Bakara Suresi 141-144. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
141. |
تِلْكَ:
İşte onlar 
|
أُمَّةٌ:
bir ümmetti 
|
قَدْ:
ki 
|
خَلَتْ:
gelip geçti 
|
لَهَا:
onlarındır 
|
مَا:
şeyler 
|
كَسَبَتْ:
kazandıkları 
|
وَلَكُمْ:
ve sizindir 
|
مَا:
şeyler 
|
كَسَبْتُمْ:
sizin kazandıklarınız 
|
وَلَا:

|
تُسْأَلُونَ:
sorulmazsınız 
|
عَمَّا:
şeylerden 
|
كَانُوا:
oldukları 
|
يَعْمَلُونَ:
onların yapıyor 
|
142. |
سَيَقُولُ:
diyecekler ki 
|
السُّفَهَاءُ:
bazı beyinsizler 
|
مِنَ:
-dan 
|
النَّاسِ:
insanlar- 
|
مَا:
nedir 
|
وَلَّاهُمْ:
onları çeviren 
|
عَنْ:
-nden 
|
قِبْلَتِهِمُ:
kıbleleri- 
|
الَّتِي:
o ki 
|
كَانُوا:
bulunurlar 
|
عَلَيْهَا:
üzerinde 
|
قُلْ:
de ki 
|
لِلَّهِ:
Allah'ındır 
|
الْمَشْرِقُ:
doğu 
|
وَالْمَغْرِبُ:
ve batı 
|
يَهْدِي:
O iletir 
|
مَنْ:
kimseyi 
|
يَشَاءُ:
dilediğini (dileyeni) 
|
إِلَىٰ:
-a 
|
صِرَاطٍ:
yol- 
|
مُسْتَقِيمٍ:
doğru 
|
143. |
وَكَذَٰلِكَ:
ve böylece 
|
جَعَلْنَاكُمْ:
sizi kıldık 
|
أُمَّةً:
bir ümmet 
|
وَسَطًا:
vasat 
|
لِتَكُونُوا:
olmanız için 
|
شُهَدَاءَ:
şahit 
|
عَلَى:
-a 
|
النَّاسِ:
insanlar- 
|
وَيَكُونَ:
ve olması için 
|
الرَّسُولُ:
rasulün (de) 
|
عَلَيْكُمْ:
size 
|
شَهِيدًا:
şahit 
|
وَمَا:

|
جَعَلْنَا:
ve yap(ma)dık 
|
الْقِبْلَةَ:
bir kıble 
|
الَّتِي:

|
كُنْتَ:
olduğunuzu 
|
عَلَيْهَا:
üzerinde 
|
إِلَّا:
sadece (yaptık) 
|
لِنَعْلَمَ:
bilmek için 
|
مَنْ:
kimseyi 
|
يَتَّبِعُ:
uyan 
|
الرَّسُولَ:
Elçi'ye 
|
مِمَّنْ:
kimseden 
|
يَنْقَلِبُ:
geriye dönen 
|
عَلَىٰ:
üzerinde 
|
عَقِبَيْهِ:
ökçesi 
|
وَإِنْ:
ve elbette 
|
كَانَتْ:

|
لَكَبِيرَةً:
ağır gelir 
|
إِلَّا:
başkasına 
|
عَلَى:

|
الَّذِينَ:
kimseye 
|
هَدَى:
yol gösterdiği 
|
اللَّهُ:
Allah'ın 
|
وَمَا:
değildir 
|
كَانَ:

|
اللَّهُ:
Allah 
|
لِيُضِيعَ:
zayi edecek 
|
إِيمَانَكُمْ:
sizin imanınızı 
|
إِنَّ:
şüphesiz 
|
اللَّهَ:
Allah 
|
بِالنَّاسِ:
insanlara 
|
لَرَءُوفٌ:
şefkatlidir 
|
رَحِيمٌ:
merhametlidir 
|
144. |
قَدْ:
elbette 
|
نَرَىٰ:
görüyoruz 
|
تَقَلُّبَ:
çevrilip durduğunu 
|
وَجْهِكَ:
yüzünün 
|
فِي:
doğru 
|
السَّمَاءِ:
göğe 
|
فَلَنُوَلِّيَنَّكَ:
elbette seni döndüreceğiz 
|
قِبْلَةً:
bir kıbleye 
|
تَرْضَاهَا:
hoşlanacağın 
|
فَوَلِّ:
(Bundan böyle) çevir 
|
وَجْهَكَ:
yüzünü 
|
شَطْرَ:
tarafına 
|
الْمَسْجِدِ:
Mescid-i 
|
الْحَرَامِ:
Haram'a 
|
وَحَيْثُ:
ve nerede 
|
مَا:

|
كُنْتُمْ:
olursanız 
|
فَوَلُّوا:
çevirin 
|
وُجُوهَكُمْ:
yüzlerinizi 
|
شَطْرَهُ:
o yöne 
|
وَإِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:
kimseler 
|
أُوتُوا:
verilen 
|
الْكِتَابَ:
kitap 
|
لَيَعْلَمُونَ:
elbette bilirler 
|
أَنَّهُ:
bunun 
|
الْحَقُّ:
bir gerçek olduğunu 
|
مِنْ:
-nden 
|
رَبِّهِمْ:
Rableri- 
|
وَمَا:
değildir 
|
اللَّهُ:
Allah 
|
بِغَافِلٍ:
habersiz 
|
عَمَّا:
-ndan 
|
يَعْمَلُونَ:
onların yaptıkları- 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Bakara Suresi 141-144. Ayetler) — kuranmeali.eu/2/141
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.