Neml Suresi 13-19. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
13. |
فَلَمَّا:
ne zaman ki 
|
جَاءَتْهُمْ:
onlara gelince 
|
ايَاتُنَا:
ayetlerimiz 
|
مُبْصِرَةً:
açıkça görünen 
|
قَالُوا:
dediler 
|
هَٰذَا:
bu 
|
سِحْرٌ:
bir büyüdür 
|
مُبِينٌ:
apaçık 
|
14. |
وَجَحَدُوا:
ve inkar ettiler 
|
بِهَا:
onları 
|
وَاسْتَيْقَنَتْهَا:
kanaat getirdiği halde 
|
أَنْفُسُهُمْ:
vicdanları 
|
ظُلْمًا:
haksızlıkları yüzünden 
|
وَعُلُوًّا:
ve böbürlenmeleri yüzünden 
|
فَانْظُرْ:
bak işte 
|
كَيْفَ:
nasıl 
|
كَانَ:
oldu 
|
عَاقِبَةُ:
sonu 
|
الْمُفْسِدِينَ:
bozguncuların 
|
15. |
وَلَقَدْ:
ve andolsun 
|
اتَيْنَا:
biz verdik 
|
دَاوُودَ:
Davud'a 
|
وَسُلَيْمَانَ:
ve Süleyman'a 
|
عِلْمًا:
bir ilim 
|
وَقَالَا:
ve dediler 
|
الْحَمْدُ:
hamdolsun 
|
لِلَّهِ:
Allah'a 
|
الَّذِي:
ki 
|
فَضَّلَنَا:
bizi üstün kıldı 
|
عَلَىٰ:
üzerine 
|
كَثِيرٍ:
birçoğu 
|
مِنْ:
-ndan 
|
عِبَادِهِ:
kulları- 
|
الْمُؤْمِنِينَ:
inanan 
|
16. |
وَوَرِثَ:
ve mirasçı oldu 
|
سُلَيْمَانُ:
Süleyman 
|
دَاوُودَ:
Davud'a 
|
وَقَالَ:
ve dedi ki 
|
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
النَّاسُ:
insanlar 
|
عُلِّمْنَا:
bize öğretildi 
|
مَنْطِقَ:
dili 
|
الطَّيْرِ:
kuşların 
|
وَأُوتِينَا:
ve bize verildi 
|
مِنْ:
(bir pay) 
|
كُلِّ:
her 
|
شَيْءٍ:
şeyden 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
هَٰذَا:
bu 
|
لَهُوَ:
elbette o 
|
الْفَضْلُ:
bir lutuftur 
|
الْمُبِينُ:
açık 
|
17. |
وَحُشِرَ:
ve toplandı 
|
لِسُلَيْمَانَ:
Süleyman'a 
|
جُنُودُهُ:
orduları 
|
مِنَ:
-den 
|
الْجِنِّ:
cinler- 
|
وَالْإِنْسِ:
ve insanlar(dan) 
|
وَالطَّيْرِ:
ve kuşlar(dan) 
|
فَهُمْ:
onlar 
|
يُوزَعُونَ:
sevk ediliyordu 
|
18. |
حَتَّىٰ:
nihayet 
|
إِذَا:
zaman 
|
أَتَوْا:
geldikleri 
|
عَلَىٰ:
üzerine 
|
وَادِ:
vadisi 
|
النَّمْلِ:
karınca 
|
قَالَتْ:
dedi 
|
نَمْلَةٌ:
bir karınca 
|
يَا :
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
النَّمْلُ:
karıncalar 
|
ادْخُلُوا:
girin 
|
مَسَاكِنَكُمْ:
yuvalarınıza 
|
لَا:

|
يَحْطِمَنَّكُمْ:
sizi ezmesinler 
|
سُلَيْمَانُ:
Süleyman 
|
وَجُنُودُهُ:
ve orduları 
|
وَهُمْ:
ve onlar 
|
لَا:

|
يَشْعُرُونَ:
farkında olmayarak 
|
19. |
فَتَبَسَّمَ:
tebessüm etti 
|
ضَاحِكًا:
gülümseyerek 
|
مِنْ:

|
قَوْلِهَا:
onun sözüne 
|
وَقَالَ:
ve dedi 
|
رَبِّ:
Rabbim 
|
أَوْزِعْنِي:
gönlüme ilham eyle 
|
أَنْ:
diye 
|
أَشْكُرَ:
şükredeyim 
|
نِعْمَتَكَ:
ni'metine 
|
الَّتِي:

|
أَنْعَمْتَ:
lutfettiğin 
|
عَلَيَّ:
bana 
|
وَعَلَىٰ:
ve 
|
وَالِدَيَّ:
anama babama 
|
وَأَنْ:
ve diye 
|
أَعْمَلَ:
yapayım 
|
صَالِحًا:
faydalı bir iş 
|
تَرْضَاهُ:
senin beğeneceğin 
|
وَأَدْخِلْنِي:
ve beni sok 
|
بِرَحْمَتِكَ:
rahmetinle 
|
فِي:
arasına 
|
عِبَادِكَ:
kullarının 
|
الصَّالِحِينَ:
iyi 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Neml Suresi 13-19. Ayetler) — kuranmeali.eu/27/13
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.