Zümer Suresi 20-33. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
20. |لَٰكِنِ: fakat | الَّذِينَ: onlar ki | اتَّقَوْا: korkarlar | رَبَّهُمْ: Rablerinden | لَهُمْ: onlara vardır | غُرَفٌ: odalar | مِنْ: | فَوْقِهَا: üstüste | غُرَفٌ: odalar | مَبْنِيَّةٌ: yapılmış | تَجْرِي: akmaktadır | مِنْ: | تَحْتِهَا: altından | الْأَنْهَارُ: ırmaklar | وَعْدَ: (bu) va'didir | اللَّهِ: Allah'ın | لَا: | يُخْلِفُ: caymaz | اللَّهُ: Allah | الْمِيعَادَ: va'dinden |
21. |أَلَمْ: | تَرَ: görmedin mi? | أَنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | أَنْزَلَ: indirdi | مِنَ: -ten | السَّمَاءِ: gök- | مَاءً: bir su | فَسَلَكَهُ: sonra onu geçirdi | يَنَابِيعَ: kaynaklara | فِي: içindeki | الْأَرْضِ: yerin | ثُمَّ: sonra | يُخْرِجُ: çıkarıyor | بِهِ: onunla | زَرْعًا: ekin | مُخْتَلِفًا: çeşitli | أَلْوَانُهُ: renklerde | ثُمَّ: sonra | يَهِيجُ: (ekin) kurur | فَتَرَاهُ: ve onu görürsün | مُصْفَرًّا: sararmış | ثُمَّ: sonra | يَجْعَلُهُ: onu yapar | حُطَامًا: bir çöp | إِنَّ: şüphesiz | فِي: vardır | ذَٰلِكَ: bunda | لَذِكْرَىٰ: bir ibret | لِأُولِي: sahipleri için | الْأَلْبَابِ: sağduyu |
22. |أَفَمَنْ: kimse değil midir? | شَرَحَ: açtığı | اللَّهُ: Allah'ın | صَدْرَهُ: göğsünü | لِلْإِسْلَامِ: İslam'a | فَهُوَ: o | عَلَىٰ: üzerinde | نُورٍ: bir nur | مِنْ: -nden | رَبِّهِ: Rabbi- | فَوَيْلٌ: yazıklar olsun | لِلْقَاسِيَةِ: katılaşmış olanlara | قُلُوبُهُمْ: yürekleri | مِنْ: karşı | ذِكْرِ: anmağa | اللَّهِ: Allah'ı | أُولَٰئِكَ: onlar | فِي: içindedirler | ضَلَالٍ: bir sapıklık | مُبِينٍ: apaçık |
23. |اللَّهُ: Allah | نَزَّلَ: indirdi | أَحْسَنَ: en güzelini | الْحَدِيثِ: sözün | كِتَابًا: bir Kitap halinde | مُتَشَابِهًا: birbirine benzer | مَثَانِيَ: ikişerli | تَقْشَعِرُّ: ürperir | مِنْهُ: ondan | جُلُودُ: derileri | الَّذِينَ: kimselerin | يَخْشَوْنَ: korkanların | رَبَّهُمْ: Rablerinden | ثُمَّ: sonra | تَلِينُ: yumuşar | جُلُودُهُمْ: derileri | وَقُلُوبُهُمْ: ve kalbleri | إِلَىٰ: | ذِكْرِ: zikrine | اللَّهِ: Allah'ın | ذَٰلِكَ: işte bu | هُدَى: rehberidir | اللَّهِ: Allah'ın | يَهْدِي: doğru yola iletir | بِهِ: bununla | مَنْ: kimseyi | يَشَاءُ: dilediği | وَمَنْ: ama kimi | يُضْلِلِ: sapıklığında bırakırsa | اللَّهُ: Allah | فَمَا: artık olmaz | لَهُ: ona | مِنْ: hiçbir | هَادٍ: yol gösteren |
24. |أَفَمَنْ: kimse mi? | يَتَّقِي: korunmağa çalışan | بِوَجْهِهِ: yüzüyle | سُوءَ: en kötü | الْعَذَابِ: azabdan | يَوْمَ: günü | الْقِيَامَةِ: kıyamet | وَقِيلَ: ve denilir | لِلظَّالِمِينَ: zalimlere | ذُوقُوا: tadın | مَا: şeyleri | كُنْتُمْ: olduğunuz | تَكْسِبُونَ: kazanıyor |
25. |كَذَّبَ: yalanladılar | الَّذِينَ: kimseler | مِنْ: | قَبْلِهِمْ: onlardan öncekiler | فَأَتَاهُمُ: böylece onlara geldi | الْعَذَابُ: azab | مِنْ: | حَيْثُ: bir yönden | لَا: | يَشْعُرُونَ: hiç farkına varmadıkları |
26. |فَأَذَاقَهُمُ: onlara taddırdı | اللَّهُ: Allah | الْخِزْيَ: rezillik | فِي: | الْحَيَاةِ: hayatında | الدُّنْيَا: dünya | وَلَعَذَابُ: azabı ise | الْاخِرَةِ: ahiret | أَكْبَرُ: daha büyüktür | لَوْ: keşke | كَانُوا: | يَعْلَمُونَ: bilselerdi |
27. |وَلَقَدْ: ve andolsun | ضَرَبْنَا: biz anlattık | لِلنَّاسِ: insanlara | فِي: | هَٰذَا: bu | الْقُرْانِ: Kur'an'da | مِنْ: | كُلِّ: her | مَثَلٍ: temsili | لَعَلَّهُمْ: umulur ki | يَتَذَكَّرُونَ: öğüt alırlar |
28. |قُرْانًا: Kur'an'dır (bu) | عَرَبِيًّا: Arapça | غَيْرَ: olmayan | ذِي: | عِوَجٍ: pürüzü | لَعَلَّهُمْ: umulur ki | يَتَّقُونَ: sakınırlar |
29. |ضَرَبَ: örnek verdi | اللَّهُ: Allah | مَثَلًا: (şöyle bir) misalle | رَجُلًا: bir adam (köle) | فِيهِ: | شُرَكَاءُ: ortakları | مُتَشَاكِسُونَ: birbiriyle çekişen | وَرَجُلًا: ve bir adam | سَلَمًا: bağlı olan | لِرَجُلٍ: yalnız bir kişiye | هَلْ: midir? | يَسْتَوِيَانِ: eşit | مَثَلًا: ikisinin durumu | الْحَمْدُ: hamd | لِلَّهِ: yalnız Allah'a mahsustur | بَلْ: fakat | أَكْثَرُهُمْ: çokları | لَا: | يَعْلَمُونَ: bilmiyorlar |
30. |إِنَّكَ: şüphesiz sen | مَيِّتٌ: öleceksin | وَإِنَّهُمْ: ve onlar da | مَيِّتُونَ: ölecekler |
31. |ثُمَّ: sonra | إِنَّكُمْ: şüphesiz siz | يَوْمَ: günü | الْقِيَامَةِ: kıyamet | عِنْدَ: divanında | رَبِّكُمْ: Rabbinizin | تَخْتَصِمُونَ: davalaşacaksınız |
32. |فَمَنْ: kim olabilir? | أَظْلَمُ: daha zalim | مِمَّنْ: kimseden | كَذَبَ: yalan uydurandan | عَلَى: hakkında | اللَّهِ: Allah | وَكَذَّبَ: ve yalanlayandan | بِالصِّدْقِ: doğruyu | إِذْ: zaman | جَاءَهُ: kendisine geldiği | أَلَيْسَ: yok mudur? | فِي: | جَهَنَّمَ: cehennemde | مَثْوًى: bir yer | لِلْكَافِرِينَ: kafirler için |
33. |وَالَّذِي: ve kimseler | جَاءَ: getiren(ler) | بِالصِّدْقِ: doğruyu | وَصَدَّقَ: ve doğrulayanlar | بِهِ: onu | أُولَٰئِكَ: işte | هُمُ: onlardır | الْمُتَّقُونَ: korunanlar |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Zümer Suresi 20-33. Ayetler) — kuranmeali.eu/39/20
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.