Kehf Suresi 77-97. Ayet — Kırık Meal (Transcript) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
77. |
FENŦLGE:
yine yürüdüler 
|
ḪT:
nihayet 
|
ÎZ̃E:

|
ÊTYE:
vardıklarında 
|
ÊHL:
halkına 
|
GRYT:
bir kent 
|
ESTŦAME:
yemek istediler 
|
ÊHLHE:
oranın halkından 
|
FÊBVE:
fakat kaçındılar 
|
ÊN:

|
YŽYFVHME:
onları konuklamaktan 
|
FVCD̃E:
derken buldular 
|
FYHE:
orada 
|
CD̃ERE:
bir duvar 
|
YRYD̃:
yüz tutan 
|
ÊN:

|
YNGŽ:
yıkılmağa 
|
FÊGEMH:
hemen onu doğrulttu 
|
GEL:
(Musa) dedi ki 
|
LV:
eğer 
|
ŞÙT:
isteseydin 
|
LETḢZ̃T:
alırdın 
|
ALYH:
buna karşılık 
|
ÊCRE:
bir ücret 
|
78. |
GEL:
dedi 
|
HZ̃E:
işte bu 
|
FREG:
ayrılmasıdır 
|
BYNY:
benimle 
|
VBYNK:
senin arasının 
|
SÊNBÙK:
sana haber vereceğim 
|
BTÊVYL:
içyüzünü 
|
ME:
şeylerin 
|
LM:

|
TSTŦA:
güç yetiremediğin 
|
ALYH:
üzerine 
|
ṦBRE:
sabırla 
|
79. |
ÊME:

|
ELSFYNT:
O gemi 
|
FKENT:
idi 
|
LMSEKYN:
yoksulların 
|
YAMLVN:
çalışan 
|
FY:

|
ELBḪR:
denizde 
|
FÊRD̃T:
istedim 
|
ÊN:
ki 
|
ÊAYBHE:
onu kusurlu yapmak 
|
VKEN:
çünkü vardı 
|
VREÙHM:
onların ilerisinde 
|
MLK:
bir kral 
|
YÊḢZ̃:
alan 
|
KL:
her 
|
SFYNT:
gemiyi 
|
ĞṦBE:
zorla 
|
80. |
VÊME:
gelince 
|
ELĞLEM:
çocuğa 
|
FKEN:
idi 
|
ÊBVEH:
onun anası babası 
|
MÙMNYN:
mü'min insanlar 
|
FḢŞYNE:
korktuk 
|
ÊN:

|
YRHGHME:
onlara sarmasından 
|
ŦĞYENE:
azgınlık 
|
VKFRE:
ve küfür 
|
81. |
FÊRD̃NE:
istedik ki 
|
ÊN:

|
YBD̃LHME:
onun yerine versin 
|
RBHME:
Rableri 
|
ḢYRE:
daha hayırlısını 
|
MNH:
ondan 
|
ZKET:
daha temiz 
|
VÊGRB:
ve daha yakınını 
|
RḪME:
merhamete 
|
82. |
VÊME:
ise 
|
ELCD̃ER:
duvar 
|
FKEN:
idi 
|
LĞLEMYN:
çocuğun 
|
YTYMYN:
iki yetim 
|
FY:

|
ELMD̃YNT:
şehirde 
|
VKEN:
ve vardı 
|
TḪTH:
altında 
|
KNZ:
bir hazine 
|
LHME:
onlara ait 
|
VKEN:
ve idi 
|
ÊBVHME:
babaları da 
|
ṦELḪE:
iyi bir kimse 
|
FÊRED̃:
istedi ki 
|
RBK:
Rabbin 
|
ÊN:

|
YBLĞE:
onlar (büyüyüp) ersinler 
|
ÊŞD̃HME:
güçlü çağlarına 
|
VYSTḢRCE:
ve çıkarsınlar 
|
KNZHME:
hazinelerini 
|
RḪMT:
bir rahmet olarak 
|
MN:

|
RBK:
Rabbinden 
|
VME:

|
FALTH:
bunları yapmadım 
|
AN:

|
ÊMRY:
ben kendiliğimden 
|
Z̃LK:
işte budur 
|
TÊVYL:
içyüzü 
|
ME:
şeylerin 
|
LM:

|
TSŦA:
senin güç yetiremediğin 
|
ALYH:
hakkında 
|
ṦBRE:
sabırla 
|
83. |
VYSÊLVNK:
ve sana soruyorlar 
|
AN:

|
Z̃Y:
Zu'l-Karneyn'den 
|
ELGRNYN:
Zu'l-Karneyn'den 
|
GL:
de ki 
|
SÊTLV:
okuyacağım 
|
ALYKM:
size 
|
MNH:
ondan 
|
Z̃KRE:
bir hatıra 
|
84. |
ÎNE:
elbette biz 
|
MKNE:
güçlü kıldık 
|
LH:
onu 
|
FY:

|
ELÊRŽ:
yeryüzünde 
|
V ËTYNEH:
ve ona verdik 
|
MN:

|
KL:
her 
|
ŞYÙ:
şeyden 
|
SBBE:
bir sebep 
|
85. |
FÊTBA:
o da tuttu 
|
SBBE:
bir yol 
|
86. |
ḪT:
nihayet 
|
ÎZ̃E:
ne zaman ki 
|
BLĞ:
ulaştı 
|
MĞRB:
battığı yere 
|
ELŞMS:
güneşin 
|
VCD̃HE:
ve onu buldu 
|
TĞRB:
batarken 
|
FY:

|
AYN:
bir gözede 
|
ḪMÙT:
kara balçıklı 
|
VVCD̃:
ve buldu 
|
AND̃HE:
onun yanında da 
|
GVME:
bir kavim 
|
GLNE:
dedik ki 
|
YE:
EY/HEY/AH 
|
Z̃E:
Zu 
|
ELGRNYN:
Zu'l-Karneyn 
|
ÎME:
ya 
|
ÊN:

|
TAZ̃B:
azâb edersin 
|
VÎME:
veya 
|
ÊN:

|
TTḢZ̃:
davranırsın 
|
FYHM:
kendilerine 
|
ḪSNE:
güzel 
|
87. |
GEL:
dedi ki 
|
ÊME:

|
MN:
kim 
|
ƵLM:
haksızlık ederse 
|
FSVF:

|
NAZ̃BH:
ona azab edeceğiz 
|
S̃M:
sonra 
|
YRD̃:
döndürülecektir 
|
ÎL:

|
RBH:
Rabbine 
|
FYAZ̃BH:
O da ona azab edecektir 
|
AZ̃EBE:
bir azapla 
|
NKRE:
görülmemiş 
|
88. |
VÊME:
ise 
|
MN:
kimseye 
|
ËMN:
inanan 
|
VAML:
ve yapan 
|
ṦELḪE:
iyi işler 
|
FLH:
Zira onlar/onlarsa 
|
CZEÙ:
mükafat 
|
ELḪSN:
en güzel 
|
VSNGVL:
ve söyleyeceğiz 
|
LH:
ona 
|
MN:
-dan 
|
ÊMRNE:
buyruğumuz- 
|
YSRE:
kolay olanı 
|
89. |
S̃M:
sonra yine 
|
ÊTBA:
tuttu 
|
SBBE:
bir yol 
|
90. |
ḪT:
nihayet 
|
ÎZ̃E:
ne zaman ki 
|
BLĞ:
ulaştı 
|
MŦLA:
doğduğu yere 
|
ELŞMS:
güneşin 
|
VCD̃HE:
ve onu buldu 
|
TŦLA:
doğarken 
|
AL:
üzerine 
|
GVM:
bir kavmin 
|
LM:

|
NCAL:
yapmadığımız 
|
LHM:
kendilerine 
|
MN:

|
D̃VNHE:
ona (güneşe) karşı 
|
STRE:
bir siper 
|
91. |
KZ̃LK:
işte böyle 
|
VGD̃:
ve muhakkak 
|
ÊḪŦNE:
biliyorduk 
|
BME:

|
LD̃YH:
onun yanındakini 
|
ḢBRE:
ilmimizle 
|
92. |
S̃M:
sonra yine 
|
ÊTBA:
tuttu 
|
SBBE:
bir yol 
|
93. |
ḪT:
nihayet 
|
ÎZ̃E:
ne zaman ki 
|
BLĞ:
ulaştı 
|
BYN:
arasına 
|
ELSD̃YN:
iki sed 
|
VCD̃:
buldu 
|
MN:

|
D̃VNHME:
onların dışında 
|
GVME:
bir kavim 
|
LE:

|
YKED̃VN:
neredeyse 
|
YFGHVN:
hiç anlamayan 
|
GVLE:
söz 
|
94. |
GELVE:
dediler ki 
|
YE:
EY/HEY/AH 
|
Z̃E:
Zu 
|
ELGRNYN:
Zu'l-Karneyn 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
YÊCVC:
Ye'cuc 
|
VMÊCVC:
ve Me'cuc 
|
MFSD̃VN:
bozgunculuk yapıyorlar 
|
FY:

|
ELÊRŽ:
yeryüzünde 
|
FHL:
mi? 
|
NCAL:
verelim 
|
LK:
sana 
|
ḢRCE:
bir vergi 
|
AL:
için 
|
ÊN:

|
TCAL:
yapman 
|
BYNNE:
bizimle 
|
VBYNHM:
onların arasına 
|
SD̃E:
bir sed 
|
95. |
GEL:
dedi ki 
|
ME:

|
MKNY:
beni bulundurduğu imkanlar 
|
FYH:
içinde 
|
RBY:
Rabbimin 
|
ḢYR:
daha hayırlıdır 
|
FÊAYNVNY:
siz bana yardım edin de 
|
BGVT:
güçle 
|
ÊCAL:
yapayım 
|
BYNKM:
sizinle 
|
VBYNHM:
onlar arasına 
|
RD̃ME:
sağlam bir engel 
|
96. |
ËTVNY:
bana getirin 
|
ZBR:
kütleleri 
|
ELḪD̃YD̃:
demir 
|
ḪT:
o kadar ki 
|
ÎZ̃E:

|
SEV:
aynı seviyeye getirince 
|
BYN:
arasını 
|
ELṦD̃FYN:
iki dağın 
|
GEL:
dedi 
|
ENFḢVE:
üfleyin! 
|
ḪT:
nihayet 
|
ÎZ̃E:

|
CALH:
onu sokunca 
|
NERE:
bir ateş haline 
|
GEL:
dedi 
|
ËTVNY:
getirin bana 
|
ÊFRĞ:
dökeyim 
|
ALYH:
üzerine 
|
GŦRE:
erimiş katran 
|
97. |
FME:
artık 
|
ESŦEAVE:
ne güçleri yetti 
|
ÊN:

|
YƵHRVH:
onu aşmaya 
|
VME:
ne de 
|
ESTŦEAVE:
güçleri yetti 
|
LH:
onu 
|
NGBE:
delmeye 
|
( Kırık Meal (Transcript) Meali; Kehf Suresi 77-97. Ayetler) — kuranmeali.eu/18/77
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.