Bakara Suresi 203-214. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
203. |
وَاذْكُرُوا:
ve anın 
|
اللَّهَ:
Allah'ı 
|
فِي:

|
أَيَّامٍ:
günlerde 
|
مَعْدُودَاتٍ:
sayılı 
|
فَمَنْ:
kim 
|
تَعَجَّلَ:
acele ederse 
|
فِي:

|
يَوْمَيْنِ:
iki gün içinde 
|
فَلَا:
yoktur 
|
إِثْمَ:
günah 
|
عَلَيْهِ:
ona 
|
وَمَنْ:
ve kim 
|
تَأَخَّرَ:
geri kalırsa 
|
فَلَا:
yoktur 
|
إِثْمَ:
günah 
|
عَلَيْهِ:
ona da 
|
لِمَنِ:
kimse için 
|
اتَّقَىٰ:
sakınan 
|
وَاتَّقُوا:
korkun 
|
اللَّهَ:
Allah'tan 
|
وَاعْلَمُوا:
ve bilin ki 
|
أَنَّكُمْ:
şüphesiz siz 
|
إِلَيْهِ:
O'nun huzuruna 
|
تُحْشَرُونَ:
toplanacaksınız 
|
204. |
وَمِنَ:

|
النَّاسِ:
insanlardan 
|
مَنْ:
kiminin 
|
يُعْجِبُكَ:
senin hoşuna gider 
|
قَوْلُهُ:
sözü 
|
فِي:
dair 
|
الْحَيَاةِ:
hayatına 
|
الدُّنْيَا:
dünya 
|
وَيُشْهِدُ:
ve şahid tutar 
|
اللَّهَ:
Allah'ı 
|
عَلَىٰ:

|
مَا:
olana 
|
فِي:

|
قَلْبِهِ:
kalbinde 
|
وَهُوَ:
oysa o 
|
أَلَدُّ:
en azılısıdır 
|
الْخِصَامِ:
hasımların 
|
205. |
وَإِذَا:
zaman 
|
تَوَلَّىٰ:
döndüğü 
|
سَعَىٰ:
çalışır 
|
فِي:

|
الْأَرْضِ:
yeryüzünde 
|
لِيُفْسِدَ:
bozgunculuğa 
|
فِيهَا:
orada 
|
وَيُهْلِكَ:
ve yok etmeğe 
|
الْحَرْثَ:
ekin 
|
وَالنَّسْلَ:
ve nesli 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
لَا:

|
يُحِبُّ:
sevmez 
|
الْفَسَادَ:
bozgunculuğu 
|
206. |
وَإِذَا:
ve zaman 
|
قِيلَ:
dendiği 
|
لَهُ:
ona 
|
اتَّقِ:
kork 
|
اللَّهَ:
Allah'tan 
|
أَخَذَتْهُ:
kendisini sürükler 
|
الْعِزَّةُ:
gururu 
|
بِالْإِثْمِ:
günaha 
|
فَحَسْبُهُ:
artık ona yeter 
|
جَهَنَّمُ:
cehennem 
|
وَلَبِئْسَ:
ve ne kötü 
|
الْمِهَادُ:
bir yataktır o 
|
207. |
وَمِنَ:

|
النَّاسِ:
insanlardan 
|
مَنْ:
öylesi var ki 
|
يَشْرِي:
satar 
|
نَفْسَهُ:
kendisini 
|
ابْتِغَاءَ:
aramak için 
|
مَرْضَاتِ:
rızasını 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
وَاللَّهُ:
Allah da 
|
رَءُوفٌ:
çok şefkatlidir 
|
بِالْعِبَادِ:
kullar(ın)a 
|
208. |
يَا:
EY/HEY/AH 
|
أَيُّهَا:
SİZ! 
|
الَّذِينَ:
kimeler 
|
امَنُوا:
iman eden(ler) 
|
ادْخُلُوا:
girin 
|
فِي:

|
السِّلْمِ:
islama (veya barışa) 
|
كَافَّةً:
hepiniz birlikte 
|
وَلَا:

|
تَتَّبِعُوا:
izlemeyin 
|
خُطُوَاتِ:
adımlarını 
|
الشَّيْطَانِ:
şeytanın 
|
إِنَّهُ:
çünkü o 
|
لَكُمْ:
size 
|
عَدُوٌّ:
düşmandır 
|
مُبِينٌ:
apaçık 
|
209. |
فَإِنْ:
eğer 
|
زَلَلْتُمْ:
kayarsanız 
|
مِنْ:

|
بَعْدِ:
sonra 
|
مَا:

|
جَاءَتْكُمُ:
size geldikten 
|
الْبَيِّنَاتُ:
açık deliller 
|
فَاعْلَمُوا:
bilin ki 
|
أَنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
عَزِيزٌ:
daima üstündür 
|
حَكِيمٌ:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
210. |
هَلْ:
mı? 
|
يَنْظُرُونَ:
gözlüyorlar 
|
إِلَّا:

|
أَنْ:

|
يَأْتِيَهُمُ:
gelmesini 
|
اللَّهُ:
Allah'ın 
|
فِي:
içinde 
|
ظُلَلٍ:
gölgeler 
|
مِنَ:

|
الْغَمَامِ:
buluttan 
|
وَالْمَلَائِكَةُ:
ve meleklerin 
|
وَقُضِيَ:
ve bitirilmesini 
|
الْأَمْرُ:
işin 
|
وَإِلَى:
(halbuki) 
|
اللَّهِ:
Allah'a 
|
تُرْجَعُ:
döndürülür 
|
الْأُمُورُ:
bütün işler 
|
211. |
سَلْ:
sor 
|
بَنِي:
oğullarına 
|
إِسْرَائِيلَ:
İsrail 
|
كَمْ:
nice 
|
اتَيْنَاهُمْ:
onlara verdik 
|
مِنْ:

|
ايَةٍ:
ayetlerden 
|
بَيِّنَةٍ:
açık 
|
وَمَنْ:
ve kim 
|
يُبَدِّلْ:
değiştirirse 
|
نِعْمَةَ:
ni'metini 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
مِنْ:

|
بَعْدِ:
sonra 
|
مَا:

|
جَاءَتْهُ:
geldikten 
|
فَإِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah'ın 
|
شَدِيدُ:
çetindir 
|
الْعِقَابِ:
cezası 
|
212. |
زُيِّنَ:
süslü gösterildi 
|
لِلَّذِينَ:
kimselere 
|
كَفَرُوا:
inkar edenler€ 
|
الْحَيَاةُ:
hayatı 
|
الدُّنْيَا:
dünya 
|
وَيَسْخَرُونَ:
ve alay ederler 
|
مِنَ:

|
الَّذِينَ:
kimselerle 
|
امَنُوا:
inanan(lar) 
|
وَالَّذِينَ:
ve kimselerle 
|
اتَّقَوْا:
takva sahipleri 
|
فَوْقَهُمْ:
onlardan üstündürler 
|
يَوْمَ:
gününde 
|
الْقِيَامَةِ:
kıyamet 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
يَرْزُقُ:
rızık verir 
|
مَنْ:
kimseye 
|
يَشَاءُ:
dilediği 
|
بِغَيْرِ:

|
حِسَابٍ:
hesapsız 
|
213. |
كَانَ:
idi 
|
النَّاسُ:
insanlar 
|
أُمَّةً:
ümmet 
|
وَاحِدَةً:
bir tek 
|
فَبَعَثَ:
sonra gönderdi 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
النَّبِيِّينَ:
peygamberleri 
|
مُبَشِّرِينَ:
müjdeciler 
|
وَمُنْذِرِينَ:
ve uyarıcılar olarak 
|
وَأَنْزَلَ:
ve indirdi 
|
مَعَهُمُ:
onlarla beraber 
|
الْكِتَابَ:
Kitabı 
|
بِالْحَقِّ:
hak olarak 
|
لِيَحْكُمَ:
hükmetmek üzere 
|
بَيْنَ:
arasında 
|
النَّاسِ:
insanlar 
|
فِيمَا:
(konularda) 
|
اخْتَلَفُوا:
anlaşmazlığa düştükleri 
|
فِيهِ:
onda 
|
وَمَا:
ve 
|
اخْتَلَفَ:
anlaşmazlığa düştü(ler) 
|
فِيهِ:
o(Kitap hakkı)nda 
|
إِلَّا:
dışında 
|
الَّذِينَ:
kendilerine 
|
أُوتُوهُ:
(Kitap) verilmiş olanlar 
|
مِنْ:

|
بَعْدِ:
sonra 
|
مَا:

|
جَاءَتْهُمُ:
kendilerine geldikten 
|
الْبَيِّنَاتُ:
açık deliller 
|
بَغْيًا:
sırf kıskançlıktan ötürü 
|
بَيْنَهُمْ:
aralarındaki 
|
فَهَدَى:
bunun üzerine iletti 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
الَّذِينَ:
kimseleri 
|
امَنُوا:
iman eden 
|
لِمَا:

|
اخْتَلَفُوا:
ayrılığa düştükleri 
|
فِيهِ:
kendisinde 
|
مِنَ:

|
الْحَقِّ:
gerçeğe 
|
بِإِذْنِهِ:
kendi izniyle 
|
وَاللَّهُ:
Allah 
|
يَهْدِي:
iletir 
|
مَنْ:
kimseyi 
|
يَشَاءُ:
dilediği 
|
إِلَىٰ:

|
صِرَاطٍ:
yola 
|
مُسْتَقِيمٍ:
doğru 
|
214. |
أَمْ:
yoksa 
|
حَسِبْتُمْ:
sandınız (mı) 
|
أَنْ:
ki 
|
تَدْخُلُوا:
gireceksiniz 
|
الْجَنَّةَ:
cennete 
|
وَلَمَّا:

|
يَأْتِكُمْ:
başınıza gelmeden 
|
مَثَلُ:
durumu 
|
الَّذِينَ:

|
خَلَوْا:
geçenlerin 
|
مِنْ:

|
قَبْلِكُمْ:
sizden önce 
|
مَسَّتْهُمُ:
onlara dokunmuştu 
|
الْبَأْسَاءُ:
sıkıntı 
|
وَالضَّرَّاءُ:
ve yoksulluk 
|
وَزُلْزِلُوا:
ve sarsılmışlardı ki 
|
حَتَّىٰ:
nihayet 
|
يَقُولَ:
diyorlardı 
|
الرَّسُولُ:
peygamber 
|
وَالَّذِينَ:
ve kimseler 
|
امَنُوا:
inanan 
|
مَعَهُ:
onunla birlikte 
|
مَتَىٰ:
ne zaman 
|
نَصْرُ:
yardımı 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
أَلَا:
İyi bilin ki 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
نَصْرَ:
yardımı 
|
اللَّهِ:
Allah'ın 
|
قَرِيبٌ:
yakındır 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Bakara Suresi 203-214. Ayetler) — kuranmeali.eu/2/203
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.