Muhammed Suresi 20-27. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
20. |
وَيَقُولُ:
ve derler 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
لَوْلَا:
değil miydi? 
|
نُزِّلَتْ:
indirilmeli 
|
سُورَةٌ:
bir sure 
|
فَإِذَا:
zaman 
|
أُنْزِلَتْ:
indirildiği 
|
سُورَةٌ:
bir sure 
|
مُحْكَمَةٌ:
hükmü açık 
|
وَذُكِرَ:
ve söz edilince 
|
فِيهَا:
onda 
|
الْقِتَالُ:
savaştan 
|
رَأَيْتَ:
görürsün 
|
الَّذِينَ:
kimselerin 
|
فِي:
bulunan 
|
قُلُوبِهِمْ:
kalblerinde 
|
مَرَضٌ:
hastalık 
|
يَنْظُرُونَ:
baktıklarını 
|
إِلَيْكَ:
sana 
|
نَظَرَ:
bakışı gibi 
|
الْمَغْشِيِّ:
baygınlık çökmüş 
|
عَلَيْهِ:
üzerine 
|
مِنَ:
-den 
|
الْمَوْتِ:
ölüm- 
|
فَأَوْلَىٰ:
daha yakın 
|
لَهُمْ:
onlara 
|
21. |
طَاعَةٌ:
ita'at etmektir 
|
وَقَوْلٌ:
ve söylemektir 
|
مَعْرُوفٌ:
güzel 
|
فَإِذَا:
zaman 
|
عَزَمَ:
azmedildiği 
|
الْأَمْرُ:
işe 
|
فَلَوْ:
şayet 
|
صَدَقُوا:
sadık kalsalardı 
|
اللَّهَ:
Allah'a 
|
لَكَانَ:
elbette olurdu 
|
خَيْرًا:
daha iyi 
|
لَهُمْ:
kendileri için 
|
22. |
فَهَلْ:
öyle mi? 
|
عَسَيْتُمْ:
belki de 
|
إِنْ:
eğer 
|
تَوَلَّيْتُمْ:
işbaşına gelecek olursanız 
|
أَنْ:

|
تُفْسِدُوا:
bozgunculuk yapacaksınız 
|
فِي:

|
الْأَرْضِ:
yeryüzünde 
|
وَتُقَطِّعُوا:
ve koparacaksınız 
|
أَرْحَامَكُمْ:
rahimleri (akrabalık bağlarını) 
|
23. |
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
الَّذِينَ:
kimselerdir 
|
لَعَنَهُمُ:
la'netlediği 
|
اللَّهُ:
Allah'ın 
|
فَأَصَمَّهُمْ:
sağır yaptığı 
|
وَأَعْمَىٰ:
ve kör ettiği 
|
أَبْصَارَهُمْ:
gözlerini 
|
24. |
أَفَلَا:

|
يَتَدَبَّرُونَ:
düşünmüyorlar mı? 
|
الْقُرْانَ:
Kur'an'ı 
|
أَمْ:
yoksa 
|
عَلَىٰ:
üzerinde 
|
قُلُوبٍ:
kalbler(inin) 
|
أَقْفَالُهَا:
kilitleri (-mi var?) 
|
25. |
إِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:
kimselere 
|
ارْتَدُّوا:
dönen(lere) 
|
عَلَىٰ:
üzerine 
|
أَدْبَارِهِمْ:
arkaları 
|
مِنْ:

|
بَعْدِ:
sonra 
|
مَا:

|
تَبَيَّنَ:
belli olduktan 
|
لَهُمُ:
kendilerine 
|
الْهُدَى:
doğru yol 
|
الشَّيْطَانُ:
şeytan 
|
سَوَّلَ:
sürüklemiştir 
|
لَهُمْ:
onları 
|
وَأَمْلَىٰ:
ve uzun emellere düşürmüştür 
|
لَهُمْ:
onları 
|
26. |
ذَٰلِكَ:
bu böyledir 
|
بِأَنَّهُمْ:
çünkü onlar 
|
قَالُوا:
dediler 
|
لِلَّذِينَ:
kimselere 
|
كَرِهُوا:
hoşlanmayan(lara) 
|
مَا:

|
نَزَّلَ:
indirdiğinden 
|
اللَّهُ:
Allah'ın 
|
سَنُطِيعُكُمْ:
size ita'at edeceğiz 
|
فِي:

|
بَعْضِ:
bazısında 
|
الْأَمْرِ:
işin 
|
وَاللَّهُ:
oysa Allah 
|
يَعْلَمُ:
biliyor 
|
إِسْرَارَهُمْ:
onların gizlediklerini 
|
27. |
فَكَيْفَ:
nice olur? 
|
إِذَا:

|
تَوَفَّتْهُمُ:
canlarını alırken 
|
الْمَلَائِكَةُ:
melekler 
|
يَضْرِبُونَ:
vurarak 
|
وُجُوهَهُمْ:
yüzlerine 
|
وَأَدْبَارَهُمْ:
ve arkalarına 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Muhammed Suresi 20-27. Ayetler) — kuranmeali.eu/47/20
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.