32Secde Suresi
Kuran Sırası: 32
İniş Sırası: 75
Kırık Meal (Arapça) Meali
|تَنْزِيلُ: indirilişi
| الْكِتَابِ: Kitabın
| لَا: yoktur
| رَيْبَ: şüphe
| فِيهِ: onda
| مِنْ: -ndendir
| رَبِّ: Rabbi-
| الْعَالَمِينَ: alemlerin
| (32:2)

| الْكِتَابِ: Kitabın
| لَا: yoktur
| رَيْبَ: şüphe
| فِيهِ: onda
| مِنْ: -ndendir
| رَبِّ: Rabbi-
| الْعَالَمِينَ: alemlerin
| (32:2)|أَمْ: yoksa?
| يَقُولُونَ: diyorlar-
| افْتَرَاهُ: onu uydurdu
| بَلْ: hayır
| هُوَ: o
| الْحَقُّ: gerçektir
| مِنْ: tarafından
| رَبِّكَ: Rabbin
| لِتُنْذِرَ: uyarman için
| قَوْمًا: bir kavmi
| مَا:
| أَتَاهُمْ: kendilerine gelmeyen
| مِنْ: hiçbir
| نَذِيرٍ: uyarıcı
| مِنْ:
| قَبْلِكَ: senden önce
| لَعَلَّهُمْ: umuduyla
| يَهْتَدُونَ: doğru yola gelirler
| (32:3)

| يَقُولُونَ: diyorlar-
| افْتَرَاهُ: onu uydurdu
| بَلْ: hayır
| هُوَ: o
| الْحَقُّ: gerçektir
| مِنْ: tarafından
| رَبِّكَ: Rabbin
| لِتُنْذِرَ: uyarman için
| قَوْمًا: bir kavmi
| مَا:
| أَتَاهُمْ: kendilerine gelmeyen
| مِنْ: hiçbir
| نَذِيرٍ: uyarıcı
| مِنْ:
| قَبْلِكَ: senden önce
| لَعَلَّهُمْ: umuduyla
| يَهْتَدُونَ: doğru yola gelirler
| (32:3)|اللَّهُ: Allah
| الَّذِي: ki
| خَلَقَ: yarattı
| السَّمَاوَاتِ: gökleri
| وَالْأَرْضَ: ve yeri
| وَمَا: ve
| بَيْنَهُمَا: bunlar arasındakileri
| فِي:
| سِتَّةِ: altı
| أَيَّامٍ: günde
| ثُمَّ: sonra
| اسْتَوَىٰ: istiva etti
| عَلَى: üzerine
| الْعَرْشِ: Arş
| مَا: yoktur
| لَكُمْ: sizin
| مِنْ:
| دُونِهِ: O'ndan başka
| مِنْ: hiçbir
| وَلِيٍّ: dostunuz
| وَلَا: ve yoktur
| شَفِيعٍ: şefa'atçiniz
| أَفَلَا:
| تَتَذَكَّرُونَ: düşünüp öğüt almıyor musunuz?
| (32:4)

| الَّذِي: ki
| خَلَقَ: yarattı
| السَّمَاوَاتِ: gökleri
| وَالْأَرْضَ: ve yeri
| وَمَا: ve
| بَيْنَهُمَا: bunlar arasındakileri
| فِي:
| سِتَّةِ: altı
| أَيَّامٍ: günde
| ثُمَّ: sonra
| اسْتَوَىٰ: istiva etti
| عَلَى: üzerine
| الْعَرْشِ: Arş
| مَا: yoktur
| لَكُمْ: sizin
| مِنْ:
| دُونِهِ: O'ndan başka
| مِنْ: hiçbir
| وَلِيٍّ: dostunuz
| وَلَا: ve yoktur
| شَفِيعٍ: şefa'atçiniz
| أَفَلَا:
| تَتَذَكَّرُونَ: düşünüp öğüt almıyor musunuz?
| (32:4)|يُدَبِّرُ: tedbir eder (indirir)
| الْأَمْرَ: emri
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| إِلَى:
| الْأَرْضِ: yere
| ثُمَّ: sonra
| يَعْرُجُ: çıkar
| إِلَيْهِ: O'na
| فِي: içinde
| يَوْمٍ: bir gün
| كَانَ:
| مِقْدَارُهُ: onun süresi
| أَلْفَ: bin
| سَنَةٍ: yıldır
| مِمَّا:
| تَعُدُّونَ: sizin hesabınızca
| (32:5)

| الْأَمْرَ: emri
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| إِلَى:
| الْأَرْضِ: yere
| ثُمَّ: sonra
| يَعْرُجُ: çıkar
| إِلَيْهِ: O'na
| فِي: içinde
| يَوْمٍ: bir gün
| كَانَ:
| مِقْدَارُهُ: onun süresi
| أَلْفَ: bin
| سَنَةٍ: yıldır
| مِمَّا:
| تَعُدُّونَ: sizin hesabınızca
| (32:5)|ذَٰلِكَ: işte O'dur
| عَالِمُ: bilen
| الْغَيْبِ: görünmeyeni
| وَالشَّهَادَةِ: ve görüneni
| الْعَزِيزُ: güçlü
| الرَّحِيمُ: ve esirgeyici
| (32:6)

| عَالِمُ: bilen
| الْغَيْبِ: görünmeyeni
| وَالشَّهَادَةِ: ve görüneni
| الْعَزِيزُ: güçlü
| الرَّحِيمُ: ve esirgeyici
| (32:6)|الَّذِي: O'dur ki
| أَحْسَنَ: güzel yaptı
| كُلَّ: her
| شَيْءٍ: şeyi
| خَلَقَهُ: yarattığı
| وَبَدَأَ: ve başladı
| خَلْقَ: yaratmağa
| الْإِنْسَانِ: insanı
| مِنْ: -dan
| طِينٍ: çamur-
| (32:7)

| أَحْسَنَ: güzel yaptı
| كُلَّ: her
| شَيْءٍ: şeyi
| خَلَقَهُ: yarattığı
| وَبَدَأَ: ve başladı
| خَلْقَ: yaratmağa
| الْإِنْسَانِ: insanı
| مِنْ: -dan
| طِينٍ: çamur-
| (32:7)|ثُمَّ: sonra
| جَعَلَ: yaptı
| نَسْلَهُ: onun neslini
| مِنْ: -nden
| سُلَالَةٍ: bir özü-
| مِنْ:
| مَاءٍ: bir suyun
| مَهِينٍ: hakir
| (32:8)

| جَعَلَ: yaptı
| نَسْلَهُ: onun neslini
| مِنْ: -nden
| سُلَالَةٍ: bir özü-
| مِنْ:
| مَاءٍ: bir suyun
| مَهِينٍ: hakir
| (32:8)|ثُمَّ: sonra
| سَوَّاهُ: ona biçim verdi
| وَنَفَخَ: ve üfledi
| فِيهِ: ona
| مِنْ: -ndan
| رُوحِهِ: kendi ruhu-
| وَجَعَلَ: ve yarattı
| لَكُمُ: sizin için
| السَّمْعَ: kulak(lar)
| وَالْأَبْصَارَ: ve gözler
| وَالْأَفْئِدَةَ: ve gönüller
| قَلِيلًا: ne kadar az
| مَا:
| تَشْكُرُونَ: şükrediyorsunuz
| (32:9)

| سَوَّاهُ: ona biçim verdi
| وَنَفَخَ: ve üfledi
| فِيهِ: ona
| مِنْ: -ndan
| رُوحِهِ: kendi ruhu-
| وَجَعَلَ: ve yarattı
| لَكُمُ: sizin için
| السَّمْعَ: kulak(lar)
| وَالْأَبْصَارَ: ve gözler
| وَالْأَفْئِدَةَ: ve gönüller
| قَلِيلًا: ne kadar az
| مَا:
| تَشْكُرُونَ: şükrediyorsunuz
| (32:9)|وَقَالُوا: ve dediler
| أَإِذَا: sonra mı?
| ضَلَلْنَا: biz kaybolduktan
| فِي:
| الْأَرْضِ: toprakta
| أَإِنَّا: biz mi?
| لَفِي: içinde olacağız
| خَلْقٍ: bir yaratılış
| جَدِيدٍ: yeni
| بَلْ: doğrusu
| هُمْ: onlar
| بِلِقَاءِ: kavuşmayı
| رَبِّهِمْ: Rablerine
| كَافِرُونَ: inkar edenlerdir
| (32:10)

| أَإِذَا: sonra mı?
| ضَلَلْنَا: biz kaybolduktan
| فِي:
| الْأَرْضِ: toprakta
| أَإِنَّا: biz mi?
| لَفِي: içinde olacağız
| خَلْقٍ: bir yaratılış
| جَدِيدٍ: yeni
| بَلْ: doğrusu
| هُمْ: onlar
| بِلِقَاءِ: kavuşmayı
| رَبِّهِمْ: Rablerine
| كَافِرُونَ: inkar edenlerdir
| (32:10)|قُلْ: de ki
| يَتَوَفَّاكُمْ: canınızı alır
| مَلَكُ: meleği
| الْمَوْتِ: ölüm
| الَّذِي:
| وُكِّلَ: vekil edilen
| بِكُمْ: üzerinize
| ثُمَّ: sonra
| إِلَىٰ:
| رَبِّكُمْ: Rabbinize
| تُرْجَعُونَ: döndürülürsünüz
| (32:11)

| يَتَوَفَّاكُمْ: canınızı alır
| مَلَكُ: meleği
| الْمَوْتِ: ölüm
| الَّذِي:
| وُكِّلَ: vekil edilen
| بِكُمْ: üzerinize
| ثُمَّ: sonra
| إِلَىٰ:
| رَبِّكُمْ: Rabbinize
| تُرْجَعُونَ: döndürülürsünüz
| (32:11)|وَلَوْ: ve eğer
| تَرَىٰ: bir görsen
| إِذِ: (demekte) iken
| الْمُجْرِمُونَ: suçluları
| نَاكِسُو: öne eğmiş
| رُءُوسِهِمْ: başlarını
| عِنْدَ: huzurunda
| رَبِّهِمْ: Rablerinin
| رَبَّنَا: Rabbimiz
| أَبْصَرْنَا: gördük
| وَسَمِعْنَا: ve işittik
| فَارْجِعْنَا: bizi geri döndür
| نَعْمَلْ: yapalım
| صَالِحًا: iyi iş
| إِنَّا: artık biz
| مُوقِنُونَ: kesin olarak inandık
| (32:12)

| تَرَىٰ: bir görsen
| إِذِ: (demekte) iken
| الْمُجْرِمُونَ: suçluları
| نَاكِسُو: öne eğmiş
| رُءُوسِهِمْ: başlarını
| عِنْدَ: huzurunda
| رَبِّهِمْ: Rablerinin
| رَبَّنَا: Rabbimiz
| أَبْصَرْنَا: gördük
| وَسَمِعْنَا: ve işittik
| فَارْجِعْنَا: bizi geri döndür
| نَعْمَلْ: yapalım
| صَالِحًا: iyi iş
| إِنَّا: artık biz
| مُوقِنُونَ: kesin olarak inandık
| (32:12)|وَلَوْ: ve şayet
| شِئْنَا: dileseydik
| لَاتَيْنَا: verirdik
| كُلَّ: her
| نَفْسٍ: nefse
| هُدَاهَا: hidayetini
| وَلَٰكِنْ: fakat
| حَقَّ: hak oldu
| الْقَوْلُ: söz
| مِنِّي: benden
| لَأَمْلَأَنَّ: mutlaka dolduracağım
| جَهَنَّمَ: cehennemi
| مِنَ: bir kısmiyle
| الْجِنَّةِ: cinlerden
| وَالنَّاسِ: ve insanlardan
| أَجْمَعِينَ: tamamen
| (32:13)

| شِئْنَا: dileseydik
| لَاتَيْنَا: verirdik
| كُلَّ: her
| نَفْسٍ: nefse
| هُدَاهَا: hidayetini
| وَلَٰكِنْ: fakat
| حَقَّ: hak oldu
| الْقَوْلُ: söz
| مِنِّي: benden
| لَأَمْلَأَنَّ: mutlaka dolduracağım
| جَهَنَّمَ: cehennemi
| مِنَ: bir kısmiyle
| الْجِنَّةِ: cinlerden
| وَالنَّاسِ: ve insanlardan
| أَجْمَعِينَ: tamamen
| (32:13)|فَذُوقُوا: o halde tadın
| بِمَا: karşılığını (cezasını)
| نَسِيتُمْ: unutmanızın
| لِقَاءَ: karşılaşmayı
| يَوْمِكُمْ: gününüzle
| هَٰذَا: bu
| إِنَّا: biz de
| نَسِينَاكُمْ: sizi unuttuk
| وَذُوقُوا: ve tadın
| عَذَابَ: azabı
| الْخُلْدِ: ebedi
| بِمَا: ötürü
| كُنْتُمْ: oluklarınızdan
| تَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:14)

| بِمَا: karşılığını (cezasını)
| نَسِيتُمْ: unutmanızın
| لِقَاءَ: karşılaşmayı
| يَوْمِكُمْ: gününüzle
| هَٰذَا: bu
| إِنَّا: biz de
| نَسِينَاكُمْ: sizi unuttuk
| وَذُوقُوا: ve tadın
| عَذَابَ: azabı
| الْخُلْدِ: ebedi
| بِمَا: ötürü
| كُنْتُمْ: oluklarınızdan
| تَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:14)|إِنَّمَا: ancak
| يُؤْمِنُ: inanırlar
| بِايَاتِنَا: bizim ayetlerimize
| الَّذِينَ: o kimseler ki
| إِذَا: zaman
| ذُكِّرُوا: öğüt verildiği
| بِهَا: kendilerine
| خَرُّوا: derhal kapanırlar
| سُجَّدًا: secdeye
| وَسَبَّحُوا: ve tesbih ederler
| بِحَمْدِ: överek
| رَبِّهِمْ: Rablerini
| وَهُمْ: ve onlar
| لَا: asla
| يَسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslamazlar
| (32:15)

| يُؤْمِنُ: inanırlar
| بِايَاتِنَا: bizim ayetlerimize
| الَّذِينَ: o kimseler ki
| إِذَا: zaman
| ذُكِّرُوا: öğüt verildiği
| بِهَا: kendilerine
| خَرُّوا: derhal kapanırlar
| سُجَّدًا: secdeye
| وَسَبَّحُوا: ve tesbih ederler
| بِحَمْدِ: överek
| رَبِّهِمْ: Rablerini
| وَهُمْ: ve onlar
| لَا: asla
| يَسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslamazlar
| (32:15)|تَتَجَافَىٰ: uzaklaşır
| جُنُوبُهُمْ: yanları
| عَنِ: -dan
| الْمَضَاجِعِ: yataklar-
| يَدْعُونَ: du'a ederler
| رَبَّهُمْ: Rablerine
| خَوْفًا: korkarak
| وَطَمَعًا: ve umarak
| وَمِمَّا: ve şeylerden
| رَزَقْنَاهُمْ: rızıklandırdığımız
| يُنْفِقُونَ: hayır için harcarlar
| (32:16)

| جُنُوبُهُمْ: yanları
| عَنِ: -dan
| الْمَضَاجِعِ: yataklar-
| يَدْعُونَ: du'a ederler
| رَبَّهُمْ: Rablerine
| خَوْفًا: korkarak
| وَطَمَعًا: ve umarak
| وَمِمَّا: ve şeylerden
| رَزَقْنَاهُمْ: rızıklandırdığımız
| يُنْفِقُونَ: hayır için harcarlar
| (32:16)|فَلَا: ve asla
| تَعْلَمُ: bilemez
| نَفْسٌ: hiç kimse
| مَا: ne
| أُخْفِيَ: saklandığını
| لَهُمْ: onlar için
| مِنْ:
| قُرَّةِ: aydınlatıcı
| أَعْيُنٍ: gözler
| جَزَاءً: karşılık olarak
| بِمَا: şeylere
| كَانُوا: oldukları
| يَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:17)

| تَعْلَمُ: bilemez
| نَفْسٌ: hiç kimse
| مَا: ne
| أُخْفِيَ: saklandığını
| لَهُمْ: onlar için
| مِنْ:
| قُرَّةِ: aydınlatıcı
| أَعْيُنٍ: gözler
| جَزَاءً: karşılık olarak
| بِمَا: şeylere
| كَانُوا: oldukları
| يَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:17)|أَفَمَنْ:
| كَانَ: hiç olur mu?
| مُؤْمِنًا: inanan kişi
| كَمَنْ: kimse gibi
| كَانَ: olan
| فَاسِقًا: fasık
| لَا: elbette
| يَسْتَوُونَ: bir olmazlar
| (32:18)

| كَانَ: hiç olur mu?
| مُؤْمِنًا: inanan kişi
| كَمَنْ: kimse gibi
| كَانَ: olan
| فَاسِقًا: fasık
| لَا: elbette
| يَسْتَوُونَ: bir olmazlar
| (32:18)|أَمَّا: fakat
| الَّذِينَ:
| امَنُوا: inananlar
| وَعَمِلُوا: ve yapanlar
| الصَّالِحَاتِ: iyi işler
| فَلَهُمْ: onlar
| جَنَّاتُ: cennetlerde
| الْمَأْوَىٰ: durulmağa değer
| نُزُلًا: ağırlanırlar
| بِمَا: karşılık
| كَانُوا: olduklarına
| يَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:19)

| الَّذِينَ:
| امَنُوا: inananlar
| وَعَمِلُوا: ve yapanlar
| الصَّالِحَاتِ: iyi işler
| فَلَهُمْ: onlar
| جَنَّاتُ: cennetlerde
| الْمَأْوَىٰ: durulmağa değer
| نُزُلًا: ağırlanırlar
| بِمَا: karşılık
| كَانُوا: olduklarına
| يَعْمَلُونَ: yapıyor(lar)
| (32:19)|وَأَمَّا: ve fakat
| الَّذِينَ:
| فَسَقُوا: yoldan çıkanların
| فَمَأْوَاهُمُ: barınacakları yer
| النَّارُ: ateştir
| كُلَّمَا: her
| أَرَادُوا: istediklerinde
| أَنْ:
| يَخْرُجُوا: çıkmak
| مِنْهَا: oradan
| أُعِيدُوا: yine geri çevrilirler
| فِيهَا: oraya
| وَقِيلَ: ve denilir
| لَهُمْ: onlara
| ذُوقُوا: tadın
| عَذَابَ: azabını
| النَّارِ: ateş
| الَّذِي:
| كُنْتُمْ: olduğunuz
| بِهِ: onu
| تُكَذِّبُونَ: yalanlamakta
| (32:20)

| الَّذِينَ:
| فَسَقُوا: yoldan çıkanların
| فَمَأْوَاهُمُ: barınacakları yer
| النَّارُ: ateştir
| كُلَّمَا: her
| أَرَادُوا: istediklerinde
| أَنْ:
| يَخْرُجُوا: çıkmak
| مِنْهَا: oradan
| أُعِيدُوا: yine geri çevrilirler
| فِيهَا: oraya
| وَقِيلَ: ve denilir
| لَهُمْ: onlara
| ذُوقُوا: tadın
| عَذَابَ: azabını
| النَّارِ: ateş
| الَّذِي:
| كُنْتُمْ: olduğunuz
| بِهِ: onu
| تُكَذِّبُونَ: yalanlamakta
| (32:20)|وَلَنُذِيقَنَّهُمْ: mutlaka onlara taddıracağız
| مِنَ: -dan
| الْعَذَابِ: azab-
| الْأَدْنَىٰ: daha yakın
| دُونَ: ayrı olarak
| الْعَذَابِ: azabdan
| الْأَكْبَرِ: büyük
| لَعَلَّهُمْ: belki
| يَرْجِعُونَ: dönerler
| (32:21)

| مِنَ: -dan
| الْعَذَابِ: azab-
| الْأَدْنَىٰ: daha yakın
| دُونَ: ayrı olarak
| الْعَذَابِ: azabdan
| الْأَكْبَرِ: büyük
| لَعَلَّهُمْ: belki
| يَرْجِعُونَ: dönerler
| (32:21)|وَمَنْ: ve kim olabilir?
| أَظْلَمُ: daha zalim
| مِمَّنْ: kimseden
| ذُكِّرَ: öğüt verilen
| بِايَاتِ: ayetleriyle
| رَبِّهِ: Rabbinin
| ثُمَّ: sonra
| أَعْرَضَ: yüz çeviren
| عَنْهَا: onlardan
| إِنَّا: muhakkak ki biz
| مِنَ: -dan
| الْمُجْرِمِينَ: suçlular-
| مُنْتَقِمُونَ: öç alıcıyız
| (32:22)

| أَظْلَمُ: daha zalim
| مِمَّنْ: kimseden
| ذُكِّرَ: öğüt verilen
| بِايَاتِ: ayetleriyle
| رَبِّهِ: Rabbinin
| ثُمَّ: sonra
| أَعْرَضَ: yüz çeviren
| عَنْهَا: onlardan
| إِنَّا: muhakkak ki biz
| مِنَ: -dan
| الْمُجْرِمِينَ: suçlular-
| مُنْتَقِمُونَ: öç alıcıyız
| (32:22)|وَلَقَدْ: ve andolsun
| اتَيْنَا: biz verdik
| مُوسَى: Musa'ya
| الْكِتَابَ: Kitabı
| فَلَا: sakın
| تَكُنْ: olma
| فِي: içinde
| مِرْيَةٍ: kuşku
| مِنْ: -ndan
| لِقَائِهِ: onun ulaşması-
| وَجَعَلْنَاهُ: ve onu yaptık
| هُدًى: yol gösterici
| لِبَنِي: oğullarına
| إِسْرَائِيلَ: İsrail
| (32:23)

| اتَيْنَا: biz verdik
| مُوسَى: Musa'ya
| الْكِتَابَ: Kitabı
| فَلَا: sakın
| تَكُنْ: olma
| فِي: içinde
| مِرْيَةٍ: kuşku
| مِنْ: -ndan
| لِقَائِهِ: onun ulaşması-
| وَجَعَلْنَاهُ: ve onu yaptık
| هُدًى: yol gösterici
| لِبَنِي: oğullarına
| إِسْرَائِيلَ: İsrail
| (32:23)|وَجَعَلْنَا: ve yetiştirmiştik
| مِنْهُمْ: onların içinden
| أَئِمَّةً: önderler
| يَهْدُونَ: doğru yola ileten
| بِأَمْرِنَا: buyruğumuzla
| لَمَّا: zaman
| صَبَرُوا: sabrettikleri
| وَكَانُوا: ve olduklarında
| بِايَاتِنَا: ayetlerimize
| يُوقِنُونَ: kesinlikle inanıyor
| (32:24)

| مِنْهُمْ: onların içinden
| أَئِمَّةً: önderler
| يَهْدُونَ: doğru yola ileten
| بِأَمْرِنَا: buyruğumuzla
| لَمَّا: zaman
| صَبَرُوا: sabrettikleri
| وَكَانُوا: ve olduklarında
| بِايَاتِنَا: ayetlerimize
| يُوقِنُونَ: kesinlikle inanıyor
| (32:24)|إِنَّ: şüphesiz
| رَبَّكَ: Rabbin
| هُوَ: O
| يَفْصِلُ: hükmedecektir
| بَيْنَهُمْ: onların aralarında
| يَوْمَ: günü
| الْقِيَامَةِ: kıyamet
| فِيمَا: şeylerde
| كَانُوا: oldukları
| فِيهِ: konularda
| يَخْتَلِفُونَ: ayrılığa düştükleri
| (32:25)

| رَبَّكَ: Rabbin
| هُوَ: O
| يَفْصِلُ: hükmedecektir
| بَيْنَهُمْ: onların aralarında
| يَوْمَ: günü
| الْقِيَامَةِ: kıyamet
| فِيمَا: şeylerde
| كَانُوا: oldukları
| فِيهِ: konularda
| يَخْتَلِفُونَ: ayrılığa düştükleri
| (32:25)|أَوَلَمْ:
| يَهْدِ: yola getirmedi mi?
| لَهُمْ: onları
| كَمْ: nice
| أَهْلَكْنَا: helak etmemiz
| مِنْ:
| قَبْلِهِمْ: daha önceki
| مِنَ:
| الْقُرُونِ: kuşakları
| يَمْشُونَ: dolaştıkları
| فِي:
| مَسَاكِنِهِمْ: yurtlarında
| إِنَّ: şüphesiz
| فِي: vardır
| ذَٰلِكَ: bunda
| لَايَاتٍ: ibretler
| أَفَلَا:
| يَسْمَعُونَ: işitmiyorlar mı?
| (32:26)

| يَهْدِ: yola getirmedi mi?
| لَهُمْ: onları
| كَمْ: nice
| أَهْلَكْنَا: helak etmemiz
| مِنْ:
| قَبْلِهِمْ: daha önceki
| مِنَ:
| الْقُرُونِ: kuşakları
| يَمْشُونَ: dolaştıkları
| فِي:
| مَسَاكِنِهِمْ: yurtlarında
| إِنَّ: şüphesiz
| فِي: vardır
| ذَٰلِكَ: bunda
| لَايَاتٍ: ibretler
| أَفَلَا:
| يَسْمَعُونَ: işitmiyorlar mı?
| (32:26)|أَوَلَمْ:
| يَرَوْا: görmüyorlar mı?
| أَنَّا: biz
| نَسُوقُ: sürüyoruz
| الْمَاءَ: suyu
| إِلَى:
| الْأَرْضِ: yere
| الْجُرُزِ: kuru otsuz
| فَنُخْرِجُ: ve bitiriyoruz
| بِهِ: onunla
| زَرْعًا: ekin
| تَأْكُلُ: yiyor
| مِنْهُ: ondan
| أَنْعَامُهُمْ: hayvanları da
| وَأَنْفُسُهُمْ: kendileri de
| أَفَلَا:
| يُبْصِرُونَ: görmüyorlar mı?
| (32:27)

| يَرَوْا: görmüyorlar mı?
| أَنَّا: biz
| نَسُوقُ: sürüyoruz
| الْمَاءَ: suyu
| إِلَى:
| الْأَرْضِ: yere
| الْجُرُزِ: kuru otsuz
| فَنُخْرِجُ: ve bitiriyoruz
| بِهِ: onunla
| زَرْعًا: ekin
| تَأْكُلُ: yiyor
| مِنْهُ: ondan
| أَنْعَامُهُمْ: hayvanları da
| وَأَنْفُسُهُمْ: kendileri de
| أَفَلَا:
| يُبْصِرُونَ: görmüyorlar mı?
| (32:27)|وَيَقُولُونَ: ve diyorlar
| مَتَىٰ: ne zaman?
| هَٰذَا: bu
| الْفَتْحُ: fetih
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| صَادِقِينَ: doğrular(dan)
| (32:28)

| مَتَىٰ: ne zaman?
| هَٰذَا: bu
| الْفَتْحُ: fetih
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| صَادِقِينَ: doğrular(dan)
| (32:28)|قُلْ: de ki
| يَوْمَ: günü
| الْفَتْحِ: fetih
| لَا:
| يَنْفَعُ: fayda vermez
| الَّذِينَ: kimselere
| كَفَرُوا: inkar eden(lere)
| إِيمَانُهُمْ: inanmaları
| وَلَا: ve değildir
| هُمْ: onlar
| يُنْظَرُونَ: mühlet verilenler(den)
| (32:29)

| يَوْمَ: günü
| الْفَتْحِ: fetih
| لَا:
| يَنْفَعُ: fayda vermez
| الَّذِينَ: kimselere
| كَفَرُوا: inkar eden(lere)
| إِيمَانُهُمْ: inanmaları
| وَلَا: ve değildir
| هُمْ: onlar
| يُنْظَرُونَ: mühlet verilenler(den)
| (32:29)|فَأَعْرِضْ: sen yüz çevir
| عَنْهُمْ: onlardan
| وَانْتَظِرْ: ve bekle
| إِنَّهُمْ: zaten onlar da
| مُنْتَظِرُونَ: beklemektedirler
| (32:30)

| عَنْهُمْ: onlardan
| وَانْتَظِرْ: ve bekle
| إِنَّهُمْ: zaten onlar da
| مُنْتَظِرُونَ: beklemektedirler
| (32:30)