Ahzâb Suresi 48-53. Ayet — Kırık Meal (Okunuş) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
48. |
ve lā:
ve asla 
|
tuTiǐ:
ita'at etme 
|
l-kāfirīne:
kafirlere 
|
velmunāfiḳīne:
ve münafıklara 
|
ve deǎ':
ve aldırma 
|
eƶāhum:
onların eziyetlerine 
|
ve teve kkel:
ve dayan 
|
ǎlā:

|
llahi:
Allah'a 
|
ve kefā:
ve yeter 
|
billahi:
Allah 
|
vekīlen:
vekil olarak 
|
49. |
yā :
EY/HEY/AH 
|
eyyuhā:
SİZ! 
|
elleƶīne:
kimseler 
|
āmenū:
inanan(lar) 
|
iƶā:
zaman 
|
nekeHtumu:
nikahladığınız 
|
l-mu'mināti:
inanan kadınları 
|
ṧumme:
sonra 
|
Talleḳtumūhunne:
boşarsanız 
|
min:

|
ḳabli:
önce 
|
en:

|
temessūhunne:
onlara dokunmadan 
|
femā:
yoktur 
|
lekum:
size 
|
ǎleyhinne:
onların üzerinde 
|
min:

|
ǐddetin:
bir iddet (hakkınız) 
|
teǎ'teddūnehā:
sayacağınız 
|
femettiǔhunne:
hemen geçimliklerini verin 
|
ve serriHūhunne:
ve onları serbest bırakın 
|
serāHen:
bir bırakışla 
|
cemīlen:
güzel 
|
50. |
yā :
EY/HEY/AH 
|
eyyuhā:
SİZ! 
|
n-nebiyyu:
peygamber 
|
innā:
şüphesiz biz 
|
eHlelnā:
helal kıldık 
|
leke:
sana 
|
ezvāceke:
eşlerini 
|
l-lātī:

|
āteyte:
verdiğin 
|
ucūrahunne:
ücretlerini (mehirlerini) 
|
ve mā:
ve 
|
meleket:
bulunanları 
|
yemīnuke:
elinde 
|
mimmā:
-nden 
|
efā'e:
ganimet verdiği- 
|
llahu:
Allah'ın 
|
ǎleyke:
sana 
|
ve benāti:
ve kızlarını 
|
ǎmmike:
amcanın 
|
ve benāti:
ve kızlarını 
|
ǎmmātike:
halalarının 
|
ve benāti:
ve kızlarını 
|
ḣālike:
dayının 
|
ve benāti:
ve kızlarını 
|
ḣālātike:
teyzelerinin 
|
l-lātī:

|
hācerne:
hicret eden 
|
meǎke:
seninle beraber 
|
vemraeten:
ve kadını 
|
mu'mineten:
inanmış 
|
in:
eğer 
|
vehebet:
hibe ederse 
|
nefsehā:
kendisini 
|
linnebiyyi:
peygambere 
|
in:
eğer 
|
erāde:
dilediyse 
|
n-nebiyyu:
peygamberi 
|
en:

|
yestenkiHahā:
kendisini nikahlamayı 
|
ḣāliSaten:
mahsus olarak 
|
leke:
sana 
|
min:

|
dūni:
dışında 
|
l-mu'minīne:
mü'minlerin 
|
ḳad:
elbette 
|
ǎlimnā:
biz biliyoruz 
|
mā:
şeyi 
|
feraDnā:
gerekli kıldığımız 
|
ǎleyhim:
onlara 
|
fī:
hakkında 
|
ezvācihim:
eşleri 
|
ve mā:
ve 
|
meleket:
bulunanlar 
|
eymānuhum:
ellerinin 
|
likeylā:
için 
|
yekūne:
olmaması 
|
ǎleyke:
sana 
|
Haracun:
bir zorluk 
|
ve kāne:
ve 
|
llahu:
Allah 
|
ğafūran:
çok bağışlayan 
|
raHīmen:
çok esirgeyendir 
|
51. |
turcī:
geri bırakır 
|
men:
kimseyi 
|
teşā'u:
dilediği 
|
minhunne:
onlardan 
|
vetu'vī:
ve alırsın 
|
ileyke:
yanına 
|
men:
kimseyi 
|
teşā'u:
dilediğin 
|
ve meni:
ve kimseye 
|
bteğayte:
arzu ettiği(ne dönmekte) 
|
mimmen:

|
ǎzelte:
ayrıldıklarından 
|
felā:
yoktur 
|
cunāHa:
bir günah 
|
ǎleyke:
senin üzerine 
|
ƶālike:
budur 
|
ednā:
en elverişli olan 
|
en:

|
teḳarra:
aydınlanmasına 
|
eǎ'yunuhunne:
onların gözlerinin 
|
ve lā:
ve 
|
yeHzenne:
tasalanmamalarına 
|
ve yerDeyne:
ve razı olmalarına 
|
bimā:

|
āteytehunne:
senin verdiklerine 
|
kulluhunne:
hepsinin 
|
vallahu:
Allah 
|
yeǎ'lemu:
bilir 
|
mā:
olanı 
|
fī:

|
ḳulūbikum:
sizin kalblerinizde 
|
ve kāne:
ve 
|
llahu:
Allah 
|
ǎlīmen:
bilendir 
|
Halīmen:
halimdir 
|
52. |
lā:
değildir 
|
yeHillu:
helal 
|
leke:
sana 
|
n-nisā'u:
(başka) kadınlar 
|
min:

|
beǎ'du:
bundan sonra 
|
ve lā:
ve yoktur 
|
en:

|
tebeddele:
değiştirmen 
|
bihinne:
bunları 
|
min:

|
ezvācin:
başka eşlerle 
|
velev:
şayet 
|
eǎ'cebeke:
çok hoşuna gitse de 
|
Husnuhunne:
güzellikleri 
|
illā:
bunun dışındadır 
|
mā:

|
meleket:
bulunanlar (cariyeler) 
|
yemīnuke:
elinde 
|
ve kāne:
ve 
|
llahu:
Allah 
|
ǎlā:
üzerine 
|
kulli:
her 
|
şey'in:
şey 
|
raḳīben:
gözetleyicidir 
|
53. |
yā :
EY/HEY/AH 
|
eyyuhā:
SİZ! 
|
elleƶīne:
kimseler 
|
āmenū:
inanan(lar) 
|
lā:

|
tedḣulū:
girmeyin 
|
buyūte:
evlerine 
|
n-nebiyyi:
Peygamber'in 
|
illā:
ancak hariçtir 
|
en:

|
yu'ƶene:
izin verilmesi 
|
lekum:
size 
|
ilā:

|
Taǎāmin:
yemeğe 
|
ğayra:
olmadan 
|
nāZirīne:
gözetleyiciler 
|
ināhu:
vaktini 
|
velākin:
fakat 
|
iƶā:
zaman 
|
duǐytum:
çağrıldığınız 
|
fedḣulū:
girin 
|
fe iƶā:

|
Taǐmtum:
yemeği yeyince 
|
fenteşirū:
dağılın 
|
ve lā:

|
muste'nisīne:
dalmayın 
|
liHadīṧin:
söze 
|
inne:
çünkü 
|
ƶālikum:
bu 
|
kāne:

|
yu'ƶī:
incitiyordu 
|
n-nebiyye:
Peygamberi 
|
fe yesteHyī:
fakat o utanıyordu 
|
minkum:
sizden 
|
vallahu:
fakat Allah 
|
lā:

|
yesteHyī:
utanmaz 
|
mine:
-ten 
|
l-Haḳḳi:
gerçek(i söylemek)- 
|
ve iƶā:
zaman 
|
seeltumūhunne:
onlarda istediğiniz 
|
metāǎn:
bir şey 
|
feselūhunne:
isteyin 
|
min:
-ndan 
|
verā'i:
arkası- 
|
Hicābin:
perde 
|
ƶālikum:
bu 
|
eTheru:
daha temizdir 
|
liḳulūbikum:
sizin kalbleriniz için 
|
ve ḳulūbihinne:
ve onların kalbleri için 
|
ve mā:
ve olamaz 
|
kāne:

|
lekum:
sizin 
|
en:

|
tu'ƶū:
incitmeniz 
|
rasūle:
Elçisini 
|
llahi:
Allah'ın 
|
ve lā:
ve olamaz 
|
en:

|
tenkiHū:
nikahlamanız 
|
ezvācehu:
onun eşlerini 
|
min:

|
beǎ'dihi:
kendisinden sonra 
|
ebeden:
asla 
|
inne:
çünkü 
|
ƶālikum:
bu 
|
kāne:

|
ǐnde:
katında 
|
llahi:
Allah 
|
ǎZīmen:
büyük(bir günah)tır 
|
( Kırık Meal (Okunuş) Meali; Ahzâb Suresi 48-53. Ayetler) — kuranmeali.eu/33/48
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.