Neml Suresi 19-27. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
19. |
فَتَبَسَّمَ:
tebessüm etti 
|
ضَاحِكًا:
gülümseyerek 
|
مِنْ:

|
قَوْلِهَا:
onun sözüne 
|
وَقَالَ:
ve dedi 
|
رَبِّ:
Rabbim 
|
أَوْزِعْنِي:
gönlüme ilham eyle 
|
أَنْ:
diye 
|
أَشْكُرَ:
şükredeyim 
|
نِعْمَتَكَ:
ni'metine 
|
الَّتِي:

|
أَنْعَمْتَ:
lutfettiğin 
|
عَلَيَّ:
bana 
|
وَعَلَىٰ:
ve 
|
وَالِدَيَّ:
anama babama 
|
وَأَنْ:
ve diye 
|
أَعْمَلَ:
yapayım 
|
صَالِحًا:
faydalı bir iş 
|
تَرْضَاهُ:
senin beğeneceğin 
|
وَأَدْخِلْنِي:
ve beni sok 
|
بِرَحْمَتِكَ:
rahmetinle 
|
فِي:
arasına 
|
عِبَادِكَ:
kullarının 
|
الصَّالِحِينَ:
iyi 
|
20. |
وَتَفَقَّدَ:
ve teftiş etti 
|
الطَّيْرَ:
kuşları 
|
فَقَالَ:
dedi ki 
|
مَا:
neden 
|
لِيَ:
ben 
|
لَا:

|
أَرَى:
göremiyorum 
|
الْهُدْهُدَ:
hüdhüdü 
|
أَمْ:
yoksa 
|
كَانَ:
(mı) oldu? 
|
مِنَ:

|
الْغَائِبِينَ:
kayıplardan- 
|
21. |
لَأُعَذِّبَنَّهُ:
ona azabedeceğim 
|
عَذَابًا:
bir azapla 
|
شَدِيدًا:
çetin 
|
أَوْ:
ya da 
|
لَأَذْبَحَنَّهُ:
onu keseceğim 
|
أَوْ:
yahut da 
|
لَيَأْتِيَنِّي:
bana getirecek 
|
بِسُلْطَانٍ:
bir delil 
|
مُبِينٍ:
açık 
|
22. |
فَمَكَثَ:
geldi 
|
غَيْرَ:

|
بَعِيدٍ:
çok geçmeden 
|
فَقَالَ:
ve dedi 
|
أَحَطْتُ:
ben gördüm 
|
بِمَا:
bir şey 
|
لَمْ:

|
تُحِطْ:
senin görmediğin 
|
بِهِ:
onda 
|
وَجِئْتُكَ:
ve sana getirdim 
|
مِنْ:
-dan 
|
سَبَإٍ:
Seba- 
|
بِنَبَإٍ:
bir haber 
|
يَقِينٍ:
gerçek 
|
23. |
إِنِّي:
şüphesiz ben 
|
وَجَدْتُ:
buldum 
|
امْرَأَةً:
bir kadın 
|
تَمْلِكُهُمْ:
onlara hükümdarlık eden 
|
وَأُوتِيَتْ:
ve kendisine verilmiştir 
|
مِنْ:
-den 
|
كُلِّ:
her 
|
شَيْءٍ:
şey- 
|
وَلَهُ:
ve onlar 
|
عَرْشٌ:
bir tahtı 
|
عَظِيمٌ:
büyük 
|
24. |
وَجَدْتُهَا:
onu buldum 
|
وَقَوْمَهَا:
ve kavmini 
|
يَسْجُدُونَ:
secde aderlerken 
|
لِلشَّمْسِ:
güneşe 
|
مِنْ:

|
دُونِ:
bırakıp 
|
اللَّهِ:
Allah'ı 
|
وَزَيَّنَ:
ve süsledi 
|
لَهُمُ:
onlara 
|
الشَّيْطَانُ:
şeytan 
|
أَعْمَالَهُمْ:
işlerini 
|
فَصَدَّهُمْ:
ve onları çevirdi 
|
عَنِ:
-dan 
|
السَّبِيلِ:
(doğru) yol- 
|
فَهُمْ:
(bu yüzden) onlar 
|
لَا:

|
يَهْتَدُونَ:
yola gelmiyorlar 
|
25. |
أَلَّا:

|
يَسْجُدُوا:
secde etmezler mi? 
|
لِلَّهِ:
Allah'a 
|
الَّذِي:

|
يُخْرِجُ:
açığa çıkaran 
|
الْخَبْءَ:
gizleneni 
|
فِي:

|
السَّمَاوَاتِ:
göklerde 
|
وَالْأَرْضِ:
ve yerde 
|
وَيَعْلَمُ:
ve bilen 
|
مَا:
şeyleri 
|
تُخْفُونَ:
gizledikleri 
|
وَمَا:
ve şeyleri 
|
تُعْلِنُونَ:
açığa vurdukları 
|
26. |
اللَّهُ:
Allah (ki) 
|
لَا:
yoktur 
|
إِلَٰهَ:
Tanrı 
|
إِلَّا:
başka 
|
هُوَ:
O'ndan 
|
رَبُّ:
Rabbidir 
|
الْعَرْشِ:
Arş'ın 
|
الْعَظِيمِ:
büyük 
|
27. |
قَالَ:
dedi ki 
|
سَنَنْظُرُ:
bakacağız 
|
أَصَدَقْتَ:
doğru mu söyledin 
|
أَمْ:
yoksa 
|
كُنْتَ:
mı oldun? 
|
مِنَ:
-dan 
|
الْكَاذِبِينَ:
yalancılar- 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Neml Suresi 19-27. Ayetler) — kuranmeali.eu/27/19
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.