| ÊYHE: SİZ!
| ELNBY: peygamber
| ÎZ̃E: zaman
| ŦLGTM: boşa(mak iste)diğiniz
| ELNSEÙ: kadınları
| FŦLGVHN: onları boşayın
| LAD̃THN: iddetleri içinde
| VÊḪṦVE: ve sayın
| ELAD̃T: iddeti
| VETGVE: ve korkun
| ELLH: Allah'tan
| RBKM: Rabbiniz
| LE:
| TḢRCVHN: onları çıkarmayın
| MN: -nden
| BYVTHN: evleri-
| VLE: ve
| YḢRCN: kendileri de çıkmasınlar
| ÎLE: ancak başkadır
| ÊN:
| YÊTYN: gelmeleri
| BFEḪŞT: bir edepsizlikle
| MBYNT: apaçık
| VTLK: bunlar
| ḪD̃VD̃: sınırlarıdır
| ELLH: Allah'ın
| VMN: ve kim
| YTAD̃: geçerse
| ḪD̃VD̃: sınırlarını
| ELLH: Allah'ın
| FGD̃: gerçekten
| ƵLM: yazık etmiştir
| NFSH: kendisine
| LE:
| TD̃RY: bilmezsin
| LAL: belki
| ELLH: Allah
| YḪD̃S̃: ortaya çıkarır
| BAD̃: sonra
| Z̃LK: bundan
| ÊMRE: yeni bir iş
| (65:1)
| BLĞN: vardıkları
| ÊCLHN: sürelerinin sonuna
| FÊMSKVHN: onları (yanınızda) tutun
| BMARVF: güzelce
| ÊV: yahut
| FERGVHN: onlardan ayrılın
| BMARVF: güzellikle
| VÊŞHD̃VE: ve şahid tutun
| Z̃VY: sahibi iki kişiyi
| AD̃L: adalet
| MNKM: içinizden
| VÊGYMVE: ve yapın
| ELŞHED̃T: şahidliği
| LLH: Allah için
| Z̃LKM: işte budur
| YVAƵ: öğütlenen
| BH: onunla
| MN: kimseye
| KEN:
| YÙMN: inanan
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VMN: ve kim
| YTG: sakınırsa
| ELLH: Allah'dan
| YCAL: yaratır
| LH: ona
| MḢRCE: bir çıkış
| (65:2)
| MN:
| ḪYS̃: yerden
| LE:
| YḪTSB: ummadığı
| VMN: ve kim
| YTVKL: dayanırsa
| AL:
| ELLH: Allah'a
| FHV: O
| ḪSBH: ona yeter
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BELĞ: yerine getirendir
| ÊMRH: buyruğunu
| GD̃: elbette
| CAL: koymuştur
| ELLH: Allah
| LKL: için
| ŞYÙ: herşey
| GD̃RE: bir ölçü
| (65:3)
| YÙSN: kesilenler
| MN: -ten
| ELMḪYŽ: adet-
| MN: -dan
| NSEÙKM: kadınlarınız-
| ÎN: eğer
| ERTBTM: şüphe ederseniz
| FAD̃THN: onların bekleme süresi
| S̃LES̃T: üç
| ÊŞHR: aydır
| VELLEÙY: ve olanlar da
| LM:
| YḪŽN: henüz adet görmeyenler
| VÊVLET: ve olanların
| ELÊḪMEL: gebe
| ÊCLHN: süresi
| ÊN:
| YŽAN: doğumlarına kadardır
| ḪMLHN: yüklerini
| VMN: ve kim
| YTG: korkarsa
| ELLH: Allah'tan
| YCAL: yaratır
| LH: ona
| MN:
| ÊMRH: işinde
| YSRE: bir kolaylık
| (65:4)
| ÊMR: buyruğudur
| ELLH: Allah'ın
| ÊNZLH: indirdiği
| ÎLYKM: size
| VMN: ve kim
| YTG: korkarsa
| ELLH: Allah'tan
| YKFR: örter
| ANH: onun
| SYÙETH: kötülüklerini
| VYAƵM: ve büyütür
| LH: onun
| ÊCRE: mükafatını
| (65:5)
| MN:
| ḪYS̃: yerde
| SKNTM: oturduğunuz
| MN:
| VCD̃KM: gücünüz ölçüsünde
| VLE: ve
| TŽERVHN: onlara zarar vermeyin
| LTŽYGVE: sıkıntıya sokmak için
| ALYHN: onları
| VÎN: ve şayet
| KN: iseler
| ÊVLET: onlar
| ḪML: gebe
| FÊNFGVE: geçimini sağlayın
| ALYHN: onların
| ḪT: kadar
| YŽAN: bırakıncaya
| ḪMLHN: yüklerini
| FÎN: eğer
| ÊRŽAN: (çocuğunuzu) emzirirlerse
| LKM: sizin için
| F ËTVHN: onlara verin
| ÊCVRHN: ücretlerini
| VÊTMRVE: ve konuşup anlaşın
| BYNKM: aranızda
| BMARVF: güzellikle
| VÎN: eğer
| TAESRTM: güçlük çekerseniz
| FSTRŽA: o zaman emzirecektir
| LH: onu
| ÊḢR: başka biri
| (65:6)
| Z̃V: sahip (olan)
| SAT: geniş imkana
| MN: göre
| SATH: genişliğine
| VMN: ve kimse
| GD̃R: kısıtlı olan
| ALYH: aleyhine
| RZGH: rızkı
| FLYNFG: versin
| MME: şeyden
| ËTEH: kendisine verdiği
| ELLH: Allah'ın
| LE:
| YKLF: sorumlu tutmaz
| ELLH: Allah
| NFSE: bir kişiye
| ÎLE: başkasıyla
| ME:
| ËTEHE: verdiğinden
| SYCAL: yaratacaktır
| ELLH: Allah
| BAD̃: sonra
| ASR: bir güçlükten
| YSRE: bir kolaylık
| (65:7)
| MN: -den
| GRYT: kentler-
| ATT: baş kaldırdı
| AN:
| ÊMR: buyruğuna
| RBHE: Rabbinin
| VRSLH: ve elçilerinin
| FḪESBNEHE: biz de onu hesaba çektik
| ḪSEBE: bir hesabla
| ŞD̃YD̃E: çetin
| VAZ̃BNEHE: ve ona azabettik
| AZ̃EBE: bir azabla
| NKRE: korkunç
| (65:8)
| VBEL: vebalini
| ÊMRHE: işinin
| VKEN: ve idi
| AEGBT: sonucu
| ÊMRHE: işinin
| ḢSRE: bir ziyan
| (65:9)
| ELLH: Allah
| LHM: onlara
| AZ̃EBE: bir azab
| ŞD̃YD̃E: şiddetli
| FETGVE: o halde korkun
| ELLH: Allah'tan
| YE: EY/HEY/AH
| ÊVLY: sahipleri
| ELÊLBEB: akıl/anlayış
| ELZ̃YN:
| ËMNVE: inanmış olan
| GD̃: andolsun
| ÊNZL: indirdi
| ELLH: Allah
| ÎLYKM: size
| Z̃KRE: bir uyarı
| (65:10)
| YTLV: okuyan
| ALYKM: size
| ËYET: ayetlerini
| ELLH: Allah'ın
| MBYNET: açık açık
| LYḢRC: çıkarsın diye
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: inanan(ları)
| VAMLVE: ve yapanları
| ELṦELḪET: yararlı işler
| MN: -dan
| ELƵLMET: karanlıklar-
| ÎL:
| ELNVR: aydınlığa
| VMN: ve kim
| YÙMN: inanır
| BELLH: Allah'a
| VYAML: ve yaparsa
| ṦELḪE: yararlı iş
| YD̃ḢLH: onu sokar
| CNET: cennetlere
| TCRY: akan
| MN:
| TḪTHE: altlarından
| ELÊNHER: ırmaklar
| ḢELD̃YN: kalacakları
| FYHE: içinde
| ÊBD̃E: ebedi
| GD̃: gerçekten
| ÊḪSN: en güzeli vermiştir
| ELLH: Allah
| LH: ona
| RZGE: rızık olarak
| (65:11)
| ELZ̃Y: O'dur ki
| ḢLG: yarattı
| SBA: yedi
| SMEVET: göğü
| VMN:
| ELÊRŽ: ve yerden
| MS̃LHN: onların benzerini
| YTNZL: iner
| ELÊMR: buyruğu
| BYNHN: bunlar arasında
| LTALMVE: bilesiniz diye
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah'ın
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şey
| GD̃YR: kadir olduğunu
| VÊN: ve şüphesiz
| ELLH: Allah'ın
| GD̃: muhakkak
| ÊḪEŦ: kuşatmış bulunduğunu
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ALME: bilgice
| (65:12)