Sâd Suresi 20-28. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
20. |
وَشَدَدْنَا:
güçlendirmiştik 
|
مُلْكَهُ:
onun mülkünü 
|
وَاتَيْنَاهُ:
ve kendisine vermiştik 
|
الْحِكْمَةَ:
hikmet 
|
وَفَصْلَ:
ve ayırd edici 
|
الْخِطَابِ:
konuşma 
|
21. |
وَهَلْ:
-mi? 
|
أَتَاكَ:
sana geldi- 
|
نَبَأُ:
haberi 
|
الْخَصْمِ:
davacıların 
|
إِذْ:
hani 
|
تَسَوَّرُوا:
tırmanmışlardı 
|
الْمِحْرَابَ:
mabed(in duvarına) 
|
22. |
إِذْ:
hani 
|
دَخَلُوا:
girmişlerdi 
|
عَلَىٰ:
yanına 
|
دَاوُودَ:
Davud'un 
|
فَفَزِعَ:
ve korkmuştu 
|
مِنْهُمْ:
onlardan 
|
قَالُوا:
dediler 
|
لَا:

|
تَخَفْ:
korkma 
|
خَصْمَانِ:
biz iki davacıyız 
|
بَغَىٰ:
saldırdı 
|
بَعْضُنَا:
birimiz 
|
عَلَىٰ:
hakkına 
|
بَعْضٍ:
ötekinin 
|
فَاحْكُمْ:
şimdi sen hükmet 
|
بَيْنَنَا:
aramızda 
|
بِالْحَقِّ:
hak ile 
|
وَلَا:
ve 
|
تُشْطِطْ:
haksızlık etme 
|
وَاهْدِنَا:
bizi götür 
|
إِلَىٰ:

|
سَوَاءِ:
ortasına (adalete) 
|
الصِّرَاطِ:
yolun 
|
23. |
إِنَّ:
doğrusu 
|
هَٰذَا:
bu 
|
أَخِي:
kardeşimin 
|
لَهُ:
vardır 
|
تِسْعٌ:
(doksan) dokuz 
|
وَتِسْعُونَ:
doksan (dokuz) 
|
نَعْجَةً:
koyunu 
|
وَلِيَ:
benim ise vardır 
|
نَعْجَةٌ:
koyunum 
|
وَاحِدَةٌ:
bir tek 
|
فَقَالَ:
fakat (kardeşim) dedi 
|
أَكْفِلْنِيهَا:
onu da bana ver 
|
وَعَزَّنِي:
ve bana ağır bastı 
|
فِي:

|
الْخِطَابِ:
konuşmada 
|
24. |
قَالَ:
(Davud) dedi ki 
|
لَقَدْ:
andolsun 
|
ظَلَمَكَ:
sana zulmetmiştir 
|
بِسُؤَالِ:
istemekle 
|
نَعْجَتِكَ:
senin koyununu 
|
إِلَىٰ:

|
نِعَاجِهِ:
kendi koyunlarına 
|
وَإِنَّ:
ve zaten 
|
كَثِيرًا:
çoğu 
|
مِنَ:

|
الْخُلَطَاءِ:
karıştıran(ortak)ların 
|
لَيَبْغِي:
zulmederler 
|
بَعْضُهُمْ:
biri 
|
عَلَىٰ:
üzerine 
|
بَعْضٍ:
diğeri 
|
إِلَّا:
yalnız bunun dışındadır 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
وَعَمِلُوا:
ve yapanlar 
|
الصَّالِحَاتِ:
iyi işler 
|
وَقَلِيلٌ:
ve azdır 
|
مَا:
ne kadar 
|
هُمْ:
onlar 
|
وَظَنَّ:
ve sandı 
|
دَاوُودُ:
Davud 
|
أَنَّمَا:

|
فَتَنَّاهُ:
kendisini denediğimizi 
|
فَاسْتَغْفَرَ:
mağfiret diledi 
|
رَبَّهُ:
Rabbinden 
|
وَخَرَّ:
ve kapandı 
|
رَاكِعًا:
eğilerek (secdeye) 
|
وَأَنَابَ:
ve (bize) döndü 
|
25. |
فَغَفَرْنَا:
biz de affettik 
|
لَهُ:
ondan 
|
ذَٰلِكَ:
bunu 
|
وَإِنَّ:
ve şüphesiz 
|
لَهُ:
onun vardır 
|
عِنْدَنَا:
yanımızda 
|
لَزُلْفَىٰ:
bir yakınlığı 
|
وَحُسْنَ:
ve güzel 
|
مَابٍ:
bir geleceği 
|
26. |
يَا:
EY/HEY/AH 
|
دَاوُودُ:
Davud 
|
إِنَّا:
elbette biz 
|
جَعَلْنَاكَ:
seni yaptık 
|
خَلِيفَةً:
hükümdar 
|
فِي:

|
الْأَرْضِ:
yeryüzünde 
|
فَاحْكُمْ:
o halde hükmet 
|
بَيْنَ:
arasında 
|
النَّاسِ:
insanlar 
|
بِالْحَقِّ:
adaletle 
|
وَلَا:
ve 
|
تَتَّبِعِ:
uyma 
|
الْهَوَىٰ:
keyf(in)e 
|
فَيُضِلَّكَ:
sonra seni saptırır 
|
عَنْ:
-ndan 
|
سَبِيلِ:
yolu- 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:
kimselere 
|
يَضِلُّونَ:
sapan(lara) 
|
عَنْ:
-ndan 
|
سَبِيلِ:
yolu- 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
لَهُمْ:
onlara vardır 
|
عَذَابٌ:
bir azab 
|
شَدِيدٌ:
çetin 
|
بِمَا:
dolayı 
|
نَسُوا:
unuttuklarından 
|
يَوْمَ:
gününü 
|
الْحِسَابِ:
hesap 
|
27. |
وَمَا:
ve 
|
خَلَقْنَا:
yaratmadık 
|
السَّمَاءَ:
göğü 
|
وَالْأَرْضَ:
ve yeri 
|
وَمَا:
ve ne de 
|
بَيْنَهُمَا:
ikisi arasındakileri 
|
بَاطِلًا:
boş yere 
|
ذَٰلِكَ:
bu 
|
ظَنُّ:
zannıdır 
|
الَّذِينَ:
kimselerin 
|
كَفَرُوا:
inkar eden(lerin) 
|
فَوَيْلٌ:
vay hallerine 
|
لِلَّذِينَ:
kimselerin 
|
كَفَرُوا:
inkar eden(lerin) 
|
مِنَ:
-ten dolayı 
|
النَّارِ:
ateş- 
|
28. |
أَمْ:
yoksa 
|
نَجْعَلُ:
tutacağız 
|
الَّذِينَ:
kimseleri 
|
امَنُوا:
inanan(ları) 
|
وَعَمِلُوا:
ve yapanları 
|
الصَّالِحَاتِ:
iyi işler 
|
كَالْمُفْسِدِينَ:
bozgunculuk yapanlar gibi (mi?) 
|
فِي:

|
الْأَرْضِ:
yeryüzünde 
|
أَمْ:
yoksa 
|
نَجْعَلُ:
tutacağız 
|
الْمُتَّقِينَ:
muttakileri 
|
كَالْفُجَّارِ:
yoldan çıkanlar gibi (mi?) 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Sâd Suresi 20-28. Ayetler) — kuranmeali.eu/38/20
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.