Âl-i Imrân Suresi 187-193. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
187. |
وَإِذْ:
hani 
|
أَخَذَ:
almıştı 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
مِيثَاقَ:
söz 
|
الَّذِينَ:
kendilerine 
|
أُوتُوا:
verilenlerden 
|
الْكِتَابَ:
Kitap 
|
لَتُبَيِّنُنَّهُ:
onu mutlaka açıklayacaksınız 
|
لِلنَّاسِ:
insanlara 
|
وَلَا:

|
تَكْتُمُونَهُ:
gizlemeyeceksiniz 
|
فَنَبَذُوهُ:
fakat onlar (verdikleri sözü) attılar 
|
وَرَاءَ:
ardına 
|
ظُهُورِهِمْ:
sırtlarının 
|
وَاشْتَرَوْا:
ve aldılar 
|
بِهِ:
karşılığında 
|
ثَمَنًا:
bir para 
|
قَلِيلًا:
azıcık 
|
فَبِئْسَ:
ne kötü 
|
مَا:
şey 
|
يَشْتَرُونَ:
satın alıyorlar 
|
188. |
لَا:

|
تَحْسَبَنَّ:
sanma 
|
الَّذِينَ:
kimseleri 
|
يَفْرَحُونَ:
sevinen 
|
بِمَا:

|
أَتَوْا:
o ettiklerine 
|
وَيُحِبُّونَ:
ve sevenlerin 
|
أَنْ:

|
يُحْمَدُوا:
övülmeyi 
|
بِمَا:
şeylerle 
|
لَمْ:

|
يَفْعَلُوا:
yapmadıkları 
|
فَلَا:

|
تَحْسَبَنَّهُمْ:
ve zannetme 
|
بِمَفَازَةٍ:
kurtulacaklarını 
|
مِنَ:
-dan 
|
الْعَذَابِ:
azab- 
|
وَلَهُمْ:
ve Onların 
|
عَذَابٌ:
bir azab 
|
أَلِيمٌ:
acıklı 
|
189. |
وَلِلَّهِ:
ve Allah'ındır 
|
مُلْكُ:
mülkü 
|
السَّمَاوَاتِ:
göklerin 
|
وَالْأَرْضِ:
ve yerin 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
عَلَىٰ:

|
كُلِّ:
he 
|
شَيْءٍ:
şeye 
|
قَدِيرٌ:
kadirdir 
|
190. |
إِنَّ:
elbette 
|
فِي:

|
خَلْقِ:
yaratılışında 
|
السَّمَاوَاتِ:
göklerin 
|
وَالْأَرْضِ:
ve yerin 
|
وَاخْتِلَافِ:
ve gidip gelişinde 
|
اللَّيْلِ:
gecenin 
|
وَالنَّهَارِ:
ve gündüzün 
|
لَايَاتٍ:
ibretler vardır 
|
لِأُولِي:
sahipleri için 
|
الْأَلْبَابِ:
sağduyu 
|
191. |
الَّذِينَ:
onlar ki 
|
يَذْكُرُونَ:
anarlar 
|
اللَّهَ:
Allah'ı 
|
قِيَامًا:
ayakta 
|
وَقُعُودًا:
ve oturarak 
|
وَعَلَىٰ:
ve üzerine 
|
جُنُوبِهِمْ:
yanları 
|
وَيَتَفَكَّرُونَ:
ve düşünürler 
|
فِي:
hakkında 
|
خَلْقِ:
yaratılışı 
|
السَّمَاوَاتِ:
göklerin 
|
وَالْأَرْضِ:
ve yerin 
|
رَبَّنَا:
Rabbimiz (derler) 
|
مَا:

|
خَلَقْتَ:
yaratmadın 
|
هَٰذَا:
bunu 
|
بَاطِلًا:
boş yere 
|
سُبْحَانَكَ:
sen yücesin 
|
فَقِنَا:
bizi koru 
|
عَذَابَ:
azabından 
|
النَّارِ:
ateş 
|
192. |
رَبَّنَا:
Rabbimiz 
|
إِنَّكَ:
şüphesiz sen 
|
مَنْ:
kimi 
|
تُدْخِلِ:
sokarsan 
|
النَّارَ:
ateşe 
|
فَقَدْ:
muhakkak ki 
|
أَخْزَيْتَهُ:
onu perişan etmişsindir 
|
وَمَا:
yoktur 
|
لِلظَّالِمِينَ:
zalimlerin 
|
مِنْ:
hiçbir 
|
أَنْصَارٍ:
yardımcıları 
|
193. |
رَبَّنَا:
Rabbimiz 
|
إِنَّنَا:
şüphesiz biz 
|
سَمِعْنَا:
işittik 
|
مُنَادِيًا:
bir davetçi 
|
يُنَادِي:
çağıran 
|
لِلْإِيمَانِ:
imana 
|
أَنْ:

|
امِنُوا:
inanın (diyerek) 
|
بِرَبِّكُمْ:
Rabbinize 
|
فَامَنَّا:
hemen inandık 
|
رَبَّنَا:
Rabbimiz 
|
فَاغْفِرْ:
bağışla 
|
لَنَا:
bizim 
|
ذُنُوبَنَا:
günahlarımızı 
|
وَكَفِّرْ:
ve ört 
|
عَنَّا:

|
سَيِّئَاتِنَا:
kötülüklerimizi 
|
وَتَوَفَّنَا:
ve canımızı al 
|
مَعَ:
beraber 
|
الْأَبْرَارِ:
iyilerle 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Âl-i Imrân Suresi 187-193. Ayetler) — kuranmeali.eu/3/187
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.