57:13)

| يَقُولُ: derler ki
| الْمُنَافِقُونَ: münafık erkekler
| وَالْمُنَافِقَاتُ: ve münafık kadınlar
| لِلَّذِينَ:
| امَنُوا: mü'minlere
| انْظُرُونَا: bize bakın
| نَقْتَبِسْ: yararlanalım
| مِنْ: -dan
| نُورِكُمْ: sizin nurunuz-
| قِيلَ: denilir ki
| ارْجِعُوا: dönün
| وَرَاءَكُمْ: arkanıza
| فَالْتَمِسُوا: ve arayın
| نُورًا: nur
| فَضُرِبَ: sonra çekilir
| بَيْنَهُمْ: aralarına
| بِسُورٍ: bir sur
| لَهُ: olan
| بَابٌ: kapısı
| بَاطِنُهُ: onun içinde
| فِيهِ: vardır
| الرَّحْمَةُ: rahmet
| وَظَاهِرُهُ: ve dış
| مِنْ:
| قِبَلِهِ: yönünde
| الْعَذَابُ: azab
| (57:13)|يُنَادُونَهُمْ: onlara seslenirler
| أَلَمْ:
| نَكُنْ: değil miydik?
| مَعَكُمْ: sizinle beraber
| قَالُوا: derler ki
| بَلَىٰ: evet
| وَلَٰكِنَّكُمْ: ama siz
| فَتَنْتُمْ: kötülük ettiniz
| أَنْفُسَكُمْ: kendi canlarınıza
| وَتَرَبَّصْتُمْ: ve beklediniz
| وَارْتَبْتُمْ: ve kuşkulandınız
| وَغَرَّتْكُمُ: ve sizi aldattı
| الْأَمَانِيُّ: kuruntular
| حَتَّىٰ: kadar
| جَاءَ: gelinceye
| أَمْرُ: emri (ölüm)
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَغَرَّكُمْ: ve sizi aldattı
| بِاللَّهِ: Allah(ın affı) ile
| الْغَرُورُ: çok aldatıcı (şeytan)
| (57:14)

| أَلَمْ:
| نَكُنْ: değil miydik?
| مَعَكُمْ: sizinle beraber
| قَالُوا: derler ki
| بَلَىٰ: evet
| وَلَٰكِنَّكُمْ: ama siz
| فَتَنْتُمْ: kötülük ettiniz
| أَنْفُسَكُمْ: kendi canlarınıza
| وَتَرَبَّصْتُمْ: ve beklediniz
| وَارْتَبْتُمْ: ve kuşkulandınız
| وَغَرَّتْكُمُ: ve sizi aldattı
| الْأَمَانِيُّ: kuruntular
| حَتَّىٰ: kadar
| جَاءَ: gelinceye
| أَمْرُ: emri (ölüm)
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَغَرَّكُمْ: ve sizi aldattı
| بِاللَّهِ: Allah(ın affı) ile
| الْغَرُورُ: çok aldatıcı (şeytan)
| (57:14)|فَالْيَوْمَ: bugün artık
| لَا:
| يُؤْخَذُ: alınmaz
| مِنْكُمْ: sizden
| فِدْيَةٌ: fidye
| وَلَا: ne de
| مِنَ: -den
| الَّذِينَ: kimseler-
| كَفَرُوا: inkar eden(ler)
| مَأْوَاكُمُ: varacağınız yer
| النَّارُ: ateştir
| هِيَ: odur
| مَوْلَاكُمْ: sizin layığınız
| وَبِئْسَ: ne kötü
| الْمَصِيرُ: gidilecek yerdir orası
| (57:15)

| لَا:
| يُؤْخَذُ: alınmaz
| مِنْكُمْ: sizden
| فِدْيَةٌ: fidye
| وَلَا: ne de
| مِنَ: -den
| الَّذِينَ: kimseler-
| كَفَرُوا: inkar eden(ler)
| مَأْوَاكُمُ: varacağınız yer
| النَّارُ: ateştir
| هِيَ: odur
| مَوْلَاكُمْ: sizin layığınız
| وَبِئْسَ: ne kötü
| الْمَصِيرُ: gidilecek yerdir orası
| (57:15)|أَلَمْ:
| يَأْنِ: vakti gelmedi mi?
| لِلَّذِينَ: için
| امَنُوا: inananlar
| أَنْ:
| تَخْشَعَ: saygı duymasının
| قُلُوبُهُمْ: kalblerinin
| لِذِكْرِ: zikrine
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَمَا: ve şeye
| نَزَلَ: inananlar
| مِنَ: -tan
| الْحَقِّ: hak-
| وَلَا: ve
| يَكُونُوا: olmasınlar
| كَالَّذِينَ: kimseler gibi
| أُوتُوا: verilen
| الْكِتَابَ: Kitap
| مِنْ:
| قَبْلُ: bundan önce
| فَطَالَ: ve geçen
| عَلَيْهِمُ: üzerlerinden
| الْأَمَدُ: uzun zaman
| فَقَسَتْ: ve katılaşan
| قُلُوبُهُمْ: kalbleri
| وَكَثِيرٌ: ve çoğu
| مِنْهُمْ: onların
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:16)

| يَأْنِ: vakti gelmedi mi?
| لِلَّذِينَ: için
| امَنُوا: inananlar
| أَنْ:
| تَخْشَعَ: saygı duymasının
| قُلُوبُهُمْ: kalblerinin
| لِذِكْرِ: zikrine
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَمَا: ve şeye
| نَزَلَ: inananlar
| مِنَ: -tan
| الْحَقِّ: hak-
| وَلَا: ve
| يَكُونُوا: olmasınlar
| كَالَّذِينَ: kimseler gibi
| أُوتُوا: verilen
| الْكِتَابَ: Kitap
| مِنْ:
| قَبْلُ: bundan önce
| فَطَالَ: ve geçen
| عَلَيْهِمُ: üzerlerinden
| الْأَمَدُ: uzun zaman
| فَقَسَتْ: ve katılaşan
| قُلُوبُهُمْ: kalbleri
| وَكَثِيرٌ: ve çoğu
| مِنْهُمْ: onların
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:16)|اعْلَمُوا: biliniz ki
| أَنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| يُحْيِي: diriltir
| الْأَرْضَ: yeri
| بَعْدَ: sonra
| مَوْتِهَا: ölümünden
| قَدْ: andolsun
| بَيَّنَّا: açıkladık
| لَكُمُ: size
| الْايَاتِ: ayetleri
| لَعَلَّكُمْ: umulur ki
| تَعْقِلُونَ: aklınızı kullanırsınız
| (57:17)

| أَنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| يُحْيِي: diriltir
| الْأَرْضَ: yeri
| بَعْدَ: sonra
| مَوْتِهَا: ölümünden
| قَدْ: andolsun
| بَيَّنَّا: açıkladık
| لَكُمُ: size
| الْايَاتِ: ayetleri
| لَعَلَّكُمْ: umulur ki
| تَعْقِلُونَ: aklınızı kullanırsınız
| (57:17)|إِنَّ: şüphesiz
| الْمُصَّدِّقِينَ: sadaka veren erkekler
| وَالْمُصَّدِّقَاتِ: ve sadaka veren kadınlar
| وَأَقْرَضُوا: ve borç verenler
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borçla
| حَسَنًا: güzel
| يُضَاعَفُ: kat kat yapılır
| لَهُمْ: onlara
| وَلَهُمْ: ve Onların
| أَجْرٌ: bir mükafat
| كَرِيمٌ: değerli
| (57:18)

| الْمُصَّدِّقِينَ: sadaka veren erkekler
| وَالْمُصَّدِّقَاتِ: ve sadaka veren kadınlar
| وَأَقْرَضُوا: ve borç verenler
| اللَّهَ: Allah'a
| قَرْضًا: bir borçla
| حَسَنًا: güzel
| يُضَاعَفُ: kat kat yapılır
| لَهُمْ: onlara
| وَلَهُمْ: ve Onların
| أَجْرٌ: bir mükafat
| كَرِيمٌ: değerli
| (57:18)|وَالَّذِينَ: ve kimseler
| امَنُوا: inananlar
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرُسُلِهِ: ve elçilerine
| أُولَٰئِكَ: işte
| هُمُ: onlardır
| الصِّدِّيقُونَ: sıddikler
| وَالشُّهَدَاءُ: ve şehidler
| عِنْدَ: yanında
| رَبِّهِمْ: Rableri
| لَهُمْ: onların vardır
| أَجْرُهُمْ: mükafatları
| وَنُورُهُمْ: ve nurları
| وَالَّذِينَ: ve kimseler
| كَفَرُوا: inkar eden(ler)
| وَكَذَّبُوا: ve yalanlayanlar
| بِايَاتِنَا: ayetlerimizi
| أُولَٰئِكَ: onlar
| أَصْحَابُ: halkıdır
| الْجَحِيمِ: cehennem
| (57:19)

| امَنُوا: inananlar
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرُسُلِهِ: ve elçilerine
| أُولَٰئِكَ: işte
| هُمُ: onlardır
| الصِّدِّيقُونَ: sıddikler
| وَالشُّهَدَاءُ: ve şehidler
| عِنْدَ: yanında
| رَبِّهِمْ: Rableri
| لَهُمْ: onların vardır
| أَجْرُهُمْ: mükafatları
| وَنُورُهُمْ: ve nurları
| وَالَّذِينَ: ve kimseler
| كَفَرُوا: inkar eden(ler)
| وَكَذَّبُوا: ve yalanlayanlar
| بِايَاتِنَا: ayetlerimizi
| أُولَٰئِكَ: onlar
| أَصْحَابُ: halkıdır
| الْجَحِيمِ: cehennem
| (57:19)|اعْلَمُوا: bilin ki
| أَنَّمَا: şüphesiz
| الْحَيَاةُ: hayatı
| الدُّنْيَا: dünya
| لَعِبٌ: bir oyundur
| وَلَهْوٌ: ve eğlencedir
| وَزِينَةٌ: ve süstür
| وَتَفَاخُرٌ: ve övünmedir
| بَيْنَكُمْ: kendi aranızda
| وَتَكَاثُرٌ: çoğaltma yarışıdır
| فِي:
| الْأَمْوَالِ: malda
| وَالْأَوْلَادِ: ve evladda
| كَمَثَلِ: tıpkı şuna benzer
| غَيْثٍ: bir yağmura
| أَعْجَبَ: hoşuna giden
| الْكُفَّارَ: ekincilerin
| نَبَاتُهُ: bitirdiği ot
| ثُمَّ: sonra
| يَهِيجُ: kurur
| فَتَرَاهُ: onu görürsün
| مُصْفَرًّا: sapsarı
| ثُمَّ: sonra
| يَكُونُ: olur
| حُطَامًا: çerçöp
| وَفِي: ise vardır
| الْاخِرَةِ: ahirette
| عَذَابٌ: bir azab
| شَدِيدٌ: çetin
| وَمَغْفِرَةٌ: ve mağfiret
| مِنَ: -tan
| اللَّهِ: Allah-
| وَرِضْوَانٌ: ve rıza
| وَمَا: ve değildir
| الْحَيَاةُ: hayatı
| الدُّنْيَا: dünya
| إِلَّا: başka bir şey
| مَتَاعُ: bir zevkten
| الْغُرُورِ: aldatıcı
| (57:20)

| أَنَّمَا: şüphesiz
| الْحَيَاةُ: hayatı
| الدُّنْيَا: dünya
| لَعِبٌ: bir oyundur
| وَلَهْوٌ: ve eğlencedir
| وَزِينَةٌ: ve süstür
| وَتَفَاخُرٌ: ve övünmedir
| بَيْنَكُمْ: kendi aranızda
| وَتَكَاثُرٌ: çoğaltma yarışıdır
| فِي:
| الْأَمْوَالِ: malda
| وَالْأَوْلَادِ: ve evladda
| كَمَثَلِ: tıpkı şuna benzer
| غَيْثٍ: bir yağmura
| أَعْجَبَ: hoşuna giden
| الْكُفَّارَ: ekincilerin
| نَبَاتُهُ: bitirdiği ot
| ثُمَّ: sonra
| يَهِيجُ: kurur
| فَتَرَاهُ: onu görürsün
| مُصْفَرًّا: sapsarı
| ثُمَّ: sonra
| يَكُونُ: olur
| حُطَامًا: çerçöp
| وَفِي: ise vardır
| الْاخِرَةِ: ahirette
| عَذَابٌ: bir azab
| شَدِيدٌ: çetin
| وَمَغْفِرَةٌ: ve mağfiret
| مِنَ: -tan
| اللَّهِ: Allah-
| وَرِضْوَانٌ: ve rıza
| وَمَا: ve değildir
| الْحَيَاةُ: hayatı
| الدُّنْيَا: dünya
| إِلَّا: başka bir şey
| مَتَاعُ: bir zevkten
| الْغُرُورِ: aldatıcı
| (57:20)|سَابِقُوا: koşun
| إِلَىٰ:
| مَغْفِرَةٍ: bir mağfirete
| مِنْ: -den
| رَبِّكُمْ: Rabbiniz-
| وَجَنَّةٍ: ve bir cennete
| عَرْضُهَا: genişliği
| كَعَرْضِ: genişliği gibi (olan)
| السَّمَاءِ: gök
| وَالْأَرْضِ: ile yerin
| أُعِدَّتْ: hazırlanmış
| لِلَّذِينَ: için
| امَنُوا: inananlar
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرُسُلِهِ: ve elçilerine
| ذَٰلِكَ: işte bu
| فَضْلُ: lutfudur
| اللَّهِ: Allah'ın
| يُؤْتِيهِ: vereceği
| مَنْ: kimseye
| يَشَاءُ: dilediği
| وَاللَّهُ: ve Allah
| ذُو: sahibidir
| الْفَضْلِ: lutuf
| الْعَظِيمِ: büyük
| (57:21)

| إِلَىٰ:
| مَغْفِرَةٍ: bir mağfirete
| مِنْ: -den
| رَبِّكُمْ: Rabbiniz-
| وَجَنَّةٍ: ve bir cennete
| عَرْضُهَا: genişliği
| كَعَرْضِ: genişliği gibi (olan)
| السَّمَاءِ: gök
| وَالْأَرْضِ: ile yerin
| أُعِدَّتْ: hazırlanmış
| لِلَّذِينَ: için
| امَنُوا: inananlar
| بِاللَّهِ: Allah'a
| وَرُسُلِهِ: ve elçilerine
| ذَٰلِكَ: işte bu
| فَضْلُ: lutfudur
| اللَّهِ: Allah'ın
| يُؤْتِيهِ: vereceği
| مَنْ: kimseye
| يَشَاءُ: dilediği
| وَاللَّهُ: ve Allah
| ذُو: sahibidir
| الْفَضْلِ: lutuf
| الْعَظِيمِ: büyük
| (57:21)|مَا: yoktur
| أَصَابَ: isabet eden
| مِنْ: hiçbir
| مُصِيبَةٍ: musibet
| فِي:
| الْأَرْضِ: yerde
| وَلَا: ve ne de
| فِي:
| أَنْفُسِكُمْ: kendi canlarınızda
| إِلَّا: olmayan
| فِي:
| كِتَابٍ: bir Kitapta
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| أَنْ:
| نَبْرَأَهَا: biz onu yaratmadan
| إِنَّ: doğrusu
| ذَٰلِكَ: bu
| عَلَى:
| اللَّهِ: Allah'a
| يَسِيرٌ: kolaydır
| (57:22)

| أَصَابَ: isabet eden
| مِنْ: hiçbir
| مُصِيبَةٍ: musibet
| فِي:
| الْأَرْضِ: yerde
| وَلَا: ve ne de
| فِي:
| أَنْفُسِكُمْ: kendi canlarınızda
| إِلَّا: olmayan
| فِي:
| كِتَابٍ: bir Kitapta
| مِنْ:
| قَبْلِ: önce
| أَنْ:
| نَبْرَأَهَا: biz onu yaratmadan
| إِنَّ: doğrusu
| ذَٰلِكَ: bu
| عَلَى:
| اللَّهِ: Allah'a
| يَسِيرٌ: kolaydır
| (57:22)|لِكَيْلَا: için
| تَأْسَوْا: üzülmemeniz
| عَلَىٰ: üzerine
| مَا: şey
| فَاتَكُمْ: elinizden çıkan
| وَلَا: ve
| تَفْرَحُوا: şımarmamanız (için)
| بِمَا: şey ile
| اتَاكُمْ: size verdiği
| وَاللَّهُ: ve Allah
| لَا:
| يُحِبُّ: sevmez
| كُلَّ: hiçbirini
| مُخْتَالٍ: kendini beğenenleri
| فَخُورٍ: övünenleri
| (57:23)

| تَأْسَوْا: üzülmemeniz
| عَلَىٰ: üzerine
| مَا: şey
| فَاتَكُمْ: elinizden çıkan
| وَلَا: ve
| تَفْرَحُوا: şımarmamanız (için)
| بِمَا: şey ile
| اتَاكُمْ: size verdiği
| وَاللَّهُ: ve Allah
| لَا:
| يُحِبُّ: sevmez
| كُلَّ: hiçbirini
| مُخْتَالٍ: kendini beğenenleri
| فَخُورٍ: övünenleri
| (57:23)|الَّذِينَ: onlar ki
| يَبْخَلُونَ: cimrilik ederler
| وَيَأْمُرُونَ: ve emrederler
| النَّاسَ: insanlara
| بِالْبُخْلِ: cimriliği
| وَمَنْ: ve kim
| يَتَوَلَّ: yüz çevirirse
| فَإِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| هُوَ: O
| الْغَنِيُّ: zengindir
| الْحَمِيدُ: övgüye layıktır
| (57:24)

| يَبْخَلُونَ: cimrilik ederler
| وَيَأْمُرُونَ: ve emrederler
| النَّاسَ: insanlara
| بِالْبُخْلِ: cimriliği
| وَمَنْ: ve kim
| يَتَوَلَّ: yüz çevirirse
| فَإِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| هُوَ: O
| الْغَنِيُّ: zengindir
| الْحَمِيدُ: övgüye layıktır
| (57:24)|لَقَدْ: andolsun
| أَرْسَلْنَا: biz gönderdik
| رُسُلَنَا: elçilerimizi
| بِالْبَيِّنَاتِ: açık kanıtlarla
| وَأَنْزَلْنَا: ve indirdik
| مَعَهُمُ: onlarla beraber
| الْكِتَابَ: Kitabı
| وَالْمِيزَانَ: ve ölçüyü
| لِيَقُومَ: yerine getirsinler diye
| النَّاسُ: insanlar
| بِالْقِسْطِ: adaleti
| وَأَنْزَلْنَا: ve indirdik
| الْحَدِيدَ: demiri
| فِيهِ: kendisinde bulunan
| بَأْسٌ: bir kuvvet
| شَدِيدٌ: büyük
| وَمَنَافِعُ: ve birçok yararlar
| لِلنَّاسِ: insanlara
| وَلِيَعْلَمَ: ve bilsin diye
| اللَّهُ: Allah
| مَنْ: kimin
| يَنْصُرُهُ: kendisine yardım edeceğini
| وَرُسُلَهُ: ve elçilerine
| بِالْغَيْبِ: gaybda
| إِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| قَوِيٌّ: kuvvetlidir
| عَزِيزٌ: daima üstündür
| (57:25)

| أَرْسَلْنَا: biz gönderdik
| رُسُلَنَا: elçilerimizi
| بِالْبَيِّنَاتِ: açık kanıtlarla
| وَأَنْزَلْنَا: ve indirdik
| مَعَهُمُ: onlarla beraber
| الْكِتَابَ: Kitabı
| وَالْمِيزَانَ: ve ölçüyü
| لِيَقُومَ: yerine getirsinler diye
| النَّاسُ: insanlar
| بِالْقِسْطِ: adaleti
| وَأَنْزَلْنَا: ve indirdik
| الْحَدِيدَ: demiri
| فِيهِ: kendisinde bulunan
| بَأْسٌ: bir kuvvet
| شَدِيدٌ: büyük
| وَمَنَافِعُ: ve birçok yararlar
| لِلنَّاسِ: insanlara
| وَلِيَعْلَمَ: ve bilsin diye
| اللَّهُ: Allah
| مَنْ: kimin
| يَنْصُرُهُ: kendisine yardım edeceğini
| وَرُسُلَهُ: ve elçilerine
| بِالْغَيْبِ: gaybda
| إِنَّ: şüphesiz
| اللَّهَ: Allah
| قَوِيٌّ: kuvvetlidir
| عَزِيزٌ: daima üstündür
| (57:25)|وَلَقَدْ: ve andolsun
| أَرْسَلْنَا: gönderdik
| نُوحًا: Nuh'u
| وَإِبْرَاهِيمَ: ve İbrahim'i
| وَجَعَلْنَا: ve koyduk
| فِي: arasına
| ذُرِّيَّتِهِمَا: bunların zürriyetleri
| النُّبُوَّةَ: peygamberliği
| وَالْكِتَابَ: ve Kitabı
| فَمِنْهُمْ: onlardan vardır
| مُهْتَدٍ: doğru yolda olanlar
| وَكَثِيرٌ: ama çoğu
| مِنْهُمْ: onlardan
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:26)

| أَرْسَلْنَا: gönderdik
| نُوحًا: Nuh'u
| وَإِبْرَاهِيمَ: ve İbrahim'i
| وَجَعَلْنَا: ve koyduk
| فِي: arasına
| ذُرِّيَّتِهِمَا: bunların zürriyetleri
| النُّبُوَّةَ: peygamberliği
| وَالْكِتَابَ: ve Kitabı
| فَمِنْهُمْ: onlardan vardır
| مُهْتَدٍ: doğru yolda olanlar
| وَكَثِيرٌ: ama çoğu
| مِنْهُمْ: onlardan
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:26)|ثُمَّ: sonra
| قَفَّيْنَا: ardarda gönderdik
| عَلَىٰ: üzerine
| اثَارِهِمْ: bunların izleri
| بِرُسُلِنَا: elçilerimizi
| وَقَفَّيْنَا: ve onların ardına kattık
| بِعِيسَى: Îsa'yı
| ابْنِ: oğlu
| مَرْيَمَ: Meryem
| وَاتَيْنَاهُ: ve ona verdik
| الْإِنْجِيلَ: İncil'i
| وَجَعَلْنَا: ve koyduk
| فِي: içine
| قُلُوبِ: kalbleri
| الَّذِينَ:
| اتَّبَعُوهُ: ona uyanların
| رَأْفَةً: şefkat
| وَرَحْمَةً: ve merhamet
| وَرَهْبَانِيَّةً: ve ruhbanlığı
| ابْتَدَعُوهَا: icadettikleri
| مَا:
| كَتَبْنَاهَا: biz yazmamıştık
| عَلَيْهِمْ: onlara
| إِلَّا: dışında bir şey
| ابْتِغَاءَ: kazanmaları
| رِضْوَانِ: rızasını
| اللَّهِ: Allah'ın
| فَمَا: ama
| رَعَوْهَا: ona uymadılar
| حَقَّ: hakkıyla
| رِعَايَتِهَا: riayet ederek
| فَاتَيْنَا: biz de verdik
| الَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: iman eden(lere)
| مِنْهُمْ: onlardan
| أَجْرَهُمْ: mükafatlarını
| وَكَثِيرٌ: fakat birçoğu
| مِنْهُمْ: onlardan
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:27)

| قَفَّيْنَا: ardarda gönderdik
| عَلَىٰ: üzerine
| اثَارِهِمْ: bunların izleri
| بِرُسُلِنَا: elçilerimizi
| وَقَفَّيْنَا: ve onların ardına kattık
| بِعِيسَى: Îsa'yı
| ابْنِ: oğlu
| مَرْيَمَ: Meryem
| وَاتَيْنَاهُ: ve ona verdik
| الْإِنْجِيلَ: İncil'i
| وَجَعَلْنَا: ve koyduk
| فِي: içine
| قُلُوبِ: kalbleri
| الَّذِينَ:
| اتَّبَعُوهُ: ona uyanların
| رَأْفَةً: şefkat
| وَرَحْمَةً: ve merhamet
| وَرَهْبَانِيَّةً: ve ruhbanlığı
| ابْتَدَعُوهَا: icadettikleri
| مَا:
| كَتَبْنَاهَا: biz yazmamıştık
| عَلَيْهِمْ: onlara
| إِلَّا: dışında bir şey
| ابْتِغَاءَ: kazanmaları
| رِضْوَانِ: rızasını
| اللَّهِ: Allah'ın
| فَمَا: ama
| رَعَوْهَا: ona uymadılar
| حَقَّ: hakkıyla
| رِعَايَتِهَا: riayet ederek
| فَاتَيْنَا: biz de verdik
| الَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: iman eden(lere)
| مِنْهُمْ: onlardan
| أَجْرَهُمْ: mükafatlarını
| وَكَثِيرٌ: fakat birçoğu
| مِنْهُمْ: onlardan
| فَاسِقُونَ: yoldan çıkmıştır
| (57:27)|يَا : EY/HEY/AH
| أَيُّهَا: SİZ!
| الَّذِينَ: kimseler
| امَنُوا: inanan(lar)
| اتَّقُوا: korkun
| اللَّهَ: Allah'tan
| وَامِنُوا: ve inanın
| بِرَسُولِهِ: O'nun Elçisine
| يُؤْتِكُمْ: size versin
| كِفْلَيْنِ: iki pay
| مِنْ: -nden
| رَحْمَتِهِ: rahmeti-
| وَيَجْعَلْ: ve yaratsın
| لَكُمْ: sizin için
| نُورًا: bir nur
| تَمْشُونَ: yürüyeceğiniz
| بِهِ: onda
| وَيَغْفِرْ: ve bağışlasın
| لَكُمْ: sizi
| وَاللَّهُ: ve Allah
| غَفُورٌ: çok bağışlayandır
| رَحِيمٌ: çok esirgeyendir
| (57:28)

| أَيُّهَا: SİZ!
| الَّذِينَ: kimseler
| امَنُوا: inanan(lar)
| اتَّقُوا: korkun
| اللَّهَ: Allah'tan
| وَامِنُوا: ve inanın
| بِرَسُولِهِ: O'nun Elçisine
| يُؤْتِكُمْ: size versin
| كِفْلَيْنِ: iki pay
| مِنْ: -nden
| رَحْمَتِهِ: rahmeti-
| وَيَجْعَلْ: ve yaratsın
| لَكُمْ: sizin için
| نُورًا: bir nur
| تَمْشُونَ: yürüyeceğiniz
| بِهِ: onda
| وَيَغْفِرْ: ve bağışlasın
| لَكُمْ: sizi
| وَاللَّهُ: ve Allah
| غَفُورٌ: çok bağışlayandır
| رَحِيمٌ: çok esirgeyendir
| (57:28)|لِئَلَّا: diye
| يَعْلَمَ: bilsinler
| أَهْلُ: ehli
| الْكِتَابِ: Kitap
| أَلَّا:
| يَقْدِرُونَ: malik olmadıklarını
| عَلَىٰ: hiçbir
| شَيْءٍ: şeye
| مِنْ: -ndan
| فَضْلِ: lutfu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَأَنَّ: ve şüphesiz
| الْفَضْلَ: lutfun
| بِيَدِ: elinde olduğunu
| اللَّهِ: Allah'ın
| يُؤْتِيهِ: onu vereceğini
| مَنْ: kimseye
| يَشَاءُ: dilediğine
| وَاللَّهُ: ve Allah
| ذُو: sahibidir
| الْفَضْلِ: lutuf
| الْعَظِيمِ: büyük
| (57:29)

| يَعْلَمَ: bilsinler
| أَهْلُ: ehli
| الْكِتَابِ: Kitap
| أَلَّا:
| يَقْدِرُونَ: malik olmadıklarını
| عَلَىٰ: hiçbir
| شَيْءٍ: şeye
| مِنْ: -ndan
| فَضْلِ: lutfu-
| اللَّهِ: Allah'ın
| وَأَنَّ: ve şüphesiz
| الْفَضْلَ: lutfun
| بِيَدِ: elinde olduğunu
| اللَّهِ: Allah'ın
| يُؤْتِيهِ: onu vereceğini
| مَنْ: kimseye
| يَشَاءُ: dilediğine
| وَاللَّهُ: ve Allah
| ذُو: sahibidir
| الْفَضْلِ: lutuf
| الْعَظِيمِ: büyük
| (57:29)