60Mümtehine Suresi
Kuran Sırası: 60
İniş Sırası: 91
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tetteḣiƶū: edinmeyin
| ǎduvvī: benim düşmanımı
| ve ǎduvve kum: ve sizin düşmanınızı
| evliyā'e: dostlar
| tulḳūne: siz iletiyorsunuz
| ileyhim: onlara
| bil-meveddeti: sevgi
| veḳad: halbuki
| keferū: onlar inkar ettiler
| bimā: şeyi
| cā'ekum: size gelen
| mine: -tan
| l-Haḳḳi: hak-
| yuḣricūne: (yurdunuzdan) çıkardılar
| r-rasūle: Elçiyi
| ve iyyākum: ve sizi
| en: dolayı
| tu'minū: inandığınızdan
| billahi: Allah'a
| rabbikum: Rabbiniz
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| ḣaractum: çıkmış
| cihāden: cihadetmek için
| fī:
| sebīlī: benim yolumda
| vebtiğā'e: ve kazanmak için
| merDātī: benim rızamı
| tusirrūne: (nasıl) gizliyorsunuz
| ileyhim: onlara
| bil-meveddeti: içinizde sevgi
| veenā: oysa ben
| eǎ'lemu: bilirim
| bimā: şeyleri
| eḣfeytum: sizin gizlediğiniz
| ve mā: ve şeyleri
| eǎ'lentum: açığa vurduğunuz
| ve men: ve kim
| yef'ǎlhu: bunu yaparsa
| minkum: sizden
| feḳad: elbette
| Delle: sapmıştır
| sevā'e: doğru
| s-sebīli: yoldan
| (60:1)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tetteḣiƶū: edinmeyin
| ǎduvvī: benim düşmanımı
| ve ǎduvve kum: ve sizin düşmanınızı
| evliyā'e: dostlar
| tulḳūne: siz iletiyorsunuz
| ileyhim: onlara
| bil-meveddeti: sevgi
| veḳad: halbuki
| keferū: onlar inkar ettiler
| bimā: şeyi
| cā'ekum: size gelen
| mine: -tan
| l-Haḳḳi: hak-
| yuḣricūne: (yurdunuzdan) çıkardılar
| r-rasūle: Elçiyi
| ve iyyākum: ve sizi
| en: dolayı
| tu'minū: inandığınızdan
| billahi: Allah'a
| rabbikum: Rabbiniz
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| ḣaractum: çıkmış
| cihāden: cihadetmek için
| fī:
| sebīlī: benim yolumda
| vebtiğā'e: ve kazanmak için
| merDātī: benim rızamı
| tusirrūne: (nasıl) gizliyorsunuz
| ileyhim: onlara
| bil-meveddeti: içinizde sevgi
| veenā: oysa ben
| eǎ'lemu: bilirim
| bimā: şeyleri
| eḣfeytum: sizin gizlediğiniz
| ve mā: ve şeyleri
| eǎ'lentum: açığa vurduğunuz
| ve men: ve kim
| yef'ǎlhu: bunu yaparsa
| minkum: sizden
| feḳad: elbette
| Delle: sapmıştır
| sevā'e: doğru
| s-sebīli: yoldan
| (60:1)|in: eğer
| yeṧḳafūkum: onlar sizi ele geçirseler
| yekūnū: olurlar
| lekum: size
| eǎ'dā'en: düşman
| ve yebsuTū: ve uzatırlar
| ileykum: size
| eydiyehum: ellerini
| ve elsinetehum: ve dillerini
| bis-sū'i: kötülükle
| ve veddū: ve isterler
| lev: keşke
| tekfurūne: inkar etseniz
| (60:2)

| yeṧḳafūkum: onlar sizi ele geçirseler
| yekūnū: olurlar
| lekum: size
| eǎ'dā'en: düşman
| ve yebsuTū: ve uzatırlar
| ileykum: size
| eydiyehum: ellerini
| ve elsinetehum: ve dillerini
| bis-sū'i: kötülükle
| ve veddū: ve isterler
| lev: keşke
| tekfurūne: inkar etseniz
| (60:2)|len: asla
| tenfeǎkum: size fayda vermez
| erHāmukum: akrabanız
| ve lā: ne de
| evlādukum: çocuklarınız
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| yefSilu: ayırır
| beynekum: aranızı
| vallahu: ve Allah
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| beSīrun: görmektedir
| (60:3)

| tenfeǎkum: size fayda vermez
| erHāmukum: akrabanız
| ve lā: ne de
| evlādukum: çocuklarınız
| yevme: günü
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| yefSilu: ayırır
| beynekum: aranızı
| vallahu: ve Allah
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| beSīrun: görmektedir
| (60:3)|ḳad: elbette
| kānet: vardır
| lekum: sizin için
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: güzel
| fī:
| ibrāhīme: İbrahim'de
| velleƶīne: ve bulunanlarda
| meǎhu: onunla beraber
| iƶ: hani
| ḳālū: onlar demişlerdi
| liḳavmihim: kavimlerine
| innā: elbette biz
| burā'u: uzağız
| minkum: sizden
| ve mimmā: ve
| teǎ'budūne: taptıklarınızdan
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| kefernā: tanımıyoruz
| bikum: sizi
| ve bedā: ve belirmiştir
| beynenā: bizim aramızda
| ve beynekumu: sizinle
| l-ǎdāvetu: bir düşmanlık
| velbeğDā'u: ve nefret
| ebeden: sürekli
| Hattā: kadar
| tu'minū: siz inanıncaya
| billahi: Allah'a
| veHdehu: bir tek
| illā: yalnız hariçtir
| ḳavle: demesi
| ibrāhīme: İbrahim'in
| liebīhi: babasına
| leesteğfiranne: mağfiret dileyeceğim
| leke: senin için
| vemā: fakat
| emliku: gücüm yetmez
| leke: senin için
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| min: (gelecek)
| şey'in: bir şeye
| rabbenā: Rabbimiz
| ǎleyke: sana
| tevekkelnā: dayandık
| ve ileyke: ve sana
| enebnā: yöneldik
| ve ileyke: ve sanadır
| l-meSīru: dönüş
| (60:4)

| kānet: vardır
| lekum: sizin için
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: güzel
| fī:
| ibrāhīme: İbrahim'de
| velleƶīne: ve bulunanlarda
| meǎhu: onunla beraber
| iƶ: hani
| ḳālū: onlar demişlerdi
| liḳavmihim: kavimlerine
| innā: elbette biz
| burā'u: uzağız
| minkum: sizden
| ve mimmā: ve
| teǎ'budūne: taptıklarınızdan
| min:
| dūni: başka
| llahi: Allah'tan
| kefernā: tanımıyoruz
| bikum: sizi
| ve bedā: ve belirmiştir
| beynenā: bizim aramızda
| ve beynekumu: sizinle
| l-ǎdāvetu: bir düşmanlık
| velbeğDā'u: ve nefret
| ebeden: sürekli
| Hattā: kadar
| tu'minū: siz inanıncaya
| billahi: Allah'a
| veHdehu: bir tek
| illā: yalnız hariçtir
| ḳavle: demesi
| ibrāhīme: İbrahim'in
| liebīhi: babasına
| leesteğfiranne: mağfiret dileyeceğim
| leke: senin için
| vemā: fakat
| emliku: gücüm yetmez
| leke: senin için
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| min: (gelecek)
| şey'in: bir şeye
| rabbenā: Rabbimiz
| ǎleyke: sana
| tevekkelnā: dayandık
| ve ileyke: ve sana
| enebnā: yöneldik
| ve ileyke: ve sanadır
| l-meSīru: dönüş
| (60:4)|rabbenā: Rabbimiz
| lā:
| tec'ǎlnā: bizi yapma
| fitneten: bir sınav
| lilleƶīne: kimseler için
| keferū: inkar eden(ler)
| veğfir: e bağışla
| lenā: bizi
| rabbenā: Rabbimiz
| inneke: ancak Sensin
| ente: Sen
| l-ǎzīzu: yegane galib
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibi
| (60:5)

| lā:
| tec'ǎlnā: bizi yapma
| fitneten: bir sınav
| lilleƶīne: kimseler için
| keferū: inkar eden(ler)
| veğfir: e bağışla
| lenā: bizi
| rabbenā: Rabbimiz
| inneke: ancak Sensin
| ente: Sen
| l-ǎzīzu: yegane galib
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibi
| (60:5)|leḳad: andolsun
| kāne: vardır
| lekum: sizin için
| fīhim: onlarda
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: güzel
| limen: kimseler için
| kāne:
| yercū: arzu edenler
| llahe: Allah'ı
| velyevme: ve gününü
| l-āḣira: ahiret
| ve men: ve kim
| yetevelle: yüz çevirirse
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: O'dur
| l-ğaniyyu: zengin olan
| l-Hamīdu: övgüye layık olan
| (60:6)

| kāne: vardır
| lekum: sizin için
| fīhim: onlarda
| usvetun: bir örnek
| Hasenetun: güzel
| limen: kimseler için
| kāne:
| yercū: arzu edenler
| llahe: Allah'ı
| velyevme: ve gününü
| l-āḣira: ahiret
| ve men: ve kim
| yetevelle: yüz çevirirse
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: O'dur
| l-ğaniyyu: zengin olan
| l-Hamīdu: övgüye layık olan
| (60:6)|ǎsā: belki de
| llahu: Allah
| en:
| yec'ǎle: koyar
| beynekum: sizinle
| ve beyne: arasına
| elleƶīne:
| ǎādeytum: düşman olduklarınız
| minhum: onlardan
| meveddeten: bir sevgi
| vallahu: ve Allah
| ḳadīrun: kadirdir
| vallahu: ve Allah
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| raHīmun: çok esirgeyendir
| (60:7)

| llahu: Allah
| en:
| yec'ǎle: koyar
| beynekum: sizinle
| ve beyne: arasına
| elleƶīne:
| ǎādeytum: düşman olduklarınız
| minhum: onlardan
| meveddeten: bir sevgi
| vallahu: ve Allah
| ḳadīrun: kadirdir
| vallahu: ve Allah
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| raHīmun: çok esirgeyendir
| (60:7)|lā:
| yenhākumu: sizi men'etmez
| llahu: Allah
| ǎni: -den
| elleƶīne: kimseler-
| lem:
| yuḳātilūkum: sizinle savaşmayan
| fī: hakkında
| d-dīni: din
| velem: ve
| yuḣricūkum: sizi çıkarmayan
| min: -dan
| diyārikum: yurtlarınız-
| en:
| teberrūhum: iyilik etmekten
| ve tuḳsiTū: ve adaletli davranmaktan
| ileyhim: onlara
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muḳsiTīne: adalet yapanları
| (60:8)

| yenhākumu: sizi men'etmez
| llahu: Allah
| ǎni: -den
| elleƶīne: kimseler-
| lem:
| yuḳātilūkum: sizinle savaşmayan
| fī: hakkında
| d-dīni: din
| velem: ve
| yuḣricūkum: sizi çıkarmayan
| min: -dan
| diyārikum: yurtlarınız-
| en:
| teberrūhum: iyilik etmekten
| ve tuḳsiTū: ve adaletli davranmaktan
| ileyhim: onlara
| inne: şüphesiz ki
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muḳsiTīne: adalet yapanları
| (60:8)|innemā: ancak
| yenhākumu: sizi men'eder
| llahu: Allah
| ǎni: -den
| elleƶīne: kimseler-
| ḳātelūkum: sizinle savaşan
| fī: hakkında
| d-dīni: din
| ve eḣracūkum: ve sizi çıkaran
| min: -dan
| diyārikum: yurtlarınız-
| ve Zāherū: ve yardım eden
| ǎlā:
| iḣrācikum: çıkarılmanıza
| en:
| tevellevhum: dost olmanızdan
| ve men: ve kim
| yetevellehum: onlarla dost olursa
| feulāike: işte
| humu: onlardır
| Z-Zālimūne: zalimler
| (60:9)

| yenhākumu: sizi men'eder
| llahu: Allah
| ǎni: -den
| elleƶīne: kimseler-
| ḳātelūkum: sizinle savaşan
| fī: hakkında
| d-dīni: din
| ve eḣracūkum: ve sizi çıkaran
| min: -dan
| diyārikum: yurtlarınız-
| ve Zāherū: ve yardım eden
| ǎlā:
| iḣrācikum: çıkarılmanıza
| en:
| tevellevhum: dost olmanızdan
| ve men: ve kim
| yetevellehum: onlarla dost olursa
| feulāike: işte
| humu: onlardır
| Z-Zālimūne: zalimler
| (60:9)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| cā'ekumu: size geldiği
| l-mu'minātu: mü'min kadınlar
| muhācirātin: göç ederek
| femteHinūhunne: onları imtihan edin
| llahu: Allah
| eǎ'lemu: daha iyi bilir
| biīmānihinne: onların imanlarını
| fe in: eğer
| ǎlimtumūhunne: anlarsanız
| mu'minātin: inanmış olduklarını
| felā:
| terciǔhunne: onları geri döndürmeyin
| ilā:
| l-kuffāri: kafirlere
| lā: değildir
| hunne: bunlar (kadınlar)
| Hillun: helal
| lehum: onlara
| ve lā: ve değildir
| hum: onlar
| yeHillūne: helal
| lehunne: bunlara
| ve ātūhum: ve onlara verin
| mā: şey(leri)
| enfeḳū: onların harcadıkları
| ve lā: ve yoktur
| cunāHa: bir günah
| ǎleykum: sizin için
| en:
| tenkiHūhunne: bunlarla evlenmenizde
| iƶā: takdirde
| āteytumūhunne: kendilerine verdiğiniz
| ucūrahunne: ücretlerini
| ve lā: ve
| tumsikū: tutmayın
| biǐSami: ismetlerini
| l-kevāfiri: kafir kadınların
| veselū: isteyin
| mā: şeyi (mehri)
| enfeḳtum: harcadığınız
| velyeselū: ve onlar da istesinler
| mā: şeyi
| enfeḳū: harcadıkları
| ƶālikum: bu size
| Hukmu: hükmüdür
| llahi: Allah'ın
| yeHkumu: (böyle) hükmediyor
| beynekum: aranızda
| vallahu: ve Allah
| ǎlīmun: bilendir
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (60:10)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| cā'ekumu: size geldiği
| l-mu'minātu: mü'min kadınlar
| muhācirātin: göç ederek
| femteHinūhunne: onları imtihan edin
| llahu: Allah
| eǎ'lemu: daha iyi bilir
| biīmānihinne: onların imanlarını
| fe in: eğer
| ǎlimtumūhunne: anlarsanız
| mu'minātin: inanmış olduklarını
| felā:
| terciǔhunne: onları geri döndürmeyin
| ilā:
| l-kuffāri: kafirlere
| lā: değildir
| hunne: bunlar (kadınlar)
| Hillun: helal
| lehum: onlara
| ve lā: ve değildir
| hum: onlar
| yeHillūne: helal
| lehunne: bunlara
| ve ātūhum: ve onlara verin
| mā: şey(leri)
| enfeḳū: onların harcadıkları
| ve lā: ve yoktur
| cunāHa: bir günah
| ǎleykum: sizin için
| en:
| tenkiHūhunne: bunlarla evlenmenizde
| iƶā: takdirde
| āteytumūhunne: kendilerine verdiğiniz
| ucūrahunne: ücretlerini
| ve lā: ve
| tumsikū: tutmayın
| biǐSami: ismetlerini
| l-kevāfiri: kafir kadınların
| veselū: isteyin
| mā: şeyi (mehri)
| enfeḳtum: harcadığınız
| velyeselū: ve onlar da istesinler
| mā: şeyi
| enfeḳū: harcadıkları
| ƶālikum: bu size
| Hukmu: hükmüdür
| llahi: Allah'ın
| yeHkumu: (böyle) hükmediyor
| beynekum: aranızda
| vallahu: ve Allah
| ǎlīmun: bilendir
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (60:10)|ve in: ve eğer
| fetekum: giderse
| şey'un: herhangibir şey
| min: -den
| ezvācikum: eşleriniz-
| ilā:
| l-kuffāri: kafirlere
| feǎāḳabtum: sonra sıra size gelirse
| fe ātū: verin
| elleƶīne:
| ƶehebet: gidenlere
| ezvācuhum: eşleri
| miṧle: mislini
| mā:
| enfeḳū: harcadıklarının
| vetteḳū: ve sakının
| llahe: Allah'a
| lleƶī: ki
| entum: siz
| bihi: ona
| mu'minūne: inanıyorsunuz
| (60:11)

| fetekum: giderse
| şey'un: herhangibir şey
| min: -den
| ezvācikum: eşleriniz-
| ilā:
| l-kuffāri: kafirlere
| feǎāḳabtum: sonra sıra size gelirse
| fe ātū: verin
| elleƶīne:
| ƶehebet: gidenlere
| ezvācuhum: eşleri
| miṧle: mislini
| mā:
| enfeḳū: harcadıklarının
| vetteḳū: ve sakının
| llahe: Allah'a
| lleƶī: ki
| entum: siz
| bihi: ona
| mu'minūne: inanıyorsunuz
| (60:11)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| iƶā: zaman
| cā'eke: sana geldiği
| l-mu'minātu: inanmış kadınlar
| yubāyiǎ'neke: sana bi'at ederlerse
| ǎlā: hususunda
| en:
| lā:
| yuşrikne: ortak koşmamaları
| billahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir şeyi
| ve lā: ve
| yesriḳne: hırsızlık etmemeleri
| ve lā: ve
| yeznīne: zina etmemeleri
| ve lā: ve
| yeḳtulne: öldürmemeleri
| evlādehunne: çocuklarını
| ve lā: ve
| ye'tīne: getirmemeleri
| bibuhtānin: uydurup
| yefterīnehu: bir iftira
| beyne: arasında
| eydīhinne: elleri
| ve erculihinne: ve ayakları
| ve lā: ve
| yeǎ'Sīneke: sana karşı gelmemeleri
| fī:
| meǎ'rūfin: iyi bir işte
| febāyiǎ'hunne: onlarla bi'atleş
| vesteğfir: ve mağfiret dile
| lehunne: onlar için
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| raHīmun: çok esirgeyendir
| (60:12)

| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| iƶā: zaman
| cā'eke: sana geldiği
| l-mu'minātu: inanmış kadınlar
| yubāyiǎ'neke: sana bi'at ederlerse
| ǎlā: hususunda
| en:
| lā:
| yuşrikne: ortak koşmamaları
| billahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir şeyi
| ve lā: ve
| yesriḳne: hırsızlık etmemeleri
| ve lā: ve
| yeznīne: zina etmemeleri
| ve lā: ve
| yeḳtulne: öldürmemeleri
| evlādehunne: çocuklarını
| ve lā: ve
| ye'tīne: getirmemeleri
| bibuhtānin: uydurup
| yefterīnehu: bir iftira
| beyne: arasında
| eydīhinne: elleri
| ve erculihinne: ve ayakları
| ve lā: ve
| yeǎ'Sīneke: sana karşı gelmemeleri
| fī:
| meǎ'rūfin: iyi bir işte
| febāyiǎ'hunne: onlarla bi'atleş
| vesteğfir: ve mağfiret dile
| lehunne: onlar için
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğafūrun: çok bağışlayandır
| raHīmun: çok esirgeyendir
| (60:12)|yā : EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tetevellev: dostluk etmeyin
| ḳavmen: bir topluluk ile
| ğaDibe: gazabettiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhim: kendilerine
| ḳad:
| yeisū: umudu kesmiş olan
| mine: -ten
| l-āḣirati: ahiret-
| kemā: gibi
| yeise: umudu kestiği
| l-kuffāru: kafirlerin
| min: -ndan
| eSHābi: halkı-
| l-ḳubūri: mezarlık
| (60:13)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tetevellev: dostluk etmeyin
| ḳavmen: bir topluluk ile
| ğaDibe: gazabettiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhim: kendilerine
| ḳad:
| yeisū: umudu kesmiş olan
| mine: -ten
| l-āḣirati: ahiret-
| kemā: gibi
| yeise: umudu kestiği
| l-kuffāru: kafirlerin
| min: -ndan
| eSHābi: halkı-
| l-ḳubūri: mezarlık
| (60:13)