Mü’min Suresi 9-24. Ayet — Kırık Meal (Okunuş) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
9. |
ve ḳihimu:
ve onları koru 
|
s-seyyiāti:
kötülüklerden 
|
ve men:
ve kimi 
|
teḳi:
sen korursan 
|
s-seyyiāti:
kötülüklerden 
|
yevmeiƶin:
o gün 
|
feḳad:
elbette 
|
raHimtehu:
ona acımışsındır 
|
ve ƶālike:
ve işte budur 
|
huve:
o 
|
l-fevzu:
başarı 
|
l-ǎZīmu:
büyük 
|
10. |
inne:
şüphesiz 
|
elleƶīne:
kimselere 
|
keferū:
inkar eden(lere) 
|
yunādevne:
(şöyle) seslenilir 
|
lemeḳtu:
(size) kızması 
|
llahi:
Allah'ın 
|
ekberu:
daha büyüktür 
|
min:
-dan 
|
meḳtikum:
sizin kızmanız- 
|
enfusekum:
kendi kendinize 
|
iƶ:
zira 
|
tud'ǎvne:
siz çağrılırdınız 
|
ilā:

|
l-īmāni:
imana 
|
fe tekfurūne:
fakat inkar ederdiniz 
|
11. |
ḳālū:
dediler ki 
|
rabbenā:
Rabbimiz 
|
emettenā:
bizi öldürdün 
|
ṧneteyni:
iki kez 
|
ve eHyeytenā:
ve dirilttin 
|
ṧneteyni:
iki kez 
|
feǎ'terafnā:
itiraf ettik 
|
biƶunūbinā:
günahlarımızı 
|
fehel:
var mı? 
|
ilā:

|
ḣurūcin:
çıkmak için 
|
min:
hiçbir 
|
sebīlin:
bir yol 
|
12. |
ƶālikum:
bu 
|
biennehu:
sebebiyledir 
|
iƶā:
zaman 
|
duǐye:
çağrıldığınız 
|
llahu:
Allah'a 
|
veHdehu:
tek olan 
|
kefertum:
inkar etmeniz 
|
vein:
ve eğer 
|
yuşrak:
ortak koşulursa 
|
bihi:
O'na 
|
tu'minū:
inanmanız 
|
felHukmu:
artık hüküm 
|
lillahi:
Allah'a aittir 
|
l-ǎliyyi:
yüce 
|
l-kebīri:
ve büyük 
|
13. |
huve:
O'dur 
|
lleƶī:
ki 
|
yurīkum:
size gösteriyor 
|
āyātihi:
ayetlerini 
|
ve yunezzilu:
ve indiriyor 
|
lekum:
sizin için 
|
mine:
-ten 
|
s-semāi:
gök- 
|
rizḳan:
rızık 
|
vemā:
ve 
|
yeteƶekkeru:
öğüt almaz 
|
illā:
başkası 
|
men:
kimseden 
|
yunību:
(O'na) yönelen 
|
14. |
fed'ǔ:
o halde çağırın 
|
llahe:
Allah'a 
|
muḣliSīne:
halis kılarak 
|
lehu:
yalnız O'na 
|
d-dīne:
dini 
|
velev:
şayet 
|
kerihe:
hoşuna gitmese de 
|
l-kāfirūne:
kafirlerin 
|
15. |
rafīǔ:
yükselten 
|
d-deracāti:
dereceleri 
|
ƶū:
sahibi 
|
l-ǎrşi:
Arş'ın 
|
yulḳī:
indirir 
|
r-rūHa:
ruhu 
|
min:

|
emrihi:
emrinden olan 
|
ǎlā:
üzerine 
|
men:

|
yeşā'u:
dilediği 
|
min:
-ndan 
|
ǐbādihi:
kulları- 
|
liyunƶira:
uyarmak için 
|
yevme:
gününe karşı 
|
t-telāḳi:
buluşma 
|
16. |
yevme:
o gün 
|
hum:
onlar 
|
bārizūne:
ortaya çıkarlar 
|
lā:

|
yeḣfā:
gizli kalmaz 
|
ǎlā:

|
llahi:
Allah'a 
|
minhum:
onlardan 
|
şey'un:
hiçbir şey 
|
limeni:
kimindir? 
|
l-mulku:
mülk 
|
l-yevme:
bugün 
|
lillahi:
Allah'ın 
|
l-vāHidi:
tek 
|
l-ḳahhāri:
ve kahhar 
|
17. |
El-yevme:
bugün 
|
tuczā:
cezalanır 
|
kullu:
her 
|
nefsin:
can 
|
bimā:

|
kesebet:
kazandığıyle 
|
lā:
yoktur 
|
Zulme:
zulüm 
|
l-yevme:
bugün 
|
inne:
şüphesiz 
|
llahe:
Allah 
|
serīǔ:
çabuk görendir 
|
l-Hisābi:
hesabı 
|
18. |
ve enƶirhum:
ve onları uyar 
|
yevme:
güne (karşı) 
|
l-āzifeti:
yaklaşan 
|
iƶi:
zira 
|
l-ḳulūbu:
yürekler 
|
ledā:
dayanmıştır 
|
l-Hanāciri:
gırtlaklara 
|
kāZimīne:
yutkunur dururlar 
|
mā:
yoktur 
|
liZZālimīne:
zalimlerin 
|
min:
hiçbir 
|
Hamīmin:
dostu 
|
ve lā:
ve yoktur 
|
şefīǐn:
bir aracıları 
|
yuTāǔ:
sözü tutulur 
|
19. |
yeǎ'lemu:
bilir 
|
ḣāinete:
hain(bakışlar)ını 
|
l-eǎ'yuni:
gözlerin 
|
ve mā:
ve ne 
|
tuḣfī:
gizliyorlarsa 
|
S-Sudūru:
göğüslerinde 
|
20. |
vallahu:
Allah 
|
yeḳDī:
hükmeder 
|
bil-Haḳḳi:
hak ile 
|
velleƶīne:
kimseler ise 
|
yed'ǔne:
yalvardıkları 
|
min:

|
dūnihi:
O'ndan başka 
|
lā:

|
yeḳDūne:
hüküm veremezler 
|
bişey'in:
hiçbir şeye 
|
inne:
çünkü 
|
llahe:
Allah 
|
huve:
O 
|
s-semīǔ:
işitendir 
|
l-beSīru:
görendir 
|
21. |
evelem:

|
yesīrū:
gezip dolaşmadılar mı? 
|
fī:

|
l-erDi:
yeryüzünde 
|
fe yenZurū:
görsünler 
|
keyfe:
nasıl 
|
kāne:
olduğunu 
|
ǎāḳibetu:
sonunun 
|
elleƶīne:
kimselerin 
|
kānū:
olan 
|
min:

|
ḳablihim:
kendilerinden önceki 
|
kānū:
idiler 
|
hum:
onlar 
|
eşedde:
daha üstün 
|
minhum:
kendilerinden 
|
ḳuvveten:
kuvvet bakımından 
|
ve āṧāran:
ve eserleri bakımından 
|
fī:

|
l-erDi:
yeryüzündeki 
|
feeḣaƶehumu:
fakat onları yakaladı 
|
llahu:
Allah 
|
biƶunūbihim:
günahları yüzünden 
|
ve mā:
ve 
|
kāne:
olmadı 
|
lehum:
onları 
|
mine:
karşı 
|
llahi:
Allah'a 
|
min:
hiçbir 
|
vāḳin:
koruyan 
|
22. |
ƶālike:
bu 
|
biennehum:
onların (sebebiyledir) 
|
kānet:
olmaları 
|
te'tīhim:
onlara getirirdi 
|
rusuluhum:
elçileri 
|
bil-beyyināti:
açık kanıtlar 
|
fekeferū:
ama inkar ediyorlardı 
|
feeḣaƶehumu:
bu yüzden onları yakaladı 
|
llahu:
Allah 
|
innehu:
zira O 
|
ḳaviyyun:
güçlüdür 
|
şedīdu:
çetin olandır 
|
l-ǐḳābi:
cezası 
|
23. |
veleḳad:
ve andolsun 
|
erselnā:
biz gönderdik 
|
mūsā:
Musa'yı 
|
biāyātinā:
ayetlerimizle 
|
ve sulTānin:
ve bir yetki ile 
|
mubīnin:
apaçık 
|
24. |
ilā:

|
fir'ǎvne:
Fir'avn'e 
|
vehāmāne:
ve Haman'a 
|
ve ḳārūne:
ve Karun'a 
|
feḳālū:
dediler 
|
sāHirun:
bir büyücüdür 
|
keƶƶābun:
yalancı 
|
( Kırık Meal (Okunuş) Meali; Mü’min Suresi 9-24. Ayetler) — kuranmeali.eu/40/9
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.