Kehf Suresi 17-20. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
17. |وَتَرَى: ve görürsün | الشَّمْسَ: güneşi | إِذَا: zaman | طَلَعَتْ: doğduğu | تَزَاوَرُ: eğiliyor | عَنْ: | كَهْفِهِمْ: mağaralarından | ذَاتَ: | الْيَمِينِ: sağa doğru | وَإِذَا: ve zaman | غَرَبَتْ: battığı | تَقْرِضُهُمْ: onları makaslayıp geçiyor | ذَاتَ: | الشِّمَالِ: sola doğru | وَهُمْ: ve onlar | فِي: içindedirler | فَجْوَةٍ: bir dehlizin | مِنْهُ: onun (mağaranın) | ذَٰلِكَ: bu (durum) | مِنْ: | ايَاتِ: ayetlerindendir | اللَّهِ: Allah'ın | مَنْ: kime | يَهْدِ: hidayet verirse | اللَّهُ: Allah | فَهُوَ: o | الْمُهْتَدِ: yolu bulmuştur | وَمَنْ: ve kimi de | يُضْلِلْ: sapıklıkta bırakırsa | فَلَنْ: artık | تَجِدَ: bulamazsın | لَهُ: onun için | وَلِيًّا: bir dost | مُرْشِدًا: yol gösteren |
18. |وَتَحْسَبُهُمْ: sen onları sanırsın | أَيْقَاظًا: uyanıklar | وَهُمْ: onlar | رُقُودٌ: uyudukları halde | وَنُقَلِّبُهُمْ: ve onları (uykuda) çeviririz | ذَاتَ: | الْيَمِينِ: sağlarına | وَذَاتَ: ve | الشِّمَالِ: sollarına | وَكَلْبُهُمْ: ve köpekleri de | بَاسِطٌ: uzatmış vaziyettedir | ذِرَاعَيْهِ: ön ayaklarını | بِالْوَصِيدِ: girişte | لَوِ: eğer | اطَّلَعْتَ: görseydin | عَلَيْهِمْ: onların durumunu | لَوَلَّيْتَ: mutlaka dönüp | مِنْهُمْ: onlardan | فِرَارًا: kaçardın | وَلَمُلِئْتَ: ve içine dolardı | مِنْهُمْ: onlardan | رُعْبًا: korku |
19. |وَكَذَٰلِكَ: yine böyle | بَعَثْنَاهُمْ: onları dirilttik | لِيَتَسَاءَلُوا: sormaları için | بَيْنَهُمْ: kendi aralarında | قَالَ: dedi ki | قَائِلٌ: konuşan biri | مِنْهُمْ: içlerinden | كَمْ: ne kadar? | لَبِثْتُمْ: kaldınız | قَالُوا: dediler | لَبِثْنَا: kaldık | يَوْمًا: bir gün | أَوْ: ya da | بَعْضَ: bir parçası (kadar) | يَوْمٍ: günün | قَالُوا: dediler | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِمَا: ne kadar | لَبِثْتُمْ: kaldığınızı | فَابْعَثُوا: gönderin | أَحَدَكُمْ: birinizi | بِوَرِقِكُمْ: gümüş (para) ile | هَٰذِهِ: şu | إِلَى: | الْمَدِينَةِ: şehre | فَلْيَنْظُرْ: baksın | أَيُّهَا: hangi | أَزْكَىٰ: daha temiz ise | طَعَامًا: yiyecek | فَلْيَأْتِكُمْ: size getirsin | بِرِزْقٍ: bir azık | مِنْهُ: ondan | وَلْيَتَلَطَّفْ: ve dikkatli davransın | وَلَا: sakın | يُشْعِرَنَّ: sezdirmesin | بِكُمْ: sizi | أَحَدًا: birisine |
20. |إِنَّهُمْ: çünkü onlar | إِنْ: eğer | يَظْهَرُوا: ellerine geçirirlerse | عَلَيْكُمْ: sizi | يَرْجُمُوكُمْ: taşlayarak öldürürler | أَوْ: yahut | يُعِيدُوكُمْ: döndürürler | فِي: | مِلَّتِهِمْ: kendi dinlerine | وَلَنْ: ve asla | تُفْلِحُوا: iflah olamazsınız | إِذًا: o takdirde | أَبَدًا: asla |
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Kehf Suresi 17-20. Ayetler) — kuranmeali.eu/18/17
+ Önceki ayet − İlk ayeti kaldır − Son ayeti kaldır Sonraki ayet +
WhatsApp X Facebook E-posta
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.