| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| iƶā: zaman
| nekeHtumu: nikahladığınız
| l-mu'mināti: inanan kadınları
| ṧumme: sonra
| Talleḳtumūhunne: boşarsanız
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| temessūhunne: onlara dokunmadan
| femā: yoktur
| lekum: size
| ǎleyhinne: onların üzerinde
| min:
| ǐddetin: bir iddet (hakkınız)
| teǎ'teddūnehā: sayacağınız
| femettiǔhunne: hemen geçimliklerini verin
| ve serriHūhunne: ve onları serbest bırakın
| serāHen: bir bırakışla
| cemīlen: güzel
|
| eyyuhā: SİZ!
| n-nebiyyu: peygamber
| innā: şüphesiz biz
| eHlelnā: helal kıldık
| leke: sana
| ezvāceke: eşlerini
| l-lātī:
| āteyte: verdiğin
| ucūrahunne: ücretlerini (mehirlerini)
| ve mā: ve
| meleket: bulunanları
| yemīnuke: elinde
| mimmā: -nden
| efā'e: ganimet verdiği-
| llahu: Allah'ın
| ǎleyke: sana
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmike: amcanın
| ve benāti: ve kızlarını
| ǎmmātike: halalarının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālike: dayının
| ve benāti: ve kızlarını
| ḣālātike: teyzelerinin
| l-lātī:
| hācerne: hicret eden
| meǎke: seninle beraber
| vemraeten: ve kadını
| mu'mineten: inanmış
| in: eğer
| vehebet: hibe ederse
| nefsehā: kendisini
| linnebiyyi: peygambere
| in: eğer
| erāde: dilediyse
| n-nebiyyu: peygamberi
| en:
| yestenkiHahā: kendisini nikahlamayı
| ḣāliSaten: mahsus olarak
| leke: sana
| min:
| dūni: dışında
| l-mu'minīne: mü'minlerin
| ḳad: elbette
| ǎlimnā: biz biliyoruz
| mā: şeyi
| feraDnā: gerekli kıldığımız
| ǎleyhim: onlara
| fī: hakkında
| ezvācihim: eşleri
| ve mā: ve
| meleket: bulunanlar
| eymānuhum: ellerinin
| likeylā: için
| yekūne: olmaması
| ǎleyke: sana
| Haracun: bir zorluk
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ğafūran: çok bağışlayan
| raHīmen: çok esirgeyendir
|
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediği
| minhunne: onlardan
| vetu'vī: ve alırsın
| ileyke: yanına
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğin
| ve meni: ve kimseye
| bteğayte: arzu ettiği(ne dönmekte)
| mimmen:
| ǎzelte: ayrıldıklarından
| felā: yoktur
| cunāHa: bir günah
| ǎleyke: senin üzerine
| ƶālike: budur
| ednā: en elverişli olan
| en:
| teḳarra: aydınlanmasına
| eǎ'yunuhunne: onların gözlerinin
| ve lā: ve
| yeHzenne: tasalanmamalarına
| ve yerDeyne: ve razı olmalarına
| bimā:
| āteytehunne: senin verdiklerine
| kulluhunne: hepsinin
| vallahu: Allah
| yeǎ'lemu: bilir
| mā: olanı
| fī:
| ḳulūbikum: sizin kalblerinizde
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ǎlīmen: bilendir
| Halīmen: halimdir
|
| yeHillu: helal
| leke: sana
| n-nisā'u: (başka) kadınlar
| min:
| beǎ'du: bundan sonra
| ve lā: ve yoktur
| en:
| tebeddele: değiştirmen
| bihinne: bunları
| min:
| ezvācin: başka eşlerle
| velev: şayet
| eǎ'cebeke: çok hoşuna gitse de
| Husnuhunne: güzellikleri
| illā: bunun dışındadır
| mā:
| meleket: bulunanlar (cariyeler)
| yemīnuke: elinde
| ve kāne: ve
| llahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| raḳīben: gözetleyicidir
|
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tedḣulū: girmeyin
| buyūte: evlerine
| n-nebiyyi: Peygamber'in
| illā: ancak hariçtir
| en:
| yu'ƶene: izin verilmesi
| lekum: size
| ilā:
| Taǎāmin: yemeğe
| ğayra: olmadan
| nāZirīne: gözetleyiciler
| ināhu: vaktini
| velākin: fakat
| iƶā: zaman
| duǐytum: çağrıldığınız
| fedḣulū: girin
| fe iƶā:
| Taǐmtum: yemeği yeyince
| fenteşirū: dağılın
| ve lā:
| muste'nisīne: dalmayın
| liHadīṧin: söze
| inne: çünkü
| ƶālikum: bu
| kāne:
| yu'ƶī: incitiyordu
| n-nebiyye: Peygamberi
| fe yesteHyī: fakat o utanıyordu
| minkum: sizden
| vallahu: fakat Allah
| lā:
| yesteHyī: utanmaz
| mine: -ten
| l-Haḳḳi: gerçek(i söylemek)-
| ve iƶā: zaman
| seeltumūhunne: onlarda istediğiniz
| metāǎn: bir şey
| feselūhunne: isteyin
| min: -ndan
| verā'i: arkası-
| Hicābin: perde
| ƶālikum: bu
| eTheru: daha temizdir
| liḳulūbikum: sizin kalbleriniz için
| ve ḳulūbihinne: ve onların kalbleri için
| ve mā: ve olamaz
| kāne:
| lekum: sizin
| en:
| tu'ƶū: incitmeniz
| rasūle: Elçisini
| llahi: Allah'ın
| ve lā: ve olamaz
| en:
| tenkiHū: nikahlamanız
| ezvācehu: onun eşlerini
| min:
| beǎ'dihi: kendisinden sonra
| ebeden: asla
| inne: çünkü
| ƶālikum: bu
| kāne:
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| ǎZīmen: büyük(bir günah)tır
|