Hucurât Suresi 12-17. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
12. |
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
اجْتَنِبُوا:
sakının 
|
كَثِيرًا:
çok 
|
مِنَ:
-dan 
|
الظَّنِّ:
zan- 
|
إِنَّ:
zira 
|
بَعْضَ:
bir kısmı 
|
الظَّنِّ:
zannın 
|
إِثْمٌ:
günahtır 
|
وَلَا:
ve 
|
تَجَسَّسُوا:
merak etmeyin 
|
وَلَا:
ve 
|
يَغْتَبْ:
arkasından çekiştirmesin 
|
بَعْضُكُمْ:
biriniz 
|
بَعْضًا:
diğerinizi 
|
أَيُحِبُّ:
sever mi? 
|
أَحَدُكُمْ:
biriniz 
|
أَنْ:

|
يَأْكُلَ:
yemeği 
|
لَحْمَ:
etini 
|
أَخِيهِ:
kardeşinin 
|
مَيْتًا:
ölmüş 
|
فَكَرِهْتُمُوهُ:
işte bundan iğrendiniz 
|
وَاتَّقُوا:
o halde korkun 
|
اللَّهَ:
Allah'tan 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
تَوَّابٌ:
tevbeyi çok kabul edendir 
|
رَحِيمٌ:
çok esirgeyendir 
|
13. |
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
النَّاسُ:
insanlar 
|
إِنَّا:
elbette biz 
|
خَلَقْنَاكُمْ:
sizi yarattık 
|
مِنْ:
-ten 
|
ذَكَرٍ:
bir erkek- 
|
وَأُنْثَىٰ:
ve bir kadın(dan) 
|
وَجَعَلْنَاكُمْ:
ve ayırdık sizi 
|
شُعُوبًا:
milletlere 
|
وَقَبَائِلَ:
ve kabilelere 
|
لِتَعَارَفُوا:
birbirinizi tanımanız için 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
أَكْرَمَكُمْ:
en üstün olanınız 
|
عِنْدَ:
yanında 
|
اللَّهِ:
Allah 
|
أَتْقَاكُمْ:
en çok korunanınızdır 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
عَلِيمٌ:
bilendir 
|
خَبِيرٌ:
haber alandır 
|
14. |
قَالَتِ:
dediler 
|
الْأَعْرَابُ:
araplar 
|
امَنَّا:
inandık 
|
قُلْ:
de ki 
|
لَمْ:

|
تُؤْمِنُوا:
inanmadınız 
|
وَلَٰكِنْ:
fakat 
|
قُولُوا:
deyin 
|
أَسْلَمْنَا:
islam olduk 
|
وَلَمَّا:
henüz 
|
يَدْخُلِ:
girmedi 
|
الْإِيمَانُ:
iman 
|
فِي:

|
قُلُوبِكُمْ:
kalblerinize 
|
وَإِنْ:
ve eğer 
|
تُطِيعُوا:
ita'at ederseniz 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
وَرَسُولَهُ:
ve Elçisine 
|
لَا:

|
يَلِتْكُمْ:
size eksiltmez 
|
مِنْ:
-den 
|
أَعْمَالِكُمْ:
amelleriniz- 
|
شَيْئًا:
hiçbir şeyi 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
غَفُورٌ:
çok bağışlayandır 
|
رَحِيمٌ:
çok esirgeyendir 
|
15. |
إِنَّمَا:
şüphesiz 
|
الْمُؤْمِنُونَ:
Mü'minler 
|
الَّذِينَ:
kimselerdir 
|
امَنُوا:
iman eden(lerdir) 
|
بِاللَّهِ:
Allah'a 
|
وَرَسُولِهِ:
ve Elçisine 
|
ثُمَّ:
sonra 
|
لَمْ:

|
يَرْتَابُوا:
şüphe etmeyenlerdir 
|
وَجَاهَدُوا:
ve cihad edenlerdir 
|
بِأَمْوَالِهِمْ:
mallarıyle 
|
وَأَنْفُسِهِمْ:
ve canlarıyle 
|
فِي:

|
سَبِيلِ:
yolunda 
|
اللَّهِ:
Allah 
|
أُولَٰئِكَ:
işte 
|
هُمُ:
onlardır 
|
الصَّادِقُونَ:
doğru olanlar 
|
16. |
قُلْ:
de ki 
|
أَتُعَلِّمُونَ:
siz mi öğreteceksiniz? 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
بِدِينِكُمْ:
dininizi 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
يَعْلَمُ:
bilir 
|
مَا:
olanları 
|
فِي:

|
السَّمَاوَاتِ:
göklerde 
|
وَمَا:
ve olanları 
|
فِي:

|
الْأَرْضِ:
yerde 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
بِكُلِّ:
her 
|
شَيْءٍ:
şeyi 
|
عَلِيمٌ:
bilendir 
|
17. |
يَمُنُّونَ:
başına kakıyorlar 
|
عَلَيْكَ:
senin 
|
أَنْ:

|
أَسْلَمُوا:
İslam olmalarını 
|
قُلْ:
de ki 
|
لَا:

|
تَمُنُّوا:
başıma kakmayın 
|
عَلَيَّ:
benim 
|
إِسْلَامَكُمْ:
müslüman olmanızı 
|
بَلِ:
tersine 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
يَمُنُّ:
minnet eder 
|
عَلَيْكُمْ:
size 
|
أَنْ:

|
هَدَاكُمْ:
size hidayeti nedeniyle 
|
لِلْإِيمَانِ:
imana 
|
إِنْ:
eğer 
|
كُنْتُمْ:
iseniz 
|
صَادِقِينَ:
doğrulardan 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Hucurât Suresi 12-17. Ayetler) — kuranmeali.eu/49/12
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.