Kehf Suresi 6-27. Ayet — Kırık Meal (Transcript) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
6. |
FLALK:
herhalde sen 
|
BEḢA:
helak edeceksin 
|
NFSK:
kendini 
|
AL:

|
ËS̃ERHM:
peşlerinde 
|
ÎN:
diye 
|
LM:

|
YÙMNVE:
inanmıyorlar 
|
BHZ̃E:
bu 
|
ELḪD̃YS̃:
söze 
|
ÊSFE:
üzüntüden 
|
7. |
ÎNE:
şüphesiz biz 
|
CALNE:
yarattık 
|
ME:
şeyleri 
|
AL:
üzerindeki 
|
ELÊRŽ:
yer 
|
ZYNT:
süs olsun diye 
|
LHE:
kendisine 
|
LNBLVHM:
onları denemek için 
|
ÊYHM:
hangisinin 
|
ÊḪSN:
daha güzel 
|
AMLE:
iş yaptığını 
|
8. |
VÎNE:
biz elbette 
|
LCEALVN:
yaparız 
|
ME:
şeyleri 
|
ALYHE:
(yerin) üzerindeki 
|
ṦAYD̃E:
bir toprak 
|
CRZE:
kupkuru 
|
9. |
ÊM:
yoksa 
|
ḪSBT:
(mi) sandın? 
|
ÊN:
sadece 
|
ÊṦḪEB:
sahiplerinin 
|
ELKHF:
Kehf 
|
VELRGYM:
ve Rakim 
|
KENVE:
olduklarını 
|
MN:

|
ËYETNE:
bizim ayetlerimizden 
|
ACBE:
şaşılacak 
|
10. |
ÎZ̃:
zaman 
|
ÊV:
sığındıkları 
|
ELFTYT:
o gençler 
|
ÎL:

|
ELKHF:
mağaraya 
|
FGELVE:
dediler 
|
RBNE:
Rabbimiz 
|
ËTNE:
bize ver 
|
MN:

|
LD̃NK:
katından 
|
RḪMT:
bir rahmet 
|
VHYÙ:
ve hazırla 
|
LNE:
bize 
|
MN:

|
ÊMRNE:
şu işimizden 
|
RŞD̃E:
bir çıkış yolu 
|
11. |
FŽRBNE:
biz de vurduk 
|
AL:
(ağırlık) 
|
ËZ̃ENHM:
kulaklarına 
|
FY:

|
ELKHF:
mağarada 
|
SNYN:
yıllar 
|
AD̃D̃E:
nice 
|
12. |
S̃M:
sonra 
|
BAS̃NEHM:
onları uyandırdık 
|
LNALM:
bilmek için 
|
ÊY:
hangisinin 
|
ELḪZBYN:
iki zümreden 
|
ÊḪṦ:
daha iyi hesabedeceğini 
|
LME:

|
LBS̃VE:
(onların) kaldıkları 
|
ÊMD̃E:
süreyi 
|
13. |
NḪN:
biz 
|
NGṦ:
anlatıyoruz 
|
ALYK:
sana 
|
NBÊHM:
onların haberlerini 
|
BELḪG:
gerçek olarak 
|
ÎNHM:
muhakkak onlar 
|
FTYT:
gençlerdi 
|
ËMNVE:
inanmış 
|
BRBHM:
Rablerine 
|
VZD̃NEHM:
biz de onların artırmıştık 
|
HD̃:
hidayetlerini 
|
14. |
VRBŦNE:
ve metanet bağlamıştık 
|
AL:
üstüne 
|
GLVBHM:
kalblerinin 
|
ÎZ̃:

|
GEMVE:
kalktılar 
|
FGELVE:
ve dediler ki 
|
RBNE:
Rabbimiz 
|
RB:
Rabbidir 
|
ELSMEVET:
göklerin 
|
VELÊRŽ:
ve yerin 
|
LN:

|
ND̃AV:
biz asla demeyiz 
|
MN:

|
D̃VNH:
O'ndan başkasına 
|
ÎLHE:
Tanrı 
|
LGD̃:
yoksa 
|
GLNE:
konuşmuş oluruz 
|
ÎZ̃E:
o zaman 
|
ŞŦŦE:
saçma sapan 
|
15. |
HÙLEÙ:
şunlar 
|
GVMNE:
şu kavmimiz 
|
ETḢZ̃VE:
edindiler 
|
MN:

|
D̃VNH:
O'ndan başka 
|
ËLHT:
tanrılar 
|
LVLE:
gerekmez mi? 
|
YÊTVN:
getirmeleri 
|
ALYHM:
onların 
|
BSLŦEN:
bir delil 
|
BYN:
açık 
|
FMN:
kim olabilir? 
|
ÊƵLM:
daha zalim 
|
MMN:

|
EFTR:
uydurandan 
|
AL:
karşı 
|
ELLH:
Allah'a 
|
KZ̃BE:
yalan 
|
16. |
VÎZ̃:
madem ki 
|
EATZLTMVHM:
siz onlardan ayrıldınız 
|
VME:
ve şeylerden 
|
YABD̃VN:
taptıkları 
|
ÎLE:
başka 
|
ELLH:
Allah'tan 
|
FÊVVE:
o halde sığının 
|
ÎL:

|
ELKHF:
mağaraya 
|
YNŞR:
yaysın (bollaştırsın) 
|
LKM:
size 
|
RBKM:
Rabbiniz 
|
MN:

|
RḪMTH:
rahmetini 
|
VYHYÙ:
ve hazırlasın 
|
LKM:
size 
|
MN:

|
ÊMRKM:
(şu) işinizden 
|
MRFGE:
yararlı bir şey 
|
17. |
VTR:
ve görürsün 
|
ELŞMS:
güneşi 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
ŦLAT:
doğduğu 
|
TZEVR:
eğiliyor 
|
AN:

|
KHFHM:
mağaralarından 
|
Z̃ET:

|
ELYMYN:
sağa doğru 
|
VÎZ̃E:
ve zaman 
|
ĞRBT:
battığı 
|
TGRŽHM:
onları makaslayıp geçiyor 
|
Z̃ET:

|
ELŞMEL:
sola doğru 
|
VHM:
ve onlar 
|
FY:
içindedirler 
|
FCVT:
bir dehlizin 
|
MNH:
onun (mağaranın) 
|
Z̃LK:
bu (durum) 
|
MN:

|
ËYET:
ayetlerindendir 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
MN:
kime 
|
YHD̃:
hidayet verirse 
|
ELLH:
Allah 
|
FHV:
o 
|
ELMHTD̃:
yolu bulmuştur 
|
VMN:
ve kimi de 
|
YŽLL:
sapıklıkta bırakırsa 
|
FLN:
artık 
|
TCD̃:
bulamazsın 
|
LH:
onun için 
|
VLYE:
bir dost 
|
MRŞD̃E:
yol gösteren 
|
18. |
VTḪSBHM:
sen onları sanırsın 
|
ÊYGEƵE:
uyanıklar 
|
VHM:
onlar 
|
RGVD̃:
uyudukları halde 
|
VNGLBHM:
ve onları (uykuda) çeviririz 
|
Z̃ET:

|
ELYMYN:
sağlarına 
|
VZ̃ET:
ve 
|
ELŞMEL:
sollarına 
|
VKLBHM:
ve köpekleri de 
|
BESŦ:
uzatmış vaziyettedir 
|
Z̃REAYH:
ön ayaklarını 
|
BELVṦYD̃:
girişte 
|
LV:
eğer 
|
EŦLAT:
görseydin 
|
ALYHM:
onların durumunu 
|
LVLYT:
mutlaka dönüp 
|
MNHM:
onlardan 
|
FRERE:
kaçardın 
|
VLMLÙT:
ve içine dolardı 
|
MNHM:
onlardan 
|
RABE:
korku 
|
19. |
VKZ̃LK:
yine böyle 
|
BAS̃NEHM:
onları dirilttik 
|
LYTSEÙLVE:
sormaları için 
|
BYNHM:
kendi aralarında 
|
GEL:
dedi ki 
|
GEÙL:
konuşan biri 
|
MNHM:
içlerinden 
|
KM:
ne kadar? 
|
LBS̃TM:
kaldınız 
|
GELVE:
dediler 
|
LBS̃NE:
kaldık 
|
YVME:
bir gün 
|
ÊV:
ya da 
|
BAŽ:
bir parçası (kadar) 
|
YVM:
günün 
|
GELVE:
dediler 
|
RBKM:
Rabbiniz 
|
ÊALM:
daha iyi bilir 
|
BME:
ne kadar 
|
LBS̃TM:
kaldığınızı 
|
FEBAS̃VE:
gönderin 
|
ÊḪD̃KM:
birinizi 
|
BVRGKM:
gümüş (para) ile 
|
HZ̃H:
şu 
|
ÎL:

|
ELMD̃YNT:
şehre 
|
FLYNƵR:
baksın 
|
ÊYHE:
hangi 
|
ÊZK:
daha temiz ise 
|
ŦAEME:
yiyecek 
|
FLYÊTKM:
size getirsin 
|
BRZG:
bir azık 
|
MNH:
ondan 
|
VLYTLŦF:
ve dikkatli davransın 
|
VLE:
sakın 
|
YŞARN:
sezdirmesin 
|
BKM:
sizi 
|
ÊḪD̃E:
birisine 
|
20. |
ÎNHM:
çünkü onlar 
|
ÎN:
eğer 
|
YƵHRVE:
ellerine geçirirlerse 
|
ALYKM:
sizi 
|
YRCMVKM:
taşlayarak öldürürler 
|
ÊV:
yahut 
|
YAYD̃VKM:
döndürürler 
|
FY:

|
MLTHM:
kendi dinlerine 
|
VLN:
ve asla 
|
TFLḪVE:
iflah olamazsınız 
|
ÎZ̃E:
o takdirde 
|
ÊBD̃E:
asla 
|
21. |
VKZ̃LK:
ve böylece 
|
ÊAS̃RNE:
buldurduk 
|
ALYHM:
onları 
|
LYALMVE:
bilsinler diye 
|
ÊN:
şüphesiz 
|
VAD̃:
va'dinin 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ḪG:
gerçek olduğunu 
|
VÊN:
ve şüphesiz 
|
ELSEAT:
saatin(geleceğinde) 
|
LE:
asla olmadığını 
|
RYB:
şüphe 
|
FYHE:
onda 
|
ÎZ̃:
o sırada 
|
YTNEZAVN:
tartışıyorlardı 
|
BYNHM:
kendi aralarında 
|
ÊMRHM:
onların durumlarını 
|
FGELVE:
dediler 
|
EBNVE:
bina edin 
|
ALYHM:
onların üstüne 
|
BNYENE:
bir bina 
|
RBHM:
Rableri 
|
ÊALM:
daha iyi bilir 
|
BHM:
onları 
|
GEL:
dediler ki 
|
ELZ̃YN:

|
ĞLBVE:
gâlip gelenler 
|
AL:

|
ÊMRHM:
onların işine 
|
LNTḢZ̃N:
mutlaka yapacağız 
|
ALYHM:
onların üstüne 
|
MSCD̃E:
bir mescid 
|
22. |
SYGVLVN:
diyecekler 
|
S̃LES̃T:
onlar üçtür 
|
REBAHM:
dördüncüleri 
|
KLBHM:
köpekleridir 
|
VYGVLVN:
ve diyecekler 
|
ḢMST:
beştir 
|
SED̃SHM:
altıncıları 
|
KLBHM:
köpekleridir 
|
RCME:
taş atar gibi 
|
BELĞYB:
görülmeyene 
|
VYGVLVN:
ve diyecekler 
|
SBAT:
yedidir 
|
VS̃EMNHM:
sekizincileri 
|
KLBHM:
köpekleridir 
|
GL:
de ki 
|
RBY:
Rabbim 
|
ÊALM:
daha iyi bilir 
|
BAD̃THM:
onların sayısını 
|
ME:
yoktur 
|
YALMHM:
onları bilen 
|
ÎLE:
dışında 
|
GLYL:
azı 
|
FLE:

|
TMER:
münakaşaya girme 
|
FYHM:
onlar hakkında 
|
ÎLE:
dışında 
|
MREÙ:
tartışma 
|
ƵEHRE:
sathi 
|
VLE:
ve 
|
TSTFT:
bir şey sorma 
|
FYHM:
onlar hakkında 
|
MNHM:
bunlardan 
|
ÊḪD̃E:
hiçbirine 
|
23. |
VLE:
ve 
|
TGVLN:
deme 
|
LŞYÙ:
hiçbir şey için 
|
ÎNY:
mutlaka 
|
FEAL:
yapacağım 
|
Z̃LK:
bunu 
|
ĞD̃E:
yarın 
|
24. |
ÎLE:
ancak 
|
ÊN:

|
YŞEÙ:
dilerse 
|
ELLH:
Allah 
|
VEZ̃KR:
ve an (hatırla) 
|
RBK:
Rabbini 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
NSYT:
unuttuğun 
|
VGL:
ve de ki 
|
AS:
umarım 
|
ÊN:

|
YHD̃YN:
beni ulaştırmasını 
|
RBY:
Rabbimin 
|
LÊGRB:
daha yakın 
|
MN:

|
HZ̃E:
bundan 
|
RŞD̃E:
bir doğruya 
|
25. |
VLBS̃VE:
ve kaldılar 
|
FY:

|
KHFHM:
mağaralarında 
|
S̃LES̃:
üç 
|
MEÙT:
yüz 
|
SNYN:
yıl 
|
VEZD̃ED̃VE:
ve ilave ettiler 
|
TSAE:
dokuz (yıl) 
|
26. |
GL:
de ki 
|
ELLH:
Allah 
|
ÊALM:
daha iyi bilir 
|
BME:
ne kadar 
|
LBS̃VE:
kaldıklarını 
|
LH:
O'nundur 
|
ĞYB:
gaybı 
|
ELSMEVET:
göklerin 
|
VELÊRŽ:
ve yerin 
|
ÊBṦR:
ne güzel görendir 
|
BH:
onu 
|
VÊSMA:
ne güzel işitendir 
|
ME:
yoktur 
|
LHM:
onların 
|
MN:

|
D̃VNH:
O'ndan başka 
|
MN:
hiçbir 
|
VLY:
yardımcısı 
|
VLE:
ve 
|
YŞRK:
O ortak etmez 
|
FY:

|
ḪKMH:
kendi hükmüne 
|
ÊḪD̃E:
kimseyi 
|
27. |
VETL:
oku 
|
ME:
şeyi 
|
ÊVḪY:
vahyedilen 
|
ÎLYK:
sana 
|
MN:

|
KTEB:
Kitabı'ndan 
|
RBK:
Rabbinin 
|
LE:
yoktur 
|
MBD̃L:
değiştirecek 
|
LKLMETH:
O'nun sözlerini 
|
VLN:
ve 
|
TCD̃:
bulamazsın 
|
MN:

|
D̃VNH:
O'ndan başka 
|
MLTḪD̃E:
sığınılacak bir kimse 
|
( Kırık Meal (Transcript) Meali; Kehf Suresi 6-27. Ayetler) — kuranmeali.eu/18/6
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.