A’râf Suresi 44-53. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
44. |وَنَادَىٰ: ve seslendi | أَصْحَابُ: halkı | الْجَنَّةِ: cennet | أَصْحَابَ: halkına | النَّارِ: ateş | أَنْ: ki | قَدْ: muhakkak | وَجَدْنَا: biz bulduk | مَا: şeyi | وَعَدَنَا: bize va'dettiğini | رَبُّنَا: Rabbimizin | حَقًّا: gerçek | فَهَلْ: mu? | وَجَدْتُمْ: siz buldunuz | مَا: şeyi | وَعَدَ: size va'dettiğini | رَبُّكُمْ: Rabbinizin | حَقًّا: gerçek | قَالُوا: dediler | نَعَمْ: evet | فَأَذَّنَ: ve seslendi | مُؤَذِّنٌ: bir ünleyici | بَيْنَهُمْ: aralarından | أَنْ: diye | لَعْنَةُ: la'neti | اللَّهِ: Allah'ın | عَلَى: üzerine olsun | الظَّالِمِينَ: zalimlerin |
45. |الَّذِينَ: onlar ki | يَصُدُّونَ: menedip | عَنْ: -ndan | سَبِيلِ: yolu- | اللَّهِ: Allah'ın | وَيَبْغُونَهَا: ve onu isterler | عِوَجًا: eğriltmek | وَهُمْ: ve onlar | بِالْاخِرَةِ: ahireti de | كَافِرُونَ: inkar ederlerdi |
46. |وَبَيْنَهُمَا: iki taraf arasında | حِجَابٌ: bir perde (vardır) | وَعَلَى: ve üzerinde | الْأَعْرَافِ: A'raf | رِجَالٌ: erkekler (vardır) | يَعْرِفُونَ: tanıyan | كُلًّا: hepsini | بِسِيمَاهُمْ: yüzlerindeki işaretleriyle | وَنَادَوْا: ve seslendiler | أَصْحَابَ: halkına | الْجَنَّةِ: cennet | أَنْ: diye | سَلَامٌ: selam olsun | عَلَيْكُمْ: size | لَمْ: | يَدْخُلُوهَا: cennete girmemiş | وَهُمْ: fakat onlar | يَطْمَعُونَ: beklemektedirler |
47. |وَإِذَا: zaman | صُرِفَتْ: çevrildiği | أَبْصَارُهُمْ: gözleri | تِلْقَاءَ: tarafına | أَصْحَابِ: halkı | النَّارِ: ateş | قَالُوا: dediler | رَبَّنَا: Rabbimiz | لَا: | تَجْعَلْنَا: bizi bulundurma | مَعَ: beraber | الْقَوْمِ: toplulukla | الظَّالِمِينَ: zalim |
48. |وَنَادَىٰ: ve seslendiler | أَصْحَابُ: halkı | الْأَعْرَافِ: A'raf | رِجَالًا: birtakım adamlara | يَعْرِفُونَهُمْ: tanıdıkları | بِسِيمَاهُمْ: yüzlerinden | قَالُوا: dediler ki | مَا: | أَغْنَىٰ: hiçbir yarar sağlamadı | عَنْكُمْ: size | جَمْعُكُمْ: topluluğunuzun | وَمَا: ne de | كُنْتُمْ: size | تَسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslamanız |
49. |أَهَٰؤُلَاءِ: bunlar mıydı? | الَّذِينَ: kimseler | أَقْسَمْتُمْ: yemin ettiğiniz | لَا: | يَنَالُهُمُ: onları erdirmeyecek diye | اللَّهُ: Allah | بِرَحْمَةٍ: hiçbir rahmete | ادْخُلُوا: girin | الْجَنَّةَ: cennete | لَا: yoktur | خَوْفٌ: korku | عَلَيْكُمْ: artık size | وَلَا: ve değilsiniz | أَنْتُمْ: siz | تَحْزَنُونَ: üzülecek de |
50. |وَنَادَىٰ: ve seslendiler | أَصْحَابُ: halkı | النَّارِ: ateş | أَصْحَابَ: halkına | الْجَنَّةِ: cennet | أَنْ: diye | أَفِيضُوا: biraz da akıtın | عَلَيْنَا: bizim üzerimize | مِنَ: -dan | الْمَاءِ: su(yunuz)- | أَوْ: veya | مِمَّا: | رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan | اللَّهُ: Allah'ın | قَالُوا: dediler ki | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | حَرَّمَهُمَا: bu ikisini haram etmiştir | عَلَى: üzerine | الْكَافِرِينَ: kafirler |
51. |الَّذِينَ: onlar ki | اتَّخَذُوا: yerine koydular | دِينَهُمْ: dinlerini | لَهْوًا: bir eğlence | وَلَعِبًا: ve oyun | وَغَرَّتْهُمُ: ve kendilerini aldattı | الْحَيَاةُ: hayatı | الدُّنْيَا: dünya | فَالْيَوْمَ: bugün | نَنْسَاهُمْ: biz de onları unuturuz | كَمَا: gibi | نَسُوا: unuttukları | لِقَاءَ: karşılaşacaklarını | يَوْمِهِمْ: günleriyle | هَٰذَا: bu | وَمَا: ve | كَانُوا: ettikleri | بِايَاتِنَا: ayetlerimizi | يَجْحَدُونَ: bile bile inkar |
52. |وَلَقَدْ: gerçekten | جِئْنَاهُمْ: onlara getirdik | بِكِتَابٍ: bir Kitap | فَصَّلْنَاهُ: açıkladığımız | عَلَىٰ: göre | عِلْمٍ: bilgiye | هُدًى: yol gösterici | وَرَحْمَةً: ve rahmet olan | لِقَوْمٍ: bir toplum için | يُؤْمِنُونَ: inanan |
53. |هَلْ: mı? | يَنْظُرُونَ: gözetiyorlar | إِلَّا: ille | تَأْوِيلَهُ: onun te'vilini | يَوْمَ: gün | يَأْتِي: geldiği | تَأْوِيلُهُ: onun te'vili | يَقُولُ: derler ki | الَّذِينَ: olanlar | نَسُوهُ: onu unutmuş | مِنْ: | قَبْلُ: önceden | قَدْ: doğrusu | جَاءَتْ: getirmiş | رُسُلُ: elçileri | رَبِّنَا: Rabbimizin | بِالْحَقِّ: gerçeği | فَهَلْ: var mı ki? | لَنَا: bizim | مِنْ: | شُفَعَاءَ: şefa'atçilerimiz | فَيَشْفَعُوا: şefa'at etsinler | لَنَا: bize | أَوْ: yahut | نُرَدُّ: tekrar geri döndürülür müyüz ki | فَنَعْمَلَ: yapalım | غَيْرَ: başkasını | الَّذِي: şeylerden | كُنَّا: | نَعْمَلُ: yaptıklarımızdan | قَدْ: muhakkak | خَسِرُوا: onlar ziyana soktular | أَنْفُسَهُمْ: kendilerini | وَضَلَّ: ve saptı | عَنْهُمْ: kendilerinden | مَا: şeyler | كَانُوا: oldukları | يَفْتَرُونَ: uyduruyor |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; A’râf Suresi 44-53. Ayetler) — kuranmeali.eu/7/44
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.