Tevbe Suresi 63-69. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
63. |
أَلَمْ:

|
يَعْلَمُوا:
bilmediler mi ki 
|
أَنَّهُ:
muhakkak 
|
مَنْ:
kim 
|
يُحَادِدِ:
karşı koymağa kalkarsa 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
وَرَسُولَهُ:
ve Elçisine 
|
فَأَنَّ:
gerçekten 
|
لَهُ:
onun için vardır 
|
نَارَ:
ateşi 
|
جَهَنَّمَ:
cehennem 
|
خَالِدًا:
sürekli kalacağı 
|
فِيهَا:
içinde 
|
ذَٰلِكَ:
işte budur 
|
الْخِزْيُ:
rezillik 
|
الْعَظِيمُ:
büyük 
|
64. |
يَحْذَرُ:
çekiniyorlar 
|
الْمُنَافِقُونَ:
münafıklar 
|
أَنْ:

|
تُنَزَّلَ:
indirileceğinden 
|
عَلَيْهِمْ:
kendileri hakkında 
|
سُورَةٌ:
bir surenin 
|
تُنَبِّئُهُمْ:
haber verecek 
|
بِمَا:
olanı 
|
فِي:
içinde 
|
قُلُوبِهِمْ:
kalbleri 
|
قُلِ:
de ki 
|
اسْتَهْزِئُوا:
siz alay edin 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
مُخْرِجٌ:
ortaya çıkaracaktır 
|
مَا:
şeyi 
|
تَحْذَرُونَ:
çekindiğiniz 
|
65. |
وَلَئِنْ:
ve eğer 
|
سَأَلْتَهُمْ:
onlara sorsan 
|
لَيَقُولُنَّ:
derler ki 
|
إِنَّمَا:
sadece 
|
كُنَّا:
biz 
|
نَخُوضُ:
lafa dalmıştık 
|
وَنَلْعَبُ:
ve şakalaşıyorduk 
|
قُلْ:
de ki 
|
أَبِاللَّهِ:
Allah ile mi? 
|
وَايَاتِهِ:
ve O'nun ayetleriyle 
|
وَرَسُولِهِ:
ve O'nun Elçisi ile 
|
كُنْتُمْ:
siz 
|
تَسْتَهْزِئُونَ:
alay ediyordunuz 
|
66. |
لَا:

|
تَعْتَذِرُوا:
hiç özür dilemeyin 
|
قَدْ:
andolsun 
|
كَفَرْتُمْ:
siz inkar ettiniz 
|
بَعْدَ:
sonra 
|
إِيمَانِكُمْ:
inandıktan 
|
إِنْ:
eğer 
|
نَعْفُ:
affetsek bile 
|
عَنْ:

|
طَائِفَةٍ:
bir kısmını 
|
مِنْكُمْ:
sizden 
|
نُعَذِّبْ:
azab edeceğiz 
|
طَائِفَةً:
bir kısmına da 
|
بِأَنَّهُمْ:
dolayı 
|
كَانُوا:

|
مُجْرِمِينَ:
suç işlediklerinden 
|
67. |
الْمُنَافِقُونَ:
münafık erkekler 
|
وَالْمُنَافِقَاتُ:
ve münafık kadınlar 
|
بَعْضُهُمْ:
onların bir kısmı 
|
مِنْ:

|
بَعْضٍ:
diğerlerindendir 
|
يَأْمُرُونَ:
emrederler 
|
بِالْمُنْكَرِ:
kötülüğü 
|
وَيَنْهَوْنَ:
ve menederler 
|
عَنِ:

|
الْمَعْرُوفِ:
iyilikten 
|
وَيَقْبِضُونَ:
ve sıkı tutarlar 
|
أَيْدِيَهُمْ:
ellerini 
|
نَسُوا:
unuttular 
|
اللَّهَ:
Allah'ı 
|
فَنَسِيَهُمْ:
O da onları unuttu 
|
إِنَّ:
gerçekten 
|
الْمُنَافِقِينَ:
Münafıklar 
|
هُمُ:
işte onlardır 
|
الْفَاسِقُونَ:
yoldan çıkanlar 
|
68. |
وَعَدَ:
va'detmiştir 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
الْمُنَافِقِينَ:
münafık erkeklere 
|
وَالْمُنَافِقَاتِ:
ve münafık kadınlara 
|
وَالْكُفَّارَ:
ve kafirlere 
|
نَارَ:
ateşini 
|
جَهَنَّمَ:
cehennem 
|
خَالِدِينَ:
ebedi kalacakları 
|
فِيهَا:
içinde 
|
هِيَ:
O 
|
حَسْبُهُمْ:
onlara yeter 
|
وَلَعَنَهُمُ:
ve onları la'netlemiştir 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
وَلَهُمْ:
ve Onların 
|
عَذَابٌ:
bir azab 
|
مُقِيمٌ:
sürekli 
|
69. |
كَالَّذِينَ:
gibi 
|
مِنْ:

|
قَبْلِكُمْ:
sizden öncekiler 
|
كَانُوا:
idiler 
|
أَشَدَّ:
daha yaman 
|
مِنْكُمْ:
sizden 
|
قُوَّةً:
kuvvetçe 
|
وَأَكْثَرَ:
ve daha çok 
|
أَمْوَالًا:
mal 
|
وَأَوْلَادًا:
ve evladça 
|
فَاسْتَمْتَعُوا:
onlar zevklerine baktılar 
|
بِخَلَاقِهِمْ:
kendi paylarına düşenle 
|
فَاسْتَمْتَعْتُمْ:
zevkinize baktınız 
|
بِخَلَاقِكُمْ:
payınıza düşenle 
|
كَمَا:
gibi 
|
اسْتَمْتَعَ:
zevklerine baktıkları 
|
الَّذِينَ:
kimselerin 
|
مِنْ:

|
قَبْلِكُمْ:
sizden öncekilerin 
|
بِخَلَاقِهِمْ:
kendi paylarına düşenle 
|
وَخُضْتُمْ:
ve siz de daldınız 
|
كَالَّذِي:
gibi 
|
خَاضُوا:
dalanlar 
|
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
حَبِطَتْ:
boşa gidenlerdir 
|
أَعْمَالُهُمْ:
yaptıkları 
|
فِي:

|
الدُّنْيَا:
dünyada 
|
وَالْاخِرَةِ:
ve ahirette 
|
وَأُولَٰئِكَ:
ve işte 
|
هُمُ:
onlardır 
|
الْخَاسِرُونَ:
ziyana uğrayanlar 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Tevbe Suresi 63-69. Ayetler) — kuranmeali.eu/9/63
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.