Bakara Suresi 184-204. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
184. |أَيَّامًا: günlerdir | مَعْدُودَاتٍ: sayılı | فَمَنْ: kim | كَانَ: olursa | مِنْكُمْ: sizden | مَرِيضًا: hasta | أَوْ: veya | عَلَىٰ: | سَفَرٍ: seferde | فَعِدَّةٌ: sayısınca tutar | مِنْ: -de | أَيَّامٍ: günler- | أُخَرَ: başka | وَعَلَى: ve (lazımdır) | الَّذِينَ: kimselerin | يُطِيقُونَهُ: ona (güç) dayanan(lar) | فِدْيَةٌ: fidye vermesi | طَعَامُ: doyuracak | مِسْكِينٍ: bir yoksulu | فَمَنْ: artık kim | تَطَوَّعَ: gönülden | خَيْرًا: bir iyilik yaparsa | فَهُوَ: o | خَيْرٌ: hayırlıdır | لَهُ: kendisi için | وَأَنْ: ve | تَصُومُوا: oruç tutmanız | خَيْرٌ: daha hayırlıdır | لَكُمْ: sizin için | إِنْ: eğer | كُنْتُمْ: siz | تَعْلَمُونَ: bilirseniz |
185. |شَهْرُ: ayı | رَمَضَانَ: ramazan | الَّذِي: ki | أُنْزِلَ: indirilmiştir | فِيهِ: onda | الْقُرْانُ: Kur'an | هُدًى: hidayet olarak | لِلنَّاسِ: insanlara | وَبَيِّنَاتٍ: ve açıklayıcı | مِنَ: | الْهُدَىٰ: hidayeti | وَالْفُرْقَانِ: doğruyu ve yanlışı ayırdetmeyi | فَمَنْ: kim | شَهِدَ: şahit olursa | مِنْكُمُ: içinizden | الشَّهْرَ: o aya | فَلْيَصُمْهُ: oruç tutsun | وَمَنْ: kim | كَانَ: olur | مَرِيضًا: hasta | أَوْ: yahut | عَلَىٰ: üzere olursa | سَفَرٍ: sefer | فَعِدَّةٌ: sayısınca tutsun | مِنْ: | أَيَّامٍ: günlerde | أُخَرَ: başka | يُرِيدُ: ister | اللَّهُ: Allah | بِكُمُ: sizin için | الْيُسْرَ: kolaylık | وَلَا: | يُرِيدُ: istemez | بِكُمُ: sizin için | الْعُسْرَ: güçlük | وَلِتُكْمِلُوا: ve tamamlamanızı (ister) | الْعِدَّةَ: sayıyı | وَلِتُكَبِّرُوا: ve yüceltmenizi (ister) | اللَّهَ: Allah'ı | عَلَىٰ: dolayı | مَا: | هَدَاكُمْ: size doğru yolu gösterdiğinden | وَلَعَلَّكُمْ: ve umulur ki siz | تَشْكُرُونَ: şükredersiniz |
186. |وَإِذَا: ve ne zaman | سَأَلَكَ: sana sorar(lar)sa | عِبَادِي: kullarım | عَنِّي: benden | فَإِنِّي: şüphesiz ben | قَرِيبٌ: (onlara) yakınım | أُجِيبُ: karşılık veririm | دَعْوَةَ: du'asına | الدَّاعِ: du'a edenin | إِذَا: zaman | دَعَانِ: bana du'a ettiği | فَلْيَسْتَجِيبُوا: O halde onlar da karşılık versinler | لِي: bana | وَلْيُؤْمِنُوا: inansınlar ki | بِي: bana | لَعَلَّهُمْ: böylece onlar | يَرْشُدُونَ: doğru yola erişirler |
187. |أُحِلَّ: helal kılındı | لَكُمْ: size | لَيْلَةَ: gecesi | الصِّيَامِ: oruç | الرَّفَثُ: yaklaşmak | إِلَىٰ: | نِسَائِكُمْ: kadınlarınıza | هُنَّ: onlar | لِبَاسٌ: elbisenizdir | لَكُمْ: sizin | وَأَنْتُمْ: ve siz de | لِبَاسٌ: elbisesisiniz | لَهُنَّ: onların | عَلِمَ: bildi | اللَّهُ: Allah | أَنَّكُمْ: gerçekten siz | كُنْتُمْ: olduğunuzu | تَخْتَانُونَ: yazık ediyorsunuz | أَنْفُسَكُمْ: kendinize | فَتَابَ: tevbenizi kabul etti | عَلَيْكُمْ: sizden | وَعَفَا: ve affetti | عَنْكُمْ: sizi | فَالْانَ: artık şimdi | بَاشِرُوهُنَّ: onlara yaklaşın | وَابْتَغُوا: ve arayın | مَا: şeyleri | كَتَبَ: yaz(ıp takdir etmiş ol)duğu | اللَّهُ: Allah'ın | لَكُمْ: sizin için | وَكُلُوا: ve yiyin | وَاشْرَبُوا: ve için | حَتَّىٰ: kadar | يَتَبَيَّنَ: ayırdelinceye | لَكُمُ: sizce | الْخَيْطُ: iplik | الْأَبْيَضُ: beyaz | مِنَ: -ten | الْخَيْطِ: iplik- | الْأَسْوَدِ: siyah | مِنَ: | الْفَجْرِ: şafağın | ثُمَّ: sonra | أَتِمُّوا: tamamlayın | الصِّيَامَ: orucu | إِلَى: dek | اللَّيْلِ: gece (oluncaya) | وَلَا: | تُبَاشِرُوهُنَّ: (kadınlara) yaklaşmayın | وَأَنْتُمْ: siz | عَاكِفُونَ: ibadete çekilmiş iken | فِي: | الْمَسَاجِدِ: mescidlerde | تِلْكَ: bunlar | حُدُودُ: sınırlarıdır | اللَّهِ: Allah'ın | فَلَا: | تَقْرَبُوهَا: bunlara yaklaşmayın | كَذَٰلِكَ: işte böyle | يُبَيِّنُ: açıklar ki | اللَّهُ: Allah | ايَاتِهِ: ayetlerini | لِلنَّاسِ: insanlara | لَعَلَّهُمْ: umulur ki | يَتَّقُونَ: korunup sakınırlar |
188. |وَلَا: | تَأْكُلُوا: yemeyin | أَمْوَالَكُمْ: mallarınızı | بَيْنَكُمْ: aranızda | بِالْبَاطِلِ: batıl (sebepler) ile | وَتُدْلُوا: ve atmayın | بِهَا: onları | إِلَى: | الْحُكَّامِ: hakimler(in önün)e | لِتَأْكُلُوا: yemeniz için | فَرِيقًا: bir kısmını | مِنْ: | أَمْوَالِ: mallarından | النَّاسِ: insanların | بِالْإِثْمِ: günah bir biçimde | وَأَنْتُمْ: ve siz | تَعْلَمُونَ: bildiğiniz halde |
189. |يَسْأَلُونَكَ: sana soruyorlar | عَنِ: | الْأَهِلَّةِ: hilallerden | قُلْ: de ki | هِيَ: onlar | مَوَاقِيتُ: vakit ölçüleridir | لِلنَّاسِ: insanlar için | وَالْحَجِّ: ve hac | وَلَيْسَ: ve değildir | الْبِرُّ: iyilik | بِأَنْ: | تَأْتُوا: girmek | الْبُيُوتَ: evlere | مِنْ: -ndan | ظُهُورِهَا: arkaları- | وَلَٰكِنَّ: fakat | الْبِرَّ: iyilik | مَنِ: kişinin | اتَّقَىٰ: takvasıdır | وَأْتُوا: ve girin | الْبُيُوتَ: evlere | مِنْ: -ndan | أَبْوَابِهَا: kapıları- | وَاتَّقُوا: ve sakının | اللَّهَ: Allah'tan | لَعَلَّكُمْ: umulur ki | تُفْلِحُونَ: kurtuluşa erersiniz |
190. |وَقَاتِلُوا: ve savaşın | فِي: | سَبِيلِ: yolunda | اللَّهِ: Allah | الَّذِينَ: kimselerle | يُقَاتِلُونَكُمْ: sizinle savaşan(lar) | وَلَا: | تَعْتَدُوا: aşırı gitmeyin | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | لَا: | يُحِبُّ: sevmez | الْمُعْتَدِينَ: aşırı gidenleri |
191. |وَاقْتُلُوهُمْ: ve onları öldürün | حَيْثُ: nerede | ثَقِفْتُمُوهُمْ: yakalarsanız | وَأَخْرِجُوهُمْ: ve onları çıkarın | مِنْ: | حَيْثُ: yer(Mekke)den | أَخْرَجُوكُمْ: sizi çıkardıkları | وَالْفِتْنَةُ: ve fitne | أَشَدُّ: daha kötüdür | مِنَ: -ten | الْقَتْلِ: adam öldürmek- | وَلَا: | تُقَاتِلُوهُمْ: onlarla savaşmayın | عِنْدَ: yanında | الْمَسْجِدِ: Mescid-i | الْحَرَامِ: Haram | حَتَّىٰ: kadar | يُقَاتِلُوكُمْ: sizinle savaşıncaya | فِيهِ: orada | فَإِنْ: fakat eğer | قَاتَلُوكُمْ: onlar sizinle savaşırlarsa | فَاقْتُلُوهُمْ: hemen onları öldürün | كَذَٰلِكَ: böyledir | جَزَاءُ: cezası | الْكَافِرِينَ: kafirlerin |
192. |فَإِنِ: eğer | انْتَهَوْا: (saldırılarına) son verirlerse | فَإِنَّ: gerçekten | اللَّهَ: Allah | غَفُورٌ: bağışlayandır | رَحِيمٌ: esirgeyendir |
193. |وَقَاتِلُوهُمْ: onlarla savaşın | حَتَّىٰ: kadar | لَا: | تَكُونَ: kalmayıncaya | فِتْنَةٌ: fitne | وَيَكُونَ: ve oluncaya (kadar) | الدِّينُ: din | لِلَّهِ: Allah'ın | فَإِنِ: eğer | انْتَهَوْا: (saldırılarına) son verirlerse | فَلَا: artık olmaz | عُدْوَانَ: düşmanlık | إِلَّا: başkasına | عَلَى: -den | الظَّالِمِينَ: zalimler- |
194. |الشَّهْرُ: ayı | الْحَرَامُ: haram | بِالشَّهْرِ: aya karşılıktır | الْحَرَامِ: haram | وَالْحُرُمَاتُ: ve hürmetler | قِصَاصٌ: karşılıklıdır | فَمَنِ: kim | اعْتَدَىٰ: saldırırsa | عَلَيْكُمْ: size | فَاعْتَدُوا: siz de saldırın | عَلَيْهِ: ona | بِمِثْلِ: gibi | مَا: | اعْتَدَىٰ: saldırdığı | عَلَيْكُمْ: size | وَاتَّقُوا: korkun | اللَّهَ: Allah'tan | وَاعْلَمُوا: bilin ki | أَنَّ: gerçekten | اللَّهَ: Allah | مَعَ: beraberdir | الْمُتَّقِينَ: muttakilerle |
195. |وَأَنْفِقُوا: infak edin | فِي: | سَبِيلِ: yolunda | اللَّهِ: Allah | وَلَا: | تُلْقُوا: kendinizi atmayın | بِأَيْدِيكُمْ: kendi ellerinizle | إِلَى: | التَّهْلُكَةِ: tehlikeye | وَأَحْسِنُوا: ve iyilik edin | إِنَّ: doğrusu | اللَّهَ: Allah | يُحِبُّ: sever | الْمُحْسِنِينَ: iyilik edenleri |
196. |وَأَتِمُّوا: ve tamamlayın | الْحَجَّ: haccı | وَالْعُمْرَةَ: ve ömreyi | لِلَّهِ: Allah için | فَإِنْ: eğer | أُحْصِرْتُمْ: engellenmiş olursanız | فَمَا: şeyi (kesin) | اسْتَيْسَرَ: kolayınıza gelen | مِنَ: -dan | الْهَدْيِ: kurban- | وَلَا: | تَحْلِقُوا: tıraş etmeyin | رُءُوسَكُمْ: başlarınızı | حَتَّىٰ: kadar | يَبْلُغَ: varıncaya | الْهَدْيُ: kurban | مَحِلَّهُ: yerine | فَمَنْ: kim (varsa) | كَانَ: olan | مِنْكُمْ: içinizden | مَرِيضًا: hasta | أَوْ: ya da | بِهِ: bulunan | أَذًى: bir rahatsızlığı | مِنْ: -ndan | رَأْسِهِ: başı- | فَفِدْيَةٌ: fidye (versin) | مِنْ: | صِيَامٍ: oruçtan | أَوْ: veya | صَدَقَةٍ: sadakadan | أَوْ: veya | نُسُكٍ: kurbandan | فَإِذَا: zaman | أَمِنْتُمْ: güvene kavuştuğunuz | فَمَنْ: kimse | تَمَتَّعَ: faydalanmak isteyen | بِالْعُمْرَةِ: ömre ile | إِلَى: kadar | الْحَجِّ: hac (zamanın)a | فَمَا: şeyi (kessin) | اسْتَيْسَرَ: kolayına geleni | مِنَ: -dan | الْهَدْيِ: kurban- | فَمَنْ: kimse | لَمْ: | يَجِدْ: (kurban) bulamayan | فَصِيَامُ: oruç tutar | ثَلَاثَةِ: üç | أَيَّامٍ: gün | فِي: | الْحَجِّ: hacda | وَسَبْعَةٍ: ve yedi gün | إِذَا: zaman | رَجَعْتُمْ: döndüğünüz | تِلْكَ: böylece | عَشَرَةٌ: on (gündür) | كَامِلَةٌ: tamamı | ذَٰلِكَ: bu | لِمَنْ: kimseler içindir | لَمْ: | يَكُنْ: olmayanlar | أَهْلُهُ: ailesi | حَاضِرِي: hazır | الْمَسْجِدِ: Mescid-i | الْحَرَامِ: Haram'da | وَاتَّقُوا: sakının | اللَّهَ: Allah'tan | وَاعْلَمُوا: ve bilin ki | أَنَّ: gerçekten | اللَّهَ: Allah'ın | شَدِيدُ: şiddetlidir | الْعِقَابِ: cezası |
197. |الْحَجُّ: Hac | أَشْهُرٌ: aylardadır | مَعْلُومَاتٌ: bilinen | فَمَنْ: kim | فَرَضَ: farz ederse (kendisine) | فِيهِنَّ: onda (o aylarda) | الْحَجَّ: haccı | فَلَا: yoktur | رَفَثَ: kadına yaklaşmak | وَلَا: ve yoktur | فُسُوقَ: günaha sapmak | وَلَا: yoktur | جِدَالَ: kavga etmek | فِي: | الْحَجِّ: hacda | وَمَا: ne varsa | تَفْعَلُوا: yaptığınız | مِنْ: | خَيْرٍ: iyilikten | يَعْلَمْهُ: onu bilir | اللَّهُ: Allah | وَتَزَوَّدُوا: ve yanınıza azık alın | فَإِنَّ: şüphesiz | خَيْرَ: en hayırlısı | الزَّادِ: azığın | التَّقْوَىٰ: takvadır | وَاتَّقُونِ: ve benden sakının | يَا: EY/HEY/AH | أُولِي: sahipleri | الْأَلْبَابِ: akıl/anlayış |
198. |لَيْسَ: yoktur | عَلَيْكُمْ: sizin için | جُنَاحٌ: bir günah | أَنْ: | تَبْتَغُوا: aramanızda | فَضْلًا: lutfunu | مِنْ: | رَبِّكُمْ: Rabbinizin | فَإِذَا: zaman | أَفَضْتُمْ: ayrılıp akın ettiğiniz | مِنْ: -tan | عَرَفَاتٍ: Arafat- | فَاذْكُرُوا: anın (hatırlayın) | اللَّهَ: Allah'ı | عِنْدَ: yanında | الْمَشْعَرِ: Meş'ar-i | الْحَرَامِ: Haram | وَاذْكُرُوهُ: O'nu anın | كَمَا: gibi | هَدَاكُمْ: sizi hidayet ettiği | وَإِنْ: ve | كُنْتُمْ: siz idiniz | مِنْ: | قَبْلِهِ: O'ndan önce | لَمِنَ: | الضَّالِّينَ: sapıklardan |
199. |ثُمَّ: sonra | أَفِيضُوا: siz de akın edin | مِنْ: | حَيْثُ: yerden | أَفَاضَ: akın ettiği | النَّاسُ: insanların | وَاسْتَغْفِرُوا: ve mağfiret dileyin | اللَّهَ: Allah'tan | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | غَفُورٌ: Gafurdur | رَحِيمٌ: Rahimdir |
200. |فَإِذَا: zaman | قَضَيْتُمْ: bitirince | مَنَاسِكَكُمْ: ibadetlerinizi | فَاذْكُرُوا: anın | اللَّهَ: Allah'ı | كَذِكْرِكُمْ: andığınız gibi | ابَاءَكُمْ: atalarınızı | أَوْ: veya | أَشَدَّ: daha kuvvetli | ذِكْرًا: bir anışla | فَمِنَ: | النَّاسِ: insanlardan | مَنْ: kimi | يَقُولُ: der ki | رَبَّنَا: Rabbimiz | اتِنَا: bize ver | فِي: | الدُّنْيَا: dünyada | وَمَا: ve yoktur | لَهُ: onun | فِي: | الْاخِرَةِ: ahirette | مِنْ: hiçbir | خَلَاقٍ: nasibi |
201. |وَمِنْهُمْ: ve onlardan | مَنْ: kimi de | يَقُولُ: derki | رَبَّنَا: Rabbimiz | اتِنَا: bize ver | فِي: | الدُّنْيَا: dünyada da | حَسَنَةً: güzellik | وَفِي: | الْاخِرَةِ: ahirette de | حَسَنَةً: güzellik | وَقِنَا: ve bizi koru | عَذَابَ: azabından | النَّارِ: ateş |
202. |أُولَٰئِكَ: işte | لَهُمْ: onlara vardır | نَصِيبٌ: bir pay | مِمَّا: | كَسَبُوا: kazandıklarından | وَاللَّهُ: Allah | سَرِيعُ: çabuk görendir | الْحِسَابِ: hesabı |
203. |وَاذْكُرُوا: ve anın | اللَّهَ: Allah'ı | فِي: | أَيَّامٍ: günlerde | مَعْدُودَاتٍ: sayılı | فَمَنْ: kim | تَعَجَّلَ: acele ederse | فِي: | يَوْمَيْنِ: iki gün içinde | فَلَا: yoktur | إِثْمَ: günah | عَلَيْهِ: ona | وَمَنْ: ve kim | تَأَخَّرَ: geri kalırsa | فَلَا: yoktur | إِثْمَ: günah | عَلَيْهِ: ona da | لِمَنِ: kimse için | اتَّقَىٰ: sakınan | وَاتَّقُوا: korkun | اللَّهَ: Allah'tan | وَاعْلَمُوا: ve bilin ki | أَنَّكُمْ: şüphesiz siz | إِلَيْهِ: O'nun huzuruna | تُحْشَرُونَ: toplanacaksınız |
204. |وَمِنَ: | النَّاسِ: insanlardan | مَنْ: kiminin | يُعْجِبُكَ: senin hoşuna gider | قَوْلُهُ: sözü | فِي: dair | الْحَيَاةِ: hayatına | الدُّنْيَا: dünya | وَيُشْهِدُ: ve şahid tutar | اللَّهَ: Allah'ı | عَلَىٰ: | مَا: olana | فِي: | قَلْبِهِ: kalbinde | وَهُوَ: oysa o | أَلَدُّ: en azılısıdır | الْخِصَامِ: hasımların |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Bakara Suresi 184-204. Ayetler) — kuranmeali.eu/2/184
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.