Bakara Suresi 139-145. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
139. |قُلْ: söyle (onlara) | أَتُحَاجُّونَنَا: bizimle tartışıyor musunuz? | فِي: hakkında | اللَّهِ: Allah | وَهُوَ: O iken | رَبُّنَا: bizim de Rabbimiz | وَرَبُّكُمْ: sizin de Rabbiniz | وَلَنَا: bizimdir | أَعْمَالُنَا: bizim yaptıklarımız | وَلَكُمْ: sizindir | أَعْمَالُكُمْ: sizin yaptıklarınız | وَنَحْنُ: ve biz | لَهُ: O'na | مُخْلِصُونَ: gönülden bağlananlarız |
140. |أَمْ: yoksa | تَقُولُونَ: söylüyor(mu)sunuz | إِنَّ: şüphesiz | إِبْرَاهِيمَ: İbrahim | وَإِسْمَاعِيلَ: ve İsma'il | وَإِسْحَاقَ: ve İshak | وَيَعْقُوبَ: ve Ya'kub | وَالْأَسْبَاطَ: ve torunlarının | كَانُوا: olduklarını | هُودًا: yahudi | أَوْ: yahut | نَصَارَىٰ: hıristiyan | قُلْ: de ki | أَأَنْتُمْ: siz mi | أَعْلَمُ: daha iyi bilirsiniz | أَمِ: yoksa | اللَّهُ: Allah (mı) | وَمَنْ: ve kimdir | أَظْلَمُ: daha zalim | مِمَّنْ: kimseden | كَتَمَ: gizleyen | شَهَادَةً: şahitliği | عِنْدَهُ: yanında bulunan | مِنَ: tarafından | اللَّهِ: Allah | وَمَا: ve değildir | اللَّهُ: Allah | بِغَافِلٍ: gafil | عَمَّا: -dan | تَعْمَلُونَ: yaptıklarınız- |
141. |تِلْكَ: İşte onlar | أُمَّةٌ: bir ümmetti | قَدْ: ki | خَلَتْ: gelip geçti | لَهَا: onlarındır | مَا: şeyler | كَسَبَتْ: kazandıkları | وَلَكُمْ: ve sizindir | مَا: şeyler | كَسَبْتُمْ: sizin kazandıklarınız | وَلَا: | تُسْأَلُونَ: sorulmazsınız | عَمَّا: şeylerden | كَانُوا: oldukları | يَعْمَلُونَ: onların yapıyor |
142. |سَيَقُولُ: diyecekler ki | السُّفَهَاءُ: bazı beyinsizler | مِنَ: -dan | النَّاسِ: insanlar- | مَا: nedir | وَلَّاهُمْ: onları çeviren | عَنْ: -nden | قِبْلَتِهِمُ: kıbleleri- | الَّتِي: o ki | كَانُوا: bulunurlar | عَلَيْهَا: üzerinde | قُلْ: de ki | لِلَّهِ: Allah'ındır | الْمَشْرِقُ: doğu | وَالْمَغْرِبُ: ve batı | يَهْدِي: O iletir | مَنْ: kimseyi | يَشَاءُ: dilediğini (dileyeni) | إِلَىٰ: -a | صِرَاطٍ: yol- | مُسْتَقِيمٍ: doğru |
143. |وَكَذَٰلِكَ: ve böylece | جَعَلْنَاكُمْ: sizi kıldık | أُمَّةً: bir ümmet | وَسَطًا: vasat | لِتَكُونُوا: olmanız için | شُهَدَاءَ: şahit | عَلَى: -a | النَّاسِ: insanlar- | وَيَكُونَ: ve olması için | الرَّسُولُ: rasulün (de) | عَلَيْكُمْ: size | شَهِيدًا: şahit | وَمَا: | جَعَلْنَا: ve yap(ma)dık | الْقِبْلَةَ: bir kıble | الَّتِي: | كُنْتَ: olduğunuzu | عَلَيْهَا: üzerinde | إِلَّا: sadece (yaptık) | لِنَعْلَمَ: bilmek için | مَنْ: kimseyi | يَتَّبِعُ: uyan | الرَّسُولَ: Elçi'ye | مِمَّنْ: kimseden | يَنْقَلِبُ: geriye dönen | عَلَىٰ: üzerinde | عَقِبَيْهِ: ökçesi | وَإِنْ: ve elbette | كَانَتْ: | لَكَبِيرَةً: ağır gelir | إِلَّا: başkasına | عَلَى: | الَّذِينَ: kimseye | هَدَى: yol gösterdiği | اللَّهُ: Allah'ın | وَمَا: değildir | كَانَ: | اللَّهُ: Allah | لِيُضِيعَ: zayi edecek | إِيمَانَكُمْ: sizin imanınızı | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | بِالنَّاسِ: insanlara | لَرَءُوفٌ: şefkatlidir | رَحِيمٌ: merhametlidir |
144. |قَدْ: elbette | نَرَىٰ: görüyoruz | تَقَلُّبَ: çevrilip durduğunu | وَجْهِكَ: yüzünün | فِي: doğru | السَّمَاءِ: göğe | فَلَنُوَلِّيَنَّكَ: elbette seni döndüreceğiz | قِبْلَةً: bir kıbleye | تَرْضَاهَا: hoşlanacağın | فَوَلِّ: (Bundan böyle) çevir | وَجْهَكَ: yüzünü | شَطْرَ: tarafına | الْمَسْجِدِ: Mescid-i | الْحَرَامِ: Haram'a | وَحَيْثُ: ve nerede | مَا: | كُنْتُمْ: olursanız | فَوَلُّوا: çevirin | وُجُوهَكُمْ: yüzlerinizi | شَطْرَهُ: o yöne | وَإِنَّ: şüphesiz | الَّذِينَ: kimseler | أُوتُوا: verilen | الْكِتَابَ: kitap | لَيَعْلَمُونَ: elbette bilirler | أَنَّهُ: bunun | الْحَقُّ: bir gerçek olduğunu | مِنْ: -nden | رَبِّهِمْ: Rableri- | وَمَا: değildir | اللَّهُ: Allah | بِغَافِلٍ: habersiz | عَمَّا: -ndan | يَعْمَلُونَ: onların yaptıkları- |
145. |وَلَئِنْ: ve eğer | أَتَيْتَ: sen getirsen | الَّذِينَ: kimselere | أُوتُوا: verilen | الْكِتَابَ: Kitap | بِكُلِّ: her türlü | ايَةٍ: ayeti | مَا: değildir | تَبِعُوا: uyacak | قِبْلَتَكَ: senin kıblene | وَمَا: ve değilsin | أَنْتَ: sen (de) | بِتَابِعٍ: uyacak | قِبْلَتَهُمْ: onların kıblesine | وَمَا: ve değildir | بَعْضُهُمْ: onların bazısı | بِتَابِعٍ: uymazlar | قِبْلَةَ: kıblesine | بَعْضٍ: diğerlerinin | وَلَئِنِ: ve eğer | اتَّبَعْتَ: uyarsan | أَهْوَاءَهُمْ: onların keyiflerine | مِنْ: -den | بَعْدِ: sonra | مَا: şey(den) | جَاءَكَ: sana gelen | مِنَ: -den | الْعِلْمِ: ilim- | إِنَّكَ: şüphesiz sen | إِذًا: o takdirde | لَمِنَ: -den (olursun) | الظَّالِمِينَ: zalimler- |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Bakara Suresi 139-145. Ayetler) — kuranmeali.eu/2/139
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.