A’râf Suresi 38-54. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
38. |قَالَ: (Allah) dedi | ادْخُلُوا: girin | فِي: arasında | أُمَمٍ: toplulukları | قَدْ: | خَلَتْ: geçen | مِنْ: | قَبْلِكُمْ: sizden önce | مِنَ: | الْجِنِّ: cin | وَالْإِنْسِ: ve insan | فِي: içine | النَّارِ: ateşin | كُلَّمَا: her | دَخَلَتْ: girdiğinde | أُمَّةٌ: ümmet | لَعَنَتْ: la'net eder | أُخْتَهَا: yoldaşına | حَتَّىٰ: nihayet | إِذَا: zaman | ادَّارَكُوا: birbiri ardından | فِيهَا: orada | جَمِيعًا: hepsi toplandığı | قَالَتْ: dediler ki | أُخْرَاهُمْ: sonrakiler | لِأُولَاهُمْ: öncekiler için | رَبَّنَا: Rabbimiz | هَٰؤُلَاءِ: bunlar | أَضَلُّونَا: bizi saptırdılar | فَاتِهِمْ: bunlara ver | عَذَابًا: azab | ضِعْفًا: bir kat daha | مِنَ: -ten | النَّارِ: ateş- | قَالَ: (Allah) dedi | لِكُلٍّ: hepsi için vardır | ضِعْفٌ: bir kat fazla | وَلَٰكِنْ: ancak | لَا: | تَعْلَمُونَ: siz bilmezsiniz |
39. |وَقَالَتْ: dediler ki | أُولَاهُمْ: öncekiler | لِأُخْرَاهُمْ: sonrakilere | فَمَا: yoktur | كَانَ: | لَكُمْ: sizin | عَلَيْنَا: bize | مِنْ: hiç | فَضْلٍ: üstünlüğünüz | فَذُوقُوا: o halde siz de tadın | الْعَذَابَ: azabı | بِمَا: karşılık | كُنْتُمْ: olduklarınıza | تَكْسِبُونَ: kazanıyor |
40. |إِنَّ: şüphesiz | الَّذِينَ: kimseler | كَذَّبُوا: yalanlayan | بِايَاتِنَا: bizim ayetlerimizi | وَاسْتَكْبَرُوا: ve kibirlenenler | عَنْهَا: onlara | لَا: | تُفَتَّحُ: açılmayacak | لَهُمْ: onlara | أَبْوَابُ: kapıları | السَّمَاءِ: gök | وَلَا: ve | يَدْخُلُونَ: onlar giremeyeceklerdir | الْجَنَّةَ: cennete | حَتَّىٰ: kadar | يَلِجَ: geçinceye | الْجَمَلُ: deve | فِي: içinden | سَمِّ: deliği | الْخِيَاطِ: iğne | وَكَذَٰلِكَ: ve işte böyle | نَجْزِي: cezalandırırız | الْمُجْرِمِينَ: suçluları |
41. |لَهُمْ: onlar için vardır | مِنْ: -den | جَهَنَّمَ: cehennem- | مِهَادٌ: bir döşek | وَمِنْ: ve | فَوْقِهِمْ: üstlerinde de | غَوَاشٍ: (ateşten) örtüler | وَكَذَٰلِكَ: işte böyle | نَجْزِي: cezalandırırız | الظَّالِمِينَ: zalimleri |
42. |وَالَّذِينَ: ve kimseler | امَنُوا: inanan | وَعَمِلُوا: ve yapanlar | الصَّالِحَاتِ: iyi işler | لَا: | نُكَلِّفُ: yüklemeyiz | نَفْسًا: hiç kimseye | إِلَّا: başkasını | وُسْعَهَا: gücünün yettiğinden | أُولَٰئِكَ: işte onlar | أَصْحَابُ: halkıdır | الْجَنَّةِ: cennet | هُمْ: onlar | فِيهَا: orada | خَالِدُونَ: ebedi kalacaklardır |
43. |وَنَزَعْنَا: ve çıkarıp atmışızdır | مَا: ne varsa | فِي: içinde | صُدُورِهِمْ: göğüsleri | مِنْ: -den | غِلٍّ: kin- | تَجْرِي: akmaktadır | مِنْ: | تَحْتِهِمُ: altlarından | الْأَنْهَارُ: ırmaklar | وَقَالُوا: ve dediler | الْحَمْدُ: hamdolsun | لِلَّهِ: Allah'a | الَّذِي: o ki | هَدَانَا: lutfedip bizi getirdi | لِهَٰذَا: buraya | وَمَا: | كُنَّا: biz | لِنَهْتَدِيَ: (doğruyu) bulamazdık | لَوْلَا: eğer | أَنْ: | هَدَانَا: bizi getirmeseydi | اللَّهُ: Allah | لَقَدْ: muhakkak | جَاءَتْ: getirmişler | رُسُلُ: elçileri | رَبِّنَا: Rabbimizin | بِالْحَقِّ: gerçeği | وَنُودُوا: onlara seslenildi | أَنْ: | تِلْكُمُ: işte size | الْجَنَّةُ: cennet | أُورِثْتُمُوهَا: o size miras verildi | بِمَا: karşılık | كُنْتُمْ: | تَعْمَلُونَ: yaptıklarınıza |
44. |وَنَادَىٰ: ve seslendi | أَصْحَابُ: halkı | الْجَنَّةِ: cennet | أَصْحَابَ: halkına | النَّارِ: ateş | أَنْ: ki | قَدْ: muhakkak | وَجَدْنَا: biz bulduk | مَا: şeyi | وَعَدَنَا: bize va'dettiğini | رَبُّنَا: Rabbimizin | حَقًّا: gerçek | فَهَلْ: mu? | وَجَدْتُمْ: siz buldunuz | مَا: şeyi | وَعَدَ: size va'dettiğini | رَبُّكُمْ: Rabbinizin | حَقًّا: gerçek | قَالُوا: dediler | نَعَمْ: evet | فَأَذَّنَ: ve seslendi | مُؤَذِّنٌ: bir ünleyici | بَيْنَهُمْ: aralarından | أَنْ: diye | لَعْنَةُ: la'neti | اللَّهِ: Allah'ın | عَلَى: üzerine olsun | الظَّالِمِينَ: zalimlerin |
45. |الَّذِينَ: onlar ki | يَصُدُّونَ: menedip | عَنْ: -ndan | سَبِيلِ: yolu- | اللَّهِ: Allah'ın | وَيَبْغُونَهَا: ve onu isterler | عِوَجًا: eğriltmek | وَهُمْ: ve onlar | بِالْاخِرَةِ: ahireti de | كَافِرُونَ: inkar ederlerdi |
46. |وَبَيْنَهُمَا: iki taraf arasında | حِجَابٌ: bir perde (vardır) | وَعَلَى: ve üzerinde | الْأَعْرَافِ: A'raf | رِجَالٌ: erkekler (vardır) | يَعْرِفُونَ: tanıyan | كُلًّا: hepsini | بِسِيمَاهُمْ: yüzlerindeki işaretleriyle | وَنَادَوْا: ve seslendiler | أَصْحَابَ: halkına | الْجَنَّةِ: cennet | أَنْ: diye | سَلَامٌ: selam olsun | عَلَيْكُمْ: size | لَمْ: | يَدْخُلُوهَا: cennete girmemiş | وَهُمْ: fakat onlar | يَطْمَعُونَ: beklemektedirler |
47. |وَإِذَا: zaman | صُرِفَتْ: çevrildiği | أَبْصَارُهُمْ: gözleri | تِلْقَاءَ: tarafına | أَصْحَابِ: halkı | النَّارِ: ateş | قَالُوا: dediler | رَبَّنَا: Rabbimiz | لَا: | تَجْعَلْنَا: bizi bulundurma | مَعَ: beraber | الْقَوْمِ: toplulukla | الظَّالِمِينَ: zalim |
48. |وَنَادَىٰ: ve seslendiler | أَصْحَابُ: halkı | الْأَعْرَافِ: A'raf | رِجَالًا: birtakım adamlara | يَعْرِفُونَهُمْ: tanıdıkları | بِسِيمَاهُمْ: yüzlerinden | قَالُوا: dediler ki | مَا: | أَغْنَىٰ: hiçbir yarar sağlamadı | عَنْكُمْ: size | جَمْعُكُمْ: topluluğunuzun | وَمَا: ne de | كُنْتُمْ: size | تَسْتَكْبِرُونَ: büyüklük taslamanız |
49. |أَهَٰؤُلَاءِ: bunlar mıydı? | الَّذِينَ: kimseler | أَقْسَمْتُمْ: yemin ettiğiniz | لَا: | يَنَالُهُمُ: onları erdirmeyecek diye | اللَّهُ: Allah | بِرَحْمَةٍ: hiçbir rahmete | ادْخُلُوا: girin | الْجَنَّةَ: cennete | لَا: yoktur | خَوْفٌ: korku | عَلَيْكُمْ: artık size | وَلَا: ve değilsiniz | أَنْتُمْ: siz | تَحْزَنُونَ: üzülecek de |
50. |وَنَادَىٰ: ve seslendiler | أَصْحَابُ: halkı | النَّارِ: ateş | أَصْحَابَ: halkına | الْجَنَّةِ: cennet | أَنْ: diye | أَفِيضُوا: biraz da akıtın | عَلَيْنَا: bizim üzerimize | مِنَ: -dan | الْمَاءِ: su(yunuz)- | أَوْ: veya | مِمَّا: | رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan | اللَّهُ: Allah'ın | قَالُوا: dediler ki | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | حَرَّمَهُمَا: bu ikisini haram etmiştir | عَلَى: üzerine | الْكَافِرِينَ: kafirler |
51. |الَّذِينَ: onlar ki | اتَّخَذُوا: yerine koydular | دِينَهُمْ: dinlerini | لَهْوًا: bir eğlence | وَلَعِبًا: ve oyun | وَغَرَّتْهُمُ: ve kendilerini aldattı | الْحَيَاةُ: hayatı | الدُّنْيَا: dünya | فَالْيَوْمَ: bugün | نَنْسَاهُمْ: biz de onları unuturuz | كَمَا: gibi | نَسُوا: unuttukları | لِقَاءَ: karşılaşacaklarını | يَوْمِهِمْ: günleriyle | هَٰذَا: bu | وَمَا: ve | كَانُوا: ettikleri | بِايَاتِنَا: ayetlerimizi | يَجْحَدُونَ: bile bile inkar |
52. |وَلَقَدْ: gerçekten | جِئْنَاهُمْ: onlara getirdik | بِكِتَابٍ: bir Kitap | فَصَّلْنَاهُ: açıkladığımız | عَلَىٰ: göre | عِلْمٍ: bilgiye | هُدًى: yol gösterici | وَرَحْمَةً: ve rahmet olan | لِقَوْمٍ: bir toplum için | يُؤْمِنُونَ: inanan |
53. |هَلْ: mı? | يَنْظُرُونَ: gözetiyorlar | إِلَّا: ille | تَأْوِيلَهُ: onun te'vilini | يَوْمَ: gün | يَأْتِي: geldiği | تَأْوِيلُهُ: onun te'vili | يَقُولُ: derler ki | الَّذِينَ: olanlar | نَسُوهُ: onu unutmuş | مِنْ: | قَبْلُ: önceden | قَدْ: doğrusu | جَاءَتْ: getirmiş | رُسُلُ: elçileri | رَبِّنَا: Rabbimizin | بِالْحَقِّ: gerçeği | فَهَلْ: var mı ki? | لَنَا: bizim | مِنْ: | شُفَعَاءَ: şefa'atçilerimiz | فَيَشْفَعُوا: şefa'at etsinler | لَنَا: bize | أَوْ: yahut | نُرَدُّ: tekrar geri döndürülür müyüz ki | فَنَعْمَلَ: yapalım | غَيْرَ: başkasını | الَّذِي: şeylerden | كُنَّا: | نَعْمَلُ: yaptıklarımızdan | قَدْ: muhakkak | خَسِرُوا: onlar ziyana soktular | أَنْفُسَهُمْ: kendilerini | وَضَلَّ: ve saptı | عَنْهُمْ: kendilerinden | مَا: şeyler | كَانُوا: oldukları | يَفْتَرُونَ: uyduruyor |
54. |إِنَّ: şüphesiz | رَبَّكُمُ: Rabbiniz | اللَّهُ: o Allah'tır | الَّذِي: ki | خَلَقَ: yarattı | السَّمَاوَاتِ: gökleri | وَالْأَرْضَ: ve yeri | فِي: içinde | سِتَّةِ: altı | أَيَّامٍ: gün | ثُمَّ: sonra | اسْتَوَىٰ: istiva etti | عَلَى: üzerine | الْعَرْشِ: Arş | يُغْشِي: bürüyüp örter | اللَّيْلَ: geceyi | النَّهَارَ: gündüz(ün üzerin)e | يَطْلُبُهُ: onu kovalayan | حَثِيثًا: durmadan | وَالشَّمْسَ: ve güneşi | وَالْقَمَرَ: ve ayı | وَالنُّجُومَ: ve yıldızları | مُسَخَّرَاتٍ: boyun eğmiş vaziyette | بِأَمْرِهِ: buyruğuna | أَلَا: İyi bilin ki | لَهُ: O'nundur | الْخَلْقُ: yaratma | وَالْأَمْرُ: ve emir | تَبَارَكَ: ne uludur | اللَّهُ: Allah | رَبُّ: Rabbi | الْعَالَمِينَ: Âlemlerin |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; A’râf Suresi 38-54. Ayetler) — kuranmeali.eu/7/38
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.