31Lokman Suresi
Kuran Sırası: 31
İniş Sırası: 57
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|elleƶīne: onlar ki
| yuḳīmūne: -doğrulurlar
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve yu'tūne: ve verirler
| z-zekāte: zekatı
| ve hum: ve onlar
| bil-āḣirati: ahirete
| hum: onlar
| yūḳinūne: kesin olarak inanırlar
| (31:4)

| yuḳīmūne: -doğrulurlar
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve yu'tūne: ve verirler
| z-zekāte: zekatı
| ve hum: ve onlar
| bil-āḣirati: ahirete
| hum: onlar
| yūḳinūne: kesin olarak inanırlar
| (31:4)|ulāike: işte onlar
| ǎlā: üzerindedirler
| huden: doğru bir yol
| min: tarafından
| rabbihim: Rableri
| ve ulāike: ve işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: umduklarına ereceklerdir
| (31:5)

| ǎlā: üzerindedirler
| huden: doğru bir yol
| min: tarafından
| rabbihim: Rableri
| ve ulāike: ve işte
| humu: onlar
| l-mufliHūne: umduklarına ereceklerdir
| (31:5)|ve mine: ve
| n-nāsi: insanlardan
| men: kimi
| yeşterī: satın alır
| lehve: boş
| l-Hadīṧi: hadisi (sözü)
| liyuDille: saptırmak için
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah'ın
| biğayri: olmaksızın
| ǐlmin: bilgisi
| ve yetteḣiƶehā: ve onu edinmek için
| huzuven: alay konusu
| ulāike: işte
| lehum: onlara vardır
| ǎƶābun: bir azab
| muhīnun: küçük düşürücü
| (31:6)

| n-nāsi: insanlardan
| men: kimi
| yeşterī: satın alır
| lehve: boş
| l-Hadīṧi: hadisi (sözü)
| liyuDille: saptırmak için
| ǎn: -ndan
| sebīli: yolu-
| llahi: Allah'ın
| biğayri: olmaksızın
| ǐlmin: bilgisi
| ve yetteḣiƶehā: ve onu edinmek için
| huzuven: alay konusu
| ulāike: işte
| lehum: onlara vardır
| ǎƶābun: bir azab
| muhīnun: küçük düşürücü
| (31:6)|ve iƶā: ve zaman
| tutlā: okunduğu
| ǎleyhi: ona
| āyātunā: ayetlerimiz
| vellā: sırtını döner
| mustekbiran: büyüklük taslayarak
| keen: sanki
| lem:
| yesmeǎ'hā: onları hiç işitmemiş
| keenne: sanki
| fī:
| uƶuneyhi: kulaklarında
| veḳran: ağırlık varmış
| febeşşirhu: ona müjdele
| biǎƶābin: bir azabı
| elīmin: acıklı
| (31:7)

| tutlā: okunduğu
| ǎleyhi: ona
| āyātunā: ayetlerimiz
| vellā: sırtını döner
| mustekbiran: büyüklük taslayarak
| keen: sanki
| lem:
| yesmeǎ'hā: onları hiç işitmemiş
| keenne: sanki
| fī:
| uƶuneyhi: kulaklarında
| veḳran: ağırlık varmış
| febeşşirhu: ona müjdele
| biǎƶābin: bir azabı
| elīmin: acıklı
| (31:7)|inne: elbette
| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlara vardır
| cennātu: cennetler
| n-neǐymi: ni'meti bol
| (31:8)

| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlara vardır
| cennātu: cennetler
| n-neǐymi: ni'meti bol
| (31:8)|ḣālidīne: ebedi kalacaklardır
| fīhā: orada
| veǎ'de: va'didir
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳan: gerçek
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (31:9)

| fīhā: orada
| veǎ'de: va'didir
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳan: gerçek
| ve huve: ve O
| l-ǎzīzu: üstündür
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (31:9)|ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| biğayri: olmadan
| ǎmedin: bir direk
| teravnehā: görebildiğiniz
| ve elḳā: ve attı
| fī:
| l-erDi: yere
| ravāsiye: sağlam ve yüksek dağlar
| en: diye
| temīde: sarsar
| bikum: sizi
| ve beṧṧe: ve yaydı
| fīhā: orada
| min:
| kulli: her çeşit
| dābbetin: canlıyı
| ve enzelnā: ve indirdik
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| feenbetnā: ve bitirdik
| fīhā: orada
| min: -ten
| kulli: her
| zevcin: çift-
| kerīmin: güzel (bitkiler)
| (31:10)

| s-semāvāti: gökleri
| biğayri: olmadan
| ǎmedin: bir direk
| teravnehā: görebildiğiniz
| ve elḳā: ve attı
| fī:
| l-erDi: yere
| ravāsiye: sağlam ve yüksek dağlar
| en: diye
| temīde: sarsar
| bikum: sizi
| ve beṧṧe: ve yaydı
| fīhā: orada
| min:
| kulli: her çeşit
| dābbetin: canlıyı
| ve enzelnā: ve indirdik
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| māen: bir su
| feenbetnā: ve bitirdik
| fīhā: orada
| min: -ten
| kulli: her
| zevcin: çift-
| kerīmin: güzel (bitkiler)
| (31:10)|hāƶā: işte bunlar
| ḣalḳu: yarattıklarıdır
| llahi: Allah'ın
| feerūnī: gösterin bana
| māƶā: ne?
| ḣaleḳa: yarattı
| elleƶīne: kimseler
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| beli: doğrusu
| Z-Zālimūne: o zalimler
| fī: içindedirler
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: açık
| (31:11)

| ḣalḳu: yarattıklarıdır
| llahi: Allah'ın
| feerūnī: gösterin bana
| māƶā: ne?
| ḣaleḳa: yarattı
| elleƶīne: kimseler
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| beli: doğrusu
| Z-Zālimūne: o zalimler
| fī: içindedirler
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: açık
| (31:11)|veleḳad: ve andolsun
| āteynā: biz verdik
| luḳmāne: Lokman'a
| l-Hikmete: hikmet
| eni: için
| şkur: şükretmesi
| lillahi: Allah'a
| ve men: ve kim
| yeşkur: şükrederse
| feinnemā: şüphesiz
| yeşkuru: şükreder
| linefsihi: kendisi için
| ve men: ve kim
| kefera: inkar ederse
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğaniyyun: zengindir
| Hamīdun: övülmüştür
| (31:12)

| āteynā: biz verdik
| luḳmāne: Lokman'a
| l-Hikmete: hikmet
| eni: için
| şkur: şükretmesi
| lillahi: Allah'a
| ve men: ve kim
| yeşkur: şükrederse
| feinnemā: şüphesiz
| yeşkuru: şükreder
| linefsihi: kendisi için
| ve men: ve kim
| kefera: inkar ederse
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğaniyyun: zengindir
| Hamīdun: övülmüştür
| (31:12)|ve iƶ: ve hani
| ḳāle: demişti ki
| luḳmānu: Lokman
| liAbnihi: oğluna
| vehuve: O
| yeǐZuhu: öğüt vererek
| yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| lā: asla
| tuşrik: ortak koşma
| billahi: Allah'a
| inne: çünkü
| ş-şirke: ortak koşmak
| leZulmun: bir zulümdür
| ǎZīmun: büyük
| (31:13)

| ḳāle: demişti ki
| luḳmānu: Lokman
| liAbnihi: oğluna
| vehuve: O
| yeǐZuhu: öğüt vererek
| yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| lā: asla
| tuşrik: ortak koşma
| billahi: Allah'a
| inne: çünkü
| ş-şirke: ortak koşmak
| leZulmun: bir zulümdür
| ǎZīmun: büyük
| (31:13)|ve veSSaynā: ve biz tavsiye ettik
| l-insāne: insana
| bivālideyhi: ana babasını
| Hamelethu: onu taşımıştır
| ummuhu: anası
| vehnen: zayıflık
| ǎlā: üstüne
| vehnin: zayıflıkla
| ve fiSāluhu: ve onun sütten kesilmesi
| fī: içindedir
| ǎāmeyni: iki yıl
| eni: ki
| şkur: şükret
| lī: bana
| velivālideyke: ve anana-babana
| ileyye: banadır
| l-meSīru: dönüş
| (31:14)

| l-insāne: insana
| bivālideyhi: ana babasını
| Hamelethu: onu taşımıştır
| ummuhu: anası
| vehnen: zayıflık
| ǎlā: üstüne
| vehnin: zayıflıkla
| ve fiSāluhu: ve onun sütten kesilmesi
| fī: içindedir
| ǎāmeyni: iki yıl
| eni: ki
| şkur: şükret
| lī: bana
| velivālideyke: ve anana-babana
| ileyye: banadır
| l-meSīru: dönüş
| (31:14)|vein: ve eğer
| cāhedāke: seni zorlarlarsa
| ǎlā: için
| en:
| tuşrike: ortak koşman
| bī: bana
| mā: bir şeyi
| leyse: olmayan
| leke: senin
| bihi: hakkında
| ǐlmun: bilgin
| felā: asla
| tuTiǎ'humā: onlara ita'at etme
| veSāHibhumā: ve onlarla geçin
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| meǎ'rūfen: iyilikle
| vettebiǎ': ve uy
| sebīle: yoluna
| men: kimsenin
| enābe: yönelen
| ileyye: bana
| ṧumme: sonra
| ileyye: banadır
| merciǔkum: dönüşünüz
| feunebbiukum: size haber vereceğim
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduklarnız
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (31:15)

| cāhedāke: seni zorlarlarsa
| ǎlā: için
| en:
| tuşrike: ortak koşman
| bī: bana
| mā: bir şeyi
| leyse: olmayan
| leke: senin
| bihi: hakkında
| ǐlmun: bilgin
| felā: asla
| tuTiǎ'humā: onlara ita'at etme
| veSāHibhumā: ve onlarla geçin
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| meǎ'rūfen: iyilikle
| vettebiǎ': ve uy
| sebīle: yoluna
| men: kimsenin
| enābe: yönelen
| ileyye: bana
| ṧumme: sonra
| ileyye: banadır
| merciǔkum: dönüşünüz
| feunebbiukum: size haber vereceğim
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduklarnız
| teǎ'melūne: yapıyor(lar)
| (31:15)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocukları
| innehā: onlar
| in: eğer
| teku: bir şey olsa
| miṧḳāle: ağırlığınca
| Habbetin: danesi
| min:
| ḣardelin: hardal
| fe tekun: ve bulunsa
| fī: -nın içinde
| Saḣratin: bir kaya-
| ev: veya
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ev: veya
| fī:
| l-erDi: yerde
| ye'ti: mutlaka getirir
| bihā: onu
| llahu: Allah
| inne: çünkü
| llahe: Allah
| leTīfun: latiftir
| ḣabīrun: haber alır
| (31:16)

| benī: Çocukları
| innehā: onlar
| in: eğer
| teku: bir şey olsa
| miṧḳāle: ağırlığınca
| Habbetin: danesi
| min:
| ḣardelin: hardal
| fe tekun: ve bulunsa
| fī: -nın içinde
| Saḣratin: bir kaya-
| ev: veya
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ev: veya
| fī:
| l-erDi: yerde
| ye'ti: mutlaka getirir
| bihā: onu
| llahu: Allah
| inne: çünkü
| llahe: Allah
| leTīfun: latiftir
| ḣabīrun: haber alır
| (31:16)|yā : EY/HEY/AH
| benī: Çocuğum
| eḳimi: -doğrul
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve'mur: ve emret
| bil-meǎ'rūfi: iyilikle
| venhe: ve vazgeçir
| ǎni: -ten
| l-munkeri: kötülük-
| veSbir: ve sabret
| ǎlā: başına
| mā: ne
| eSābeke: geldiyse
| inne: çünkü
| ƶālike: bunlar
| min:
| ǎzmi: yapılması gereken
| l-umūri: işlerdendir
| (31:17)

| benī: Çocuğum
| eḳimi: -doğrul
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe-
| ve'mur: ve emret
| bil-meǎ'rūfi: iyilikle
| venhe: ve vazgeçir
| ǎni: -ten
| l-munkeri: kötülük-
| veSbir: ve sabret
| ǎlā: başına
| mā: ne
| eSābeke: geldiyse
| inne: çünkü
| ƶālike: bunlar
| min:
| ǎzmi: yapılması gereken
| l-umūri: işlerdendir
| (31:17)|ve lā: asla
| tuSaǎǐr: çevirne
| ḣaddeke: yüzünü
| linnāsi: insanlardan
| ve lā: ve
| temşi: yürüme
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| meraHen: böbürlenerek
| inne: zira
| llahe: Allah
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| kulle: hepsini
| muḣtālin: kendini beğenenleri
| feḣūrin: övünenleri
| (31:18)

| tuSaǎǐr: çevirne
| ḣaddeke: yüzünü
| linnāsi: insanlardan
| ve lā: ve
| temşi: yürüme
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| meraHen: böbürlenerek
| inne: zira
| llahe: Allah
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| kulle: hepsini
| muḣtālin: kendini beğenenleri
| feḣūrin: övünenleri
| (31:18)|veḳSid: ve tutumlu ol
| fī:
| meşyike: yürüyüşünde
| veğDuD: ve kıs
| min:
| Savtike: sesini
| inne: çünkü
| enkera: en çirkini
| l-eSvāti: seslerin
| leSavtu: sesidir
| l-Hamīri: eşeklerin
| (31:19)

| fī:
| meşyike: yürüyüşünde
| veğDuD: ve kıs
| min:
| Savtike: sesini
| inne: çünkü
| enkera: en çirkini
| l-eSvāti: seslerin
| leSavtu: sesidir
| l-Hamīri: eşeklerin
| (31:19)|elem:
| terav: görmediniz mi?
| enne: elbette
| llahe: Allah
| seḣḣara: boyun eğdirdi
| lekum: size
| mā: bulunanları
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve bulunanları
| fī:
| l-erDi: ve yerde
| ve esbeğa: ve bol bol verdi
| ǎleykum: size
| niǎmehu: ni'metlerini
| Zāhiraten: görünür
| ve bāTineten: ve gizli
| vemine: ve
| n-nāsi: insanlardan
| men: kimi var ki
| yucādilu: tartışır (durur)
| fī: hakkında
| llahi: Allah
| biğayri: olmadan
| ǐlmin: bilgisi
| ve lā: ve olmadan
| huden: yol göstereni
| ve lā: ve olmadan
| kitābin: bir Kitabı
| munīrin: aydınlatıcı
| (31:20)

| terav: görmediniz mi?
| enne: elbette
| llahe: Allah
| seḣḣara: boyun eğdirdi
| lekum: size
| mā: bulunanları
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve bulunanları
| fī:
| l-erDi: ve yerde
| ve esbeğa: ve bol bol verdi
| ǎleykum: size
| niǎmehu: ni'metlerini
| Zāhiraten: görünür
| ve bāTineten: ve gizli
| vemine: ve
| n-nāsi: insanlardan
| men: kimi var ki
| yucādilu: tartışır (durur)
| fī: hakkında
| llahi: Allah
| biğayri: olmadan
| ǐlmin: bilgisi
| ve lā: ve olmadan
| huden: yol göstereni
| ve lā: ve olmadan
| kitābin: bir Kitabı
| munīrin: aydınlatıcı
| (31:20)|ve iƶā: ne zaman ki
| ḳīle: dense
| lehumu: onlara
| ttebiǔ: uyun
| mā:
| enzele: indirdiğine
| llahu: Allah'ın
| ḳālū: derler
| bel: hayır
| nettebiǔ: biz uyarız
| mā: şeye
| vecednā: bulduğumuz
| ǎleyhi: üzerinde
| ābā'enā: babalarımızı
| evelev: şayet
| kāne: olsa da mı?
| ş-şeyTānu: şeytan
| yed'ǔhum: onları çağırmış
| ilā:
| ǎƶābi: azabına
| s-seǐyri: alevli ateşin
| (31:21)

| ḳīle: dense
| lehumu: onlara
| ttebiǔ: uyun
| mā:
| enzele: indirdiğine
| llahu: Allah'ın
| ḳālū: derler
| bel: hayır
| nettebiǔ: biz uyarız
| mā: şeye
| vecednā: bulduğumuz
| ǎleyhi: üzerinde
| ābā'enā: babalarımızı
| evelev: şayet
| kāne: olsa da mı?
| ş-şeyTānu: şeytan
| yed'ǔhum: onları çağırmış
| ilā:
| ǎƶābi: azabına
| s-seǐyri: alevli ateşin
| (31:21)|ve men: ve kim
| yuslim: teslim ederse
| vechehu: yüzünü
| ilā:
| llahi: Allah'a
| vehuve: ve o
| muHsinun: güzel davranarak
| feḳadi: elbette
| stemseke: o yapışmıştır
| bil-ǔrveti: kulpa
| l-vuṧḳā: en sağlam
| ve ilā: ve döner
| llahi: Allah'a
| ǎāḳibetu: sonu
| l-umūri: işlerin
| (31:22)

| yuslim: teslim ederse
| vechehu: yüzünü
| ilā:
| llahi: Allah'a
| vehuve: ve o
| muHsinun: güzel davranarak
| feḳadi: elbette
| stemseke: o yapışmıştır
| bil-ǔrveti: kulpa
| l-vuṧḳā: en sağlam
| ve ilā: ve döner
| llahi: Allah'a
| ǎāḳibetu: sonu
| l-umūri: işlerin
| (31:22)|ve men: ve kim
| kefera: inkar ederse
| felā:
| yeHzunke: seni üzmesin
| kufruhu: onun inkarı
| ileynā: sonunda bizedir
| merciǔhum: onların dönüşleri
| fenunebbiuhum: ve kendilerine haber veririz
| bimā: şeyleri
| ǎmilū: yaptıkları
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (31:23)

| kefera: inkar ederse
| felā:
| yeHzunke: seni üzmesin
| kufruhu: onun inkarı
| ileynā: sonunda bizedir
| merciǔhum: onların dönüşleri
| fenunebbiuhum: ve kendilerine haber veririz
| bimā: şeyleri
| ǎmilū: yaptıkları
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (31:23)|numettiǔhum: onları yaşatırız
| ḳalīlen: biraz
| ṧumme: sonra
| neDTarruhum: süreriz
| ilā:
| ǎƶābin: bir azaba
| ğalīZin: kaba
| (31:24)

| ḳalīlen: biraz
| ṧumme: sonra
| neDTarruhum: süreriz
| ilā:
| ǎƶābin: bir azaba
| ğalīZin: kaba
| (31:24)|velein: ve andolsun
| seeltehum: onlara sorsan
| men: kim?
| ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| leyeḳūlunne: mutlaka derler
| llahu: Allah
| ḳuli: de ki
| l-Hamdu: hamd
| lillahi: Allah'a layıktır
| bel: hayır
| ekṧeruhum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (31:25)

| seeltehum: onlara sorsan
| men: kim?
| ḣaleḳa: yarattı
| s-semāvāti: gökleri
| vel'erDe: ve yeri
| leyeḳūlunne: mutlaka derler
| llahu: Allah
| ḳuli: de ki
| l-Hamdu: hamd
| lillahi: Allah'a layıktır
| bel: hayır
| ekṧeruhum: çokları
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmezler
| (31:25)|lillahi: Allah'ındır
| mā: ne varsa
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: işte O'dur
| l-ğaniyyu: zengin
| l-Hamīdu: övülen
| (31:26)

| mā: ne varsa
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: işte O'dur
| l-ğaniyyu: zengin
| l-Hamīdu: övülen
| (31:26)|velev: şayet olsa
| ennemā: her ne
| fī: bulunan
| l-erDi: yeryüzünde
| min:
| şeceratin: ağaçlar
| eḳlāmun: kalem
| velbeHru: ve deniz (mürekkep)
| yemudduhu: ona katılsa
| min:
| beǎ'dihi: arkasından
| seb'ǎtu: yedi
| ebHurin: deniz (daha)
| mā:
| nefidet: yine tükenmez
| kelimātu: kelimeleri
| llahi: Allah'ın
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: üstündür
| Hakīmun: hikmet sahibidir
| (31:27)

| ennemā: her ne
| fī: bulunan
| l-erDi: yeryüzünde
| min:
| şeceratin: ağaçlar
| eḳlāmun: kalem
| velbeHru: ve deniz (mürekkep)
| yemudduhu: ona katılsa
| min:
| beǎ'dihi: arkasından
| seb'ǎtu: yedi
| ebHurin: deniz (daha)
| mā:
| nefidet: yine tükenmez
| kelimātu: kelimeleri
| llahi: Allah'ın
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎzīzun: üstündür
| Hakīmun: hikmet sahibidir
| (31:27)|mā: değildir
| ḣalḳukum: sizin yaratılmanız
| ve lā: ve değildir
| beǎ'ṧukum: diriltilmeniz
| illā: başka bir şey
| kenefsin: kişi(nin yaratılmasından)
| vāHidetin: bir tek
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| semīǔn: işitendir
| beSīrun: görendir
| (31:28)

| ḣalḳukum: sizin yaratılmanız
| ve lā: ve değildir
| beǎ'ṧukum: diriltilmeniz
| illā: başka bir şey
| kenefsin: kişi(nin yaratılmasından)
| vāHidetin: bir tek
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| semīǔn: işitendir
| beSīrun: görendir
| (31:28)|elem:
| tera: görmedin mi
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yūlicu: sokuyor
| l-leyle: geceyi
| fī: içine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yūlicu: ve sokuyor
| n-nehāra: gündüzü
| fī: içine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve emrine boyun eğdirmiştir
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gider
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belli
| ve enne: ve elbette
| llahe: Allah
| bimā:
| teǎ'melūne: yaptıklarınızı
| ḣabīrun: haber almaktadır
| (31:29)

| tera: görmedin mi
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yūlicu: sokuyor
| l-leyle: geceyi
| fī: içine
| n-nehāri: gündüzün
| ve yūlicu: ve sokuyor
| n-nehāra: gündüzü
| fī: içine
| l-leyli: gecenin
| ve seḣḣara: ve emrine boyun eğdirmiştir
| ş-şemse: güneşi
| velḳamera: ve ayı
| kullun: her biri
| yecrī: akıp gider
| ilā: kadar
| ecelin: bir süreye
| musemmen: belli
| ve enne: ve elbette
| llahe: Allah
| bimā:
| teǎ'melūne: yaptıklarınızı
| ḣabīrun: haber almaktadır
| (31:29)|ƶālike: böyledir
| bienne: çünkü
| llahe: Allah
| huve: O
| l-Haḳḳu: haktır
| ve enne: ve elbette
| mā:
| yed'ǔne: yalvardıkları
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| l-bāTilu: batıldır
| ve enne: ve gerçekten
| llahe: Allah'tır
| huve: O
| l-ǎliyyu: ulu
| l-kebīru: ve büyük
| (31:30)

| bienne: çünkü
| llahe: Allah
| huve: O
| l-Haḳḳu: haktır
| ve enne: ve elbette
| mā:
| yed'ǔne: yalvardıkları
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| l-bāTilu: batıldır
| ve enne: ve gerçekten
| llahe: Allah'tır
| huve: O
| l-ǎliyyu: ulu
| l-kebīru: ve büyük
| (31:30)|elem:
| tera: görmedin mi?
| enne: ki
| l-fulke: gemiler
| tecrī: gidiyor
| fī:
| l-beHri: denizde
| biniǎ'meti: ni'metiyle
| llahi: Allah'ın
| liyuriyekum: size göstersin diye
| min: bir kısım
| āyātihi: ayetlerini
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| likulli: herkes için
| Sabbārin: sabreden
| şekūrin: şükreden
| (31:31)

| tera: görmedin mi?
| enne: ki
| l-fulke: gemiler
| tecrī: gidiyor
| fī:
| l-beHri: denizde
| biniǎ'meti: ni'metiyle
| llahi: Allah'ın
| liyuriyekum: size göstersin diye
| min: bir kısım
| āyātihi: ayetlerini
| inne: şüphesiz
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| lāyātin: ibretler
| likulli: herkes için
| Sabbārin: sabreden
| şekūrin: şükreden
| (31:31)|ve iƶā: ve zaman
| ğaşiyehum: onları sardığı
| mevcun: dalga(lar)
| kāZZuleli: gölgeler gibi
| deǎvu: yalvarırlar
| llahe: Allah'a
| muḣliSīne: yalnız has kılarak
| lehu: O'na
| d-dīne: dini
| felemmā: fakat o zaman
| neccāhum: onları kurtarınca
| ilā:
| l-berri: karaya çıkarıp
| feminhum: içlerinden bir kısmı
| muḳteSidun: orta yolu tutar
| ve mā: zaten
| yecHadu: inkar etmez
| biāyātinā: bizim ayetlerimizi
| illā: başkası
| kullu: her
| ḣattārin: gaddarlardan
| kefūrin: inkarcıdan
| (31:32)

| ğaşiyehum: onları sardığı
| mevcun: dalga(lar)
| kāZZuleli: gölgeler gibi
| deǎvu: yalvarırlar
| llahe: Allah'a
| muḣliSīne: yalnız has kılarak
| lehu: O'na
| d-dīne: dini
| felemmā: fakat o zaman
| neccāhum: onları kurtarınca
| ilā:
| l-berri: karaya çıkarıp
| feminhum: içlerinden bir kısmı
| muḳteSidun: orta yolu tutar
| ve mā: zaten
| yecHadu: inkar etmez
| biāyātinā: bizim ayetlerimizi
| illā: başkası
| kullu: her
| ḣattārin: gaddarlardan
| kefūrin: inkarcıdan
| (31:32)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| tteḳū: korkun
| rabbekum: Rabbinizden
| veḣşev: ve çekinin
| yevmen: günden (ki)
| lā:
| yeczī: ödeyemez
| velidun: baba
| ǎn:
| veledihi: çocuğunun
| ve lā: değildir
| mevlūdun: çocuk da
| huve: o
| cāzin: ödeyecek
| ǎn: için
| velidihi: babası
| şey'en: bir şey
| inne: şüphesiz
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| felā: asla
| teğurrannekumu: sizi aldatmasın
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| ve lā: ve asla
| yeğurrannekum: sizi aldatmasın
| billahi: Allah hakkında
| l-ğarūru: aldatıcı (şeytan)
| (31:33)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nāsu: insanlar
| tteḳū: korkun
| rabbekum: Rabbinizden
| veḣşev: ve çekinin
| yevmen: günden (ki)
| lā:
| yeczī: ödeyemez
| velidun: baba
| ǎn:
| veledihi: çocuğunun
| ve lā: değildir
| mevlūdun: çocuk da
| huve: o
| cāzin: ödeyecek
| ǎn: için
| velidihi: babası
| şey'en: bir şey
| inne: şüphesiz
| veǎ'de: va'di
| llahi: Allah'ın
| Haḳḳun: gerçektir
| felā: asla
| teğurrannekumu: sizi aldatmasın
| l-Hayātu: hayatı
| d-dunyā: dünya
| ve lā: ve asla
| yeğurrannekum: sizi aldatmasın
| billahi: Allah hakkında
| l-ğarūru: aldatıcı (şeytan)
| (31:33)|inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǐndehu: O'nun yanındadır
| ǐlmu: bilgisi
| s-sāǎti: sa'atin
| ve yunezzilu: ve O yağdırır
| l-ğayṧe: yağmuru
| ve yeǎ'lemu: ve bilir
| mā: olanı
| fī:
| l-erHāmi: rahimlerde
| ve mā: ve
| tedrī: bilmez
| nefsun: hiç kimse
| māƶā: ne
| teksibu: kazanacağını
| ğaden: yarın
| ve mā: ve
| tedrī: bilmez
| nefsun: hiç kimse
| bieyyi: hangi
| erDin: yerde
| temūtu: öleceğini
| inne: şüphesiz yalnız
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilendir
| ḣabīrun: haberi olandır
| (31:34)

| llahe: Allah
| ǐndehu: O'nun yanındadır
| ǐlmu: bilgisi
| s-sāǎti: sa'atin
| ve yunezzilu: ve O yağdırır
| l-ğayṧe: yağmuru
| ve yeǎ'lemu: ve bilir
| mā: olanı
| fī:
| l-erHāmi: rahimlerde
| ve mā: ve
| tedrī: bilmez
| nefsun: hiç kimse
| māƶā: ne
| teksibu: kazanacağını
| ğaden: yarın
| ve mā: ve
| tedrī: bilmez
| nefsun: hiç kimse
| bieyyi: hangi
| erDin: yerde
| temūtu: öleceğini
| inne: şüphesiz yalnız
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilendir
| ḣabīrun: haberi olandır
| (31:34)