Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.(54:2)
Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.(54:3)
Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.(54:4)
Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!(54:5)
Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.(54:6)
(7-8) Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.(54:7)
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı.(54:9)
Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı.(54:10)
Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık.(54:11)
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.(54:12)
Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.(54:13)
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.(54:14)
Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?(54:15)
«Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz» dediler.(54:24)
«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir» (dediler.)(54:25)
Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.(54:26)
Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.(54:27)
Onlara, suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.(54:28)
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.(54:29)
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!(54:30)
Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.(54:31)
Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?(54:32)
Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.(54:33)
(34-35) Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.(54:34)
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.(54:36)
Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).(54:37)
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.(54:38)
İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).(54:39)
Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?(54:40)
Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.(54:41)
Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.(54:42)
Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât mı var?(54:43)
Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar?(54:44)
O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.(54:45)
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.(54:46)
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.(54:47)
O gün yüzüstü ateşe sürüklendiklerinde «Cehennemin elemini tadın!» denir.(54:48)