Mücâdele Suresi 9-22. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
9. |
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
إِذَا:
zaman 
|
تَنَاجَيْتُمْ:
aranızda gizli konuştuğunuz 
|
فَلَا:

|
تَتَنَاجَوْا:
konuşmayın 
|
بِالْإِثْمِ:
günah üzerinde 
|
وَالْعُدْوَانِ:
ve düşmanlık 
|
وَمَعْصِيَتِ:
ve karşı gelme 
|
الرَّسُولِ:
Elçiye 
|
وَتَنَاجَوْا:
(fakat) konuşun 
|
بِالْبِرِّ:
iyilik üzerinde 
|
وَالتَّقْوَىٰ:
ve takva 
|
وَاتَّقُوا:
ve korkun 
|
اللَّهَ:
Allah'tan 
|
الَّذِي:

|
إِلَيْهِ:
huzuruna 
|
تُحْشَرُونَ:
toplanacağınız 
|
10. |
إِنَّمَا:
şüphesiz 
|
النَّجْوَىٰ:
gizli konuşma 
|
مِنَ:
-dandır 
|
الشَّيْطَانِ:
şeytan- 
|
لِيَحْزُنَ:
üzülsünler diye 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
وَلَيْسَ:
ve değildir 
|
بِضَارِّهِمْ:
onlara zarar verecek 
|
شَيْئًا:
hiçbir 
|
إِلَّا:
olmadıkça 
|
بِإِذْنِ:
izni 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
وَعَلَى:
ve 
|
اللَّهِ:
Allah'a 
|
فَلْيَتَوَكَّلِ:
dayansınlar 
|
الْمُؤْمِنُونَ:
mü'minler 
|
11. |
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
إِذَا:
zaman 
|
قِيلَ:
dendiği 
|
لَكُمْ:
size 
|
تَفَسَّحُوا:
yer açın 
|
فِي:

|
الْمَجَالِسِ:
meclislerde 
|
فَافْسَحُوا:
yer açın ki 
|
يَفْسَحِ:
genişlik versin 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
لَكُمْ:
size 
|
وَإِذَا:
zaman da 
|
قِيلَ:
dendiği 
|
انْشُزُوا:
kalkın 
|
فَانْشُزُوا:
kalkın ki 
|
يَرْفَعِ:
yükseltsin 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
الَّذِينَ:
kimseleri 
|
امَنُوا:
inanan(ları) 
|
مِنْكُمْ:
sizden 
|
وَالَّذِينَ:
ve kendilerine 
|
أُوتُوا:
verilenleri 
|
الْعِلْمَ:
ilim 
|
دَرَجَاتٍ:
derecelerle 
|
وَاللَّهُ:
ve Allah 
|
بِمَا:
şeyleri 
|
تَعْمَلُونَ:
yaptıklarınız 
|
خَبِيرٌ:
haber almaktadır 
|
12. |
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
إِذَا:
zaman 
|
نَاجَيْتُمُ:
siz gizli konuşacağınız 
|
الرَّسُولَ:
Elçi ile 
|
فَقَدِّمُوا:
verin 
|
بَيْنَ:
önce 
|
يَدَيْ:
önce 
|
نَجْوَاكُمْ:
gizli konuşmanızdan 
|
صَدَقَةً:
bir sadaka 
|
ذَٰلِكَ:
bu 
|
خَيْرٌ:
daha hayırlıdır 
|
لَكُمْ:
sizin için 
|
وَأَطْهَرُ:
ve daha temizdir 
|
فَإِنْ:
şayet 
|
لَمْ:

|
تَجِدُوا:
bulamazsınız 
|
فَإِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
غَفُورٌ:
bağışlayandır 
|
رَحِيمٌ:
esirgeyendir 
|
13. |
أَأَشْفَقْتُمْ:
korktunuz mu? 
|
أَنْ:

|
تُقَدِّمُوا:
vermenizden 
|
بَيْنَ:
önce 
|
يَدَيْ:
önce 
|
نَجْوَاكُمْ:
gizli konuşmanızdan 
|
صَدَقَاتٍ:
sadaka 
|
فَإِذْ:
çünkü 
|
لَمْ:

|
تَفْعَلُوا:
yapmadınız 
|
وَتَابَ:
ve affetti 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
عَلَيْكُمْ:
sizi 
|
فَأَقِيمُوا:
zira doğrulun 
|
الصَّلَاةَ:
SaLâTe/Desteğe 
|
وَاتُوا:
ve verin 
|
الزَّكَاةَ:
zekatı 
|
وَأَطِيعُوا:
ve ita'at edin 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
وَرَسُولَهُ:
ve Elçisine 
|
وَاللَّهُ:
ve Allah 
|
خَبِيرٌ:
bilmektedir 
|
بِمَا:
şeyleri 
|
تَعْمَلُونَ:
yaptıklarınız 
|
14. |
أَلَمْ:

|
تَرَ:
görmedin mi? 
|
إِلَى:

|
الَّذِينَ:
kimseleri 
|
تَوَلَّوْا:
dost edinen(leri) 
|
قَوْمًا:
bir topluluğu 
|
غَضِبَ:
gazabettiği 
|
اللَّهُ:
Allah'ın 
|
عَلَيْهِمْ:
kendilerine 
|
مَا:
değildir 
|
هُمْ:
onlar 
|
مِنْكُمْ:
sizden 
|
وَلَا:
ve değildir 
|
مِنْهُمْ:
onlardan 
|
وَيَحْلِفُونَ:
ve yemin ediyorlar 
|
عَلَى:
üzere 
|
الْكَذِبِ:
yalan 
|
وَهُمْ:
ve onlar 
|
يَعْلَمُونَ:
bilerek 
|
15. |
أَعَدَّ:
hazırlamıştır 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
لَهُمْ:
onlar için 
|
عَذَابًا:
bir azab 
|
شَدِيدًا:
çetin 
|
إِنَّهُمْ:
şüphesiz onlar 
|
سَاءَ:
ne kötü 
|
مَا:
şeyler 
|
كَانُوا:

|
يَعْمَلُونَ:
yapıyorlar 
|
16. |
اتَّخَذُوا:
yaptılar 
|
أَيْمَانَهُمْ:
yeminlerini 
|
جُنَّةً:
kalkan 
|
فَصَدُّوا:
ve engel oldular 
|
عَنْ:
-ndan 
|
سَبِيلِ:
yolu- 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
فَلَهُمْ:
onlar için vardır 
|
عَذَابٌ:
bir azab 
|
مُهِينٌ:
küçük düşürücü 
|
17. |
لَنْ:

|
تُغْنِيَ:
koruyamaz 
|
عَنْهُمْ:
kendilerini 
|
أَمْوَالُهُمْ:
malları 
|
وَلَا:
ne de 
|
أَوْلَادُهُمْ:
çocukları 
|
مِنَ:
karşı 
|
اللَّهِ:
Allah'a 
|
شَيْئًا:
hiçbir şey 
|
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
أَصْحَابُ:
halkıdır 
|
النَّارِ:
ateş 
|
هُمْ:
onlar 
|
فِيهَا:
orada 
|
خَالِدُونَ:
sürekli kalacaklardır 
|
18. |
يَوْمَ:
(o) gün 
|
يَبْعَثُهُمُ:
tekrar diriltir 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
جَمِيعًا:
onların hepsini 
|
فَيَحْلِفُونَ:
sonra yemin ederler 
|
لَهُ:
O'na da 
|
كَمَا:
gibi 
|
يَحْلِفُونَ:
yemin ettikleri 
|
لَكُمْ:
size 
|
وَيَحْسَبُونَ:
ve sanırlar 
|
أَنَّهُمْ:
kendilerini 
|
عَلَىٰ:
üzerinde 
|
شَيْءٍ:
bir şey 
|
أَلَا:
iyi bilin ki 
|
إِنَّهُمْ:
elbette onlar 
|
هُمُ:
onlar 
|
الْكَاذِبُونَ:
yalancılardır 
|
19. |
اسْتَحْوَذَ:
kuşatmıştır 
|
عَلَيْهِمُ:
onları 
|
الشَّيْطَانُ:
şeytan 
|
فَأَنْسَاهُمْ:
ve onlara unutturmuştur 
|
ذِكْرَ:
anmayı 
|
اللَّهِ:
Allah'ı 
|
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
حِزْبُ:
hizbidir 
|
الشَّيْطَانِ:
şeytanın 
|
أَلَا:
dikkat edin 
|
إِنَّ:
muhakkak ki 
|
حِزْبَ:
hizbi 
|
الشَّيْطَانِ:
şeytanın 
|
هُمُ:
onlar 
|
الْخَاسِرُونَ:
kaybedecektir 
|
20. |
إِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
يُحَادُّونَ:
düşman olan(lar) 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
وَرَسُولَهُ:
ve Elçisine 
|
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
فِي:
arasındadırlar 
|
الْأَذَلِّينَ:
en alçaklar 
|
21. |
كَتَبَ:
yazmıştır 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
لَأَغْلِبَنَّ:
elbette galib geleceğiz 
|
أَنَا:
ben 
|
وَرُسُلِي:
ve elçilerim 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
قَوِيٌّ:
güçlüdür 
|
عَزِيزٌ:
galiptir 
|
22. |
لَا:

|
تَجِدُ:
bulamazsın 
|
قَوْمًا:
bir milletin 
|
يُؤْمِنُونَ:
inanan 
|
بِاللَّهِ:
Allah'a 
|
وَالْيَوْمِ:
ve gününe 
|
الْاخِرِ:
ahiret 
|
يُوَادُّونَ:
dostluk eder 
|
مَنْ:
olanlarla 
|
حَادَّ:
düşman 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
وَرَسُولَهُ:
ve Elçisine 
|
وَلَوْ:
şayet 
|
كَانُوا:
olsa bile 
|
ابَاءَهُمْ:
babaları 
|
أَوْ:
yahut 
|
أَبْنَاءَهُمْ:
oğulları 
|
أَوْ:
yahut 
|
إِخْوَانَهُمْ:
kardeşleri 
|
أَوْ:
yahut 
|
عَشِيرَتَهُمْ:
akrabaları 
|
أُولَٰئِكَ:
işte 
|
كَتَبَ:
yazmıştır 
|
فِي:

|
قُلُوبِهِمُ:
onların kalblerine 
|
الْإِيمَانَ:
iman 
|
وَأَيَّدَهُمْ:
ve onları desteklemiştir 
|
بِرُوحٍ:
bir ruh ile 
|
مِنْهُ:
kendinden 
|
وَيُدْخِلُهُمْ:
ve onları sokacaktır 
|
جَنَّاتٍ:
cennetlere 
|
تَجْرِي:
akan 
|
مِنْ:

|
تَحْتِهَا:
altlarından 
|
الْأَنْهَارُ:
ırmaklar 
|
خَالِدِينَ:
ebedi kalacaklardır 
|
فِيهَا:
orada 
|
رَضِيَ:
razı olmuştur 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
عَنْهُمْ:
onlardan 
|
وَرَضُوا:
onlar da razı olmuşlardır 
|
عَنْهُ:
O'ndan 
|
أُولَٰئِكَ:
işte onlar 
|
حِزْبُ:
hizbidir 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
أَلَا:
dikkat edin 
|
إِنَّ:
muhakkak ki 
|
حِزْبَ:
hizbidir 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
هُمُ:
onlar 
|
الْمُفْلِحُونَ:
başarıya ulaşacak olanlardır 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Mücâdele Suresi 9-22. Ayetler) — kuranmeali.eu/58/9
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.