Yûnus Suresi 65-85. Ayet — Kırık Meal (Okunuş) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
65. |
ve lā:

|
yeHzunke:
seni üzmesin 
|
ḳavluhum:
onların sözleri 
|
inne:
şüphesiz 
|
l-ǐzzete:
yücelik 
|
lillahi:
Allah'ındır 
|
cemīǎn:
tamamen 
|
huve:
O 
|
s-semīǔ:
duyandır 
|
l-ǎlīmu:
bilendir 
|
66. |
elā:
iyi bilin ki 
|
inne:
şüphesiz 
|
lillahi:
Allah'ındır 
|
men:
kim varsa 
|
fī:

|
s-semāvāti:
göklerde 
|
ve men:
ve kim varsa 
|
fī:

|
l-erDi:
yerde 
|
ve mā:
ve 
|
yettebiǔ:
uymuyorlar 
|
elleƶīne:
kimseler 
|
yed'ǔne:
tapınan(lar) 
|
min:

|
dūni:
başkalarına 
|
llahi:
Allah'tan 
|
şurakā'e:
ortak koştuklarına 
|
in:
ancak 
|
yettebiǔne:
onlar uyuyorlar 
|
illā:
sadece 
|
Z-Zenne:
zanna 
|
ve in:
ve 
|
hum:
onlar 
|
illā:
sadece 
|
yeḣruSūne:
saçmalıyorlar 
|
67. |
huve:
O'dur 
|
lleƶī:
o ki 
|
ceǎle:
yaratan 
|
lekumu:
sizin için 
|
l-leyle:
geceyi 
|
liteskunū:
dinlenmeniz için 
|
fīhi:
onda 
|
ve nnehāra:
ve gündüzü 
|
mubSiran:
aydınlatıcı olarak 
|
inne:
şüphesiz 
|
fī:

|
ƶālike:
bunda 
|
lāyātin:
ayetler vardır 
|
liḳavmin:
bir topluluk için 
|
yesmeǔne:
duyan 
|
68. |
ḳālū:
dediler 
|
tteḣaƶe:
edindi 
|
llahu:
Allah 
|
veleden:
çocuk 
|
subHānehu:
O bundan münezzehtir 
|
huve:
O 
|
l-ğaniyyu:
hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır 
|
lehu:
O'nundur 
|
mā:
ne varsa 
|
fī:

|
s-semāvāti:
göklerde 
|
ve mā:
ve ne varsa 
|
fī:

|
l-erDi:
yerde 
|
in:
yoktur 
|
ǐndekum:
sizin 
|
min:
hiçbir 
|
sulTānin:
deliliniz 
|
bihāƶā:
bu konuda 
|
eteḳūlūne:
söylüyor musunuz? 
|
ǎlā:
hakkında 
|
llahi:
Allah 
|
mā:
şeyi 
|
lā:

|
teǎ'lemūne:
bilmediğiniz 
|
69. |
ḳul:
de ki 
|
inne:
şüphesiz 
|
elleƶīne:
kimseler 
|
yefterūne:
uyduran(lar) 
|
ǎlā:
hakkında 
|
llahi:
Allah 
|
l-keƶibe:
yalan 
|
lā:

|
yufliHūne:
kurtuluşa eremezler 
|
70. |
metāǔn:
bir geçim sürerler 
|
fī:

|
d-dunyā:
dünyada 
|
ṧumme:
sonra 
|
ileynā:
bizedir 
|
merciǔhum:
dönüşleri 
|
ṧumme:
sonra 
|
nuƶīḳuhumu:
tattırırız 
|
l-ǎƶābe:
azabı 
|
ş-şedīde:
şiddetli 
|
bimā:
dolayı 
|
kānū:
olmalarından 
|
yekfurūne:
inkâr ediyor(lar) 
|
71. |
vetlu:
oku 
|
ǎleyhim:
onlara 
|
nebee:
kıssasını 
|
nūHin:
Nuh'un 
|
iƶ:
hani 
|
ḳāle:
şöyle söylemişti 
|
liḳavmihi:
kavmine 
|
yā :
EY/HEY/AH 
|
ḳavmi:
kavmim 
|
in:
eğer 
|
kāne:
ise 
|
kebura:
ağır 
|
ǎleykum:
size 
|
meḳāmī:
aranızda durmam 
|
ve teƶkīrī:
ve size hatırlatmam 
|
biāyāti:
ayetlerini 
|
llahi:
Allah'ın 
|
feǎlā:
bilin ki 
|
llahi:
Allah'a 
|
tevekkeltu:
güvendim 
|
feecmiǔ:
siz de toplanın 
|
emrakum:
işiniz hakkında 
|
ve şurakā'ekum:
ortaklarınızla 
|
ṧumme:
sonra 
|
lā:

|
yekun:
olmasın 
|
emrukum:
işiniz 
|
ǎleykum:
kendi aranızda 
|
ğummeten:
bir dert 
|
ṧumme:
sonra 
|
ḳDū:
uygulayın 
|
ileyye:
bana karşı 
|
ve lā:
ve 
|
tunZirūni:
bana mühlet vermeyin 
|
72. |
fein:
eğer 
|
tevelleytum:
yüz çevirirseniz 
|
femā:

|
seeltukum:
sizden istemiş değilim 
|
min:
hiç bir 
|
ecrin:
ücret 
|
in:

|
ecriye:
benim ecrim 
|
illā:
ancak 
|
ǎlā:
aittir 
|
llahi:
Allah'a 
|
ve umirtu:
ve ben emrolundum 
|
en:

|
ekūne:
olmakla 
|
mine:
-dan 
|
l-muslimīne:
Müslümanlar- 
|
73. |
fekeƶƶebūhu:
yine de onu yalanladılar 
|
fenecceynāhu:
ancak biz onu kurtardık 
|
ve men:
ve olanları 
|
meǎhu:
onunla beraber 
|
fī:

|
l-fulki:
gemide 
|
ve ceǎlnāhum:
ve onları yaptık 
|
ḣalāife:
halifeler 
|
ve eğraḳnā:
ve suda boğduk 
|
elleƶīne:
kimseleri 
|
keƶƶebū:
yalanlayan(ları) 
|
biāyātinā:
ayetlerimizi 
|
fenZur:
bir bak 
|
keyfe:
nasıl 
|
kāne:
olduğuna 
|
ǎāḳibetu:
sonlarının 
|
l-munƶerīne:
uyarılanların 
|
74. |
ṧumme:
sonra 
|
beǎṧnā:
gönderdik 
|
min:

|
beǎ'dihi:
onun ardından 
|
rusulen:
peygamberleri 
|
ilā:

|
ḳavmihim:
kavimlerine 
|
fe cā'ūhum:
getirdiler 
|
bil-beyyināti:
açık belgeler 
|
femā:
ancak 
|
kānū:
onlar 
|
liyu'minū:
inanmadılar 
|
bimā:
şeylere 
|
keƶƶebū:
yalanladıkları 
|
bihi:
onu 
|
min:

|
ḳablu:
daha önce 
|
keƶālike:
işte böyle 
|
neTbeǔ:
mühürleriz 
|
ǎlā:
üzerini 
|
ḳulūbi:
kalpleri 
|
l-muǎ'tedīne:
aşırı gidenlerin 
|
75. |
ṧumme:
sonra 
|
beǎṧnā:
gönderdik 
|
min:

|
beǎ'dihim:
onların ardından 
|
mūsā:
Musa'yı 
|
ve hārūne:
ve Harun'u 
|
ilā:

|
fir'ǎvne:
Firavuna 
|
ve meleihi:
ve onun ileri gelenlerine 
|
biāyātinā:
ayetlerimizle 
|
festekberū:
ancak onlar büyüklendiler 
|
ve kānū:
ve oldular 
|
ḳavmen:
bir topluluk 
|
mucrimīne:
suçlu 
|
76. |
felemmā:
ne zaman ki 
|
cā'ehumu:
onlara gelince 
|
l-Haḳḳu:
gerçek 
|
min:

|
ǐndinā:
katımızdan 
|
ḳālū:
dediler 
|
inne:
şüphesiz 
|
hāƶā:
bu 
|
lesiHrun:
bir sihirdir 
|
mubīnun:
apaçık 
|
77. |
ḳāle:
dedi 
|
mūsā:
Musa 
|
eteḳūlūne:
böyle mi diyorsunuz? 
|
lilHaḳḳi:
gerçek 
|
lemmā:
zaman 
|
cā'ekum:
size geldiği 
|
esiHrun:
sihir midir? 
|
hāƶā:
bu 
|
velā:
ve 
|
yufliHu:
kurtuluşa ermezler 
|
s-sāHirūne:
sihirbazlar 
|
78. |
ḳālū:
dediler 
|
eci'tenā:
mi geldiniz? 
|
litelfitenā:
bizi çevirmek için 
|
ǎmmā:
(yol)dan 
|
vecednā:
bulduğumuz 
|
ǎleyhi:
üzerinde 
|
ābā'enā:
atalarımızı 
|
ve tekūne:
ve olması 
|
lekumā:
ikiniz için 
|
l-kibriyā'u:
büyüklüğün 
|
fī:

|
l-erDi:
yeryüzünde 
|
ve mā:
(fakat) değiliz 
|
neHnu:
biz 
|
lekumā:
size 
|
bimu'minīne:
iman edecek 
|
79. |
ve ḳāle:
ve dedi ki 
|
fir'ǎvnu:
Firavun 
|
'tūnī:
bana getirin 
|
bikulli:
bütün 
|
sāHirin:
sihirbazları 
|
ǎlīmin:
bilgin 
|
80. |
felemmā:
ne zaman ki 
|
cā'e:
gelince 
|
s-seHaratu:
Sihirbazlar 
|
ḳāle:
dedi 
|
lehum:
onlara 
|
mūsā:
Musa 
|
elḳū:
atın 
|
mā:
şeyleri 
|
entum:
siz 
|
mulḳūne:
atacağınız 
|
81. |
felemmā:
zaman 
|
elḳav:
attıkları 
|
ḳāle:
dedi ki 
|
mūsā:
Musa 
|
mā:
şeyler 
|
ci'tum:
sizin getirdiğiniz 
|
bihi:
(onunla) 
|
s-siHru:
sihirdir 
|
inne:
şüphesiz 
|
llahe:
Allah 
|
seyubTiluhu:
onu boşa çıkaracaktır 
|
inne:
şüphesiz 
|
llahe:
Allah 
|
lā:

|
yuSliHu:
düzeltmez 
|
ǎmele:
işlerini 
|
l-mufsidīne:
bozguncuların 
|
82. |
ve yuHiḳḳu:
ortaya çıkarır 
|
llahu:
Allah 
|
l-Haḳḳa:
hakkı 
|
bikelimātihi:
sözleriyle 
|
velev:
şayet 
|
kerihe:
hoşlanmasalar da 
|
l-mucrimūne:
suçlular 
|
83. |
femā:
olmadı 
|
āmene:
iman eden 
|
limūsā:
Musa'ya 
|
illā:
başka 
|
ƶurriyyetun:
bir genç takımdan 
|
min:
-nden 
|
ḳavmihi:
kavmi- 
|
ǎlā:

|
ḣavfin:
korkusuyla 
|
min:
-dan 
|
fir'ǎvne:
Firavun- 
|
ve meleihim:
ve adamlarının 
|
en:

|
yeftinehum:
kötülük etmeleri 
|
ve inne:
ve şüphesiz 
|
fir'ǎvne:
Firavun 
|
leǎālin:
iyice büyüklenmişti 
|
fī:

|
l-erDi:
yeryüzünde 
|
ve innehu:
ve şüphesiz o 
|
lemine:
kimselerdendi 
|
l-musrifīne:
çok aşırı giden 
|
84. |
ve ḳāle:
ve dedi ki 
|
mūsā:
Musa 
|
yā :
EY/HEY/AH 
|
ḳavmi:
kavmim 
|
in:
eğer 
|
kuntum:
siz 
|
āmentum:
iman ettiyseniz 
|
billahi:
Allah'a 
|
feǎleyhi:
O'na 
|
tevekkelū:
güvenin 
|
in:
eğer 
|
kuntum:
siz 
|
muslimīne:
teslim olduysanız 
|
85. |
feḳālū:
onlar da dediler ki 
|
ǎlā:

|
llahi:
Allah'a 
|
tevekkelnā:
güvendik 
|
rabbenā:
Rabbimiz 
|
lā:

|
tec'ǎlnā:
bizi kılma 
|
fitneten:
bir fitne 
|
lilḳavmi:
topluluğu için 
|
Z-Zālimīne:
zalimler 
|
( Kırık Meal (Okunuş) Meali; Yûnus Suresi 65-85. Ayetler) — kuranmeali.eu/10/65
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.